Müşterinin faturayı ödememesi, alacağı doğrudan gider yazmak için yeterli değildir. Ticari alacağın tahsili şüpheli hâle gelmişse Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi kapsamında karşılık ayrılması; tahsil imkânı artık kalmamışsa 322. madde kapsamında değersiz alacak kaydı gündeme gelebilir. Hangi yolu kullanacağınızı alacağın niteliği, takip durumu, teminatı, belgeleri ve ilgili hesap dönemi belirler. Bu işlemler alacağın tamamının vergi dairesinden geri alınması anlamına gelmez; vergi matrahını etkileyen kayıtlardır. [1]
Tahsil etmediğim satış bedeli neden vergi hesabına giriyor?
Ticari kazançta gelir ve tahsilat aynı anda doğmayabilir. Bir satıştan doğan alacak, bedeli henüz kasaya veya bankaya girmeden gelir hesabını etkileyebilir. Bu nedenle “Müşteri ödemedi, o hâlde vergisi de yok” düşüncesi doğru sonuç vermeyebilir. Şüpheli ve değersiz alacak düzenlemeleri, tahsil sorununun vergi hesabına hangi koşullarda yansıyacağını belirler.
Örneğin Kocaeli’deki bir üretici şirketin teslim ettiği ürünlerin bedelini alamadığını düşünelim. Vadenin geçmesi, alacağın tamamını hemen silme hakkı vermez. Faturayı, teslimi, ödeme planını ve varsa teminatı kontrol ettikten sonra dava veya icra takibi yapılıp yapılmadığını belirlemek gerekir. Bu yazı, şirketlerin ticari alacaklarını ele alıyor; serbest meslek kazancını aynı kurallarla değerlendirmeyin.
Şüpheli alacak karşılığı ayırmak için icra takibi şart mı?
VUK m.323 iki ayrı durumu düzenler: Ticari veya zirai kazancın elde edilmesi ve sürdürülmesiyle ilgili, dava veya icra safhasındaki alacaklar; ayrıca kanuni parasal sınırı aşmayan ve protestoya veya birden fazla yazılı talebe rağmen ödenmeyen alacaklar. Küçük alacaklar için ikinci yol kullanılabilir; büyük bir ticari alacakta yalnız ihtar göndermek aynı koşulu sağlamaz. [1]
Karşılık, alacağın hangi müşteriye ve hangi işleme ait olduğunu gösterecek şekilde izlenmelidir. Bilanço esasındaki mükelleflerde pasifte karşılık ayrılır. Kanun, işletme hesabı esasındakiler için de koşulları sağlayan şüpheli alacakların gider kısmına kaydını düzenler. Sadece ödeme gecikmesine veya müşterinin sözlü olarak “ödeyemiyorum” demesine dayanarak kayıt yapmayın.
Danıştay 3. Daire, 07.11.2024, E.2022/3961, K.2024/5722 sayılı kararda, dava veya icra safhasında olmayan ve o dönemin küçük alacak koşullarını da sağlamayan alacaklar için ayrılan karşılığı kabul etmeyen hükmü onadı. Dosya 2016 yılına aitti. O tarihteki “takibe değmeyecek derecede küçük” ölçütünü, bugün uygulanan parasal sınırla karıştırmayın. Bu dosyada yalnız müşterinin ödeme yapmaması yeterli görülmedi; dava veya icra takibi ya da küçük alacağa ilişkin kanuni koşullar da arandı. [2]
2026’da dava açmadan karşılık ayrılabilecek alacak sınırı ne kadar?
588 Sıra No.lu Tebliğ’e göre VUK m.323’teki tutar, 2026 yılı için 25.000 TL’dir. Bu tutarı aşmamak tek başına yeterli değildir: Alacak, protestoya veya yazıyla bir defadan fazla istenmesine rağmen ödenmemiş olmalıdır. Yazılı talep yolunda, taleplerin muhataba ulaştığını ve borcun ne olduğunu gösteren kayıtları saklayın. [3] [4]
Örneğin 2026’da 20.000 TL tutarındaki ticari alacak için yalnız bir telefon görüşmesi yapmak bu yolu tamamlamaz. Buna karşılık 100.000 TL tutarındaki alacağı, sınırın altına düşürmek için kayıtlarda yapay parçalara ayırmak da güvenli bir yöntem değildir. 25.000 TL, her tahsil edilemeyen borcun otomatik silineceği bir eşik değil; m.323’teki ikinci yolun parasal koşuludur.
İcra dosyasını açıp bekletmek yeterli mi?
Dava veya icra başvurusunu, alacağı tahsil etmek amacıyla gerçekten takip etmek gerekir. GİB’in resmî açıklamalarında da yalnız şekli başvurunun yeterli olmadığı, başvuruların ciddiyetle takip edilmesi gerektiği belirtiliyor. Dosyanın açılışını, tebligatları, itirazları ve yapılan takip işlemlerini muhasebe kaydıyla birlikte saklayın. Bu idari açıklama, mahkeme kararı değildir. [4]
Şüpheli alacak için her durumda tahsilin imkânsızlığını kesinleştiren mahkeme kararını beklemek de gerekmez. Böyle bir sonuca ulaşmak, şüpheli alacak ile değersiz alacağı birbirine karıştırır. Ancak dava veya takibin konusu ile kayıtlardaki alacağın aynı olduğunun ve kanuni koşulların gerçekleştiğinin gösterilmesi gerekir.
Rehin veya başka teminat varsa alacağın tamamına karşılık ayrılır mı?
Kanun, teminatlı alacaklarda karşılığı teminattan geri kalan miktarla sınırlar. Bu nedenle teminatın hangi borcu karşıladığını, hukuki durumunu ve tutarını inceleyin. Müşterinin borcu ödememesi, geçerli bir teminatı yok saymak için yeterli değildir. Teminatın değeri veya tahsil kabiliyeti tartışmalıysa bunu somut belgelerle açıklamak gerekir. [1]
Sözleşmede “teminat” sözcüğünün geçmesiyle yetinmeyin. Rehin, ipotek, banka teminatı veya kefaletin kapsamı farklı olabilir. Bir borçlunun ödeme güçlüğünü, başka bir kişiye veya teminata başvurma imkânından ayrı değerlendirin.
Şüpheli alacak karşılığını sonraki yıl ayırabilir miyim?
GİB’in özelgelerindeki yaklaşım, karşılığın alacağın şüpheli hâle geldiği hesap döneminde ayrılması yönündedir. Bu nedenle dava veya icra dosyasının muhasebeye zamanında ulaşması önemlidir. İlgili yılda kayıt yapmayı unutmanın mutlaka sonraki yılda gider yazarak çözüleceğini varsaymayın. [4]
Bununla birlikte Danıştay 3. Daire, 10.11.2025, E.2023/8253, K.2025/4439 sayılı kararda, 2017’de şüpheli hâle gelen ticari alacak için 2018’de karşılık ayrılmasını kabul eden bölge idare mahkemesi hükmünü onadı. Bu yöndeki gerekçe, hakkın yalnız ilk yılda kullanılabileceğine ilişkin açık bir kanuni sınırlama bulunmamasıydı. Karşıoy ise dönemsellik ilkesi gereği karşılığın ilk yılda ayrılması gerektiğini savundu. [5]
Dolayısıyla burada idari uygulama ile mahkeme değerlendirmesini ayırmak gerekir. Karar, kaçırılan her yılın sonradan sorunsuz düzeltilebileceği güvencesi vermez. Geçmiş yılın kaydını düzeltmek veya dava açmak düşünülüyorsa önce mevcut kayıtları ve önceki beyannameleri incelemek gerekir.
Şüpheli alacak ne zaman değersiz alacağa dönüşür?
VUK m.322, mahkeme hükmü veya kanaat verici belgeye göre tahsil imkânı artık kalmayan alacakları düzenler. Burada yalnız ödeme ihtimalinin zayıflaması değil, alacağın tahsil edilemeyeceğini ortaya koyan dayanak aranır. Şüpheli alacak karşılığını ayırmış olmak, aynı tutarı bir kez daha gider yazma hakkı vermez. [1]
Yıllarca ödeme alınamaması, müşteriye ulaşılamaması veya şirketin ticari faaliyetini durdurması tek başına her dosyada aynı sonucu doğurmaz. İcra dosyasının durumu ve tahsilin neden imkânsız kaldığını gösteren belgeler önemlidir. Değersiz alacağın kayıt dönemiyle ilgili değerlendirmeyi de şüpheli alacak karşılığının dönemi tartışmasından ayrı yapın.
İcra takibinden vazgeçersem alacağı gider yazabilir miyim?
Alacaklının tek taraflı olarak takipten veya alacaktan vazgeçmesi, tahsil imkânsızlığını kendiliğinden ispatlamaz. Karaman Defterdarlığının 07.11.2022 tarihli, E-93181689-105-16107 sayılı özelgesi, icra takibinden feragat ederek daha önce karşılık ayrılmış alacağın değersiz alacak sayılmasının mümkün olmadığını açıklıyor. Belge, belirli başvuruya verilmiş idari görüştür; emsal mahkeme kararı değildir. [6]
Tahsil masrafını azaltmak için dosyayı kapatma kararıyla vergi kayıtlarını aynı işlem saymayın. Sulh, ibra, takipten vazgeçme ve tahsil imkânsızlığının belgelenmesi farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. İmzalayacağınız metnin alacak hakkına ve vergi kaydına etkisini birlikte değerlendirin.
Müşteri konkordato ilan ederse alacağın tamamı silinir mi?
Konkordato sürecine girilmesi, alacağın tamamının değersiz hâle geldiği anlamına gelmez. Geçici veya kesin mühlet, projenin tasdiki, tahsil edilecek tutar ve varsa vazgeçilen kısım ayrı aşamalardır. Şüpheli alacak karşılığı ile kesin olarak tahsilinden vazgeçilen bölümün kaydını aynı kabul etmeyin. VUK m.322 ve 323’teki ayrımı koruyarak ilgili mahkeme kararını inceleyin. [1]
Özellikle yalnız ödeme vadelerinin uzaması ile alacağın bir bölümünden hukuken vazgeçilmesi aynı değildir. Konkordato dosyasının ilanlarını, alacak bildirimini, tasdik kararını ve ödeme planını birlikte çıkarın. Kayıt dönemini belirlerken dosyanın hangi aşamada olduğunu ve kararın alacak üzerindeki etkisini esas alın.
Tahsil edemediğim faturanın KDV’sini geri alabilir miyim?
Faturanın ödenmemesi veya şüpheli alacak karşılığı ayrılması, daha önce hesaplanan KDV’yi kendiliğinden ortadan kaldırmaz. KDV Kanunu m.29/4, VUK m.322’ye göre değersiz hâle gelen alacağa ilişkin hesaplanıp beyan edilmiş KDV’nin, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirimini düzenler. Bu düzenleme, söz konusu KDV’nin her durumda nakit olarak geri ödeneceği anlamına gelmez. [7]
KDV’yi daha önce şüpheli alacak karşılığı içinde gelir veya kurumlar vergisi bakımından gider yazdıysanız, m.29/4 kapsamında indirim için bu tutarı gelir veya kurumlar vergisi matrahında gelir olarak dikkate alma koşulunu da kontrol edin. Böylece aynı KDV tutarı üzerinden iki kez vergi avantajı doğması önlenir. GİB’in 12.08.2020 tarihli özelgesinde de bu ayrım açıklanıyor; özelgenin başvuranı serbest meslek erbabı olduğu için onun sonucunu şirketin ticari alacağına doğrudan taşımayın. [8]
Yurt dışındaki müşteriden alacak için de karşılık ayrılabilir mi?
Alacağın yurt dışında olması tek başına karşılık ayrılmasını engellemez. Ancak yetkili mahkeme, takip yolu, yabancı belgeler ve alacağın ticari niteliği ayrıca incelenmelidir. Sadece yabancı müşterinin e-postayla ödeme güçlüğü bildirmesi, dava veya takip koşulunun yerine geçmez.
Danıştay 3. Daire, 16.09.2025, E.2024/10, K.2025/3233 sayılı kararda, yurt dışı satış alacaklarını Türkiye’de dava yoluyla takip eden şirket lehine verilen hükmü onadı. İdare, takibin borçlunun bulunduğu ülkede yapılması gerektiğini ileri sürmüştü. Karar, her yabancı alacak için Türkiye’de açılan her davanın yeterli olduğu anlamına gelmez; dosyada ilgili davaların derdestliği ve yetki değerlendirmesi etkiliydi. [9]
Danıştay 9. Daire, 16.04.2025, E.2023/6315, K.2025/1339 sayılı kararda farklı bir sonuca ulaştı. Yurt dışı iş ortaklığına sermaye amacıyla gönderilen paranın geri alınması için dava açan şirket, şüpheli alacak karşılığı ayırmıştı. Bölge idare mahkemesi, ödemenin defter kaydını ve hasılat durumunu dikkate alarak karşılığı reddetti; Daire bu hükmü onadı. Tetkik hâkiminin karşılığın kabulü yönündeki görüşü, Dairenin kararı değildir. Bu nedenle ihracat faturası alacağıyla ortaklığa aktarılan sermayeyi aynı tür alacak gibi değerlendirmeyin. [10]
Karşılık ayırmadan önce hangi belgeleri hazırlamalısınız?
Fatura ve cari hesap dökümü alacağın kaynağını; teslim ve hizmet belgeleri işlemin gerçekleştiğini; dava veya icra kayıtları ise tahsil girişimini gösterir. Bunları tek müşteri ve tek alacak bazında eşleştirin. Kısmi ödemeleri, teminatı ve önceki yıllarda ayrılan karşılıkları da aynı dosyada izleyin.
Muhasebe ve hukuk birimleri arasında dosya açılışı, karar ve tahsilat bildirimini düzenli yürütün. Karşılık ayrılmış bir alacağı sonradan tahsil ederseniz tahsil edilen miktarı ilgili dönemde kâr-zarar hesabına aktarmak gerekir. Vergi hesabında kayıt yapılması, alacak hakkının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. [1]
Vergi dairesi karşılığı kabul etmeyip ihbarname düzenlerse, işlem gerekçesiyle birlikte tebligat tarihini de kontrol edin. Vergi Hukuku Bilgi Merkezi üzerinden inceleme ve ihbarname rehberlerine ulaşabilirsiniz.
| Belge | Yanıtladığı soru |
|---|---|
| Alacak ve teslim belgeleri | Gerçek bir ticari alacak var mı; doğru tutar hangisi? |
| Dava/icra dosyası ve yazılı talepler | Hangi kanuni yolun koşulları, ne zaman oluştu? |
| Teminat ve kısmi ödeme kayıtları | Hangi bölüm risk altında ve henüz tahsil edilmedi? |
| Önceki karşılıklar ve beyannameler | Aynı tutar daha önce gider yazıldı mı; dönem doğru mu? |
| Tahsil imkânsızlığını gösteren karar/belge | Şüpheli alacak mı, değersiz alacak mı? |
Kaynakça
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m.322 ve 323 — ↩
- Danıştay 3. Daire, 07.11.2024, E.2022/3961, K.2024/5722 — ↩
- Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:588), 2026 had ve tutar listesi, m.323 satırı — ↩
- GİB özelgesi, alacağın gerçekliği, yazılı talepler ve takip koşulları — ↩
- Danıştay 3. Daire, 10.11.2025, E.2023/8253, K.2025/4439 — ↩
- Karaman Defterdarlığı, 07.11.2022, E-93181689-105-16107 sayılı özelge — ↩
- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu, m.29/4 — ↩
- İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı, 12.08.2020, 21152195-130[29-2020-2705]-E.227107 sayılı özelge — ↩
- Danıştay 3. Daire, 16.09.2025, E.2024/10, K.2025/3233 — ↩
- Danıştay 9. Daire, 16.04.2025, E.2023/6315, K.2025/1339 — ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
