Yaya ve Bisiklet Kazasında Tazminat Hakları

Yayaya veya bisikletliye motorlu araç çarpması hâlinde tedavi ve bakım giderleri, geçici ya da kalıcı çalışma gücü kaybı ve koşulları varsa manevi zarar için tazminat istenebilir. Talebin kime yöneltileceği ve karşılanacak tutar; kazanın oluşuna, tarafların sorumluluğuna, yaralanmanın sonuçlarına ve sigorta kapsamına göre belirlenir. Yaya veya bisikletli olmak tek başına tam kusursuzluk sağlamaz; bir kural ihlali de her durumda bütün hakların kaybedildiği anlamına gelmez.[1][2]

Yaya kazası tazminatında geçiş yeri ve aracın hareketi; bisiklet kazası tazminatında ise bunlara ek olarak aracın teknik sınıfı önem taşır. Özellikle “elektrikli bisiklet” adıyla kullanılan araçların hepsi aynı hukuki statüde değildir. Bu rehber, başvuruyu etkileyen bu ayrımları ve resmî kararlardaki somut örneklerini ele almaktadır.

Yayaya araba çarparsa tazminatı kim öder?

Kusurlu sürücünün sorumluluğu TBK m.49’a, motorlu aracın işleteninin sorumluluğu KTK m.85 ve devamına dayanır. İşleten çoğu olayda araç sahibiyle örtüşse de uzun süreli kiralama ve araç üzerindeki fiilî hâkimiyet gibi durumlar ayrıca araştırılır. Yalnız direksiyondaki kişiyi belirlemek, bütün sorumluları belirlemek için yeterli olmayabilir.[1][2]

Zorunlu trafik sigortası, işletenin sigorta kapsamındaki sorumluluğunu ilgili teminat sınırları içinde karşılar. Limit, yaralanan herkese ödenecek sabit bir tazminat değildir. Önce zarar, kazayla bağlantısı ve sorumluluk belirlenir; kaza tarihinde geçerli teminat ve poliçe koşulları uygulanır. Limit üstünde kalan zarar bakımından diğer sorumlulara başvuru değerlendirilir.[1]

Manevi tazminat zorunlu trafik sigortası kapsamı dışındadır. Bu talep, koşulları varsa sürücü ve işleten gibi sorumlulara yöneltilir. Ayrı bir ihtiyari poliçenin bulunması hâlinde onun kapsamı ayrıca incelenir. Böylece “sigorta ödeme yapmadı” cevabının hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da açıklığa kavuşturulur.[1][2]

Yaya kusurluysa tazminat alınabilir mi?

Yayanın kazaya katkısı, tazminatın azalmasına yol açabilir. Ancak “yaya kural ihlal etti, işletenin sorumluluğu bitti” biçiminde otomatik bir sonuç kurulamaz. KTK m.86, işletenin kurtuluşu için kendi veya sorumlu olduğu kişilerin kusurunun bulunmamasını, araçtaki bozukluğun kazayı etkilememesini ve kazanın mücbir sebepten yahut zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan doğduğunun ispatını arar. Kurtuluş gerçekleşmezse zarar görenin kusuru indirim bakımından değerlendirilir.[1]

Somut olayda görüş mesafesi, aracın hızı, fren ve manevra olanağı, yolun aydınlatılması, trafik işaretleri ve yayanın hareketi birlikte incelenir. Yalnız “yaya aniden çıktı” veya “sürücü hızlıydı” denmesi yeterli bir kusur incelemesinin yerini tutmaz. Her iki iddianın da olayın fiziksel koşulları ve delillerle karşılaştırılması gerekir.[1][2]

Yaya geçidinde veya geçit dışında kaza olunca ne değişir?

KTK m.74’e göre görevli veya ışıklı işaret bulunmayan, işaret ya da levhayla belirlenmiş kavşak giriş ve çıkışları ile yaya ve okul geçitlerine yaklaşan sürücüler yavaşlamak, geçen veya geçmek üzere bulunan yayalara durarak ilk geçiş hakkı vermek zorundadır. Bunun yanında ışık veya görevli bulunan yerlerde ilgili yönlendirmeye uyulmalıdır. Geçidin varlığı, olayın diğer koşulları incelenmeden tek başına bir kusur yüzdesi belirlemez.[1]

Yaya geçidi dışında geçmek de her durumda aynı anlama gelmez. KTK m.68, yaya ve okul geçitleri ile kavşakları esas alır; yüz metre kadar mesafede bunların bulunmaması hâlinde ise trafiği güçleştirmeden, yolu kontrol ederek, güvenliği sağlayıp en kısa doğrultu ve zamanda geçmeye ilişkin koşullar getirir. Bu nedenle geçidin mesafesi, yolun düzeni ve geçiş biçimi belirlenmeden yayanın bütün tazminat haklarını kaybettiği söylenemez.[1]

Kaza tutanağındaki kusur değerlendirmesine itiraz edilebilir mi?

Kaza tespit tutanağı önemli bir delildir. Kusur tartışmalı olduğunda kamera görüntüleri, olay yeri fotoğrafları, tanıklar, ölçümler ve varsa ceza soruşturması kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekebilir. İtirazın, tutanağın hangi tespitine neden karşı çıkıldığını açıklaması incelemeyi somutlaştırır. Örneğin çarpma yerinin çizimde yanlış gösterilmesi ile hız değerlendirmesine itiraz aynı delillerle çözülemeyebilir.[3]

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 07.04.2026, E. 2024/12923, K. 2026/3812 sayılı kararında, 24.12.2022 tarihli kazada yaralanan yayanın talebini incelemiştir. Tutanakta sürücünün yasak yerde geri manevra yaptığı, yayanın ise kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Sigortacı kusura itiraz etmesine rağmen hakemler uzman kusur raporu almadan karar vermiştir.[3]

Daire çoğunluğu, varsa ceza soruşturması dosyası ve bütün deliller değerlendirilerek uzmanlardan ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir kusur raporu alınması gerektiği için kararı bozmuştur. Karar, yayayı kusurlu ilan etmemiş; kusur araştırmasının eksikliğine işaret etmiştir. Metindeki çalışmayan ileri yaştaki davacının geçici kazanç kaybına ilişkin farklı değerlendirme ise karşı oydadır; çoğunluğun bozma gerekçesiyle karıştırılmamalıdır.[3]

Bisikletliye otomobil çarparsa sigortadan tazminat alınabilir mi?

Bisikletlinin motorlu araçla çarpışmada yaralanması hâlinde, motorlu aracın sorumluluğu ve trafik sigortası kapsamında bedensel zarar talebi değerlendirilebilir. Bisikletin zorunlu trafik sigortasının bulunmaması, otomobilin sigortacısına karşı talebi tek başına ortadan kaldırmaz. Başvuruda karşı aracın kazaya etkisi, işletenin sorumluluğu, zarar ve varsa bisikletlinin kusuru incelenir.[1][2]

Bisiklet sürücüsünün uyması gereken kurallar da kusur incelemesinin parçasıdır. KTK m.66’daki bisiklet yolu veya şeridi ve yaya alanlarına ilişkin kurallar; dönüş, kavşak ve işaret hükümleriyle birlikte değerlendirilir. Bir bisiklet yolunun varlığı ileri sürülüyorsa yolun olay yerindeki konumu, işaretleri ve kazayla ilişkisi somut olarak gösterilmelidir.[1]

Elektrikli bisiklet ile motorlu bisiklet arasında neden ayrım yapılır?

KTK m.3 uyarınca azami sürekli anma gücü 0,25 kW’ı geçmeyen, hız arttıkça gücü düşen, hızı en fazla 25 km/saate ulaştığında veya pedal çevirmeye ara verildiğinde gücü tamamen kesilen elektrikli bisikletler bisiklet sınıfındadır. Motorlu bisiklet (moped) ise ayrı teknik ölçütlerle tanımlanır. Ürünün satış adı veya yalnız dış görünüşü bu sınıflandırmanın yerine geçmez.[1]

Dosyada üretici teknik belgesi, motor gücü, tasarım hızı, pedal desteğinin çalışma biçimi ve gerekiyorsa uzman incelemesi önem taşır. Bu ayrım özellikle zarar veren aracın kendi sigorta yükümlülüğünü ve uygulanacak sorumluluk rejimini etkiler. Bisikletliye çarpan otomobilin sorumluluğu ile bisikletin başka bir kişiye verdiği zarar birbirinden ayrı ele alınmalıdır.[1]

Bisiklet sürücüsü yayaya zarar verirse kim sorumlu olur?

KTK m.103, motorsuz taşıtlar ve motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunu genel hükümlere tabi tutar. Bu nedenle bisiklet veya mopedin verdiği zararda, otomobil için öngörülen özel sorumluluk ve zorunlu sigorta rejimi kendiliğinden uygulanmaz. TBK kapsamındaki haksız fiil ve varsa diğer sorumluluk sebepleri araştırılır.[1][2]

Anayasa Mahkemesi, 11.12.2025, E. 2025/155, K. 2025/256 sayılı ve 17.02.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararında, m.103’teki motorlu bisiklet ibaresine yönelik iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir. Mahkeme, genel hükümlerin zararların giderilmesine olanak verdiğini; koşulları varsa adam çalıştıranın sorumluluğu veya önemli ölçüde tehlike arz eden işletme faaliyeti gibi başka dayanakların da değerlendirilebileceğini açıklamıştır.[4]

Bu karar “moped kazasında yalnız sürücüye gidilir, başka hiç kimse sorumlu tutulamaz” sonucunu desteklemez. Örneğin çalışanın işi sırasında zarar vermesinde işverenin sorumluluğu ayrıca incelenebilir. Buna karşılık her bisiklet kullanımını tehlikeli işletme saymak veya otomatik bir sigorta güvencesi bulunduğunu kabul etmek de doğru olmaz; ilgili hükmün kendi koşulları aranır.[4][2]

Kask takmamak tazminatı azaltır mı?

Koruyucu ekipman yükümlülüğü ile tazminattan indirim yapılması ayrı değerlendirmeler gerektirir. 04.11.2025 tarihli değişiklikle düzenlenen Trafik Yönetmeliği m.150/2-a, belirtilen istisnalar dışında bisiklet ve elektrikli bisiklet dâhil sayılan araçlarda koruma başlığının takılıp bağlanmasını düzenler; bisikletlilerde koruma gözlüğü aranmaz. Geçmiş kazalarda olay tarihinde yürürlükteki düzenleme ayrıca incelenmelidir.[5]

TBK m.52 bakımından soru, ekipman eksikliğinin tazminata esas zararın doğmasına veya artmasına etkisinin bulunup bulunmadığıdır. Bu bağ araştırılmadan her kazada aynı oranda indirim yapılması isabetli değildir. Baş bölgesi yaralanmasıyla omuz veya dirsek yaralanmasının koruyucu başlık bakımından aynı şekilde değerlendirilmesi beklenemez.[2][6]

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 16.02.2026, E. 2024/8759, K. 2026/1591 sayılı kararında, 25.08.2022 tarihli elektrikli bisiklet kazasını incelemiştir. Hakemler kask kullanılmaması nedeniyle yüzde 20 indirim yapmış; oysa hükme esas raporda maluliyet omuz ve dirsek yaralanmasına dayandırılmış, işitme kaybıyla kaza arasında bağlantı kurulmamıştır.[6]

Daire, tazminata esas alınmayan yaralanma üzerinden indirim yapılmasını doğru bulmamış ve bu yönden kararı bozmuştur. Hesapta bakiye ömrün belirlenmesine ilişkin ayrıca bir bozma nedeni de vardır. Kararın bu yazı bakımından önemi, kaskın gereksiz olduğu değil, indirim gerekçesiyle tazminata esas yaralanma arasındaki bağın gösterilmesi gerektiğidir.[6]

Yaya ve bisiklet kazasında hangi zararlar istenebilir?

Tedavi giderleri, iyileşme dönemindeki kazanç kaybı, kalıcı çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması TBK m.54 kapsamında değerlendirilir. Gerekli bakım giderleri ve manevi tazminat da kendi koşullarıyla ele alınır. Tek bir sağlık raporundaki oran, bütün bu kalemlerin tutarını kendiliğinden belirlemez. Hangi giderin SGK, hangi talebin sigorta veya diğer sorumlular bakımından değerlendirileceği ayrılmalıdır.[2][1]

Çalışan, öğrenci, çocuk, emekli veya ev işlerini yürüten kişinin durumu aynı hesapla geçiştirilemez. Belgelenmiş ücret kaybı, günlük yaşamda kalıcı güç kaybı ve başkasının yardımına ihtiyaç farklı konulardır. Çalışılmıyor olması bütün zararları ortadan kaldırmaz; buna karşılık fiilen doğmamış bir ücret kaybı da varsayımla eklenemez. Ayrıntılar yaralanmalı trafik kazasında tazminat rehberinde açıklanmaktadır.[2]

Kazazedeye ailesi bakarsa bakım gideri istenebilir mi?

Bakımın aile tarafından karşılanması, tıbben gerekli yardımın ekonomik değerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bakım ihtiyacı, süresi ve kapsamı ayrıca belirlenmelidir. Özellikle çocukta yaş nedeniyle olağan olarak sunulan bakım ile yaralanmanın doğurduğu ek ihtiyaç ayırt edilmelidir.[7]

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 21.05.2026, E. 2023/2830, K. 2026/6235 sayılı kararında, 20.05.2014 tarihinde yaya olarak yaralanan çocuk yönünden geçici bakım ihtiyacının araştırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesinin bakıcı tutulduğunun veya gider yapıldığının ispatlanmadığı gerekçesiyle talebi reddetmesini yeterli bulmamış; uzman görüşüyle bakım ihtiyacı ve süresinin belirlenmesi gerektiği için hükmü bozmuştur. Karar, iyileşme süresinin tamamının otomatik olarak bakım süresi sayılacağı anlamına gelmez.[7]

Tıbbi rapor, ailece sağlanan yardım ve giderlerin değerlendirilmesi için trafik kazasında bakıcı gideri rehberi; raporun yanlış veya eksik olması hâlinde ise maluliyet raporuna itiraz rehberi incelenebilir.

Çarpan araç kaçarsa veya sigortasızsa ne yapılır?

Öncelikle olayın ve aracın tespitine yarayacak kayıtların korunması gerekir. Araç belirlenemiyorsa ya da zorunlu sigortası yoksa, bedensel zarar bakımından Güvence Hesabının kanuni sorumluluk koşulları araştırılır. Her sigortasız taşıtın ve her hasarın Hesap kapsamına girdiği söylenemez. Özellikle sigorta yükümlülüğü bulunmayan bisiklet veya moped ile sigorta yaptırılması gerektiği hâlde yaptırılmamış otomobil ayrılmalıdır.[8][1][4]

Kimliği belirlenemeyen araçta olayın motorlu araçtan kaynaklandığını gösteren tanık, görüntü ve soruşturma kayıtları önem taşır. Yaralanma ile eşya hasarı aynı kapsamda değerlendirilmez. Başvuru belgeleri ve kapsam ayrımları Güvence Hesabı başvuru rehberinde yer almaktadır.[8]

Sürücü yayaya kasten çarparsa sigorta güvencesi ortadan kalkar mı?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.06.2025, E. 2024/246, K. 2025/391 sayılı kararında, yabancı plakalı ve geçerli uluslararası sigortası bulunmayan araçla yayaya kasten çarpılması olayını incelemiştir. Düzce’deki ceza dosyasıyla bağlantılı uyuşmazlıkta Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin, aracın silah gibi kullanıldığı gerekçesiyle Güvence Hesabına karşı talebi reddeden direnme kararı bozulmuştur.[9]

Kurul, somut olayda aracın işletilmesi, zarar verici fiil, zarar ve uygun nedensellik bağının bulunduğunu; kasıtlı davranışın ilgili düzenlemede teminat dışı hâl yerine rücu sebebi olarak ele alındığını açıklamıştır. Böylece zarar görenin talebiyle ödemeyi yapan kurumun sorumluya dönmesi ayrılmıştır. Bu değerlendirme, her kasıtlı olayda inceleme yapılmadan aynı sonuca varılacağı anlamına gelmez; kararın araç, işletilme ve teminat koşulları korunmalıdır.[9]

Yaya veya bisiklet kazası başvurusunda hangi belgeler önemlidir?

Belge veya kayıtAçıklığa kavuşturduğu konu
Tutanak, olay yeri fotoğrafı, kamera ve tanık bilgisiÇarpma noktası, geçiş yönü, görüş, trafik işaretleri ve tarafların hareketleri.
Soruşturma dosyası ve uzman kusur raporuÇelişkili anlatımlar ve kazanın teknik oluşu.
Bisikletin teknik belgesi ve hasar fotoğraflarıAraç sınıfı, motor gücü, pedal desteği ve çarpışma izleri.
Acil kayıtları, epikriz ve takip muayeneleriYaralanmanın zamanı, niteliği, tedavi seyri ve kazayla bağlantısı.
Uygun sağlık raporu ve bakım değerlendirmesiKalıcı etkilenme ile geçici veya sürekli yardım ihtiyacı.
Gelir ve gider belgeleri, önceki ödeme kayıtlarıGerçek kayıp, giderin gerekliliği ve aynı zararın iki kez hesaplanmaması.

Görüntüler saklama süresi nedeniyle kaybolabileceğinden, kayıtların bulunduğu yer ve zaman gecikmeden belirlenmeli; hukuka uygun temin ve muhafaza yolları kullanılmalıdır. Tanığın yalnız telefonunu kaydetmek yerine olayın hangi kısmını gördüğünün de belirlenmesi yararlıdır. Sağlık belgelerinde ise kazayla ilişkili yakınmaların ve sonraki tedavilerin birbirini izleyebilmesi önemlidir.

Sigortaya nasıl başvurulur, süreler ne zaman başlar?

KTK m.97, sigortacıya karşı dava yolundan önce yazılı başvuru öngörür. Sigortacı başvuruyu en geç 15 gün içinde yazılı cevaplamaz veya cevap talebi karşılamazsa dava ya da koşulları uygun tahkim yolu değerlendirilir. Bu süre ile m.99’daki gerekli belgelerin iletilmesinden sonraki sekiz iş günlük ödeme düzenlemesi birbirinden farklıdır. Başvurunun gönderildiği ve ulaştığı tarihler, ekleri ve cevap saklanmalıdır.[1]

Maddi tazminatta KTK m.109, zararın ve yükümlünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıllık süreyi düzenler; fiil suç oluşturuyor ve ceza zamanaşımı daha uzunsa maddi talepte bu süre de gündeme gelebilir. Manevi talepte TBK m.72 ve olayın niteliği ayrıca incelenir. Her kazada tek bir uzun süreye güvenilmemeli; rapor veya soruşturma beklenirken sürenin korunup korunmadığı değerlendirilmelidir.[1][2]

Yaya kazası tazminatı ne kadar olur?

Herkes için geçerli bir tutar verilemez. Kalıcı etkilenme, iyileşme ve bakım süresi, yaş, ilgili gelir verileri, kusur, sigorta teminatı ve önceki ödemeler birlikte değerlendirilir. Başka bir kişinin aldığı tutarı aynı yaralanma adı üzerinden karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Önce hangi zararların doğduğu ve bunların nasıl ispatlanacağı belirlenmelidir.[1][2]

Başvuru hazırlığında kazanın oluşunu, araç sınıfını ve tıbbi süreci ayrı belgelemek; ardından talepleri doğru muhataplara yöneltmek gerekir. Diğer kaza türleri ve ilgili başvuru rehberlerine Trafik Kazası Bilgi Merkezi üzerinden ulaşılabilir.

Resmî kaynaklar ve emsal kararlar

Kaynak kontrolü: 31 Ekim 2026. Kararlar resmî tam metinlerinden incelenmiş; olay tarihleri, çoğunluk gerekçeleri ve hüküm sonuçları birbirinden ayrılmıştır.

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir