Taşeron işçi fabrikada iş kazası geçirirse sorumluluk yalnızca bordrosunda adı yazan şirkete ait olmayabilir. İşçi ile taşeron firma arasındaki ilişki, fabrikanın verdiği işin niteliği ve sahadaki çalışma düzeni incelenir. Geçerli bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi varsa tazminat sorumluluğu iki işvereni de ilgilendirebilir. Buna karşılık fabrikaya bağımsız bir işin yapılması için gelen her firma alt işveren değildir. Bu ayrım, yaralanan işçinin veya ölüm hâlinde yakınlarının talebini kime yönelteceği bakımından önem taşır.[1]
Başvuru yollarının genel çerçevesini iş kazası bilgi merkezimizde, kayıt dışı çalışmanın etkilerini ise sigortasız işçinin iş kazası hakları yazımızda bulabilirsiniz.
İçindekiler
- Taşeron İşçinin Kazası İş Kazası Sayılır mı?
- Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisi Nasıl Belirlenir?
- Fabrika Hangi Durumda Sorumlu Olabilir?
- Bağımsız Yüklenici ve Anahtar Teslim İş Ayrımı
- Birden Fazla Taşeronun Çalıştığı Sahada Kaza
- Yaralanma ve Ölüm Hâlinde Haklar
- Taşeron İşçinin Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
- Taşeron İşçi İş Kazasında Dava Süresi Ne Kadar?
- Kaza Sonrasında Hangi Belgeler Toplanmalı?
- Farklı Şehirlerdeki Fabrika ve Taşeron İlişkilerinde Hangi Kayıtlar Önemlidir?
- Sıkça Sorulan Sorular
Taşeron İşçinin Kazası İş Kazası Sayılır mı?
İşçinin kendi işvereni tarafından görevlendirildiği başka bir fabrikada kaza geçirmesi, olayın iş kazası olarak incelenmesini engellemez. 5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi bakımından çalışma ilişkisi, olayın zamanı ve yeri ile işçinin bedensel veya ruhsal etkilenmesi araştırılır. SGK’nın iş kazası tespiti ile tazminat davasında hangi şirketin ne sebeple sorumlu olduğu ayrı sorulardır. Bu nedenle SGK bildirgesinde yalnız bir şirketin adının bulunması, diğer şirketlerin hukuki konumuna ilişkin incelemeyi gereksiz kılmaz.[2][3]
Açıklayıcı bir örnek olarak, Gebze’deki bir tesisin üretim hattında bakım yapan işçi de Dilovası’ndaki bir fabrikanın çatısını ayrı sözleşmeyle onaran işçi de kendi işvereninin işi nedeniyle orada bulunabilir. Fakat iki işin fabrikanın üretimiyle ilişkisi ve işverenler arasındaki sözleşme aynı olmayabilir. İş kazası tespiti yapıldıktan sonra sorumluluğun dayanağı ayrıca belirlenmelidir.
Asıl İşveren ve Alt İşveren İlişkisi Nasıl Belirlenir?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi, asıl işverenin işyerindeki üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya belirli şartlarla asıl işin bir bölümünde iş alan ve işçilerini o işte çalıştıran diğer işverenle kurulan ilişkiyi düzenler. Bu ilişkide asıl işverenin üretimde çalışan kendi işçilerinin de bulunması; alt işverenin görevlendirdiği işçileri yalnız o işyerinde aldığı işte çalıştırması ve verilen işin üretimle bağlantısı önemlidir. Asıl işin bir bölümü devrediliyorsa işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık şartı da araştırılır. Alt İşverenlik Yönetmeliği de kuruluşa ilişkin şartları ayrıntılandırır.[4]
İşin adına “taşeronluk”, “hizmet alımı” veya “anahtar teslim” yazılması tek başına sonuç belirlemez. Sözleşme, SGK işyeri ve işe giriş kayıtları, iş programı, vardiya çizelgesi, hakedişler, işçiye talimatı veren kişiler ve fabrikanın aynı işte kendi çalışanlarını bulundurup bulundurmadığı birlikte değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.04.2025 tarihli 2024/473 E., 2025/215 K. sayılı kararında doğal gaz şebekesi yapımına ilişkin ilişkide şirketin faaliyet konusunu, sözleşmedeki işçileri işten uzaklaştırmaya uzanan yetkilerini, tanık anlatımlarını ve ödeme kayıtlarını değerlendirdi. Anahtar teslim eser sözleşmesi savunmasını kabul etmeyerek asıl işveren–alt işveren ilişkisi yönünden direnme kararını yerinde buldu. Bu kararın davası işçilik alacağına ilişkindir; iş kazası tazminatı hakkında hüküm kurmaz. İlişkinin niteliğini belirlerken kullanılacak somut ölçütleri göstermesi bakımından önemlidir.[5]
Fabrika Hangi Durumda Sorumlu Olabilir?
Fabrika işletmesi ile taşeron firma arasında kanundaki şartlara uygun bir asıl işveren–alt işveren ilişkisi varsa işçi, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat taleplerini sorumluluğun koşullarına göre iki işverene yöneltebilir. Yargıtay uygulamasında bu birlikte sorumluluk, doğrudan iş sözleşmesi bulunmayan asıl işvereni de kapsayabilir. Bunun için önce ilişkinin gerçekten kurulup kurulmadığı ve kazanın oluşumu araştırılır.[6]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli 2025/13907 E., 2026/4369 K. sayılı kararında işçi, ilk işverenine karşı kesinleşmiş bir maddi tazminat kararından sonra başka bir şirketin asıl işveren olduğunu ileri sürdü. Yargıtay; montaj sözleşmelerinin, şirketlerin faaliyetlerinin, sigortalılık bildirimlerinin ve uzman kusur raporunun yeterince incelenmediğini belirterek hükmü bozdu. Karar, bu ikinci şirketin sorumluluğunu kesin olarak kabul etmemiştir. İşçi açısından sözleşme ve fiilî çalışma kayıtlarının neden önemli olduğunu gösterir.[6]
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri de bu incelemenin bir parçasıdır. 6331 sayılı Kanun, işverene riskleri önleme, gerekli araç ve ekipmanı sağlama, çalışanı eğitme ve tedbirlere uyumu denetleme görevleri yükler. Aynı çalışma alanını paylaşan işverenler ise riskler konusunda iş birliği ve koordinasyon sağlamak zorundadır. Somut kazada hangi önlemin eksik olduğu ve bunun zarara etkisi teknik delillerle belirlenir.[7]
Bağımsız Yüklenici ve Anahtar Teslim İş Ayrımı
Fabrikanın üretiminden ayrı bir inşaatı veya çatı imalatını kendi organizasyonuyla üstlenen firma, olayın özelliklerine göre bağımsız yüklenici olabilir. Bu hâlde fabrika sahibi sırf arsanın veya binanın sahibi olduğu için asıl işveren sayılmaz. Ancak ilişkiyi yalnız sözleşmedeki başlığa göre sınıflandırmak da doğru değildir; işin kapsamı, yürütülmesi ve kazaya yol açan tehlike incelenir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.06.2026 tarihli 2026/1048 E., 2026/10015 K. sayılı kararda yeni fabrika binasının uzay çatı montajı sırasında yaşanan ölüm olayını değerlendirdi. Fabrika sahibinin bu işte işçi çalıştırmadığı, işi bağımsız eser sözleşmesiyle verdiği ve çökme nedeninin yüklenicinin projesindeki hata olduğu tespitleri üzerinden fabrika sahibine yöneltilen hükmü bozdu. Bu olayda fabrika sahibinin ayrıca kusurlu olmadığı sonucuna vardı. Karar, fabrikanın sahasında gerçekleşen her kaza için aynı sonucun çıkacağını söylemez.[8]
Çatı onarımı ve düşme riskine ilişkin ayrıntıları fabrika çatısından düşme iş kazası yazımızda ele aldık.
Birden Fazla Taşeronun Çalıştığı Sahada Kaza
Bir şantiyede ana yüklenici, mantolama firması, iskele kiralayan şirket ve kurulum ekibi aynı anda çalışabilir. İşçinin kimin çalışanı olduğu kadar, kazaya neden olan işi kimin üstlendiği ve şirketlerin birbirleriyle kurduğu ilişki de incelenir. Şirketler arasındaki “başka taşerona iş verilemez” veya “kazadan yalnız şu firma sorumludur” hükmü, işçinin tarafı olmadığı sözleşmenin kapsamı ve kanuni sorumluluk karşısında ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli 2025/8019 E., 2026/131 K. sayılı kararında hareketli dış cephe platformunun kurulumu sırasında yaşanan ölümlü kazada birden fazla şirketin konumu tartışıldı. Bölge adliye mahkemesi önceki bozmanın ardından şirketlerin sorumluluğuna ilişkin gerekçe kurdu; aralarındaki taşerona devri yasaklayan sözleşme kaydının üçüncü kişi durumundaki zarar görenlere karşı ileri sürülemeyeceğini değerlendirdi. Yargıtay, bu incelemede eş ve çocuklar lehine hükmedilen manevi tazminatı az bulup o yönden bozdu. Diğer taleplerin bir bölümüne yönelik temyizi parasal kesinlik sınırı nedeniyle reddetti. Bu karar, bütün davalıların aynı oranda kusurlu olduğu anlamına gelmez.[9]
Yaralanma ve Ölüm Hâlinde Haklar
Taşeron işçi yaralanırsa
4/a kapsamındaki işçinin, Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulundan aldığı istirahat raporuyla belgelenen iş göremezlik süresinde koşulları varsa SGK geçici iş göremezlik ödeneği gündeme gelir. Kurumun meslekte kazanma gücü kaybını en az yüzde 10 olarak belirlediği hâllerde sürekli iş göremezlik geliri ayrıca incelenir. Bu oran, bütün maddi tazminat talepleri için genel bir alt sınır değildir. Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/13907 Esas ve 2026/4369 Karar sayılı kararında, gelir bağlanması için gereken oranın altında kalan bir işçinin tazminat davası incelenmiştir. Zarar ve sorumluluk ayrıca araştırılır.[3]
Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi; tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları düzenler. 56. maddeye göre olayın özellikleri dikkate alınarak manevi tazminata da karar verilebilir. SGK ödemelerinin tazminata etkisi ise 55. maddeye göre ayrıca değerlendirilir; her SGK ödemesi tazminattan indirilemez.[10] İş kazası tespiti tek başına belirli bir tazminat tutarı doğurmaz. Yaralanmalı iş kazası tazminatı rehberinde zarar kalemlerini daha ayrıntılı açıkladık.
Taşeron işçi hayatını kaybederse
SGK’nın hak sahiplerine sağlayabileceği yardımlar ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleri farklı koşullara dayanır. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin kayıplarını; 56. maddesi ise ölüm hâlinde yakınlarına manevi tazminat verilmesini düzenler. Bu nedenle destekten yoksun kalma talebinde destek ilişkisi, manevi tazminatta ise yakınlık ve olayın özellikleri ayrı değerlendirilir.[10] Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, 2025/8019 Esas ve 2026/131 Karar sayılı kararında da aile üyelerinin maddi ve manevi taleplerine ilişkin hükümlerin bir kısmı farklı usulî nedenlerle incelenmiş, manevi tazminatın miktarı yönünden bozma yapılmıştır. Ayrıntılı genel çerçeve için iş kazası tazminatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Taşeron İşçinin Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Yalnızca taşeron işçi olmanız veya raporda bir oran yazması belirli bir tazminat tutarı doğurmaz. Yaralanmanın sonuçları, gerçek ücret, çalışma gücüne etkisi, kusur ve hukuken dikkate alınabilecek SGK ödemeleri birlikte değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 54–56. maddelerindeki zarar kalemleri esas alınır. Başka bir dosyada hükmedilen tutar, sizin dosyanız için tarife değildir.[10]
Maaşımın Bir Kısmını Elden Alıyorsam Hesap Asgari Ücretten mi Yapılır?
Gerçek kazanç araştırılmadan, yalnız SGK’da bildirilen tutarın her durumda doğru ücret olduğu kabul edilmemelidir. Ücret bordroları ve ödeme kayıtları ile yapılan iş, yaş ve mesleki kıdem gibi bilgiler bu araştırmada önem taşır. İşçinin ücret iddiası da delillerle değerlendirilir; yalnız “daha fazla alıyordum” demek belirli bir tutarı kanıtlamaz.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.03.2026, 2025/14990 E., 2026/2311 K. İnşaatta üzerine kalas düşen bekçinin davasında, asgari ücret bildirimine rağmen ileri sürülen ücret itirazının emsal ücret araştırılmadan karara bağlanmasını hatalı buldu. İşçinin işi ve kıdemi belirtilerek ilgili kurum ve meslek odalarından ücret araştırması yapılmasını istedi. Aynı kararda kusur incelemesinin teknik eksiklikleri de bozma nedeni sayıldı. Karar, beyan edilen her elden ödemenin kabul edileceği anlamına gelmez; gerçek ücretin dosya verileriyle araştırılması gerektiğini gösterir.[11]
Kazanın Benim Hatam Olduğu Söylenirse Hiç Tazminat Alamaz mıyım?
İşçiye kusur yüklenmesi ile bütün zararın işçiden kaynaklandığının kabul edilmesi aynı şey değildir. Hangi güvenlik önleminin eksik olduğu, önlemi kimin alması gerektiği ve işçinin davranışının kazaya etkisi somut olarak araştırılır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.03.2026 tarihli, 2025/14990 Esas ve 2026/2311 Karar sayılı kararında, teknik ihlaller yeterince açıklanmadan kusur oranı belirlenmesini uygun bulmadı; farklı uzmanlardan oluşan heyetle olayın ve oranların yeniden incelenmesini istedi. Fabrika veya taşeronun tek taraflı açıklamasıyla kusur incelemesi tamamlanmış olmaz.[11]
Bilirkişi Raporunda Ücret veya Kusur Yanlışsa Ne Yapılabilir?
HMK’nın 281. maddesine göre raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksiklerin tamamlattırılması, belirsizliklerin açıklanması veya yeni bilirkişi atanması talep edilebilir. Özel ya da teknik çalışma nedeniyle itirazın bu sürede hazırlanması çok zor veya imkânsızsa, yine aynı süre içinde başvurularak bir defaya mahsus ve en çok iki haftalık ek süre istenebilir. Ek süre kendiliğinden verilmiş sayılmaz.[12]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026, 2025/305 E., 2026/298 K. Asıl işveren ve alt işverenin yer aldığı iş kazası davasında, işçinin ilk hesap raporuna itiraz etmeden o tutara göre talebini artırması tartışıldı. Kurul, somut dosyada raporu açıkça kabul eden ve davaya son veren işlem niteliğindeki bir irade açıklaması bulunmadığını; salt sessizliğin hatalı raporu bağlayıcı hâle getirmediğini kabul ederek direnme kararını uygun buldu ve diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye gönderdi. Bu karar, iki haftalık itiraz süresini kaldırmaz; süresinde itiraz etme hakkı ile mahkemenin hatalı raporu değerlendirme yetkisinin ayrımına ilişkindir.[13]
Taşeron İşçi İş Kazasında Dava Süresi Ne Kadar?
İşverenin sözleşmeye aykırı davranışına dayanan iş kazası tazminat taleplerinde on yıllık genel zamanaşımı çerçevesi önem taşır. Ancak sürenin başlangıcı yalnız takvimde kaza tarihine bakılarak her dosyada aynı şekilde belirlenemez. Zararın öğrenilmesi, tıbbi gelişimi ve talebin hukuki dayanağı incelenmelidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve 149. maddeleri ile ilgili kararlar birlikte değerlendirilir.[10]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.12.2025, 2024/665 E., 2025/836 K. Taşeron işçinin çalışmasının tespit edildiği ve ağır yaralandığı olaydan doğan bakiye tazminat davasında Kurul, zararın belirlenmesine ilişkin sağlık kurulu raporlarını değerlendirerek zamanaşımı yönünden direnme kararını uygun buldu. Bakıcı gideri bakımından ise bakım ihtiyacına ilişkin itirazlar araştırılmadığı için direnme kararını bozdu. Dolayısıyla karar ne bütün taleplerin kabul edildiği ne de her işçinin süresinin en son rapordan başlayacağı şeklinde okunabilir.[14]
Pratik sonuç: Yeni bir rapor çıkmasını bekleyerek başvuruyu ertelemeyin. Kaza, tedavi ve rapor tarihlerini, önceki dava ve talep artırımlarını birlikte inceletin. Bu yazıdan her dosya için geçerli tek bir son başvuru tarihi çıkarılamaz.
Kaza Sonrasında Hangi Belgeler Toplanmalı?
- Sağlık ve olay kayıtları: Acil başvuru, epikriz, istirahat raporu, olay yeri tutanağı, fotoğraf, kamera ve tanık bilgilerini koruyun.
- Çalışma ilişkisi: İşe giriş bildirgesi, ücret bordrosu, banka hareketleri, görev ve vardiya kayıtları ile işyerindeki giriş çıkış kayıtlarını saklayın.
- Şirketler arası iş: Alt işverenlik veya eser sözleşmesi, ek şartnameler, iş programı, iş teslimi ve hakediş belgelerinin ilgili kısımlarını belirleyin.
- İş güvenliği: Risk değerlendirmesi, eğitim, ekipman teslimi, bakım ve denetim kayıtları ile aynı alanda çalışan şirketler arasındaki koordinasyon belgelerini inceleyin.
- SGK bildirimi: 4/a sigortalısının iş kazasını işveren kolluğa derhal, SGK’ya kural olarak olaydan sonraki üç iş günü içinde bildirir. İşverenin kontrolü dışındaki yerde gerçekleşen kazada SGK bildirim süresi, işverenin kazayı öğrendiği tarihten başlar. Bildirim yapılmadıysa SGK kaydını ve başvuru yolunu takip edin.
İlk başvuru ve rapor süreci hakkında iş kazası ve tazminat rehberimizde bilgi bulabilirsiniz.
Farklı Şehirlerdeki Fabrika ve Taşeron İlişkilerinde Hangi Kayıtlar Önemlidir?
İstanbul’daki bir bakım firmasının Kocaeli’deki üretim tesisine ekip göndermesi veya bir yüklenicinin Bursa’daki fabrika işini başka bir şirkete yaptırması, birden fazla şirketin yer aldığı çalışma düzenlerine örnektir. Aynı sorun Çerkezköy, Çorlu veya Sakarya’daki bir işyerinde de ortaya çıkabilir. İşçi kaza geçirdiğinde yalnız “taşeronun elemanı” denilmesi sorumluluğu çözmez. Hangi şirketin işçiyi görevlendirdiği, fabrikanın o işte çalışanları ve talimat yetkisi ile kazaya yol açan tehlike ayrı ayrı saptanmalıdır.
Örnek bir bakım kazasında ekipmanın güvenliği ve işin yönetimi; bağımsız çatı montajında ise projenin ve imalatın kimin denetiminde olduğu araştırılabilir. Bunlar gerçek bir dosyanın sonucu olarak verilmiş örnekler değildir. Bölgesel faaliyet alanı hukuk kuralını değiştirmez; olay yerindeki sözleşme ve teknik kayıtlar sonuca etki eder. Makine bakım kazası yazımızda bakım işindeki güvenlik ve delil konularını ayrıca ele aldık.
Sıkça Sorulan Sorular
Taşeron işçi iş kazası geçirirse fabrika sahibi tazminat öder mi?
Geçerli asıl işveren–alt işveren ilişkisi ve tazminat sorumluluğunun koşulları varsa birlikte sorumluluk gündeme gelebilir. Fabrikanın yalnızca mülkiyeti tek başına yeterli değildir. İlişkinin niteliği ve kazanın sebebi araştırılır.
SGK girişim taşeron firmadaysa fabrikaya dava açabilir miyim?
SGK kaydı önemli bir delildir; tek başına diğer şirketin sorumluluğunu çözmez. Fabrikanın asıl işveren olup olmadığı, sözleşmeler ve fiilî çalışma düzeni üzerinden incelenir.
Taşeronla yapılan sözleşmede bütün kazalardan taşeron sorumlu yazıyorsa ne olur?
Şirketlerin kendi aralarındaki sorumluluk paylaşımı işçinin tarafı olmadığı sözleşmenin dışındaki haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, 2025/8019 Esas ve 2026/131 Karar sayılı kararında da böyle bir savunma tartışılmıştır. Somut hukuki ilişki belirleyicidir.
Taşeron firma kapandıysa talep hakkım biter mi?
Firmanın kapanması, diğer olası sorumluların hukuki konumunun araştırılmasını gereksiz kılmaz. Şirketin tasfiye ve ticaret sicili kayıtları ile asıl işverenlik iddiası ve ilgili süreler ayrıca incelenmelidir.
Çatı tamiri yapan şirket her zaman fabrikanın alt işvereni midir?
Hayır. İşin fabrikanın üretimine bağımlı yardımcı iş mi, yoksa kendi organizasyonuyla tamamlanan bağımsız eser mi olduğu araştırılır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.06.2026 tarihli, 2026/1048 Esas ve 2026/10015 Karar sayılı kararında bağımsız eser sözleşmesi kabul edilmiştir.
Birden fazla taşeron varsa hepsinin kusuru eşit mi sayılır?
Hayır. İşçiyi çalıştıran, tehlikeyi yaratan, işin güvenliğini sağlayan ve alanı yöneten kişilerin rolü ayrı incelenir. Kusur raporu olayın teknik özelliklerine dayanmalıdır.
İş kazasını hangi firma SGK’ya bildirir?
5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi, 4/a kapsamındaki işçiyi çalıştıran işverene bildirim yükümlülüğü getirir. Kanun’un 12. maddesine göre asıl işveren de Kanun’un işverene yüklediği yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Somut çalışma ilişkisinin niteliği ayrıca belirlenmelidir.[2]
Taşeron işçi sigortasızsa iş kazası hakkı yok mu?
5510 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre 4/a kapsamındaki sigorta hak ve yükümlülükleri çalışmaya başlama tarihinde başlar. Bildirimin yapılmamış olması hâlinde fiilî çalışma ve kazanın koşulları araştırılır; yalnızca kayıt eksikliğine bakılarak hak bulunmadığı söylenemez.[2]
Taşeron işçinin ailesi ölüm hâlinde tazminat isteyebilir mi?
Koşulları varsa destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleri ileri sürülebilir. SGK’nın hak sahiplerine sağlayacağı yardımlar ayrı değerlendirilir.
İş kazası tazminatında arabuluculuk zorunlu mu?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/3, iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuk kapsamının dışında tutar. İşçilik alacağı gibi başka talepler için aynı sonuç kendiliğinden geçerli değildir.[15]
Tazminat İçin Fabrikaya ve Taşerona Birlikte Dava Açmak Zorunda mıyım?
Geçerli asıl işveren–alt işveren ilişkisi ve müteselsil sorumluluğun koşulları varsa, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/13907 Esas ve 2026/4369 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere dava iki işverene birlikte veya bunlardan yalnız birine yöneltilebilir. Önce sorumlu şirketlerin hukuki konumu doğru belirlenmelidir; aynı zarar iki kez tahsil edilemez.[6]
SGK Gelir Bağlamadıysa Tazminat Davası Açılamaz mı?
Hayır. SGK sürekli iş göremezlik geliri için aranan en az %10 meslekte kazanma gücü kaybı, bütün tazminat taleplerinin ortak eşiği değildir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13.04.2026 tarihli, 2025/13907 Esas ve 2026/4369 Karar sayılı kararındaki işçiye %4,3 oranı nedeniyle gelir bağlanmamış olmasına rağmen tazminat davasındaki sorumluluk ve kusur incelemesi sürmüştür. Bu, davanın mutlaka kazanılacağı anlamına gelmez.[6]
Yaralanan Taşeron İşçinin Eşi de Manevi Tazminat İsteyebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi, ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin yakınlarına da manevi tazminata karar verilebilmesini düzenler. Bu hak her yaralanmada otomatik olarak doğmaz; zararın ağırlığı ve olayın özellikleri ayrıca incelenir.[10]
Taşeron İşçi İçin Sabit Bir Tazminat Tarifesi Var mı?
Bu yazıdaki karar tutarları bir tarife oluşturmaz. Gerçek ücret, zarar kalemleri, sağlık raporları ve sorumluluk dosyaya göre değerlendirilir. Ücretin veya kusurun eksik araştırılması hesabı etkileyebilir; Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.03.2026 tarihli, 2025/14990 Esas ve 2026/2311 Karar sayılı kararı bu iki eksiklik nedeniyle bozma yapılmasına örnektir.[11]
Tazminat Raporuna İtiraz Etmezsem Mahkeme O Raporla Bağlı mı Kalır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2026 tarihli, 2025/305 Esas ve 2026/298 Karar sayılı kararına göre somut dosyada rapora yalnızca sessiz kalınması, hatalı hesabın mahkemeyi bağlayan kesin bir kabulüne dönüşmemiştir. Bununla birlikte tarafın süresinde itiraz hakkı ayrıdır. Raporun tebliğ tarihini kontrol edip itirazı iki haftalık süre içinde hazırlamak gerekir.[13][12]
Kaynaklar
- 4857 sayılı İş Kanunu, m. 2 ↩
- 5510 sayılı Kanun, m. 7, 12, 13, 18, 19 ve 92 ↩
- SGK, İş Kazası ve Sağlanan Haklar ↩
- Alt İşverenlik Yönetmeliği, m. 3–4 ve 9–10 ↩
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 09.04.2025, 2024/473 E., 2025/215 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.04.2026, 2025/13907 E., 2026/4369 K. ↩
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 4, 10, 17 ve 23 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.06.2026, 2026/1048 E., 2026/10015 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.01.2026, 2025/8019 E., 2026/131 K. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 53–56, 146, 149 ve 417 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.03.2026, 2025/14990 E., 2026/2311 K. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 281–282 ↩
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026, 2025/305 E., 2026/298 K. ↩
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.12.2025, 2024/665 E., 2025/836 K. ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3/3 ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
