Trafik Kazasında İhtiyati Haciz: Şartları ve Başvuru Süreci

Trafik kazasında ihtiyati haciz, tazminat alacağının ileride tahsilini güvenceye almak için, koşulları varsa sorumlunun malvarlığı üzerinde geçici haciz uygulanmasını sağlar. Dava sonuçlanmadan istenebilir. Ancak kazanın gerçekleşmesi tek başına yeterli değildir; alacak, sorumluluk ve istenen korumanın tutarı hakkında mahkemeye kanaat verecek deliller sunulmalıdır.[1][2]

Karşı tarafın aracını satacağından endişe edilmesi, hangi hukuki yola başvurulacağı sorusunu gündeme getirir. Bu rehber; ihtiyati haciz ile tedbirin farkını, kusur ve zarar henüz kesinleşmemişken yapılacak değerlendirmeyi, teminatı ve karar sonrasındaki süreleri açıklar. Asıl tazminat kalemleri için Trafik Kazası Bilgi Merkezi incelenebilir.

Trafik kazasında ihtiyati haciz ile ihtiyati tedbir arasındaki fark nedir?

İhtiyati haciz, para alacağının tahsilini güvenceye almaya yöneliktir. İhtiyati tedbir ise HMK m.389 kapsamında uyuşmazlık konusu hakkı korur. Tazminat davasında kazaya karışan aracın mülkiyetinin kime ait olduğu tartışılmıyorsa, yalnız araç satılmasın diye tedbir istemekle para alacağı için haciz istemek aynı hukuki talep değildir. Dilekçede korunması istenen hak ve talebin türü açıkça gösterilmelidir.[1][3]

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 20.05.2026, E.2026/1096, K.2026/887 sayılı kararında, ölümlü trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasında araçlar ve diğer mallar üzerindeki ihtiyati tedbir talebini değerlendirmiştir. Daire, davanın konusunu oluşturmayan malvarlığının HMK m.389 kapsamında tedbire konu edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bu karar ihtiyati haciz talebinin reddi değildir; seçilen koruma yolunun neden önemli olduğunu gösterir.[4]

Koruma yoluAmaç ve sınır
İhtiyati hacizPara alacağının tahsilini güvenceye alır; İİK m.257 ve devamındaki koşullara tabidir.
İhtiyati tedbirUyuşmazlık konusu hakka ilişkin geçici korumadır; başka mallara genel ödeme güvencesi kurmakla aynı değildir.
Kesin hacizTakibin geldiği aşama ve koşullarına göre alacağın cebren tahsiline hizmet eder. İhtiyati haczin alınması tek başına bu aşamaya geçildiğini göstermez.

Trafik kazasında ihtiyati haciz için hangi şartlar aranır?

İİK m.257/1 uyarınca temel koşullar; bir para alacağının bulunması, alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olmasıdır. İİK m.258 ayrıca alacak ve gerektiğinde haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulmasını ister. Mahkeme bu aşamada tazminat davasını bütünüyle sonuçlandırmaz; geçici koruma için gerekli değerlendirmeyi yapar.[1]

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.11.2022 tarihli, E.2022/8964, K.2022/15530 sayılı kararında, haksız fiilden doğan tazminatın olay tarihinde talep ve dava edilebilir hâle geldiği açıklanmıştır. Bu, miktarın ve sorumluluğun hiçbir belge aranmadan kabul edilmesi anlamına gelmez. Muacceliyet ile alacağın yaklaşık ispatı ayrı konulardır.[2]

Karşı tarafın mal kaçırdığını kanıtlamak zorunlu mu?

Vadesi gelmiş ve rehinle güvenceye alınmamış alacakta, İİK m.257/1 ayrıca mal kaçırma koşulu aramaz. Vadesi gelmemiş borçlarda ise m.257/2’deki özel hâller önem taşır: borçlunun belirli yerleşim yerinin bulunmaması veya borcundan kurtulmak amacıyla mal gizleme, kaçırma yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlere başvurması gibi. İki fıkranın koşulları birbirine karıştırılmamalıdır.[1][2]

Kusur oranı ve tazminat miktarı kesinleşmeden haciz istenebilir mi?

Kesinleşmiş kusur raporu veya nihai tazminat hesabı her başvuruda ön koşul değildir. Bununla birlikte kazanın oluşu, zarar, karşı tarafın sorumluluğu ve koruma istenen miktar mevcut belgelerle açıklanmalıdır. Kaza tespit tutanağı, görüntüler, soruşturma dosyasındaki raporlar, sağlık kayıtları veya hasar hesabı birlikte değerlendirilir. Tutanak tek başına bütün uyuşmazlığı kesin olarak çözmez.[1][2]

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 24.04.2025, E.2025/458, K.2025/538 sayılı kararında, yaralanmalı trafik kazasına ilişkin haciz talebinin reddine karşı başvuruyu incelemiştir. Daire; kusur bilgileri, belirlenmemiş maluliyet ve iş göremezlik süresi, talep miktarı ve ölçülülüğü birlikte değerlendirerek istinafı esastan reddetmiştir. Koşullar değiştiğinde yeniden talepte bulunulabileceğini de belirtmiştir. Karar, “kaza tarihinde muaccel oldu” açıklamasının tek başına yeterli görülmeyebileceğini ortaya koyar.[5]

Bu karar ile Yargıtayın manevi tazminatta hacze imkân tanıyan yaklaşımı aynı sonuç gibi sunulmamalıdır. Yargıtay, manevi tazminat için kategorik bir engel bulunmadığını söyler; Ankara kararı ise o dosyadaki deliller ve miktar üzerinden ret sonucuna ulaşır. Başvuruda soyut hukuk açıklamasının yanında, istenen tutarın hangi belgelere dayandığı da gösterilmelidir.[2][5]

Manevi tazminat için de ihtiyati haciz konulabilir mi?

Evet, koşulları varsa mümkündür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.11.2022 tarihli, E.2022/8964, K.2022/15530 sayılı kararı, bu konudaki bölge adliye mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığı gidermiştir. Daire, haksız fiile dayalı manevi tazminatta İİK koşulları ve alacağın varlığı hakkında kanaat oluşması hâlinde, somut olaya ve ölçülülüğe uygun haciz kararı verilebileceğini kabul etmiştir. Bu karar bir içtihadı birleştirme kararı olarak adlandırılmamalıdır.[2]

İstenen manevi tazminatın tamamı için otomatik haciz kurulmaz. Yaralanmanın ağırlığı, ölüm, kusur ve mevcut belgeler ile geçici korumanın tutarı değerlendirilir. Yakınların kendi taleplerinin dayanağı da ayrıca açıklanmalıdır. Trafik kazasında manevi tazminat rehberi, hak sahipliği ve talebin muhataplarını ayrıntılandırır.[2]

Sürücünün mü, araç sahibinin mi mallarına haciz konulur?

Haciz istenen kişinin tazminat sorumluluğunun dayanağı gösterilmelidir. Kusurlu sürücü ile KTK m.85 kapsamındaki işleten aynı kişi olmayabilir. KTK m.3’teki işleten tanımı nedeniyle tescil kaydı önemli olmakla birlikte, uzun süreli kiralama ve fiilî işletme gibi durumlar da değerlendirilir. KTK m.88’deki müteselsil sorumluluk düzenlemesi, dosyadaki her kişinin kendiliğinden borçlu sayılması anlamına gelmez.[6]

Sadece sürücü hakkında alınmış bir kararın, ayrıca sorumluluğu ve karar kapsamındaki konumu gösterilmeyen araç sahibi ya da şirket ortağının malvarlığına kendiliğinden uygulanacağı varsayılmamalıdır. Kişi, talep miktarı ve haczedilecek malvarlığı bakımından kararın sınırlarına uyulmalıdır.[1][6]

Trafik sigortası varsa sürücüye veya işletene haciz istenemez mi?

Sigorta poliçesinin bulunması, İİK m.257’deki rehin güvencesiyle aynı şey değildir. Buna karşılık poliçe kapsamı, limit, yapılan ödemeler ve aynı zarar için başka güvenceler talebin tutarıyla birlikte incelenmelidir. Manevi tazminat KTK m.92/f gereğince zorunlu trafik sigortası kapsamında değildir. Sigortacı, sürücü ve işletenin sorumluluğu aynı kapsamdaymış gibi tek bir tutarla ele alınmamalıdır.[1][6]

Yalnız kazaya karışan araç mı haczedilebilir?

İİK m.257, borçluya ait taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki alacakları ve diğer hakları kapsar. Dolayısıyla koruma kazaya karışan araçla sınırlı değildir; karar kapsamına göre banka hesabındaki alacaklar veya başka malvarlığı da gündeme gelebilir. Ancak haczedilmezlik kuralları, üçüncü kişilerin hakları ve borca yetecek miktar gözetilir. Bütün malların sınırsız biçimde bağlanması amaçlanmaz.[1]

Aracın önceden devredilmiş olması hâlinde, yalnız kazaya karışmış olması yeni sahibinin malının bu borç için haczedilebileceğini göstermez. Güncel mülkiyet ve devir kayıtları incelenmelidir. Devrin hukuki geçerliliği veya kötü niyet iddiası farklı inceleme gerektirebilir; ihtiyati haciz talebi bunların tamamını kendiliğinden çözmez.[1][6]

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 20.02.2017, E.2016/19192, K.2017/1178 sayılı kararında, iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasındaki hacze itirazı incelemiştir. Daire, ihtiyati haciz koşullarının bulunduğunu kabul etmekle birlikte; diğer davalının sunduğu teminat mektubuyla yeterli güvence sağlanmasını, talep miktarını ve ölçülülüğü birlikte değerlendirerek şirketlerden biri yönünden haczin kaldırılması talebinin reddini bozmuştur. Trafik kazasına ilişkin olmayan bu emsal, mevcut güvencenin ve birden fazla borçlu üzerindeki haczin kapsamının neden incelenmesi gerektiğini açıklar.[7]

Kararda şirketin yapısı ve mal kaçırma ihtimalinin bulunmaması da değerlendirilmiştir. Ancak buradan muaccel alacaklarda mal kaçırmanın ayrıca kanıtlanmasının zorunlu olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Somut kararda yeterli teminat ile ölçülülük birlikte etkili olmuştur; bir borçlunun güvence sunması diğer herkesin mallarındaki haczi her dosyada kendiliğinden kaldırmaz.[1][7]

Yaralanmalı veya ölümlü kazada savcılığın araç şerhi farklı mı?

KTK m.85/2, motorlu aracın ölüm veya yaralanmaya sebep olması hâlinde, devir ve temliki ya da üzerinde hak tesisini önlemek amacıyla Cumhuriyet savcılığınca tescil kaydına şerh verilmesini düzenler. Şerhten itibaren bir ay içinde kaldırılması veya devamı hakkında mahkeme kararı ibraz edilmezse şerh hükümsüz sayılır. Bu özel şerh, İİK kapsamında ihtiyati haciz kararı alınmasıyla aynı işlem değildir; on günlük infaz ve yedi günlük tamamlama sürelerinin yerine geçirilmemelidir.[6][1]

Dava açmadan ihtiyati haciz istenebilir mi; hangi mahkemeye başvurulur?

Dava veya icra takibi başlamadan önce de ihtiyati haciz talep edilebilir. İİK m.258’in m.50’ye yaptığı gönderme ile alacağın niteliğine ilişkin görev kuralları birlikte incelenir. Dava sürüyorsa talep dosyanın bulunduğu aşama ve yetkili mahkeme gözetilerek hazırlanır. Başvurunun ayrı yapılabilmesi, görev ve yetki değerlendirmesini gereksiz kılmaz.[1][3]

Sadece sürücü ve işletene yönelen olağan bir trafik sorumluluğu uyuşmazlığıyla, sigorta hukukundan doğan ticari dava aynı görev incelemesine tabi olmayabilir. HMK m.2, 6 ve 16 ile TTK m.4–5 ve KTK m.110 dikkate alınır. Sigortacının taraf olduğu veya kazanın ayrıca iş kazası niteliği taşıdığı dosyalarda görev, talepler ve taraflara göre ayrıca belirlenmelidir. İstanbul, Kocaeli veya Sakarya’da gerçekleşmesi tek başına bütün başvuruları aynı adliyeye yöneltmez.[3][6][8]

İhtiyati haciz talebi için hangi belgeler hazırlanmalı?

Belge veya bilgiBaşvurudaki işlevi
Kaza tutanağı, fotoğraf ve kamera kayıtlarıKazanın oluşunu ve sorumluluk iddiasını somutlaştırır.
Ceza/soruşturma dosyasındaki raporlarOlay, kusur ve taraf bağlantısının değerlendirilmesine yardımcı olur.
Hastane kayıtları, epikriz ve sağlık raporlarıYaralanmayı, iyileşme dönemini ve mevcut tıbbi durumu açıklar.
Ekspertiz, onarım ve değer kaybı belgeleriAraç zararının ve istenen haciz tutarının dayanağını gösterir.
Tescil, işletme veya kiralama belgeleriSorumluluk iddiası ile malın kime ait olduğunun ayrılmasını sağlar.
Poliçe, ödeme ve başvuru kayıtlarıKarşılanan zarar ve kalan tutarın denetlenmesini sağlar.
Gerekçeli talep ve tutar açıklamasıKim hakkında, hangi alacak için, ne ölçüde koruma istendiğini belirler.

Bu liste her başvuruda bütün belgelerin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Eldeki deliller talebin türüne göre seçilir; eksik belge ve henüz tamamlanmamış raporlar açıkça belirtilir. Maluliyet raporuna itiraz ile ihtiyati haciz incelemesi farklı amaç taşır. Haciz talebindeki geçici değerlendirme nihai maluliyet oranı olarak sunulmamalıdır.[1][2][5]

İhtiyati hacizde teminat zorunlu mu, oranı ne kadar?

İİK m.259 uyarınca alacaklı, haksız çıkması hâlinde borçlu ve üçüncü kişilerin uğrayacağı zararlar için kural olarak teminat gösterir. Alacak ilama dayanıyorsa teminat aranmaz; ilam niteliğindeki belgeye dayanıyorsa gerekip gerekmediğini mahkeme takdir eder. Kanunda bütün trafik dosyalarında uygulanacak sabit yüzde 10 veya yüzde 15 oranı yazılı değildir. Teminatın şekli ve miktarı, ilgili hükümler ve dosyanın koşullarıyla belirlenir.[1][3]

Teminatı ödeyecek gücüm yoksa ne yapılabilir?

HMK m.334 ve devamındaki adli yardım koşulları değerlendirilebilir. Kişinin kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmadan giderleri karşılama gücü ile talebin açıkça dayanaktan yoksun olup olmadığı incelenir. Gelir, malvarlığı ve zorunlu giderleri açıklayan belgeler sunulmalıdır. Ekonomik güçlük beyanı tek başına teminatsız haciz kararı anlamına gelmez; adli yardım talebinin ve kapsamının mahkemece değerlendirilmesi gerekir.[3]

Karar verildikten sonra haciz kendiliğinden uygulanır mı?

Hayır. İİK m.261’e göre alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren on gün içinde, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden infazını istemelidir. Aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar. Başlangıç kararın alacaklıya tebliğ edildiği gün değildir. Teminat koşulu, infaz talebi, giderler ve karar kapsamındaki malvarlığı işlemleri ayrıca takip edilmelidir.[1]

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 04.12.2017, E.2017/8019, K.2017/15050 sayılı kararında, ihtiyati haciz kararına dayanılarak yapılan maaş haczini incelemiştir. Ödeme emri tebliğ edilmediği için takip kesinleşmediğinden haczin kaldırılamayacağı; işlemin ihtiyati haciz kararına dayanıp dayanmadığının gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bu emsal trafik kazasının esasını değil, ihtiyati haczin infazı ile kesin takip aşamasının farklılığını açıklar. Maaşın tamamının sınırsız haczedilebileceği sonucu çıkarılamaz.[9]

On günlük süre kaçırılırsa yeniden ihtiyati haciz istenebilir mi?

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 10.09.2026, E.2026/800, K.2026/1207 sayılı kararında, motosiklet sürücüsünün yaralandığı trafik kazasına ilişkin yeni haciz talebini incelemiştir. İlk haciz süresinde infaz edilmediği için kalkmış; davacı daha sonra yeniden başvurmuştur. İlk derece mahkemesi 11.000 TL teminatla 55.000 TL alacak miktarıyla sınırlı yeni haciz kararı vermiş, buna itirazı da reddetmiştir. Daire, önceki haczin kalkmasını yeni başvuruya engel görmeyerek borçluların istinafını esastan reddetmiştir.[10]

Daire, kaza tutanağındaki kusur tespitini, tedavi evrakını ve kemik kırıklarını gösteren doktor raporlarını yaklaşık ispat bakımından yeterli bulmuştur. Bu yönüyle karar, yukarıdaki Ankara kararından farklı delil değerlendirmesine dayanır. Yeni talebin mümkün olması eski haczin canlandığı anlamına gelmez; yeni kararın koşulları ve uygulama süresi ayrıca izlenmelidir. Karardaki teminat tutarı da bütün trafik kazalarına uygulanacak sabit bir oran oluşturmaz.[10][1]

İhtiyati hacizde 10 gün, 7 gün ve bir aylık süre neyi ifade eder?

İşlemBaşlangıç ve süre
Kararın infazını isteme — İİK m.261Kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün.
Dava veya takip öncesindeki haczi tamamlama — m.264/1Haczin uygulanmasından; alacaklı yokluğunda uygulanmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde dava veya takip.
Ödeme emrine itiraz sonrasında korumayı sürdürme — m.264/2İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 7 gün içinde uygun kaldırma talebi veya dava; kaldırma talebi reddedilirse kanundaki ayrıca başlayan 7 günlük dava süresi.
Dava sırasında konulan veya dava ile tamamlanan haciz — m.264/3Esas hakkındaki hükmün mahkemece tebliğinden itibaren 1 ay içinde takip talebi.
Dinlenmeden verilen hacze borçlunun itirazı — m.265Borçlu hacizde hazırsa uygulamadan; değilse haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün.

Bu süreler birbirinin yerine geçmez. Dava açılmış olması on günlük infaz talebini ortadan kaldırmaz; ödeme emrine itirazda olağan dava süresinin bulunması da ihtiyati haczi aynı süre boyunca korumaz. Kanundaki tamamlama işlemleri yapılmazsa haczin hükümsüz kalması gündeme gelir. Somut son gün; karar, haciz ve tebliğ kayıtları, tatiller ve uygulanabilir özel hükümler görülerek hesaplanmalıdır.[1]

Arabuluculuk sırasında yedi günlük dava açma süresi işler mi?

Dava şartı arabuluculuk hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıkta, 6325 sayılı Kanun m.18/A/16 özel düzenleme içerir: İİK m.264/1’deki dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar işlemez. Bu hüküm, karar tarihinden başlayan on günlük infaz süresinin de durduğu şeklinde genişletilmemelidir. Arabuluculuk başvuru ve son tutanak tarihleri ayrı kaydedilmelidir.[11][1]

Trafik kazasına ilişkin her talebin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu söylenemez. Ticari dava niteliği, sigortacıya yönelen talep ve diğer taraflar ayrıca belirlenir. TTK m.5/A kapsamı ile ihtiyati haczi tamamlayan işlem birlikte planlanmalı; sigortaya başvuru, arabuluculuk ve icra işlemleri aynı başvuru sayılmamalıdır.[8][11]

İhtiyati hacze nasıl itiraz edilir, istinaf yolu açık mı?

Borçlu kendisi dinlenmeden verilen kararda, İİK m.265’teki başlangıçtan itibaren yedi gün içinde haciz sebeplerine, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebilir. Menfaati ihlal edilen üçüncü kişi için öğrenmeden itibaren yedi günlük süre ve kanunda sayılan itiraz nedenleri uygulanır. İtirazın dayanağı belgeler dilekçeye eklenmelidir. İnfaz işleminin hukuka aykırılığına ilişkin şikâyet ise m.261 uyarınca icra mahkemesinin incelemesine tabidir.[1]

Talebin reddi ve tarafın yüzüne karşı verilen haciz kararı bakımından İİK m.258; dinlenmeden verilen karara itirazın sonucu bakımından m.265 değerlendirilir. İstinafta HMK m.345’teki tebliğden itibaren iki haftalık süre gözetilir. Bölge adliye mahkemesinin geçici koruma hakkındaki kararı kesin olup, bu karar ile asıl tazminat hükmünün kanun yolu birbirinden ayrılmalıdır. İİK m.265’e göre istinafa başvuru haczin icrasını durdurmaz.[1][3]

Borçlu teminat göstererek ihtiyati haczi kaldırabilir mi?

İİK m.266, borçlunun kanunda belirtilen uygun güvenceyi göstererek haczin kaldırılmasını istemesine imkân tanır. Takip başladıktan sonra bu yetki icra mahkemesine geçer. Bu güvence, alacaklının haksız haciz zararları için gösterdiği m.259 teminatıyla aynı amaçta değildir. Haczin kaldırılması, tek başına tazminat borcunun sona ermesi veya davanın bitmesi anlamına gelmez.[1]

İcra emri iptal edilirse borçlunun teminat mektubu hemen iade edilir mi?

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 20.05.2024, E.2023/8890, K.2024/5021 sayılı kararında, İİK m.266 kapsamında sunulan teminat mektubunun iadesini değerlendirmiştir. İhtiyati haczin uygulanması için başlatılan takipte ödeme emri yerine yanlışlıkla icra emri gönderilmiştir. Önce takibin iptaline karar verilmiş; daha sonraki incelemede bu karar kaldırılarak yalnız icra emri iptal edilmiş ve takip ayakta kalmıştır.[12]

Bölge adliye mahkemesi, takibin iptal edildiği kabulünden hareketle mektubun iadesine karar vermiştir. Yargıtay ise sonraki karar nedeniyle takibin sürdüğünü gözeterek iade kararını bozmuştur. Bu emsal trafik kazasının sorumluluk esasına ilişkin değildir; takip ile takipteki bir işlemin iptalinin farklı sonuçlar doğurabileceğini gösterir. Teminatın iadesi değerlendirilirken iptal kararının kapsamı ve dosyanın son durumu görülmelidir. Ayrıca karardan, icra mahkemesi kararlarının uygulanması için her durumda kesinleşme gerektiği sonucu çıkarılamaz; Daire bunun tersini açıkça belirtmiştir.[12]

İhtiyati haciz konulunca tazminat hemen ödenir mi?

Hayır. İhtiyati haciz, alacak hakkında nihai hüküm ve doğrudan ödeme kararı yerine geçmez. Kesin hacze dönüşme, takip ve satış koşulları ayrıca gerçekleşmelidir. İİK m.268, ihtiyati haczin tek başına başka bir rüçhan hakkı vermediğini düzenler. Daha önceki rehinler, diğer alacaklılar ve malvarlığının değeri tahsil sonucunu etkileyebilir. Bu nedenle haciz kararı alınması “tazminat kesin tahsil edildi” şeklinde sunulamaz.[1][2]

Haciz isteyen taraf haksız çıkarsa sorumlu olur mu?

İİK m.259, ihtiyati haciz isteyen alacaklının haksız çıkması hâlinde borçlu ve üçüncü kişilerin bu nedenle uğradığı zararlardan sorumluluğunu düzenler. Teminatın bulunması, bütün zararların her durumda teminat miktarıyla sınırlı olduğu anlamına gelmez. Başvurunun dayanağı, zarar ve diğer sorumluluk koşulları ayrıca incelenir. Bu nedenle delille desteklenmeyen veya alacakla orantısız taleplerden kaçınılmalıdır.[1]

Başvurudan önce hangi üç konu netleştirilmeli?

  • Alacak ve muhatap: Hangi zarar, hangi kişi ve hangi hukuki sorumluluk nedeniyle ileri sürülüyor?
  • Delil ve tutar: Mevcut belgeler hangi miktar için geçici korumayı destekliyor; önceki ödemeler var mı?
  • Uygulama ve süre: Teminat, infaz talebi, dava/takip ve tebliğ tarihleri kim tarafından izlenecek?

Doğru hazırlanmış talep, yalnız mal kaçırma endişesini anlatmakla kalmaz; tazminatla sorumluyu, delille miktarı ve kararla uygulanacak işlemi ilişkilendirir. Yaralanmaya ilişkin talepler için yaralanmalı trafik kazası rehberi; ödeme alınmışsa eksik ödeme ve ibraname incelemesi birlikte değerlendirilebilir.[1][2]

Resmî kaynaklar ve emsal kararlar

Kaynak kontrolü: 1 Kasım 2026. Kararlar resmî tam metinlerinden incelenmiş; olay tarihleri, çoğunluk gerekçeleri ve hüküm sonuçları birbirinden ayrılmıştır.

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir