Trafik kazası tazminatında zamanaşımı tek bir süreden oluşmaz. Motorlu araç kazasından doğan maddi zarar taleplerinde genel kural, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıl; her hâlde kaza gününden itibaren on yıldır. Eylem suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa bu süre de değerlendirilir. Manevi tazminat, kasko ve karara itiraz gibi konularda talebin hukuki dayanağı ayrıca belirlenmelidir.[1][2]
Sigortaya başvurmak, şirketin cevabını beklemek ve dava açmak aynı işlem değildir. Dosyanın sigorta şirketinde açık olması veya bir sağlık raporunun beklenmesi, zamanaşımının her durumda durduğu anlamına gelmez. Süre kontrolü yapılırken kaza, öğrenme, başvuru, ödeme ve dava tarihlerini ayrı görmek gerekir.
İçindekiler
- Trafik kazası tazminatı kaç yıl içinde istenebilir?
- Yaralanmalı kazada sekiz, ölümlü kazada on beş yıl kuralı her olayda geçerli mi?
- Maluliyet raporu sonradan çıktıysa zamanaşımı rapor tarihinden mi başlar?
- Sigorta şirketine başvurmak veya ihtarname göndermek zamanaşımını keser mi?
- Arabuluculuk sırasında zamanaşımı durur mu?
- Dava açmak talebin tamamı için süreyi korur mu?
- Kendi kaskomdan istediğim tazminatta süre aynı mı?
- Sigortanın cevap ve ödeme süreleri dava zamanaşımıyla aynı mı?
- Süre kontrolü için hangi belgeler hazırlanmalı?
- Sürenin geçtiği söyleniyorsa ne yapılmalı?
Trafik kazası tazminatı kaç yıl içinde istenebilir?
KTK m.109, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararlar için iki ve on yıllık süreleri düzenler. İki yıllık süre zarar ile sorumlunun öğrenilmesine; on yıllık süre ise kaza gününe bağlanmıştır. Bu iki süreyi birbirine ekleyip herkes için on iki yıllık başvuru imkânı bulunduğu sonucuna varılamaz. Daha uzun ceza zamanaşımı ve süreyi etkileyen işlemler ayrıca incelenir.[1]
Araç onarım bedeli, değer kaybı veya bedensel zarar için yapılan başvuruda önce hangi kaybın, kimden ve hangi hukuki ilişkiye dayanılarak istendiği belirlenmelidir. Kaza başka bir sorumluluk ilişkisi de doğurmuşsa bütün taleplerin aynı hükme tabi olduğu varsayılmamalıdır. Bu rehber, temel trafik sorumluluğu ve sigorta sürelerini açıklar; her dosya için otomatik bir son gün hesabı yapmaz.[1][2]
İki yıllık süre kaza günü mü, zararın öğrenildiği gün mü başlar?
Kanundaki başlangıç, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesidir. Ancak her olayda öğrenmenin yıllar sonra gerçekleştiği de kabul edilmez. Araç hasarının hemen görüldüğü dosyayla, yaralanmanın sonuçlarının zaman içinde açıklığa kavuştuğu dosya aynı değerlendirmeyi gerektirmeyebilir. Öğrenme tarihi bir iddia olarak bırakılmamalı; tutanak, tedavi kayıtları, yazışmalar ve önceki başvurularla birlikte açıklanmalıdır.[1][2]
Kazadan iki yıl geçtiyse bütün haklar sona ermiş olur mu?
Sadece takvime bakarak bu sonuca varılamaz. Önce öğrenme tarihi, daha uzun ceza zamanaşımı ve kesilme veya durma sebepleri araştırılır. Öte yandan “on yıl dolmadı” demek de her durumda yeterli değildir; genel kuraldaki iki yıllık sürenin ve özel koşulların birlikte değerlendirilmesi gerekir.[1][2]
Yaralanmalı kazada sekiz, ölümlü kazada on beş yıl kuralı her olayda geçerli mi?
Bu rakamlar suçun niteliğinden hareketle gündeme gelir; bütün trafik taleplerine uygulanacak değişmez bir tarife değildir. TCK m.66, beş yıldan fazla olmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz; beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıllık dava zamanaşımı öngörür. Fiilin hangi suç kapsamına girdiği ve olay tarihinde geçerli ceza hükmü belirlenmelidir.[3]
Taksirle yaralama ile taksirle öldürme bu nedenle aynı şekilde değerlendirilmez. Ölen ve yaralanan kişi sayısı, failin yaşı, eylemin hukuki niteliği ve uygulanacak dönem hükümleri süre hesabını etkileyebilir. İnternetteki “yaralanma varsa her zaman sekiz yıl” açıklamasıyla işlem yapılmamalıdır. Ceza dosyasındaki her kesilme işleminin hukuk davasındaki süreyi aynı biçimde uzattığı da varsayılmamalıdır.[1][2][3]
Uzun sürenin uygulanması için ceza davası açılması şart mı?
KTK m.109/2, talebin cezayı gerektiren bir fiilden doğmasını ve ceza kanununun daha uzun bir süre öngörmesini esas alır. Hüküm yalnız mahkûmiyet kararı bulunan dosyalara özgülenmemiştir. Ceza davası açılıp açılmadığıyla yetinilmeden fiilin suç niteliği ve tazminat talebiyle ilişkisi incelenmelidir. Ceza dosyasının bitmesini beklemek de tek başına süreyi koruyan bir işlem değildir.[1][2]
Maluliyet raporu sonradan çıktıysa zamanaşımı rapor tarihinden mi başlar?
Her yeni rapor süreyi baştan başlatmaz. İlk yaralanmanın etkilerini yıllar sonra yeniden ölçen bir raporla, kazaya bağlı yeni veya gelişen bir zararı ortaya koyan rapor aynı değildir. Tıbbi durumun ne zaman belirlenebilir hâle geldiği ve önceki raporlardan farklılığın nedeni dosya üzerinden incelenmelidir.[4]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.01.2024, E. 2020/639, K. 2024/31 sayılı kararında, 2001 tarihli kazaya ilişkin dosyada maluliyet raporunun daha sonra alınmasını değerlendirmiştir. Çoğunluk; değişen veya gelişen bir arıza bulunmadığını, tedavinin tamamlanmasıyla zararın kapsamının belli olduğunu kabul ederek artırılan kısma yönelik zamanaşımı savunmasının dikkate alınması gerektiği sonucuyla direnme kararını bozmuştur.[4]
Karardaki rapor tarihinin esas alınması gerektiği yönündeki karşı oy, çoğunluğun sonucu gibi aktarılmamalıdır. Olay eski kanun dönemine ait olduğundan karardaki beş yıllık ceza süresi de bugünkü bütün yaralanmalara taşınamaz. Kararın burada açıklanan katkısı, yalnız rapor düzenleme tarihinin her dosyada yeterli başlangıç ölçütü olmamasıdır. Talep artırımı yönünden güncel 2026 düzenlemesi aşağıda ayrıca açıklanmaktadır.[4]
Sonradan yeni bir rahatsızlık veya artan maluliyet ortaya çıkarsa ne olur?
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 28.04.2025, E. 2023/13451, K. 2025/6715 sayılı kararında, ilk raporla yapılan ödeme sonrasında daha yüksek maluliyet oranıyla yeniden başvuran yolcunun dosyasını incelemiştir. Daire, önceki ve sonraki raporların karşılaştırılmasını; yeni bulguların kazayla ilişkisi, kalıcılığı ve zaman içinde gelişip gelişmediği hakkında gerekçeli rapor alınmasını istemiştir.[5]
Yeni raporda daha yüksek oran yazılmasıyla yetinilmeyerek karar eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur. Aynı kazadaki önceki tahsilatın da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, her ikinci raporun yeni bir süre veya ilave ödeme doğuracağını göstermez. Tıbbi gelişimin ve kazayla bağlantısının ispatlanması gerektiğini açıklar. Ayrıntı için sağlık kurulu raporu ve maluliyet itirazı rehberi incelenebilir.[5]
Sigorta şirketine başvurmak veya ihtarname göndermek zamanaşımını keser mi?
TBK m.154, zamanaşımını kesen işlemleri düzenler. Borçlunun borcu ikrarı ve kısmi ifa gibi davranışları ile mahkemeye veya hakeme başvurma ve icra takibi gibi işlemler bu kapsamda yer alır. Alacaklının yalnız talep yazısı ya da ihtar göndermesi, tek başına bu işlemlerle eş tutulmamalıdır. Sigorta dosyasının açılmış olması da sürenin korunduğunu göstermeye yetmez.[2]
Sigortacı yazısında borcu kabul etmiş veya ödeme yapmışsa belgenin kapsamı ayrıca incelenir. “Dosyanız inceleniyor” cevabı ile belirli bir borcun kabulü aynı değildir. Ödemenin hangi zarar ve hangi kişi için yapıldığı, tutarı ve tarihi kaydedilmelidir. Sürenin sonuna yaklaşılmışsa yalnız görüşmelerin sonucunu beklemek yerine süreyi koruyacak yol belirlenmelidir.[2]
Sigortacıya karşı kesilen süre sürücü ve işleten için de etkili mi?
KTK m.109, tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zamanaşımının sigortacıya; sigortacı bakımından kesilenin de tazminat yükümlüsüne etkisini açıkça düzenler. TBK m.155’te de müteselsil borçlulara ilişkin kesilme hükmü vardır. Bunun uygulanabilmesi için önce gerçekten süreyi kesen bir işlem bulunmalıdır. Sıradan sigorta başvurusunu kesilme sayıp bu etkiyi bütün sorumlulara yaymak doğru olmaz.[1][2]
Arabuluculuk sırasında zamanaşımı durur mu?
Dava şartı arabuluculukta, 6325 sayılı Kanun m.18/A/15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. İhtiyari arabuluculuk bakımından m.16/2’deki süreç başlangıcı ve bitişi esasları ayrıca incelenir. Sigorta şirketine yapılan hasar başvurusu, arabuluculuk bürosuna başvuruyla aynı değildir.[6]
Durma, sürenin her durumda sıfırdan başlaması demek değildir. Öncesinde geçen süre kaybolmaz; süreç sona erdiğinde kalan süre ve sonraki işlemler değerlendirilir. Daha önce dolmuş bir süreyi arabuluculuğa başvurarak kendiliğinden canlandırmak mümkün olduğu düşünülmemelidir. Hangi uyuşmazlıkta hangi arabuluculuk türünün geçerli olduğu da belirlenmelidir.[6]
Dava açmak talebin tamamı için süreyi korur mu?
Davanın türü, açılış tarihi, talep edilen kalemler ve artırma işlemi önemlidir. HMK m.109/4’e 7589 sayılı Kanunla eklenen hükme göre, alacağın yalnız bir kısmı dava edilmişse talep aynı davada bir defaya mahsus olarak tahkikat sona erene kadar artırılabilir; zamanaşımı artırılan kısım bakımından da dava tarihinde kesilmiş sayılır. Bu düzenleme, hiç ileri sürülmemiş her farklı talebin sınırsız biçimde eklenebileceği anlamına gelmez.[7][8]
2026 değişikliği eski belirsiz alacak davalarını da etkiliyor mu?
7589 sayılı Kanun, HMK m.107’yi kaldırmıştır. Bununla birlikte geçici m.1/10, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından m.107’nin uygulanmasına devam edileceğini açıkça düzenler. İlgili kaldırma ve ekleme hükümleri 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Eski kararlardaki belirsiz alacak ve ıslah açıklamaları, dava tarihi ve geçiş hükmü göz ardı edilerek yeni davaya aynen uygulanmamalıdır.[7][8]
Özellikle 2024 tarihli yukarıdaki HGK kararının, bugünkü kısmi dava düzenlemesini uyguladığı söylenemez. Eski dava, daha önce tamamlanmış usul işlemi ve yeni talep artırımı birbirinden ayrılmalıdır. Somut işlem için dava dilekçesi, önceki artırım dilekçeleri ve tahkikat aşaması birlikte incelenmelidir.[4][7][8]
Manevi tazminat da kısmi dava gibi sonradan artırılabilir mi?
Manevi tazminatın niteliği ayrı değerlendirilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.09.2025, E. 2024/41, K. 2025/523 sayılı kararında manevi tazminatın bölünmezliği ilkesini açıklamıştır. Karar, manevi ödeme ve ibranamenin davaya etkisine ilişkindir; Kurul dürüstlük kuralını da değerlendirerek direnme kararını bozmuştur.[9]
Bu nedenle maddi tazminatta kullanılan talep artırımı kuralını, manevi tazminat bakımından kendiliğinden uygulanabilir saymak doğru olmaz. Manevi talebin miktarı ve önceki ödeme veya ibra işlemi dava açılmadan değerlendirilmelidir. Bu konuda manevi tazminat ve İMM teminatı rehberi daha ayrıntılı açıklama içerir.[9]
Kendi kaskomdan istediğim tazminatta süre aynı mı?
Kasko sigorta sözleşmesinden doğan istemde TTK m.1420 dikkate alınır: muacceliyetten itibaren iki yıllık süre ile sigorta tazminatı ve bedeli için rizikodan başlayan altı yıllık süre birlikte değerlendirilir; kanundaki özel hüküm saklıdır. Bu, “her durumda altı yıl bekleyebilirim” anlamına gelmez. Alacağın ne zaman istenebilir hâle geldiği, bildirim ve belgelerle TTK m.1427 kapsamında belirlenmelidir.[10]
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 13.07.2026, E. 2024/1347, K. 2026/925 sayılı kararında, tek taraflı kazada hasarlanan aracın kasko tazminatını incelemiştir. Daire, kasko talebinin KTK m.109/2’deki uzamış ceza zamanaşımı kapsamında değerlendirilemeyeceğini, somut olayda muacceliyetten başlayan iki yıllık sürenin esas alınacağını belirtmiş ve sigortacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.[11]
Karar 31 Temmuz 2026 usul değişikliğinden önce verilmiştir. İçindeki eski belirsiz alacak açıklamaları güncel yeni dava kuralı gibi sunulmamalıdır. Buradaki emsal değeri, karşı aracın trafik sorumluluğuyla kendi kasko sözleşmesine dayalı talebin süre bakımından ayrılmasıdır.[11]
Sigortanın cevap ve ödeme süreleri dava zamanaşımıyla aynı mı?
| Süre veya işlem | Neyi düzenler? |
|---|---|
| Trafik sigortasında 15 gün | KTK m.97’de yazılı ön başvuruya cevap verilmemesi veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde dava/tahkim yoluna ilişkin koşul; dava zamanaşımının yerine geçmez. |
| Gerekli belgelerden itibaren 8 iş günü | KTK m.99’da trafik sigortası kapsamındaki ödeme yükümlülüğüne ilişkin süre; bütün davalar için başvuru son günü değildir. |
| Diğer sigorta branşlarında 15 iş günü | Komisyonun ön başvuruya cevap alınamaması için açıkladığı bekleme süresi; trafik sigortasındaki 15 günle karıştırılmaz. |
| Hakem kararına 10 gün içinde itiraz | İtiraz yolu açık kararda bildirimden başlayan ayrı kanun yolu süresi; kazadan başlayan zamanaşımı değildir. |
Trafik sigortasında gerekli belgelerin sunulması ve başvurunun şirkete ulaştığı tarih önemlidir. Başvuru metni, ekler ve alındı belgesi saklanmalıdır. Şirketin eksik evrak talebi, hangi belgenin ne zaman sunulduğu ve ret cevabı birlikte değerlendirilir. Sigorta Tahkim Komisyonu da başvuru öncesinde şirkete müracaat ve cevap süresi koşullarını ayrıca açıklar.[1][12]
Sigorta hakemi kararına itiraz için ne kadar zaman var?
Komisyonun güncel açıklamasına göre, itiraz yolu açık hakem kararına karşı ilgiliye bildirimden itibaren en geç on gün içinde itiraz edilmelidir. Başvuru tarihine göre geçerli parasal sınırlar ve bildirimin hangi gün yapıldığı ayrıca kontrol edilir. Bu rehberde değişebilen tutarlar yerine süre ayrımı açıklanmıştır. Ayrıntılı başvuru adımları için Sigorta Tahkim Komisyonu rehberi incelenebilir.[13]
Süre kontrolü için hangi belgeler hazırlanmalı?
| Belge | Tarih bakımından katkısı |
|---|---|
| Kaza tutanağı ve soruşturma kayıtları | Olay günü, kişiler ve eylemin niteliğinin değerlendirilmesi. |
| İlk ve sonraki sağlık raporları, tedavi/kontrol kayıtları | Zararın bilinir hâle gelmesi, tedavi süreci ve gelişen durum iddiası. |
| Sigortaya başvuru ve teslim belgeleri | Talebin kapsamı, başvurunun ulaşma tarihi, cevap ve ödeme süresi. |
| Ödeme dekontu, teklif ve ibra belgeleri | Hangi borcun kabul veya ifa edildiğinin, işlemin kapsamının incelenmesi. |
| Arabuluculuk başvurusu ve son tutanak | Durma aralığının doğru belirlenmesi. |
| Dava, tahkim ve takip dilekçeleri; bildirim evrakı | Kesilme, talep artırımı ve itiraz süresine ilişkin işlemlerin görülmesi. |
Belgeleri tek bir “dosya tarihi” altında toplamak yerine olay sırasına koymak yararlıdır. İlk başvuru, ek evrak teslimi ve ödeme farklı günlerde yapılmış olabilir. Özellikle birden fazla zarar gören veya poliçe varsa her kişi ve talep yönünden ayrı kontrol yapılmalıdır. Tablodaki belgeler, kanundaki koşulları dosyaya uygulamak için hazırlık önerisidir; eksiksiz belge bulunduğu için davanın mutlaka kazanılacağını göstermez.[1][2][6]
Sürenin geçtiği söyleniyorsa ne yapılmalı?
Önce hangi sürenin geçtiği ileri sürüldüğü belirlenmelidir: zamanaşımı, hak düşürücü süre, sigortaya cevap bekleme süresi veya karara itiraz süresi aynı değildir. TBK m.161’e göre zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz. Bu, süreyi önemsememek veya karşı tarafın savunma yapmayacağını varsaymak için gerekçe oluşturmaz.[2]
Zamanaşımı değerlendirmesi için en az kaza tarihi, talep türü, öğrenme bilgileri ve daha önceki işlemler gerekir. Sürenin dolmadığı veya geçtiği yönünde, yalnız kaza yılını söyleyerek kesin bir cevap verilemez. Kişinin yaralanma nedeniyle zararları, manevi talebi ve sigorta sözleşmesinden doğan istemi ayrı incelenmeli; ilgili rehberlere Trafik Kazası Bilgi Merkezi üzerinden ulaşılmalıdır.
Resmî kaynaklar ve emsal kararlar
Kaynak kontrolü: 1 Kasım 2026. Kararlar resmî tam metinlerinden incelenmiş; olay tarihleri, çoğunluk gerekçeleri ve hüküm sonuçları birbirinden ayrılmıştır.
- [1] 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu — m.97, 99–100, 109 ve 111 ↩
- [2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.72, 74, 153–161 ↩
- [3] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m.66, 85 ve 89; olay tarihi ve suç niteliğiyle birlikte ↩
- [4] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 31.01.2024, E. 2020/639, K. 2024/31 — rapor tarihi, gelişen durum ve eski usulde talep artırımı ↩
- [5] Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 28.04.2025, E. 2023/13451, K. 2025/6715 — gelişen zarar, raporların karşılaştırılması ve bozma ↩
- [6] 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu — m.16/2 ve 18/A/15 ↩
- [7] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.107’nin kaldırılma notu ve m.109/4 ↩
- [8] 7589 sayılı Kanun — m.19–20, geçici m.1/10 ve m.26; 31.07.2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete ↩
- [9] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.09.2025, E. 2024/41, K. 2025/523 — manevi tazminatın bölünmezliği ↩
- [10] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — m.1420 ve 1427 ↩
- [11] Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 13.07.2026, E. 2024/1347, K. 2026/925 — kaskoda muacceliyet ve zamanaşımı ↩
- [12] Sigorta Tahkim Komisyonu — Başvuru Nasıl Yapılır; ön başvuru ve cevap süresi ↩
- [13] Sigorta Tahkim Komisyonu — İtiraz Nasıl Yapılır; bildirimden itibaren on günlük itiraz süresi ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
