Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Cezası (TCK 109)

Bir kişiyi bir yere kilitlemek, araçtan inmesine izin vermemek veya bulunduğu yerden zorla uzaklaştırmak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu gündeme getirebilir. TCK 109 yalnızca bir yere gitme özgürlüğünü değil, kişinin bulunduğu yerde kalma özgürlüğünü de korur. Olayın nasıl başladığı, hareket serbestisinin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığı, kullanılan yöntem ve bu durumun başka bir suçla ilişkisi birlikte incelenir.[1]

İçindekiler

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinde korunan hak, kişinin hukuka uygun sınırlar içinde nereye gideceğine ve nerede kalacağına karar verebilmesidir. Bir kapının kilitlenmesi tipik bir örnek olsa da suçun oluşması için kilitli bir oda şart değildir. Tehdit, fiziki engel, hile veya başka bir fiil nedeniyle kişi dilediği yere gidemiyor ya da bulunduğu yerde kalamıyorsa somut koşullara göre TCK 109 uygulanabilir.

Mağdurun hareket serbestisinin gerçekten kısıtlanması gerekir. Sadece korkutucu bir söz söylenmesi, her zaman ayrıca hürriyetten yoksun kılma suçu oluşturmaz; tehdit suçunun koşulları da ayrı değerlendirilir. Kısıtlamanın ne kadar sürdüğü tek başına belirleyici değildir. Çok kısa, başka bir suçun icrasında zorunlu kalan hareket kısıtlaması ile bağımsız bir alıkoyma eylemi aynı biçimde ele alınmaz.[2]

Maddi ve Manevi Unsurlar

Fail herkes olabilir; mağdur da hareket serbestisi korunabilen herhangi bir kişi olabilir. Fiil, mağdurun gitme veya kalma özgürlüğünden hukuka aykırı biçimde yoksun bırakılmasıdır. Kasıt, bu kısıtlamaya yönelik bilme ve istemeyi gerektirir. Cinsel amaç, üçüncü bir kişiye yönelen amaç veya maddi çıkar, suçun temel şeklinin zorunlu unsuru değildir; bazı amaçlar ayrıca ağırlaştırıcı neden oluşturur. Geçerli rızanın kapsamı ve devamı olayın koşullarına göre incelenir: bir araca gönüllü binmek, sonradan inmek istediğinde alıkonulmaya rıza göstermek anlamına gelmez.

TCK 109 ve TCK 110 Tam Metni

Aşağıdaki metin, Adalet Bakanlığının erişime açtığı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kaydındaki 109 ve 110. maddelerden alınmıştır.[1]

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma — Madde 109

(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;
a) Silahla,
b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,
f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Etkin pişmanlık — Madde 110

(1) Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası

Temel ceza bir yıldan beş yıla kadar hapistir. Fiilin işlenmesi için veya işlenirken cebir, tehdit ya da hile kullanılmışsa ikinci fıkradaki iki yıldan yedi yıla kadar hapis aralığı gündeme gelir. Üçüncü fıkradaki koşullardan biri gerçekleştiğinde ilgili fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır. Cinsel amaçla işlenme ayrıca yarı oranında artırım nedenidir. Ekonomik bakımdan önemli kayıp doğmuşsa bin güne kadar adli para cezası da öngörülür. Somut sonuç, uygulanabilen bütün hükümler ve bireyselleştirme nedenleriyle belirlenir.

Nitelikli Haller Nasıl Değerlendirilir?

Silah kullanılması, fiilin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, mağdurun kamu görevi nedeniyle hedef alınması veya kamu görevinin nüfuzunun kötüye kullanılması kanunda sayılmıştır. Üstsoy, altsoy, eş ve boşanılan eş ile çocuk veya kendini savunamayacak kişiye karşı işlenme de nitelikli hallerdendir. Birden fazla kişinin olay yerinde bulunması tek başına birlikte işleme koşulunu ispatlamaz; her kişinin eylemdeki rolü belirlenir. Çocuğa karşı işlenen fiilde yakınlık ilişkisi ve velayet, kendiliğinden hukuka uygunluk ya da otomatik mahkûmiyet sonucu vermez; aşağıdaki farklı kararlar bunu gösterir.[3][4][5]

Rıza Sonradan Geri Alınırsa Ne Olur?

Rızanın varlığı, yalnızca olayın başlangıcına bakılarak belirlenmez. Bir kişi görüşmek için bir eve girmiş veya yolculuğa katılmış olabilir. Ayrılmak istediğini bildirdiği halde kapının kilitlenmesi, çıkışın fiziken engellenmesi ya da tehdit altında tutulması, sonraki aşama için ayrı bir değerlendirme gerektirir. Buna karşılık, kişinin ayrılma imkânı fiilen varken yaşanan her tartışma TCK 109 anlamında hürriyetten yoksun bırakma değildir. Söylenen sözler, mekânın koşulları ve olayın süresi birlikte incelenir.

Cebir, Tehdit ve Hile Arasındaki Fark

Cebir, kişinin hareketini bedensel güçle engellemeyi; tehdit, bir kötülük bildirimiyle iradesini baskılamayı; hile ise aldatıcı davranışlarla onu hareket özgürlüğünden yoksun bırakmayı gündeme getirir. Örneğin birinin kolundan tutularak çıkışa yönelmesinin önlenmesi ile kapının açık olduğu izlenimi verilerek başka bir yerde tutulması aynı yöntem değildir. TCK 109/2 bakımından yöntemin fiili işlemek için veya fiil sırasında kullanılması aranır. Hangi davranışın hangi fıkraya girdiği, yalnızca tarafların kullandığı sözcüklere değil, ispatlanan eyleme göre belirlenir.

Alıkoyma Ne Zaman Başlar ve Biter?

Başlangıç, kişinin gitme veya kalma yönündeki serbest kararını fiilen kullanamadığı andır. Engelin ortadan kalkması, mağdurun kaçması veya güvenli biçimde bırakılması ise bitiş anını belirlemede önem taşıyabilir. Bu zaman çizelgesi, fiilin bağımsız bir alıkoyma olup olmadığının, olayda birden çok eylem bulunup bulunmadığının ve TCK 110 koşullarının incelenmesine yardımcı olur. Kanunda suçun oluşumu için belirli bir dakika sınırı yazılı değildir; süre, diğer delillerle birlikte değerlendirilir.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Durumlar

Birini Arabada Tutmak veya İndirmemek

Yolcu başlangıçta araca isteyerek binmiş olsa da sonradan ayrılmak istediğinde hileyle, tehditle veya güç kullanılarak araçta tutulması ayrıca incelenir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, okul servisinde öğrencinin hileyle araçta tutulduğu olayda TCK 109/2, 109/3-f ve 109/5 değerlendirmesini yerinde bulmuştur.[6]

Bulunduğu Yerden Zorla Çıkarmak

Gitme hakkı kadar kalma hakkı da korunur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, kamunun kullanımına açık kıyı kesimindeki kişinin tehdit nedeniyle ayrıldığı olayda kalma özgürlüğüne müdahaleyi TCK 109 kapsamında değerlendirmiştir. İşletme tarafından kiralanmış alanın varlığı, olay yerindeki kıyıyı otomatik olarak özel kullanım alanına dönüştürmez.[7]

Aile İçinde Alıkoyma İddiası

Anne, baba veya diğer yakınlarla ilgili olaylarda ilişkinin niteliği, velayet durumu, eylemin yöntemi ve başka suç tipleri birlikte ele alınır. Özellikle çocuk kaçırma ve alıkoymaya ilişkin TCK 234 ile TCK 109 arasındaki ilişki, somut olaydan koparılarak yanıtlanamaz.[3]

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Kıyıda Kalma Özgürlüğü — Ceza Genel Kurulu, 26.02.2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.02.2025 tarihli, 2022/82 E., 2025/98 K. sayılı kararında, kıyıda bulunan kişinin işletme çalışanının tehdidi üzerine jandarmaya gitmek için yerinden ayrılması tartışıldı. Kurul, kamunun yararlanmasına açık kıyıda kalma özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde engellendiğini kabul eden değerlendirmeyi benimsedi. Karar, TCK 109’un yalnızca kapalı yerde tutulmaya ilişkin olmadığını somutlaştırır.[7]

Veli Olmayan Babanın Çocuğu Yanında Tutması — Ceza Genel Kurulu, 30.04.2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli, 2023/326 E., 2025/194 K. sayılı kararında baba, velayeti bulunmayan çocuğu alıp uzun süre yanında tutmuştu. Kurul, bu olaydaki aile ilişkisi bakımından TCK 234’ün özel düzenlemesini ele aldı ve TCK 109’dan verilen mahkûmiyeti bozdu. Karar, her ebeveyn olayının TCK 109 kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmayacağını gösterir; TCK 234’ün unsurları ayrıca incelenir.[3]

Çocuğun Yatağa Bağlanması — Ceza Genel Kurulu, 21.05.2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli, 2024/98 E., 2025/218 K. sayılı kararında ebeveynlerin çocuğu kaçmasını önlemek için yatağa bağlaması ele alındı. Kurul, olayın velayet hakkı ve TCK 109 açısından niteliğini değerlendirirken bu eylemin TCK 232/1’deki kötü muamele bakımından ayrıca önemini vurguladı. Karar metnindeki bozma ve dava zamanaşımı sonucu, eylemin hukuken kabul edilebilir olduğu biçiminde okunamaz.[4]

Çocuğun Zincirle Bağlanması — 8. Ceza Dairesi, 15.01.2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 15.01.2025 tarihli, 2024/17754 E., 2025/431 K. sayılı kararında babanın on beş yaşındaki çocuğunun bacağını zincirle bağladığı olay incelendi. Daire çoğunluğu, fiilin TCK 109/1 yerine cebir içeren 109/2 çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Buna karşılık Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2025 tarihli, 2024/98 E., 2025/218 K. sayılı kararında farklı olay koşulları nedeniyle kötü muamele suçu öne çıktı.[5]

Servis Aracında Hileyle Alıkoyma — 8. Ceza Dairesi, 22.10.2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.10.2025 tarihli, 2024/17787 E., 2025/7930 K. sayılı kararında servis şoförünün öğrenciyi hileyle araçta tutması, çocuk mağdur ve cinsel amaç bakımından değerlendirildi. Kararda mağdurun uğradığı zarar nedeniyle TCK 110 etkin pişmanlığının uygulanması uygun görülmedi. Kişinin sonradan bırakılmış olması tek başına bu indirimi sağlamaz.[6]

Yağma Sırasında Hareket Kısıtlaması — 6. Ceza Dairesi, 10.03.2026

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.03.2026 tarihli, 2026/1363 E., 2026/2209 K. sayılı kararında tehdit ve yağma sırasında yaşanan kısa hareket kısıtlamasının ayrıca TCK 109 mahkûmiyetine dayanak olup olamayacağı incelendi. Daire, bu olayda kısıtlamayı yağmanın icrası içinde değerlendirerek ayrıca TCK 109’dan verilen hükmü bozdu. Daha uzun veya bağımsız nitelikte bir alıkoymanın sonucu farklı olabilir.[2]

İki Ayrı Alıkoyma ve Etkin Pişmanlık — 2. Ceza Dairesi, 26.02.2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 26.02.2026 tarihli, 2023/29077 E., 2026/3931 K. sayılı kararında mağdurun kafeden iki kez zorla çıkarılıp darbedilmesi tartışıldı. Daire, zararın ve hareketlerin niteliği nedeniyle TCK 110’un uygulanamayacağını; eylemler arasındaki kesilme ile TCK 43 zincirleme suç hükmünün de tartışılması gerektiğini belirtti. Hüküm aleyhe başvuru bulunmadığı için bu yönlerden bozulmadı.[8]

Etkin Pişmanlık, Teşebbüs ve Diğer Suçlarla İlişki

TCK 110 Etkin Pişmanlık Ne Zaman Uygulanır?

Şartlar birlikte aranır: TCK 109 nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce, failin mağduru kendiliğinden, şahsına zarar dokunmaksızın ve güvenli bir yerde serbest bırakması. Kanun, cezanın üçte ikisine kadar indirilmesine izin verir; otomatik ve sabit bir indirim öngörmez. Polis müdahalesiyle kurtarılma veya mağdurun kaçması, kendiliğinden bırakma ile aynı şey değildir. Somut zarar ve fiilin bütünlüğü ayrıca araştırılır.[1][6]

Teşebbüs, İştirak ve Birden Fazla Mağdur

Hareket özgürlüğü fiilen ortadan kalkmadan eylem icra aşamasında kalırsa TCK 35’teki teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir. Birden fazla kişinin bulunması ile TCK 109/3-b’deki birlikte işleme aynı değildir; suçun icrasındaki ortak katkı belirlenmelidir. Birden fazla mağdur veya zaman içinde tekrarlanan eylemlerde her mağdura ve her fiile ilişkin olgular ile TCK 43 koşulları ayrı incelenir.[8]

Yaralama, Tehdit ve Yağma ile Birlikte İşlenirse

TCK 109/6, alıkoyma amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hali gerçekleşirse yaralama hükümlerinin ayrıca uygulanacağını açıkça düzenler. Diğer yaralama, tehdit, cinsel suç veya yağma iddialarında ayrıca ceza verilip verilmeyeceği fiillerin bağımsızlığına ve ilgili içtima hükümlerine göre belirlenir. Örneğin yağma olayındaki her anlık kısıtlama kendiliğinden ikinci bir TCK 109 mahkûmiyetine yol açmaz.[2]

Şikâyet, Soruşturma, Deliller ve Yargılama

TCK 109’un temel hali için kanunda özel bir şikâyet şartı öngörülmemiştir; suçun öğrenilmesiyle Cumhuriyet başsavcılığına bildirim yapılabilir. Uzlaştırma kapsamı, yalnızca maddenin başlığından değil yürürlükteki CMK 253 düzenlemesinden ve dosyada birlikte bulunan diğer suçlardan hareketle kontrol edilmelidir. Görevli mahkeme ve uygulanabilecek bireyselleştirme hükümleri de sevk maddeleri ile somut ceza aralığına bağlıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi, suç adı belirtilerek peşinen vaat edilemez.

Olayın başlangıcı ve bitişi, kapı veya araç kayıtları, kamera görüntüsü, telefon konumu ve mesajlar, tanık anlatımları, sağlık raporları ile kolluk tutanakları önemli olabilir. Delillerin hukuka uygun elde edilmesi, görüntülerin korunması ve mağdurun hangi anda ayrılmak istediğinin açık biçimde belirlenmesi olayın niteliğini anlamaya yardımcı olur. Şüpheli yönünden de rıza, hukuka uygun yetki veya fiilin başka suç içindeki konumu somut delillerle incelenir. Tutuklama ya da adli kontrol değerlendirmesinde ayrıca koruma tedbirlerine ilişkin açıklamamız okunabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Birini Odada Kilitlemenin Cezası Nedir?

Hukuka aykırı biçimde çıkmasına engel olma TCK 109/1 kapsamında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gündeme getirebilir. Cebir, tehdit veya hile kullanımı ve nitelikli haller varsa farklı ceza hükümleri uygulanır.

Kısa Süre Tutmak da Suç mu?

Kanun kesin bir asgari dakika belirlememiştir. Ancak fiili hareket kısıtlaması ve eylemin bağımsız niteliği araştırılır. Başka bir suçun zorunlu ve kısa aşamasındaki sınırlama her zaman ayrıca TCK 109 sayılmaz.[2]

Arabaya Kendi İsteğiyle Binen Kişi Sonradan Alıkonulabilir mi?

İlk binişe rıza, sonradan ayrılma isteği reddedilerek alıkonulmaya rıza değildir. Bu aşamadaki tehdit, hile veya fiziki engel somut olayda değerlendirilir.

Anne veya Babanın Çocuğunu Götürmesi Her Zaman TCK 109 mu?

Hayır. Velayet ve TCK 234’ün özel düzenlemesi başta olmak üzere olayın bütün koşulları incelenir. Çocuğa zarar veren yöntemler başka suçlar açısından da önem taşır.[3][4]

Serbest Bırakınca Ceza Kalkar mı?

Hayır. TCK 110’daki koşullar varsa cezada üçte ikiye kadar indirim mümkün olabilir; serbest bırakma kendiliğinden cezasızlık doğurmaz.

Şikâyet Geri Alınırsa Dava Düşer mi?

TCK 109’un temel hali şikâyete bağlı bir suç olarak düzenlenmediği için şikâyetten vazgeçme tek başına soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. Dosyadaki diğer suçlar ayrı değerlendirilir.

İstanbul, Kocaeli, Sakarya veya Bursa’da Nereye Başvurulur?

Olayın yaşandığı yerin kolluk birimine veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurulabilir. Yetki ve usul, olay yeri ve soruşturmanın durumuna göre belirlenir; acil tehlikede gecikmeden kolluğa haber verilmelidir.

Kaynaklar

  1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 109 ve 110 ↩
  2. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 10.03.2026, 2026/1363 E., 2026/2209 K. ↩
  3. Yargıtay CGK, 30.04.2025, 2023/326 E., 2025/194 K. ↩
  4. Yargıtay CGK, 21.05.2025, 2024/98 E., 2025/218 K. ↩
  5. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 15.01.2025, 2024/17754 E., 2025/431 K. ↩
  6. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 22.10.2025, 2024/17787 E., 2025/7930 K. ↩
  7. Yargıtay CGK, 26.02.2025, 2022/82 E., 2025/98 K. ↩
  8. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 26.02.2026, 2023/29077 E., 2026/3931 K. ↩

Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla paylaşılmıştır; içeriklerin izinsiz kullanılması yasaktır. Hukuk, her somut olayı kendi koşullarına, delillerine ve uygulanacak mevzuata göre değerlendirir. Kaynak kontrol tarihi: 26 Ekim 2026.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir