Anonim Şirketin Vergi Borcu Ortağından veya Yönetim Kurulu Üyesinden İstenebilir mi?

Anonim şirketin vergi borcu, yalnız ortak olduğu için pay sahibinden istenemez. Yönetim kurulu üyesi veya şirketi temsile yetkili kişi bakımından ise temsil yetkisi, görev dönemi, yerine getirilmeyen vergi ödevi ve şirketten tahsil koşulları önem taşır. Bir kişi hem ortak hem kanuni temsilci olabilir. Bu durumda, borcun kendisinden hangi sıfatla istendiğine bakmak gerekir. [1] [2]

Anonim şirket ortağı vergi borcundan sorumlu mu?

Anonim şirketin vergi borcu, yalnız pay sahibi olduğu için ortağın şahsi borcuna dönüşmez. Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesine göre şirket borçlarından kendi mal varlığıyla sorumludur; pay sahibinin sermaye taahhüdünden doğan sorumluluğu ise şirkete karşıdır. Ortağın aynı zamanda kanuni temsilci olması, ayrıca kefalet vermesi veya başka bir hukuki sebeple sorumluluk üstlenmesi farklıdır. “Ortak olduğum için mi, şirketi temsil ettiğim için mi takip ediliyorum?” sorusu bu nedenle ilk sırada gelir. [1]

Limited şirket ortağı için 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde yer alan sermaye payı oranındaki kamu borcu sorumluluğu, anonim şirket pay sahibine sırf benzerlik gerekçesiyle uygulanamaz. İki şirket türünü aynı kabul etmek, ödeme emrine karşı savunmayı yanlış bir temele oturtabilir. Limited şirketler için ortak ve müdürün vergi borcu sorumluluğu rehberimizde ayrı açıklamalar bulunuyor. [3]

Örneğin Gebze’de faaliyet gösteren bir anonim şirkette yüzde 40 pay sahibi olan kişinin yönetim veya temsil yetkisi bulunmadığını düşünelim. Şirketin vergi borcunun yüzde 40’ını doğrudan bu kişiden istemek için yalnız pay oranını göstermek yeterli olmaz. Kişi ayrıca kanuni temsilciyse bu kez pay oranından bağımsız bir sorumluluk incelemesi gerekir.

Her yönetim kurulu üyesi aynı ölçüde sorumlu mu?

Yönetim kurulu üyelerinin durumunu anlamak için yalnız isim listesine bakılmaz. Şirket esas sözleşmesi, yönetim kurulu kararları ve ticaret sicili ilanları temsil yetkisinin kimde olduğunu gösterir. Türk Ticaret Kanunu’nun 365. maddesi yönetim ve temsili yönetim kuruluna verir; 370. madde temsil yetkisinin devrini ve kullanım şeklini düzenler. Yönetimin devri ile temsil yetkisinin devri de aynı işlem değildir. [1]

Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse ve kurul tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imzayla kullanılır. Kurul bu yetkiyi murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişiye devredebilir; en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisi bulunmalıdır. “Mali işlere ben bakmıyordum” açıklaması, yetkiyi geçerli biçimde devreden belgelerin yerine geçmez. Buna karşılık usulüne uygun temsil devri varsa bütün üyelerin durumunu aynı kabul etmek de doğru olmaz.

İmza sirkülerinin yanında, temsil yetkisini veren kararı ve yetkinin geçerli olduğu tarihleri de incelemek gerekir. Yetkiyi veren karar, temsilin tek veya birlikte imzayla kullanılıp kullanılmadığı ve yetkinin hangi tarihlerde sürdüğü birlikte incelenir. Muhasebe işlerini dışarıdan bir mali müşavirin yürütmesi de vergi ödevinin kanuni temsilciye ait olup olmadığını tek başına değiştirmez.

Vergi dairesi ne zaman şahsi mal varlığına başvurabilir?

Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi, tüzel kişinin vergi ödevlerini kanuni temsilcinin yerine getirmesini öngörür. Temsilci bu ödevleri yerine getirmediği için şirketin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bağlı alacaklar, kanuni ödevini yerine getirmeyen temsilciden istenebilir. Bu nedenle idare, şirketin borcunu göstermekle yetinemez. Kişinin temsil yetkisini, yerine getirmediği vergi ödevini ve borcun şirketten neden alınamadığını da ortaya koymalıdır. [2]

Önce şirket hakkında hangi işlemlerin yapıldığını araştırın: borç hangi belgeyle kesinleşti, şirkete yapılan tebligatlar usulüne uygun mu, hangi mal varlığı araştırmaları yapıldı, bulunan mallardan tahsil mümkün mü? “Şirket ödemedi” açıklaması bu incelemeyi karşılamaz. Kişisel ödeme emrinde farklı yılların borçları birlikte yer alıyorsa her kalemi görev dönemiyle karşılaştırmak gerekir.

6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi de kanuni temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluğunu düzenler. Ancak Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi ve bağlı alacaklarla diğer kamu alacaklarını tek bir kurala bağlamayın. Takipte hangi hükme dayanıldığını ve alacağın türünü belirleyin. Bu yazı, SGK prim borçlarına özgü sorumluluk kurallarını kapsamıyor. [3]

Yönetim kurulundan istifa eden kişi, önceki dönemin vergi borcundan sorumlu olur mu?

İstifa, geçmiş döneme ait bütün sorumlulukları kendiliğinden silmez. Ödeme emrinin istifadan sonra gelmesi de tek başına yeterli bir itiraz değildir. Verginin ilgili olduğu dönem, beyan ve ödeme ödevlerinin zamanı, temsil yetkisinin başlangıç ve bitişi ile istifanın şirkete ulaştığını gösteren belgeler birlikte değerlendirilir. Ticaret sicilindeki ayrılma kaydını da bu zaman çizelgesine ekleyin.

Danıştay 3. Daire, 10.03.2025, E.2023/7054, K.2025/1169 sayılı dosyada, istifanın şirkete bildirildiği tarih ile sicil ilanı arasında uzun bir süre vardı. Alt mahkeme fiilen ayrılma ve sonraki vergi ödevleri üzerinden ödeme emrini iptal etmişti. Danıştay ise sonucu uygun bulurken özellikle kişinin sonraki yapılandırma ve ihlal sırasında temsilci olmamasına dayandı. Ayrıca şirket hakkında önceden tamamlanan takibin, yapılandırma ihlalinden sonra mutlaka baştan başlaması gerektiği görüşünü kabul etmedi. [4]

Bu kararın yalnız ilk derece gerekçesini okuyup “istifa bildirimi bütün borçları sona erdirir” sonucuna varamayız. Noter bildirimi, teslim kaydı ve sicil ilanı önemlidir; fakat borcun ve varsa yapılandırmanın hangi döneme ait olduğunu da görmek gerekir.

Yeni yönetimin yaptığı yapılandırma eski yöneticiyi etkiler mi?

Danıştay 3. Daire, 25.09.2025, E.2025/2567, K.2025/3504 sayılı kararda, sonraki dönemde yapılan yapılandırma ve ihlali sırasında temsilcilik sıfatı bulunmayan kişi hakkında uygulanan e-haczi inceledi. Çoğunluk, yapılandırmayla yeni bir hukuki durum oluştuğu gerekçesiyle davayı reddeden bölge idare mahkemesi kararını bozdu. [5]

Karşıoylardan birinde ise sonraki yöneticinin yapılandırma başvurusunun, önceki dönemde doğan kanuni sorumluluğu değiştirmeyeceği savunuldu. Dolayısıyla kararı “borç yapılandırılınca eski yönetici her durumda kurtulur” biçiminde aktarmak doğru olmaz. Başvuru tarihi, yapılandırılan kalemler, taksitlerin ihlali ve kişinin bu aşamalardaki yetkisi incelenmelidir. Şirketin borcu yapılandırması ile kişinin kendi borcunu yapılandırmasını da ayırın.

Eski dönem borçlarında bugünkü şirket kuralları uygulanır mı?

Bugün verilen bir karar, mutlaka bugün yürürlükteki şirket kurallarını geçmiş olaya uygulamaz. Özellikle 1 Temmuz 2012 öncesi borçlarda, mülga 6762 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu arasındaki fark sonucu etkileyebilir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 08.10.2025, E.2023/1239, K.2025/719 sayılı kararda, eski kanun döneminde tüzel kişi ortağı temsilen yönetim kuruluna seçilen gerçek kişiyi değerlendirdi. Kurul, o dönemin düzenlemesine göre sorumluluğun üye sıfatını taşıyan gerçek kişiye ait olabileceğini belirterek ısrar kararını bozdu. Bununla birlikte şirket hakkındaki takip, tebligat, tahsil imkânı ve zamanaşımı gibi diğer konuların yeniden incelenmesini istedi. [6]

Bu sonucu bugünkü her tüzel kişi yönetim kurulu üyeliğine doğrudan taşımayın. Güncel Türk Ticaret Kanunu’nun 359. maddesi tüzel kişinin kurul üyeliğine seçilmesini ve onun adına hareket edecek gerçek kişinin tescilini ayrıca düzenler. Önce olayın tarihini ve üyeliğin hangi sıfatla kurulduğunu belirleyin. [1]

Ödeme emrindeki iddiaları hangi belgelerle kontrol edebilirsiniz?

Bir belgenin yalnız güncel örneğini almak yerine borcun kapsadığı yıllardaki kayıtları da isteyin. Temsil yetkisi birkaç kez değişmişse güncel sicil ilanı eski dönemi açıklamaz. Aşağıdaki belgeleri borç kalemleriyle eşleştirmek, kişisel takibin dayanağını görmeyi kolaylaştırır.

BelgeYanıt aranan soru
Esas sözleşme, temsil kararları ve dönemsel sicil ilanlarıKim, hangi tarihlerde ve hangi imza şekliyle temsile yetkiliydi?
İstifa, görevden alma ve şirkete ulaşma kayıtlarıGörev ne zaman ve hangi işlemle sona erdi?
Şirket ve kişi adına ödeme emirleri ile tebligatlarKim hakkında hangi borç için ve ne zaman takip başlatıldı?
Şirketin mal varlığı araştırmaları ve tahsil kayıtlarıŞirketten tahsil koşulu nasıl ortaya konuldu?
Beyannameler, tahakkuklar, ödeme ve yapılandırma belgeleriÖdev, vade, ödeme ve yapılandırma hangi döneme ait?

Şahsi ödeme emri veya e-haciz gelirse ne yapılmalı?

Önce işlemin şirkete mi, doğrudan size mi yöneldiğini ve hangi sıfatın yazıldığını belirleyin. Tebliğ kaydını ve ayrıntılı borç dökümünü alın. 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesi kapsamında ödeme emrine karşı dava süresi tebliğden itibaren 15 gündür. Borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı itirazlarının somut dayanaklarını gösterin; şahsi sorumluluk koşullarının oluşmadığı iddiasını da bu belgelerle açıklayın. [3]

Ödeme emrine karşı dava açılması tahsilatı kendiliğinden durdurmaz. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27/4. maddesi uyarınca tahsil işlemleriyle ilgili davalarda yürütmenin durdurulması ayrıca değerlendirilir. Vergi dairesine verilen bir düzeltme veya kaldırma dilekçesinin dava süresini koruduğunu varsaymayın. [7]

Banka hesabına haciz konulmuşsa haczin dayanağı ödeme emirlerini ve bunların tebligatlarını da inceleyin. Ödeme emri, vergi/ceza ihbarnamesi ve e-haciz farklı işlemlerdir; her birinde süre ve dava konusu ayrıca belirlenir. Ayrıntılı başvuru açıklamaları için Vergi Hukuku Bilgi Merkezimizden ilgili rehbere ulaşabilirsiniz.

Kaynakça

  1. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.329, 359, 365, 367, 370–373 — ↩
  2. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m.10 — ↩
  3. 6183 sayılı Kanun, m.35, mükerrer 35 ve 58 — ↩
  4. Danıştay 3. Daire, 10.03.2025, E.2023/7054, K.2025/1169 — ↩
  5. Danıştay 3. Daire, 25.09.2025, E.2025/2567, K.2025/3504 — ↩
  6. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 08.10.2025, E.2023/1239, K.2025/719 — ↩
  7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.27/4 — ↩

Yasal Uyarı

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir