İşveren şirketin kapanması, iş kazasından doğan tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak işyerinin yalnız faaliyetini durdurması, şirketin tasfiyeye girmesi, ticaret sicilinden silinmesi ve iflas etmesi farklı başvuru yolları gerektirir. Önce şirketin hukuki durumu belirlenmeli; dava açılacak veya sürdürülecek taraf ile tahsil imkânı buna göre incelenmelidir. [1] [2]
Bu rehber, iş kazası geçiren çalışanın veya ölüm hâlinde hak sahiplerinin, işverenin kapanmasından sonra karşılaşabileceği sorunlara odaklanır. Tazminatın hesaplanması kadar, şirketin davada temsil edilmesi ve alacağın hangi malvarlığından karşılanabileceği de önemlidir. Karar sonrasındaki genel takip işlemleri iş kazası tazminatının tahsili ve icra rehberinde ayrıca açıklanmaktadır.
İçindekiler
- Kapanan şirketten iş kazası tazminatı alınır mı?
- İşyeri kapanması, tasfiye, terkin ve iflas arasındaki fark nedir?
- Tasfiye hâlindeki şirkete iş kazası davası açılabilir mi?
- Sicilden silinen işveren şirkete karşı dava nasıl sürdürülür?
- İhya davasında hangi kayıtlar ve taraflar önemlidir?
- Şirket silineli beş yıl geçtiyse ihya mümkün değil mi?
- Şirketin borcu ortak veya müdürün kişisel malvarlığından alınır mı?
- Taşeron kapanmışsa asıl işverenden tazminat istenebilir mi?
- İflas eden şirketten iş kazası tazminatı nasıl istenir?
- İşveren kapanırsa SGK geliri ve rapor parası kesilir mi?
- İşverenin kapandığını öğrenen işçi hangi belgeleri hazırlamalı?
Kapanan şirketten iş kazası tazminatı alınır mı?
İşyerinin kapısının kapanması veya çalışanların işten çıkarılması, şirketin ticaret sicilindeki varlığının da sona erdiğini göstermez. Şirket sicilde kayıtlı kalmışsa tazminat talebi şirketin mevcut hukuki durumuna uygun biçimde yöneltilebilir. Şirketin tasfiye hâlinde olması da bütün borçlarını sona erdirmez; tasfiye, alacakların ve borçların sonuçlandırılmasını içerir. [1]
Buna karşılık haklı bir tazminat talebinin bulunması ile paranın fiilen tahsil edilmesi aynı aşama değildir. Malvarlığı yetersizliği, rehinli mallar, başka alacaklılar ve iflas tasfiyesi ödeme imkânını etkileyebilir. Şirketin yeniden sicile kaydedilmesi de tek başına yeni malvarlığı yaratmaz. Bu nedenle dava hazırlığında, kapanma biçimiyle birlikte eldeki malvarlığı ve başka bir sorumlunun bulunup bulunmadığı araştırılır. [1] [3]
İşyeri kapanması, tasfiye, terkin ve iflas arasındaki fark nedir?
| Durum veya belge | İncelemede önemi |
|---|---|
| Faaliyetin durması | Üretim veya hizmet sona ermiş olabilir; şirketin sicildeki durumu ayrıca kontrol edilir. |
| Tasfiye hâli | Şirket tasfiye amacıyla tüzel kişiliğini sürdürür; tasfiye memurunun temsil yetkisi önem taşır. |
| Sicilden terkin | Şirket kaydı silinmiştir. Devam eden veya açılacak dava için yeniden tescil, diğer adıyla ihya ihtiyacı doğabilir. |
| İflas | Mahkeme kararıyla açılan toplu tasfiye sürecidir. Alacağın masaya bildirilmesi, davanın durumu ve alacak sırası incelenir. |
“Şirket battı” veya “işveren işi bıraktı” şeklindeki bilgiyle yetinilmemelidir. Güncel ve geçmiş ticaret sicili kayıtları, tasfiye ilanları ve varsa iflas dosyası bir arada okunmalıdır. İşçinin bordrosunda görünen şirketle sahadaki tabelada yazan şirket farklıysa, gerçek işverenin ve diğer şirketlerle ilişkinin de belirlenmesi gerekir. [1] [3]
Tasfiye hâlindeki şirkete iş kazası davası açılabilir mi?
Tasfiye hâline giren şirket, tasfiye sonuna kadar bu amaçla sınırlı olarak tüzel kişiliğini korur. Anonim şirketler bakımından TTK m.533, limited şirketlerde ise m.643 yoluyla uygulanan tasfiye hükümleri dikkate alınır. Şirket henüz sicilden silinmemişse, yalnız tasfiyeye girdiği gerekçesiyle tazminat talebinden vazgeçilmesi gerekmez. Davada şirketin tasfiye hâlindeki unvanı ve yetkili tasfiye memuru kontrol edilir. [1]
TTK m.541, bilinen alacaklıların haberdar edilmesi ve diğer alacaklıların ilanla çağrılması usulünü düzenler. Bildirilmeyen, çekişmeli veya henüz vadesi gelmemiş borçlar için de koruyucu hükümler vardır. İş kazası alacağını ve devam eden dava bilgilerini belgeleriyle tasfiye memuruna bildirmek bu nedenle önemlidir. Bu bildirim, dava açılması veya zamanaşımının korunması bakımından gereken işlemlerin yerine geçmiş sayılmamalıdır. [1] [2]
Örneğin iş kazası davası sürerken şirket tasfiyeye girmişse dava dosyasının numarası, talebin konusu ve eldeki belgeler tasfiye sürecinde görünür hâle getirilmelidir. Şirketin adres değiştirmesi veya eski müdüre ulaşılamaması, temsil yetkisinin kime geçtiğini sicilden araştırma ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Sicilden silinen işveren şirkete karşı dava nasıl sürdürülür?
Tasfiyenin kapanmasından sonra yapılması gereken ek işlemler ortaya çıkarsa TTK m.547 kapsamında şirketin yeniden tescili istenebilir. Uygulamada ihya denilen bu işlem, şirketin ilgili dava veya ek tasfiye işlemleri için yeniden hukuki varlık kazanmasını sağlar. Alacaklı, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden talepte bulunabilir. Mahkeme talebi haklı bulursa yeniden tescile ve tasfiye memuru atanmasına karar verir. [1]
2026 tarihli iş kazası kararında ihya neden gerekli görüldü?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 06.05.2026, E.2025/18123, K.2026/6364 sayılı kararında, 17 Haziran 2014 tarihli maden patlamasında yaralanan işçinin tazminat davasını inceledi. Davalı şirket, yargılama sürerken 11 Haziran 2019 tarihinde tasfiyesi tamamlanarak ticaret sicilinden silinmişti. İlk derece mahkemesi tazminata hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi de istinaf başvurularını reddetmişti. [4]
Daire, sicilden silinen şirketin taraf ehliyeti sorununun giderilmesi gerektiğini belirtti. Şirketin bu dava yönünden ihyası, tasfiye memuru atanması ve taraf teşkilinin sağlanması sonrasında yargılamaya devam edilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırdı ve ilk derece kararını bozdu. Diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmedi. Dolayısıyla karardaki esas sorun tazminatın miktarından önce, davanın hukuken mevcut ve usulüne uygun temsil edilen şirkete karşı yürütülmesiydi. [4]
İhya davasında hangi kayıtlar ve taraflar önemlidir?
Şirketin terkin tarihi ve hangi usulle sicilden silindiği, son tasfiye memuru, devam eden davanın bilgileri ve yeniden tescilin neden gerektiği belirlenmelidir. Olağan tasfiye sonrasındaki ek tasfiye ile TTK geçici m.7 kapsamındaki resen terkin aynı başvuru durumu değildir. Davanın kime yöneltileceği, somut sicil kaydı ve terkin biçimiyle birlikte değerlendirilmelidir. [1] [5]
2025 tarihli SGK rücu davasında neye karar verildi?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 20.03.2025, E.2025/1320, K.2025/2027 sayılı kararında, SGK’nın iş kazası nedeniyle yaptığı ödemelere ilişkin rücu davasının sürdürülebilmesi için istenen şirket ihyasını ele aldı. İşveren limited şirketin kaydı silinmişti. İhya, Ankara 17. İş Mahkemesindeki dava ile sınırlı olarak kabul edilmiş ve tasfiye memuru atanmıştı. [6]
Kararda, eski tasfiye memurunun vatandaşlık ve Türkiye’de yerleşim koşulları da incelendi. Bölge adliye mahkemesinin düzelterek verdiği karar Yargıtay tarafından onandı. Bu dosya işçinin doğrudan tazminat talebi değil, Kurumun rücu alacağı hakkındaydı; buna rağmen şirketin belirli dava için yeniden tescili ve uygun temsilcisinin atanması gereğini somut biçimde göstermektedir. [6]
İhya kararının alınmasıyla iş bitmiş sayılmamalıdır. Tescil ve temsil bilgilerinin tamamlanması, kararın asıl dava dosyasına sunulması ve mahkemenin verdiği süreler içinde gerekli işlemlerin yapılması gerekir. Asıl davanın taraf ve tebligat sorunu giderilmeden, yalnız ihya dosyasındaki kararın varlığına dayanarak tahsil aşamasına geçilemez. [1] [4] [6]
Şirket silineli beş yıl geçtiyse ihya mümkün değil mi?
İnternette karşılaşılan “şirket silindikten sonra yalnız beş yıl içinde ihya istenebilir” ifadesi bütün durumlara uygulanabilecek güncel bir kural değildir. Olağan tasfiye sonrasında TTK m.547’deki ek tasfiye talebi için bu maddede beş yıllık süre öngörülmemiştir. Geçici m.7 kapsamında sicilden silinmede ise eski beş yıllık sınırlama ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal kararına konu olmuştur. [1] [5]
Anayasa Mahkemesi, 22.06.2023, E.2023/33, K.2023/117 sayılı kararında, TTK geçici m.7/15’in beşinci cümlesindeki “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresini iptal etti. Karar 15 Eylül 2023 tarihli, 32310 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Mahkeme; alacaklının terkin veya talebinden haberdar olmasını güvenceye bağlamadan sürenin sicilden silinmeyle başlatılmasının, mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkına aykırı olduğuna karar verdi. [5]
İhya yolundaki bu değerlendirme, iş kazası tazminatı alacağının kendi zamanaşımını ortadan kaldırmaz. İşverenin koruma borcuna aykırılığına dayanan talepte TBK m.146 ve 149; talebin istenebilir olduğu tarih ve zararın gelişimiyle birlikte incelenir. Önceden kesinleşmiş bir ret kararı veya başka bir sorumluya yönelen talep varsa bunun etkisi de ayrıca değerlendirilir. “Beş yıl geçti, artık hiçbir şey yapılamaz” ya da “ihya var, süreleri bekletebiliriz” sonucuna dosya incelenmeden varılmamalıdır. [2] [5]
Şirketin borcu ortak veya müdürün kişisel malvarlığından alınır mı?
Limited şirket ortağı olmak, şirketin iş kazası tazminatı borcundan kendiliğinden kişisel sorumluluk doğurmaz. TTK m.573/2’de ortakların şirket borçlarından sorumlu olmadığı, sermaye ve şirket sözleşmesindeki yükümlülüklerinin bulunduğu düzenlenir. Anonim şirkette de şirket borçları için şirket malvarlığı esastır. Şirketin malının bulunamaması, bu ayrımı tek başına kaldırmaz. [1]
Bunun yanında müdürün, yöneticinin veya başka bir kişinin kazaya yol açan kendi kusurlu davranışı ayrı bir sorumluluk sebebi olabilir. TBK m.49 ile ilgili şirketler hukuku hükümleri; kişinin görevi, yükümlülüğü, davranışı, zarar ve nedensellik bağı üzerinden değerlendirilir. TTK m.553 de yöneticiler ve tasfiye memurları için kanuni koşullara bağlı sorumluluk düzenler. Sadece ticaret sicilinde ortak veya müdür olarak görünmekle, kişisel kusur ve sorumluluğun ispatı birbirine karıştırılmamalıdır. [1] [2]
Tasfiye sırasında bilinen bir borcun gözetilmemesi veya malvarlığının hukuka aykırı dağıtıldığı iddiası da belge gerektirir. Hangi işlemle ne kadar zarar doğduğu ve sorumluluğun kime ait olduğu belirlenmeden, şirketin bütün borçlarının eski yöneticiden istenebileceği söylenemez. Kamu borçlarına ilişkin özel kurallar da özel hukuk tazminatına doğrudan uygulanmamalıdır. [1]
Taşeron kapanmışsa asıl işverenden tazminat istenebilir mi?
4857 sayılı Kanun m.2’deki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin koşulları varsa birlikte sorumluluk değerlendirilebilir. Taşeronun kapanması, bu ilişkinin araştırılmasını gereksiz hâle getirmez; ancak büyük şirketin işin yapıldığı yerde bulunması da tek başına asıl işveren olduğunu göstermez. İşin niteliği, sözleşmeler, iş organizasyonu ve çalışmanın hangi şirket hesabına yapıldığı incelenir. [7]
Örneğin bir şantiyede alt işveren işçisi olarak çalışan kişinin iş kazasında, alt işverenin sicilden silinmiş olması ile asıl işverenin kendi hukuki sorumluluğu ayrı değerlendirilir. Şirketler arasındaki sözleşmeler ve görev dağılımı bu nedenle korunmalıdır. Konunun ayrıntıları taşeron işçinin iş kazasında asıl işveren sorumluluğu rehberinde yer almaktadır. [7]
Aynı işyerinde yeni şirket çalışmaya başlarsa borç ona geçer mi?
Aynı adreste yeni bir şirketin çalışması, eski işverenin bütün tazminat borçlarının kendiliğinden yeni şirkete geçtiğini göstermez. Gerçek bir işyeri devri, birleşme, tür değiştirme veya yalnız bazı malların satışı farklı hukuki işlemlerdir. İş Kanunu m.6’daki devir hükümleri, sorumluluğun kapsamı ve istisnalarıyla birlikte incelenmelidir. Özellikle iflas tasfiyesinde malvarlığının devrine ilişkin özel istisna gözden kaçırılmamalıdır. [7]
İflas eden şirketten iş kazası tazminatı nasıl istenir?
İflasta, alacağın tasfiye dosyasına bildirilmesi ve masada değerlendirilmesi önem taşır. İİK m.184 kapsamında haczedilebilir malvarlığı iflas masasını oluşturur. Alacağın dayanağı, miktarı, varsa dava veya karar bilgileri ve belgeleri başvuruda belirtilmelidir. İş kazası davasının varlığı, ilan ve kayıt işlemlerini kendiliğinden takip edilmiş hâle getirmez. [3]
Adi tasfiyede İİK m.219 uyarınca alacaklılar, ilandan itibaren bir ay içinde alacaklarını ve belgelerini bildirmeye çağrılır; ilanın son yapıldığı tarih süre hesabında dikkate alınır. Yabancı ülkede bulunan alacaklılar için süre uzatılması imkânı da düzenlenmiştir. Başvuruda önce tasfiye usulü, ilan tarihi ve dosyadaki özel bildirimler kontrol edilmelidir. [3]
İlk kayıt süresi geçirilmişse alacağın her durumda tamamen kaybedildiği düşünülmemelidir. İİK m.236, iflasın kapanmasına kadar geç başvuru imkânı tanır; gecikmeden doğan masraflar alacaklıya aittir ve önce kararlaştırılmış paylaşıma katılma hakkı bulunmaz. Bu imkân, süresinde kayıt yaptırmayı gereksiz kılmaz. [3]
İşveren iflas edince iş kazası davası durur mu?
İİK m.193’te bireysel takipler, m.194’te hukuk davaları için farklı hükümler vardır. Hukuk davalarının durmasına ilişkin düzenlemede, vücut üzerinde meydana getirilen zararlardan doğan tazminat davaları açıkça istisna tutulmuştur. Bu nedenle “iflas açıldı, bütün iş kazası tazminat davaları durur” denilemez. Talebin niteliği, tarafın temsili ve iflas dosyasıyla ilişkisi mahkeme dosyası üzerinden belirlenmelidir. [3]
İş kazası tazminatı iflasta her alacaktan önce mi ödenir?
İşçi alacağı olması, bütün tutarın rehinli alacaklardan ve diğer tüm alacaklardan önce ödeneceğini göstermez. İİK m.206’daki işçi alacakları imtiyazının kapsamı; alacağın iş ilişkisine dayanması, tahakkuk zamanı ve kanundaki süre hesabıyla birlikte incelenir. Alacak hakkında devam eden davanın süresi de kanunda belirtilen hesap bakımından önem taşıyabilir. Rehinler, masa giderleri ve diğer öncelikler ayrıca değerlendirilir. [3]
Sıra cetvelinde alacağın reddi, miktarının azaltılması veya yanlış sıraya alınması hâllerinde başvuru yolu aynı olmayabilir. İİK m.235, alacağın esası veya miktarına ilişkin dava ile yalnız sıraya ilişkin şikâyeti ayırır. İlan, özel bildirim ve masraf verilmesine ilişkin kayıtlar süreyi etkileyebileceğinden, tebliğ alınan belge geciktirilmeden incelenmelidir. [3]
İşveren kapanırsa SGK geliri ve rapor parası kesilir mi?
İş kazası sigortasından sağlanan yardımlar ile işverenden istenen tazminat ayrı haklardır. 5510 m.18’deki geçici iş göremezlik ödeneği, m.19’daki sürekli iş göremezlik geliri ve m.20’deki ölüm geliri kendi koşullarıyla değerlendirilir. İşverenin sonradan faaliyetini bırakması bu hakları tek başına ortadan kaldıran bir koşul değildir. [8]
Bununla birlikte çalışmanın ve olayın kayıtlarda doğru görünmesi önem taşır. İş kazası bildirimi yapılmamış, sigortalılık eksik veya olayın niteliği tartışmalıysa ilgili başvuru ve inceleme süreçleri gerekir. Sürekli gelir için m.19’daki en az yüzde 10 meslekte kazanma gücü kaybı koşulu da ayrıca değerlendirilir. Şirketin malvarlığından ödeme alınamaması ile SGK’nın gelir koşullarının oluşmaması farklı sorunlardır. [8]
Gelirin koşulları ve tazminat hesabıyla ilişkisi için sürekli iş göremezlik geliri rehberi incelenebilir.
İşverenin kapandığını öğrenen işçi hangi belgeleri hazırlamalı?
| Durum veya belge | İncelemede önemi |
|---|---|
| Güncel ve geçmiş ticaret sicili kayıtları | İşverenin tam unvanı, tasfiye veya terkin tarihi, temsilci ve değişiklikler. |
| Tasfiye ilanları ve varsa iflas dosyası | Başvuru yeri, tasfiye usulü, ilan ve bildirim tarihleri. |
| İş sözleşmesi, bordro, SGK kayıtları ve banka ödemeleri | Çalışma ilişkisi, işverenin kimliği ve gerçek ücret. |
| Kaza tutanakları, sağlık kayıtları, SGK incelemesi | Olayın iş kazası niteliği, zarar ve tedavi süreci. |
| Dava, karar ve tebligat belgeleri | Devam eden işlemler, ihya ihtiyacı ve korunması gereken süreler. |
| Alt işverenlik veya devir belgeleri | Başka şirketlerin sorumluluğunu değerlendirmeye yarayan hukuki ve fiilî ilişki. |
Önce doğru işveren ve sicil durumu belirlenir; ardından devam eden dava ve süreler kontrol edilir. Tasfiye varsa alacak bildirilir, terkin varsa yeniden tescil gereği değerlendirilir, iflas varsa dosyadaki kayıt ve sıra işlemleri takip edilir. Başka bir sorumlunun bulunması ihtimali de aynı hazırlıkta araştırılır. Bir şirket yöneticisiyle telefon görüşmesi yapılması, mahkeme veya iflas dosyasındaki işlemlerin yerini tutmaz.
Tazminat davası ile ihya davası aynı mahkemede mi görülür?
İşçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan iş kazası tazminatı uyuşmazlığında iş mahkemesi görevi değerlendirilir. TTK m.547’deki yeniden tescil talebi ise şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine yöneltilir. Bu iki dosyanın amacı ve tarafları farklı olabilir; asıl davada verilen sürelerin ihya işlemleriyle birlikte takip edilmesi gerekir. [9] [1]
7036 m.3/3 uyarınca iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir. Aynı kapanma nedeniyle ücret veya kıdem tazminatı da isteniyorsa o taleplerin usulü ayrıca incelenir. İşyerinin kapanmasının bütün işçilik alacakları bakımından tek bir başvuru kuralı doğurduğu varsayılmamalıdır. [9]
İşverenin kapanmasından sonra doğru yol, yalnız “şirket var mı?” sorusunun cevabıyla belirlenmez. Terkin nedeni, davanın aşaması, alacağın süresi ve tahsil edilebilecek malvarlığı birlikte değerlendirilir. Diğer hak arama konuları için İş Kazası Bilgi Merkezi kullanılabilir.
Resmî kaynaklar ve emsal kararlar
Kaynak kontrolü: 31 Ekim 2026. Yargıtay Karar Arama sisteminde ilgili daire ile esas ve karar yılı/sıra numaraları girilerek iki kararın tam metnine erişilebilir. Anayasa Mahkemesi kararının doğrudan resmî bağlantısı aşağıdadır.
- [1] 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — m.329, 533–534, 541–542, 547, 553, 573, 643–644 ↩
- [2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.49, 53–56, 146, 149 ve 417 ↩
- [3] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — m.184, 193–194, 206–207, 219 ve 230–236 ↩
- [4] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 06.05.2026, E.2025/18123, K.2026/6364 — resmî sistemde tam künye ile arama ↩
- [5] Anayasa Mahkemesi, 22.06.2023, E.2023/33, K.2023/117 — RG:15.09.2023/32310, özellikle §19, 30 ve 44–47 ile hüküm ↩
- [6] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 20.03.2025, E.2025/1320, K.2025/2027 — resmî sistemde tam künye ile arama ↩
- [7] 4857 sayılı İş Kanunu — m.2 ve 6 ↩
- [8] 5510 sayılı Kanun — m.13 ve 18–20 ↩
- [9] 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — m.3/3, 5 ve 6 ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
