Şantiyede kazı göçüğü veya toprağın kayması nedeniyle yaralanan işçi, olayın koşullarına göre SGK yardımlarından yararlanabilir ve sorumlulara karşı maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Ölüm hâlinde desteğini kaybeden kişilerin ve yakınların hakları ayrıca değerlendirilir. Kazının nasıl açıldığı, toprağın hangi nedenle göçtüğü ve çalışmayı kimin yönettiği, sorumluluğun belirlenmesinde önem taşır. [1] [2]
Temel kazısı, kanalizasyon ve altyapı hendeği, boru döşeme veya kazı yanında demir bağlama sırasında yaşanan olaylarda yalnız yaralanmanın ağırlığına bakılmaz. İksa ve şev düzeni, yağış, su birikmesi, kazı kenarındaki hafriyat ve araç hareketleri de incelenir. Bu rehber, yapı ve altyapı işlerinde çalışan işçinin haklarına odaklanmaktadır; maden işyerleri ayrı güvenlik düzenlemelerine tabidir. [3]
İçindekiler
- Kazı göçüğü ve toprak altında kalma ne zaman iş kazası sayılır?
- İksa ve şev yapılmaması sorumluluğu nasıl etkiler?
- Yağmur yağarken kazı işinde çalıştırılan işçinin hakları nelerdir?
- Müteahhit, taşeron ve işi veren kuruluş ne zaman sorumlu olur?
- İşçiye kusur verilirse tazminat hakkı biter mi?
- Göçükten sonra hangi deliller korunmalı?
- İş kazasını kim bildirir; işveren bildirmezse ne yapılır?
- Göçükte yaralanan işçi ne kadar tazminat alabilir?
- Toprak altında kalan işçi ölürse yakınları hangi hakları isteyebilir?
- Göçük nedeniyle tazminat davası nerede açılır; arabuluculuk gerekir mi?
- Kazı kazalarında diğer sorular
Kazı göçüğü ve toprak altında kalma ne zaman iş kazası sayılır?
5510 sayılı Kanun m.13, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya yürütülen iş nedeniyle meydana gelen ve hemen ya da sonradan bedensel veya ruhsal zarara yol açan olayları iş kazası kapsamında düzenler. İşçinin görevinin doğrudan kazı yapmak olması şart değildir. Kazı tabanında boru döşeyen işçi kadar, kazı yanında kalıp veya demir işi yaparken kayan toprağın altında kalan çalışanın durumu da bu kapsamda incelenir. [1]
Olayın iş kazası kabul edilmesi ile tazminatı kimin ödeyeceği ayrı konulardır. Tazminat talebinde çalışma ilişkisi, zarar, alınmayan güvenlik önlemi ve bu eksikliğin kazayla bağlantısı ortaya konulur. İşverenin işçiyi koruma yükümlülüğü, TBK m.417 ile iş sağlığı ve güvenliği düzenlemeleri birlikte değerlendirilerek belirlenir. [2] [4]
İnşaat alanında bulunan herkesin hukuki durumu aynı olmayabilir. Ziyaretçi, bağımsız çalışan veya komşu taşınmaz sahibi bakımından farklı sorumluluk ve başvuru yolları gündeme gelebilir. Şantiyelerdeki diğer olayların kapsamı inşaat ve şantiye iş kazaları rehberinde açıklanmaktadır.
İksa ve şev yapılmaması sorumluluğu nasıl etkiler?
Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği Ek-4/B/63, kazı güvenliğinin zemine ve çalışma koşullarına göre kurulmasını ister. Zemin yapısı, iklim, yakın çevredeki sarsıntılar, su kaynakları ve yükler dikkate alınarak uygun şev açıları belirlenir ve/veya statik hesabı yapılmış destek ve setler kullanılır. Şev, kazı yüzeyine uygun eğim verilmesidir; iksa ise kazı yanlarının desteklenmesinde kullanılan sistemleri ifade eder. [3]
Hangi çözümün gerekli olduğu, yalnız kazının derinliğinden anlaşılmaz. Zeminin dolgu veya doğal zemin olması, önceki kazılar, su sızıntıları ve kazı kenarında çalışan makineler teknik incelemeyi etkiler. Bir başka şantiyede kullanılan destek sisteminin aynı biçimde buraya taşınması yeterli olmayabilir. Dosyada, seçilen yöntemin bu kazı için neden uygun olduğu ve uygulamanın projeye uyup uymadığı araştırılır. [3]
Kazıdan çıkarılan hafriyatla kenar arasında yeterli mesafe bırakılması, akma riski varsa bariyer kullanılması ve stabiliteyi etkileyen araçların güvenli uzaklıkta tutulması Ek-4/B/68’de düzenlenir. Kask, reflektörlü yelek veya uyarı levhası bulunması, kazı yanlarının göçmesini önleyecek düzenin incelenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Toplu korunmaya öncelik verilmesi 6331 sayılı Kanun m.5’in de esaslarındandır. [3] [4]
Bir buçuk metreden sığ kazıda önlem alınması gerekmez mi?
Gerekir. Yönetmeliğin Ek-4/B/67 hükmündeki 150 santimetre ifadesi bütün güvenlik önlemleri için genel bir başlangıç sınırı değildir. Hüküm, açıkta 150 santimetreden derin kazılar ile her derinlikteki temel ve kanal kazılarında yan yüzlerin altlarının oyularak yukarıdan çökertilmesi biçimindeki çalışmayı engeller. Aynı bölümdeki zemin, destek, giriş-çıkış ve göçme önlemleri de kendi koşullarına göre uygulanır. [3]
Yağmur yağarken kazı işinde çalıştırılan işçinin hakları nelerdir?
Yönetmelik Ek-4/B/69’a göre kazı işlerinde yağış sırasında çalışma yapılmaz. Yağış bittikten sonra da yalnız havanın açılmış olmasıyla işe dönülmez: Ek-4/B/64, şiddetli yağış, don ve kar sonrasında kazı yan yüzlerinin kontrolünü ve güvenli olduğu belirtilmeden çalışmaya başlanmamasını düzenler. Her vardiya öncesi kontrol ile desteklerde önemli zarar veya beklenmedik parça düşmesi sonrasındaki kontroller de aynı hükümde yer alır. [3]
Yağışlı havadaki bir göçükte iş emri, vardiya kayıtları, hava durumu verileri, saha fotoğrafları ve kontrol kayıtları birlikte değerlendirilmelidir. Suyun kazıya nereden geldiği, tahliye düzeninin çalışıp çalışmadığı ve toprağın daha önce çatlama veya parça düşmesi belirtisi gösterip göstermediği araştırılır. “Hava şartları yüzünden oldu” açıklaması, alınması gereken önlemlerin incelenmesinin yerine geçmez. [3] [4]
Göçük tehlikesi varsa işçi kazıya girmekten kaçınabilir mi?
6331 sayılı Kanun m.13, ciddi ve yakın tehlikeyle karşılaşan çalışanın kurula; kurul yoksa işverene başvurarak tehlikenin tespitini ve önlem alınmasını istemesini düzenler. Talep yönünde karar verilirse önlemler alınana kadar çalışmaktan kaçınılabilir; bu dönemdeki ücret ve diğer haklar saklıdır. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumda ise çalışan bu usulü beklemeden tehlikeli bölgeden belirlenen güvenli yere gider. Bildirimin zamanı, tehlikenin durumu ve verilen cevap mümkün olduğunca belgelenmelidir. [4]
Müteahhit, taşeron ve işi veren kuruluş ne zaman sorumlu olur?
Önce işçinin hangi işveren için, hangi iş kapsamında ve kimin talimatıyla çalıştığı belirlenir. 4857 sayılı Kanun m.2’deki koşulları taşıyan asıl işveren–alt işveren ilişkisinde ilgili yükümlülüklerden birlikte sorumluluk söz konusudur. İşin bir bölümünün taşerona verilmesi, sahadaki şirketlerin görevlerini ve kazayla bağlantılı eksikliklerini araştırmayı gerektirir. Yalnız “ana firma” veya “arsa sahibi” sıfatıyla bütün kişiler aynı sorumluluk altında kabul edilemez. [5]
İhale, taşeron ve devir sözleşmeleriyle yetinilmemeli; fiilî çalışma düzeni de açıklığa kavuşturulmalıdır. Kazıya kimin karar verdiği, projeyi kimin hazırladığı, denetimi ve ekipler arasındaki koordinasyonu kimin yürüttüğü önemlidir. Yönetmeliğin m.5–6 ve 8–11 hükümleri, işveren, proje sorumlusu ve koordinasyon görevlerinin birlikte incelenmesini gerektirir. [3]
Toprak kayması kararında işin devri ve kamu kuruluşunun sorumluluğu
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 27.03.2025, E.2024/7686, K.2025/5115 sayılı kararında, su koruma inşaatında demir bağlayan işçinin, yanındaki yaklaşık on metrelik kazı alanından kayan toprağın altında kalarak öldüğü olayı inceledi. İlk derece mahkemesi, işi veren idare ile işi başka şirkete devreden şirket yönünden davayı reddetmişti. [6]
Daire; yapılan işin idarenin görev kapsamındaki asıl işin bir bölümü olması, ortak girişimdeki tarafların davada yer alması ve şirketler arasındaki devir sözleşmesinin işçiye karşı etkisi üzerinde durdu. İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin emredici yükümlülüklerin şirketlerin kendi aralarındaki sözleşmeyle bertaraf edilemeyeceğini belirtti. Taraflar ve hukuki ilişkiler usulünce araştırılmadan karar verilmesi nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece hükmünü bozdu. [6]
Bu nedenle göçük dosyasında “İşi taşerona devrettik” savunmasıyla karşılaşıldığında devir belgesinin tarihi ve kapsamı kadar devreden şirketin fiilî rolü de incelenir. Ortak girişim varsa ortakların kimlikleri ve davanın doğru kişilere yöneltilmesi ayrıca kontrol edilir. Asıl işveren ilişkisinin koşulları taşeron işçinin iş kazasında sorumluluk rehberinde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. [5] [6]
2026 tarihli kararda şirketler arasındaki ilişkinin araştırılması
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.04.2026, E.2025/13907, K.2026/4369 sayılı kararında, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinden gelen ve vinç bomuna el sıkışması sonucu yaralanmaya ilişkin dosyayı inceledi. Uyuşmazlık kazı göçüğü değil, başka bir şirketin asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulmasıydı. Daire; sözleşmelerin, şirket faaliyetlerinin, sigortalılık bildirimlerinin ve kazanın hangi iş kapsamında gerçekleştiğinin yeterince araştırılmadığını belirleyerek hükmü bozdu. [7]
Kazı işinde de çalışma kartındaki firma adı veya sözleşmedeki tek bir ifade yerine bu kayıtların tamamının birbiriyle karşılaştırılması gerekir. Özellikle birden çok yüklenicinin bulunduğu sahada, kazı ekibiyle boru, kalıp veya demir işini yapan ekibin organizasyonu birlikte açıklanmalıdır. [3] [7]
İşçiye kusur verilirse tazminat hakkı biter mi?
İşçinin kusurlu bulunması, her durumda tazminat hakkının bütünüyle ortadan kalktığı anlamına gelmez. İşverenin önlem ve denetim yükümlülükleri ile işçinin eğitim ve talimatlara uyma yükümlülüğü ayrı ayrı incelenir. TBK m.52 kapsamında zararın oluşumuna veya artmasına katkı tazminatı etkileyebilir. Hangi davranışın göçüğe veya yaralanmaya nasıl etkili olduğu raporda gerekçelendirilmelidir. [2] [4]
Örneğin işçinin güvenli geçiş yerine desteğe basarak kazıya inmesi ileri sürülüyorsa, uygun iniş yolunun bulunup bulunmadığı ve bunun kazaya etkisi araştırılır. İşçinin tecrübeli olması, zemine uygun destek ve güvenli çalışma düzeni kurulup kurulmadığı sorusunu cevapsız bırakmaz. Yönetmelik Ek-4/B/70, destek ve setlerin iniş-çıkış için kullanılmasını engeller; /71 ise kazı makinelerinin hareket alanına çalışanların girmesine izin verilmemesini düzenler. [3]
Göçükte çelişkili kusur raporları nasıl değerlendirilir?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 28.03.2017, E.2017/238, K.2017/2684 sayılı kararında, kablo altyapısı için yapılan kazıda işçinin göçük altında kalarak öldüğü olayla ilgili SGK rücu davasını inceledi. Kurum, hak sahiplerine bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini sorumlulardan istiyordu. Kaza 2004 yılında gerçekleşmiş ve dava dönemin 506 sayılı Kanun hükümlerine dayanmıştı. [8]
Daire; ceza ve hukuk dosyalarındaki raporların birlikte ele alınmasını, kepçe operatörünün işvereninin kusuru ile asıl işveren ilişkisinin araştırılmasını ve kazanın gerçekleştiği iş kolunda uzman bilirkişilerden yeni rapor alınmasını istedi. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuk hâkimini bağlayan kesin bir mahkûmiyet olmadığını da belirterek eksik incelemeyle kurulan hükmü bozdu. Göçükte kusurun değerlendirilmesi, yalnız bir dosyadaki yüzdelerin aktarılmasıyla tamamlanmaz; olayın oluşu ve kişilerin görevleri raporlar arasındaki farklılıklarla birlikte açıklanmalıdır. [8]
Kusur raporuna itirazda “Oran yüksek” demekle yetinilmemelidir. Yağış, zemin, iksa, kontrol kayıtları, makine mesafesi veya talimat konusunda hangi tespitin eksik ya da çelişkili olduğu gösterilmelidir. HMK m.281’deki süre raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Koşulları varsa yine bu süre içinde başvurularak bir defaya mahsus, iki haftayı geçmeyen ek süre istenebilir. [9]
Göçükten sonra hangi deliller korunmalı?
Kazı doldurulduğunda, destekler değiştirildiğinde veya hafriyat kaldırıldığında olayın ilk hâlini anlamak zorlaşabilir. Kurtarma ve sağlık müdahalesi sürerken delil toplamak için tehlikeli alana girilmemelidir. Güvenli ve hukuka uygun biçimde elde edilen kayıtlar korunur; işveren, kamu kurumu veya üçüncü kişi elindeki belgelerin hangi vakıayı ispatlamak için istendiği açıklanır. HMK m.189, 194–195 ve 199 bu incelemede önemlidir. [9]
| Belge veya kayıt | Açıklığa kavuşturduğu konu |
|---|---|
| Olay yeri fotoğrafı, video, kroki ve ölçüm | Kazının derinliği, yan yüzler, destekler, hafriyat ve araçların konumu |
| Zemin etüdü, kazı/iksa projesi ve uygulama kayıtları | Zemine uygun yöntem ve projeye uygunluk |
| Vardiya ve kazı yüzeyi kontrol kayıtları | İşe başlamadan ve yağış sonrasında güvenlik kontrolü |
| Risk değerlendirmesi ve sağlık-güvenlik planı | Göçük riskinin, suyun ve ekipler arası etkileşimin ele alınması |
| İş emri, saha yazışmaları ve tanık bilgileri | İşi kimin yönettiği, tehlikenin bildirilmesi ve verilen talimat |
| Meteoroloji ve su tahliye kayıtları | Yağışın zamanı, su birikmesi ve alınan tedbirler |
| İhale, taşeron, devir ve görevlendirme belgeleri | Şirketlerin işleri, yetkileri ve çalışma organizasyonu |
| Kolluk, kurtarma ve SGK inceleme kayıtları | Olayın ilk tespitleri, kaza yeri ve oluş biçimi |
| Hastane, istirahat ve sağlık kurulu belgeleri | Tedavi, çalışılamayan süre ve kalıcı etkiler |
| Bordro, banka, puantaj ve ücret yazışmaları | Çalışma ilişkisi, gerçek ücret ve kazanç kaybı |
Bu belgelerin hepsinin işçinin elinde olması beklenmez. Eksik kayıtlar işaretlenip ilgili kişi veya kurumdan istenmesi değerlendirilebilir. Fotoğrafın tarihi, çekildiği yer ve kazı sonradan değişmişse değişikliğin zamanı ayrıca belirtilmelidir. Aynı alanın farklı günlerdeki görüntüleri birbirine karıştırılmamalıdır. [9]
Kazı kapatılmadan delil tespiti istenebilir mi?
HMK m.400–403 uyarınca, delilin kaybolması veya sonradan ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimali varsa hukuki yarara dayanılarak delil tespiti istenebilir. Kazının doldurulacak olması somut gerekçeyle açıklanabilir. Talepte yer, tespiti istenen vakıalar ve teknik sorular gösterilir; örneğin desteklerin durumu, kazı geometrisi ve hafriyatın kenara uzaklığı. Acil kurtarma ve güvenlik tedbirleri ise bu işlem beklenerek geciktirilmez. [9]
İş kazasını kim bildirir; işveren bildirmezse ne yapılır?
4/a kapsamında çalışan işçi bakımından işveren kazayı yetkili kolluğa derhâl, SGK’ya ise kazadan sonraki en geç üç iş günü içinde bildirmelidir. İşverenin kontrolü dışındaki yerde gerçekleşen kazada SGK bildirim süresinin başlangıcına ilişkin öğrenme kuralı ayrıca uygulanır. Bu süre, işçinin bütün tazminat taleplerine ait dava süresi değildir. [1]
İşyeri kaza tutanağı, hastane kaydı ve SGK iş kazası bildirgesi ayrı belgelerdir. Hastanede olayın iş sırasında ve nerede gerçekleştiği doğru anlatılmalı; işverene yapılan bildirim ve mevcut belgeler saklanmalıdır. İşverenin bildirmediği kazada işçi, çalışmayı ve olayı gösteren belgeleriyle SGK’ya başvurabilir. Başvuru ve yanlış tutanakla karşılaşılması hâlindeki yollar işverenin iş kazasını bildirmemesi rehberinde açıklanmaktadır. [1] [4]
Göçükte yaralanan işçi ne kadar tazminat alabilir?
Kazı göçüğü için herkese uygulanan sabit bir tazminat tutarı yoktur. TBK m.54 kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya kaybı ve ekonomik geleceğin etkilenmesi incelenir. Bakım ihtiyacı varsa bunun süresi ve kapsamı da sağlık kayıtlarıyla açıklanmalıdır. Manevi tazminatta ise TBK m.56 gereğince olayın ve zararın özellikleri değerlendirilir. [2]
Hesapta gerçek ücret, yaş, kazanın sonuçları, çalışılamayan dönem, kalıcı kayıp, sorumluluk ve yapılmış ödemeler birlikte ele alınır. Aynı kırığı yaşayan iki işçinin ücretleri, kalıcı etkileri veya çalışma yaşamları farklı olabilir. Yalnız hastane raporundaki tek bir oranla kesin tutar vermek sağlıklı değildir. Hesabın unsurları yaralanmalı iş kazası tazminatı rehberinde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. [2]
İş göremezlik oranı yüzde 10’un altında kalırsa tazminat istenemez mi?
Yüzde 10 eşiği, 5510 sayılı Kanun m.19’daki SGK sürekli iş göremezlik geliri bakımından önemlidir. İşverenden istenen bedensel zarar tazminatı için bütün talepleri ortadan kaldıran genel bir eşik değildir. Tedavi, geçici kazanç kaybı veya saptanan kalıcı kayıp ve sorumluluk koşulları ayrıca incelenir. SGK rapor parası ile mahkemenin hükmedeceği tazminat aynı ödeme değildir. [1] [2]
Geçici iş göremezlik ödeneğinde 5510 m.18’deki rapor ve ödeme koşulları; sürekli gelirde ise Kurum Sağlık Kurulunun meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin tespiti esas alınır. İşverenin yaptığı ödeme veya SGK geliri varsa bunların niteliği ve tazminat hesabına etkisi ayrı değerlendirilmelidir. TBK m.55’teki mahsup kuralları nedeniyle her ödemeyi aynı biçimde zarardan düşmek doğru değildir. [1] [2]
Toprak altında kalan işçi ölürse yakınları hangi hakları isteyebilir?
TBK m.53, cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi ve çalışma kayıplarını ve ölenin desteğinden yoksun kalanların zararını düzenler. Destekten yoksun kalma talebinde yalnız mirasçılık belgesine bakılmaz; ölenin desteği, desteğin devamı ve kaybın kapsamı incelenir. TBK m.56 kapsamında yakınların manevi tazminat talebi de ayrıca değerlendirilebilir. [2]
SGK’dan ölüm geliri bağlanması, 5510 sayılı Kanun m.20’deki hak sahipliği koşullarıyla incelenir. Bu gelirle sorumlulara karşı tazminat talebi farklı hukuki dayanaklara sahiptir. Ailede kimin hangi talepte bulunacağı belirlenirken nüfus, gelir, destek ve sağlık kayıtları birlikte hazırlanmalıdır. [1] [2]
Göçük nedeniyle tazminat davası nerede açılır; arabuluculuk gerekir mi?
İşçiyle işveren veya işveren vekili arasındaki iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta 7036 sayılı Kanun m.5 uyarınca iş mahkemesinin görevi değerlendirilir. Kanun m.6; diğer yetkili yerlerin yanında iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yerini de düzenler. İşveren ilişkisi dışındaki üçüncü kişilere veya farklı hukuki sebeple idareye yöneltilecek taleplerde görev ayrıca belirlenmelidir. [10]
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında, 7036 m.3/3 gereğince arabulucuya başvurmak dava şartı değildir. Aynı işçinin ücret veya kıdem alacağı gibi başka talepleri için geçerli başvuru koşulları ayrıca incelenir. [10]
İşverenin işçiyi koruma borcuna aykırılığından doğan tazminat taleplerinde TBK m.146’daki on yıllık genel zamanaşımı değerlendirilir. TBK m.149’a göre süre, alacağın muaccel olmasıyla, yani istenebilir duruma gelmesiyle işlemeye başlar. Kaza tarihi ve zararın gelişimi bu başlangıcın belirlenmesinde incelenir; farklı kişilere ve farklı hukuki sebeplere dayanan taleplerin süreleri ayrıca değerlendirilir. Kolluk veya SGK bildirimi süresiyle dava zamanaşımı aynı değildir; başvuru hazırlığı sürenin dolmasına bırakılmamalıdır. [2]
Ceza soruşturmasında olay yeri incelemesi, tanıklar ve teknik raporlar önem taşır. TBK m.74 gereğince ceza hukukuna ilişkin sorumluluk, kusur ve zarar değerlendirmeleriyle tazminat incelemesinin ilişkisi ayrıca ele alınır. Dosyanın hangi aşamada olduğu ve hangi işlemin beklendiği belirlenmeden bütün başvuruları ceza kararının sonuna ertelemek uygun değildir. [2]
Kazı kazalarında diğer sorular
İşe yeni başladım, sigortam yapılmadı; hakkım var mı?
Sigorta bildiriminin yapılmamış olması, fiilî çalışmaya dayanan hakları tek başına ortadan kaldırmaz. 5510 m.7 ve 92 kapsamındaki sigortalılık koşulları incelenir. Saha girişleri, ücret ödemeleri, puantaj, iş yazışmaları ve çalışmayı bilen tanıklar önem kazanır. Kaza anında hangi işverenin işinde çalışıldığı mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır. [1]
Dava sürerken tedavi ve geçim için geçici ödeme istenebilir mi?
TBK m.76, iddianın haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunulması ve ekonomik durumun gerektirmesi hâlinde, talep üzerine davalının geçici ödeme yapmasına karar verilebilmesini düzenler. Sağlık giderleri, gelir kaybı, bakım ihtiyacı ve sorumluluğa ilişkin kayıtlar taleple birlikte değerlendirilir. Ödeme tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse yasal faiziyle geri verilmesine karar verilir. [2]
Tazminat kararı çıktıktan sonra ödeme nasıl alınır?
Verilen hükmün kapsamı, kanun yolu durumu, faiz ve önceki ödemeler kontrol edilir. Kararın tahsili için izlenecek yol iş kazası tazminatının tahsili ve ilamlı icra rehberinde açıklanmaktadır. Başlangıçtan itibaren dosyaya hazırlanmak için İş Kazası Bilgi Merkezi üzerinden ilgili başvuru ve rapor rehberlerine ulaşabilirsiniz.
Resmî kaynaklar ve emsal kararlar
Kaynak kontrolü: 31 Ekim 2026. Yargıtay Karar Arama bağlantısında 2025 tarihli karara, detaylı aramada esas yılı 2024, esas sıra numarası 7686, karar yılı 2025 ve karar sıra numarası 5115 girilerek erişilebilir. Kusur raporlarına ilişkin 2017 tarihli kararın arama bilgileri ise E.2017/238 ve K.2017/2684’tür.
- [1] 5510 sayılı Kanun — m.7, 13, 18–20 ve 92 ↩
- [2] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.49, 52–56, 74, 76, 146, 149 ve 417 ↩
- [3] Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği — m.2, 5–6, 8 ve 11; Ek-4/B/62–71 ↩
- [4] 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu — m.4–5, 10, 13–14, 17 ve 19 ↩
- [5] 4857 sayılı İş Kanunu — m.2 ↩
- [6] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 27.03.2025, E.2024/7686, K.2025/5115 — resmî karar aramasında esas ve karar numarasıyla erişim ↩
- [7] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.04.2026, E.2025/13907, K.2026/4369 ↩
- [8] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 28.03.2017, E.2017/238, K.2017/2684 — resmî karar aramasında esas ve karar numarasıyla erişim ↩
- [9] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.189, 194–195, 199, 281–282 ve 400–403 ↩
- [10] 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu — m.3/3, 5–6 ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
