Şantiyede Asansör ve Şaft Boşluğuna Düşme: Tazminat ve Sorumluluk

Şantiyede asansör, şaft veya kat boşluğuna düşen işçi, olayın koşullarına göre SGK yardımlarından yararlanabilir ve sorumlulara karşı maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Boşluğun korunup korunmadığı, geçiş yolunun aydınlatılması, çalışanın yaptığı iş ve sahadaki firmaların görevleri kazanın nedenini ve sorumluluğu belirlemede dikkate alınır. [1] [2]

Bu yazı, inşaat devam ederken açık bırakılan boşluklara ve bu alanlardaki çalışma düzenine odaklanır. Kullanımdaki bir asansörün halat, kilit veya bakım arızasından kaynaklanan olaylar işyerinde asansör kazası rehberinde; diğer şantiye kazaları ise inşaatta iş kazası yazısında açıklanmaktadır.

İçindekiler

  1. Asansör veya şaft boşluğuna düşmek ne zaman iş kazası sayılır?
  2. Boşluğun çevresinde hangi güvenlik önlemleri alınmalıdır?
    1. Uyarı levhası veya şerit çekilmesi yeterli olur mu?
    2. Emniyet kemeri verilmiş olması işvereni sorumluluktan kurtarır mı?
    3. Koruma başka bir ekip tarafından kaldırıldıysa ne olur?
    4. Asansör montajı sırasında boşluk içinde çalışmak nasıl planlanmalı?
  3. Karanlıkta veya iş çıkışında düşmenin değerlendirmesi değişir mi?
  4. Müteahhit, taşeron ve şantiye yönetiminden kim sorumlu olur?
    1. Taşeron zincirine ilişkin 2026 tarihli karar ne söylüyor?
  5. Asansör boşluğuna düşmeye ilişkin emsal kararlar
    1. Karanlıkta işyerinden ayrılırken beşinci kattan düşme
    2. Birinci kattan düşmede ağır yaralanma ve bakım gideri
  6. Boşluğa düşme sonucu ölüm hâlinde aile hangi taleplerde bulunabilir?
  7. Kaza yerindeki hangi deliller korunmalıdır?
    1. Boşluk hemen kapatılacaksa delil tespiti istenebilir mi?
  8. Yaralanan işçi hangi tazminatları ve SGK yardımlarını isteyebilir?
    1. Kalıcı kayıp oranı sıfır veya yüzde 10’un altındaysa tazminat istenebilir mi?
    2. Bakım ihtiyacı ve gerçek ücret nasıl belgelenir?
    3. Tedavi sürerken geçici ödeme talep edilebilir mi?
  9. Bildirim ve dava sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
  10. Ceza dosyası ile tazminat davası aynı şekilde mi sonuçlanır?
  11. Sık sorulan sorular
    1. Sigortam yapılmadıysa hak isteyebilir miyim?
    2. Korumasız boşlukta çalışmam istenirse ne yapabilirim?
    3. Kusur raporuna nasıl itiraz edilir?
  12. Sonuç: boşluğun durumu ve çalışma düzeni birlikte belirlenmeli

Asansör veya şaft boşluğuna düşmek ne zaman iş kazası sayılır?

5510 sayılı Kanun m.13, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya yürütülen iş nedeniyle meydana gelen ve bedensel ya da ruhsal zarara yol açan olayları iş kazası kapsamında düzenler. İşçinin düşme anında asansör montajı yapıyor olması şart değildir. Katlar arasında ilerlerken, malzeme taşırken veya iş bitiminde çıkışa yönelirken yaşanan düşmede de olayın zamanı, yeri ve çalışma ilişkisi araştırılır. [1]

Önce kazanın hangi boşlukta meydana geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Henüz kabin kurulmamış bir asansör kuyusu, döşemedeki tesisat açıklığı ve kullanımdaki asansörün katta bulunmayan kabini farklı teknik incelemeler gerektirir. Tutanakta yalnız “asansörden düştü” yazması, bu ayrımı göstermeye yetmez. Kat, boşluğun konumu, geçiş güzergâhı ve o sırada yapılan iş mümkün olduğunca açık kaydedilmelidir.

Boşluğun çevresinde hangi güvenlik önlemleri alınmalıdır?

Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği Ek-4/A/1’e göre seviye farkının ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin bulunduğu alanlarda yapılan iş, yüksekte çalışma sayılır. Bu nedenle güvenlik incelemesini yalnız “kaç metreden düştü?” sorusuyla sınırlamak doğru olmaz. Daha düşük seviyeler arasındaki açıklıkta da ciddi yaralanma riski bulunabilir. [3]

Ek-4/A/2, çalışmanın önceden planlanmasını, güvenli ulaşımın sağlanmasını ve öncelikle toplu koruma tedbirlerinin kullanılmasını ister. Korkuluk, bariyer, kapak veya düşmeyi önleyen platform gibi çözümler, yapılacak işe ve alanın özelliklerine uygun seçilmelidir. Çalışanların geçtiği güzergâhın doğrudan korumasız boşluğa açılması, yalnız işçinin dikkatine bırakılamaz. [3]

Uyarı levhası veya şerit çekilmesi yeterli olur mu?

Uyarı, tehlikeyi haber verir; düşmeyi fiilen önleyen korumanın işlevi ise farklıdır. Korumasız bir açıklığın yanına levha asılmış olması, toplu koruma yükümlülüğünün yerine getirildiğini tek başına göstermez. İncelemede bariyerin veya kapağın yerinde bulunup bulunmadığı, geçişi ve düşmeyi önleyip önlemediği, çalışma sırasında kaldırılmışsa yerine hangi güvenlik düzeninin kurulduğu belirlenmelidir. [3] [4]

Örneğin malzeme geçirmek için açılan bir koruma, o sırada aynı katı kullanan başka bir ekibi de etkileyebilir. Açıklığın başında kimin bulunduğu, geçişin nasıl sınırlandığı ve korumanın ne zaman yeniden yerleştirildiği somut olayda araştırılacak konulardır. Bu örnek belirli bir dosyaya değil, çalışma düzeninin nasıl inceleneceğine ilişkindir.

Emniyet kemeri verilmiş olması işvereni sorumluluktan kurtarır mı?

Kemerin teslim edilmiş olması tek başına yeterli değildir. Yönetmelik, toplu korumanın riski tamamen gideremediği, uygulanamadığı veya geçici olarak kaldırılması gereken hâllerde işe uygun ankraj ya da yaşam hattıyla birlikte tam vücut kemer sistemlerinin kullanılmasını düzenler. Bağlantı noktası, uygun donanım, eğitim ve kullanımın denetlenmesi birlikte ele alınmalıdır. [3]

İşçinin de verilen eğitim ve talimatlara uyması, kişisel koruyucuları doğru kullanması gerekir. Kusur incelemesinde hangi önlemin mevcut olduğu ve işçinin bu önleme nasıl aykırı davrandığı açıklanmalıdır. “Kemer takmadı” veya “tecrübeli ustaydı” şeklindeki genel açıklamalar, kazanın teknik nedenlerini ortaya koymaz. [4]

Koruma başka bir ekip tarafından kaldırıldıysa ne olur?

Korumanın hangi ekibe ait olduğu kadar, kaldırıldıktan sonra tehlikeli alanın nasıl yönetildiği de araştırılmalıdır. Montajı yapan ekip, boşluğun yanından geçen çalışanlar ve şantiye organizasyonunu yürüten kişiler aynı anda riskten etkilenebilir. Yönetmeliğin koordinasyona ilişkin hükümleri, bu çalışmaların birbirinden habersiz yürütülmesini önlemeyi amaçlar. [3]

Bu durumda korumayı kaldırma talimatı, işin başlama ve bitiş saati, alanın kullanıma kapatılıp kapatılmadığı, diğer ekiplere verilen bilgi ve yeniden teslim kayıtları istenebilir. Kaza sonrasında yerinde görülen bir korkuluğun kaza anında da bulunduğu varsayılmamalı; önceki görüntüler ve tanık anlatımlarıyla karşılaştırılmalıdır.

Asansör montajı sırasında boşluk içinde çalışmak nasıl planlanmalı?

Montaj sırasında çalışanın boşluk içinde bulunması gerekiyorsa işe başlamadan önce çalışma yöntemi, güvenli erişim ve düşmeye karşı korunma belirlenmelidir. Toplu korumanın geçici olarak kaldırılmasının gerektiği aşamalar için Yönetmelik Ek-4/A/2’deki kişisel korunma ve ankraj düzeni dikkate alınır. İşin planlanmasında yüksekten düşmeye ilişkin acil durum ve kurtarma ihtiyacı da ele alınmalıdır. [3]

İnceleme yalnız düşen kişinin kullandığı donanımla sınırlı tutulmamalıdır. Aynı boşlukta üst ve alt seviyelerde yürütülen işler, malzeme hareketi, ekipler arasındaki iletişim ve gözetim de açıklanmalıdır. Bir eğitim belgesinin imzalanmış olması, belgenin o gün yapılan işi ve kullanılan yöntemi kapsayıp kapsamadığı araştırılmadan yeterli kabul edilmemelidir. [3] [4]

Karanlıkta veya iş çıkışında düşmenin değerlendirmesi değişir mi?

Güvenli geçiş ihtiyacı işin yapıldığı noktada bitmez. Yönetmelik Ek-4/A/40, çalışma yerleri ve yollar için yeterli aydınlatmayı; aydınlatma arızasının risk doğurabileceği yerlerde acil ve yeterli yedek aydınlatmayı düzenler. İşçinin çıkış güzergâhında boşluk bulunuyorsa aydınlatma ile fiziksel korumanın birlikte incelenmesi gerekir. [3]

Kaza saatindeki ışık durumu, elektrik kesintisi, geçici aydınlatmanın yeri ve çıkış yolunun nasıl belirlendiği araştırılmalıdır. Sonradan aydınlıkta çekilmiş bir fotoğraf, akşam saatlerindeki görüş koşullarını tek başına açıklamaz. Vardiya kayıtları, tanıkların gördükleri ve varsa elektrik arıza bildirimleri bu nedenle yararlı olabilir.

Müteahhit, taşeron ve şantiye yönetiminden kim sorumlu olur?

TBK m.417 ve 6331 sayılı Kanun m.4–5, işverenin güvenli çalışma ortamı sağlama ve önlemlerin uygulanmasını denetleme yükümlülüğünü düzenler. İş güvenliği hizmetinin dışarıdan alınması, işverenin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Hangi firmanın işçiyi çalıştırdığı kadar, boşluğu kimin oluşturduğu, korumanın kim tarafından kaldırıldığı ve ortak geçişin kim tarafından yönetildiği de araştırılır. [2] [4]

4857 sayılı Kanun m.2’deki asıl işveren–alt işveren ilişkisinin koşulları oluşmuşsa birlikte sorumluluk gündeme gelir. Her iş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşme bu ilişkiyi kendiliğinden kurmaz. Sözleşmeler; işe alma, ücret ödeme, talimat verme ve saha organizasyonuna ilişkin fiilî kayıtlarla karşılaştırılmalıdır. [5]

Arsa sahibi, müteahhit ve şantiye şefi unvanları aynı hukuki konumu ifade etmez. Her kişinin görev ve yetkisi, üstlendiği yükümlülük ve kazaya etkisi olan davranışı belirlenmelidir. Birden fazla ekibin aynı alanda çalışması hâlinde güvenlik koordinasyonu da önemlidir; koordinatör görevlendirilmesi diğer kişilerin kendi yükümlülüklerini kaldırmaz. [3]

Taşeron zincirine ilişkin 2026 tarihli karar ne söylüyor?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.03.2026, E.2025/14418, K.2026/2626. İstanbul 18. İş Mahkemesinden gelen dosyada hastane inşaatındaki asma iskele bağlantısının çıkması sonucu bir işçi yaralanmış, başka bir işçi hayatını kaybetmiştir. İncelenen dava, yaralanan işçinin tazminat taleplerine ilişkindir. Ana yüklenici, yalıtım işinin başka şirkete verildiğini ve işin yeniden taşerona devrinin sözleşmeye aykırı olduğunu savunmuştur. [6]

Alt derece incelemesinde iskelenin kime ait olduğu, bakım ve kontrolün kim tarafından sağlanacağı, bağlantıların güvenliği ve sahadaki denetim ele alınmıştır. Yargıtay, davalıların maddi tazminata ilişkin itirazlarını reddederek bu yönden hükmü onamıştır. Davacının temyizi ile davalıların manevi tazminata ilişkin başvuruları ise miktar yönünden reddedilmiştir. [6]

Bu olay bir asansör boşluğuna düşme değildir. Karar, aynı şantiyedeki sözleşme zinciri ile firmaların fiilî görevlerinin nasıl incelendiğini göstermesi bakımından burada yer almaktadır. Açık boşluktaki kazada da sorumlular, yalnız bordrodaki firma adına bakılarak belirlenmemelidir.

Asansör boşluğuna düşmeye ilişkin emsal kararlar

Karanlıkta işyerinden ayrılırken beşinci kattan düşme

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.02.2025, E.2024/513, K.2025/1954. Pencere ve alüminyum korkuluk işlerinde çalışan işçi, iş bitiminde karanlık olan inşaattan ayrılırken asansör boşluğuna düştüğünü ileri sürmüştür. Dosyada aydınlatma, boşluğun korkulukla kapatılması, uyarılar ve iş güvenliği eğitiminin denetlenmesi tartışılmıştır. İşveren tarafı ise çalışma ilişkisine, kazanın oluşuna ve işçinin kusuruna itiraz etmiştir. [7]

Karar metninde aktarılan önceki yargılama sürecinde asıl ve alt işveren ilişkisi kabul edilmiş; işçinin kalıcı kaybının yanında kaza sonrası sürdüremediği spor faaliyetleri de manevi zarar değerlendirmesine girmiştir. Önceki bozma sonrasında manevi tazminat artırılmıştır. Ancak 2025 tarihli incelemenin sonucu esastan onama değildir: davalı şirketin manevi tazminata ilişkin temyiz dilekçesi miktar sınırı nedeniyle reddedilmiştir. [7]

Bu dosya, geçiş yolundaki koruma ve aydınlatmanın birlikte araştırılmasına örnektir. Metnin önceki aşamalarında kusur oranları ve tarihler bakımından farklı aktarımlar bulunduğu için bu ayrıntılar üzerinden genel bir oran veya faiz kuralı çıkarılmamıştır. Güncel güvenlik yükümlülükleri yukarıda belirtilen yürürlükteki hükümlerden değerlendirilir.

Birinci kattan düşmede ağır yaralanma ve bakım gideri

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.04.2024, E.2023/5015, K.2024/4688. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinden gelen dosyada işçi, inşaatın birinci katındaki asansör boşluğuna düşerek omurgasından yaralandığını ve felç kaldığını belirtmiş; sürekli iş göremezlik zararı ile bakıcı gideri istemiştir. İşveren, bütün önlemleri aldığını, işçinin tecrübeli olduğunu ve bakıcı ihtiyacı bulunmadığını savunmuştur. [8]

Yargıtay, SGK gelirinin doğru ilk peşin sermaye değeri ve rücu edilebilir kısmının belirlenmesini; hesap raporlarına itirazların ve önceki kararların usuli etkilerinin gözetilmesini istemiştir. Bakıcı giderinde de önceki hesap ve itiraz durumu değerlendirilmeden daha düşük tutar kabul edilmesini hatalı bulmuştur. Bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece hükmü bozulmuştur. [8]

Karar oyçokluğuyla verilmiştir; karşı oy, özellikle hesap verileri ile usuli kazanılmış hak değerlendirmesinin kapsamını tartışır. Dosyada uygulanan bakım gideri indirimi bütün kazalara uygulanacak sabit bir oran değildir. Buradaki temel nokta, bakım ihtiyacı ve hesap yönteminin sağlık belgeleriyle, talep ve itiraz süreciyle birlikte incelenmesidir.

Boşluğa düşme sonucu ölüm hâlinde aile hangi taleplerde bulunabilir?

TBK m.53 uyarınca cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi ve çalışma gücü kaybına ilişkin zararlar ile destekten yoksun kalanların kayıpları gündeme gelir. Yakınların manevi tazminatı ise m.56 çerçevesinde değerlendirilir. Her talepte kimin hak sahibi olduğu, zarar ve sorumluluk koşulları ayrı belirlenmelidir. [2]

Destekten yoksun kalma incelemesinde ölenin fiilî veya beklenen desteği, ailenin durumu ve hesapta dikkate alınacak gelir kayıtları önemlidir. Mirasçılık belgesi ile destek ilişkisini gösteren bilgiler aynı amaca hizmet etmez. Ücret ve çalışma kayıtlarının yanında aile ilişkisi ve desteğin niteliğini açıklayan belgeler de hazırlanmalıdır.

SGK’nın ölüm geliri ile sorumlulara yöneltilecek destekten yoksun kalma tazminatı farklı koşullara tabidir. 5510 sayılı Kanun m.20’deki hak sahipliği, Kanundaki diğer ilgili hükümlerle birlikte incelenir. Bir ödemenin alınmış olması, diğer talebin koşullarının da kendiliğinden oluştuğunu göstermez. Ayrıntılı başvuru yolu için İş Kazası Bilgi Merkezi içindeki ölüm ve aile hakları bölümüne bakılabilir. [1] [2]

Kaza yerindeki hangi deliller korunmalıdır?

Önce tedavi ve güvenlik sağlanmalıdır. Delil toplamak için korumasız boşluğa yaklaşılmamalı veya tehlikeli alana yeniden girilmemelidir. Mevcut fotoğraf, kamera kaydı, tanık bilgisi ve yazışmalar korunabilir. Kazadan sonra koruma takılması ya da açıklığın kapatılması ihtimalinde olay anındaki durumun hangi kayıtla gösterilebileceği belirlenmelidir.

Belge veya kayıtNeyi açıklayabilir?
Boşluğun ve geçiş yolunun mevcut görüntüleriKorkuluk, kapak, bariyer, aydınlatma ve güzergâhın kaza anındaki durumu.
Kamera kaydı ve görgü tanıklarıİşçinin hangi yönden geldiği, yaptığı iş ve düşme anı.
İş emri, vardiya ve ekip kayıtlarıİşçinin neden orada bulunduğu; hangi firmanın talimatıyla çalıştığı.
Koruma kurulumu, sökümü ve teslim kayıtlarıKorumanın kim tarafından kaldırıldığı ve geçişin nasıl yönetildiği.
Risk değerlendirmesi, eğitim ve denetim kayıtlarıBoşluk riskinin nasıl ele alındığı ve önlemlerin uygulanıp uygulanmadığı.
Sağlık, rehabilitasyon, bakım ve ücret belgeleriYaralanmanın etkileri, çalışılamayan dönem, bakım ihtiyacı ve gerçek ücret.

HMK m.199 kapsamındaki elektronik belgeler de ispatta kullanılabilir. Kayıtların hangi olayı gösterdiği, tarihi ve elde edilme biçimi açıklanmalıdır; hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmemelidir. İşçinin elinde bulunmayan işyeri kayıtlarının getirtilmesi talebinde, istenen belge ve ispat konusu somut olarak belirtilmelidir. [9]

Boşluk hemen kapatılacaksa delil tespiti istenebilir mi?

HMK m.400–403, delilin kaybolması veya daha sonra ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimalinde, hukuki yarar bulunması koşuluyla delil tespitini düzenler. Şantiyenin hızla değişmesi, boşluğa koruma takılması veya montajın tamamlanması bu ihtimalin somut nedenleri arasında olabilir. Tespit talebinde yer, incelenecek durum, teknik sorular ve gecikme riski açıklanmalıdır. [9]

Yaralanan işçi hangi tazminatları ve SGK yardımlarını isteyebilir?

TBK m.54 kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar incelenir. Ağır yaralanmada bakım ihtiyacı da sağlık belgeleri ve somut ihtiyaç üzerinden değerlendirilmelidir. Manevi tazminatta olayın özellikleri esas alınır; ağır bedensel zarar hâlinde yakınların talebi de TBK m.56’daki koşullara bağlıdır. [2]

SGK yönünden raporla belirlenen geçici iş göremezlik döneminde ödenek; Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünde en az yüzde 10 azalma saptanması hâlinde sürekli gelir gündeme gelir. Bu yüzde, işverenden istenecek bütün tazminat kalemleri için ortak bir alt sınır değildir. SGK ödemesinin tazminat hesabına etkisi de ödemenin niteliği ve rücu edilebilir kısmı üzerinden incelenir. [1] [2]

Başvuru ve hesap ayrıntıları rapor parası ve sürekli iş göremezlik geliri rehberlerinde açıklanmaktadır. Kalıcı kayıp, bakım ihtiyacı ve gerçek ücret belli olmadan sabit bir “asansör boşluğuna düşme tazminatı” tutarı verilemez.

Kalıcı kayıp oranı sıfır veya yüzde 10’un altındaysa tazminat istenebilir mi?

SGK’nın sürekli gelir için aradığı yüzde 10 eşiği ile bedensel zarar tazminatının koşulları ayrıdır. Kalıcı kayıp tespit edilmemiş olsa bile tedavi gideri, tıbben belirlenen çalışamama dönemindeki kazanç kaybı ve manevi zarar incelenebilir. Her kalem için zararın gerçekleştiği ve sorumlu kişiye hangi nedenle yükletilebildiği ortaya konulmalıdır. [1] [2]

Örneğin iyileşme sonunda kalıcı kaybı bulunmayan bir işçinin ameliyat, istirahat ve rehabilitasyon dönemi kayıtları yine de önem taşıyabilir. Bu örnek, her raporun aynı tutarda zarara yol açacağını göstermez. Çalışılamayan süre, gerçek ücret ve yapılan ödemeler karşılaştırılarak karşılanmamış zarar belirlenir.

Bakım ihtiyacı ve gerçek ücret nasıl belgelenir?

Hastane raporunda ağır yaralanma yazması ile her gün hangi yardımın gerektiğinin açıklanması farklıdır. Yürüme, kişisel bakım, giyinme, beslenme veya transfer sırasında yardım ihtiyacı; sağlık ve rehabilitasyon kayıtlarıyla mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır. İhtiyacın geçici mi sürekli mi olduğu ve günün hangi bölümlerini kapsadığı da hesap açısından önem taşır. [2] [8]

Aile bireyinin yardım etmesi hâlinde de bakımın kapsamı, süresi ve işçinin kendi başına yapamadığı işler açıklanmalıdır. Yukarıdaki 2024 kararında geçen indirim ve hesap kabulleri, o dosyanın önceki raporları ve itirazlarıyla bağlantılıdır. Başka bir dosyada aynı indirimi doğrudan uygulamak yerine tıbbi ihtiyaç ve yargılama süreci incelenmelidir. [8]

Gerçek ücret bakımından bordro, banka ödemeleri, iş sözleşmesi, puantaj ve ücret yazışmaları birlikte hazırlanabilir. Yapılan iş, ustalık, kıdem ve düzenli ek ödemeler arasındaki farklar hesapta tartışılabilir. Yalnız iş unvanı veya tek bir banka hareketi üzerinden kesin kazanç tutarı kabul edilmemelidir. Belgelerle talep edilen ücret arasındaki ilişki açıklanmalıdır.

Tedavi sürerken geçici ödeme talep edilebilir mi?

TBK m.76, zarar görenin iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması ve ekonomik durumunun gerektirmesi hâlinde, istem üzerine davalının geçici ödeme yapmasına karar verilebilmesini düzenler. Ödeme kendiliğinden bağlanmaz. Tedavi ve bakım ihtiyacı, mevcut ekonomik durum ve sorumluluğu destekleyen kayıtlar taleple birlikte değerlendirilir. [2]

Geçici ödeme, hükmedilen tazminata mahsup edilir. Tazminata hükmedilmemesi hâlinde Kanun, alınan ödemenin yasal faiziyle geri verilmesine karar verilmesini öngörür. Bu nedenle talep hazırlanırken hem dayanak deliller hem de geçici ödemenin hukuki sonuçları gözetilmelidir. [2]

Bildirim ve dava sürecinde nelere dikkat edilmelidir?

4/a kapsamındaki işçi bakımından işverenin kazayı yetkili kolluğa derhâl, SGK’ya kazadan sonraki en geç üç iş günü içinde bildirmesi gerekir. İşverenin kontrolü dışındaki yerlerde gerçekleşen kazada Kanundaki öğrenme başlangıcı dikkate alınır. Hastane başvurusunda olayın iş sırasında nerede ve nasıl meydana geldiği doğru anlatılmalı; tedavi ve işverene bildirim kayıtları saklanmalıdır. [1]

İş ilişkisine dayanan tazminat uyuşmazlığında iş mahkemesinin görev ve yetkisi incelenir. 7036 sayılı Kanun m.6, diğer yetkili yerlerin yanında kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesini de düzenler. İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında m.3/3 uyarınca arabuluculuk dava şartı değildir. İşveren ilişkisi dışındaki üçüncü kişilere yöneltilecek taleplerde görev ayrıca belirlenmelidir. [10]

Ceza dosyası ile tazminat davası aynı şekilde mi sonuçlanır?

TBK m.74 uyarınca hukuk hâkimi, kusurun değerlendirilmesinde ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle ve beraat kararıyla bağlı değildir. Ceza dosyasındaki kusur ve zarar değerlendirmesi de tazminat hesabının yerine kendiliğinden geçmez. Buna karşılık olay yeri incelemesi, tanık anlatımları ve teknik raporlar, ilgili usul kuralları çerçevesinde tazminat dosyasında ele alınabilecek kayıtlardır. [2]

Bu nedenle savcılıkta veya ceza mahkemesinde hangi aşamaya gelindiği izlenmeli; raporlar ve karar örnekleri hukuk dosyasıyla karşılaştırılmalıdır. Ceza dosyasındaki sonucu tek başına bütün tazminat haklarının kabulü veya sona ermesi gibi değerlendirmek uygun olmaz. Bekletici mesele ve maddi olguların etkisi, somut dosyada ayrıca incelenmelidir.

Sık sorulan sorular

Sigortam yapılmadıysa hak isteyebilir miyim?

Sigorta girişinin yapılmamış olması, fiilî çalışmaya dayanan hakları tek başına ortadan kaldırmaz. Kanunun sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu sigortalılık hükümleri çerçevesinde çalışma ilişkisi araştırılır. Ödeme, mesaj, saha giriş ve tanık kayıtları korunmalıdır. Ayrıntılar sigortasız işçinin iş kazası hakları rehberindedir. [1]

Korumasız boşlukta çalışmam istenirse ne yapabilirim?

6331 sayılı Kanun m.13, ciddi ve yakın tehlikede kurula; kurul yoksa işverene başvurarak tespit ve tedbir kararı isteme yolunu düzenler. Talep yönünde karar verilirse önlemler alınana kadar çalışmaktan kaçınılabilir ve ilgili haklar saklıdır. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumda ise çalışan, bu usulü beklemeden tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gider. Koşullar ve yapılan bildirimler somut olayda belgelenmelidir. [4]

Kusur raporuna nasıl itiraz edilir?

İtirazda yalnız oranı kabul etmediğini söylemek yerine eksik inceleme gösterilmelidir: olay anındaki koruma, aydınlatma, iş emri veya firmaların görevleri değerlendirilmiş mi? HMK m.281 uyarınca raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde tamamlama, açıklama veya yeni bilirkişi talep edilebilir. Kanundaki koşullarla ve aynı süre içinde başvurulması hâlinde bir defaya mahsus ek süre verilebilir. Tebliğ tarihi ve mahkemenin ara kararı kontrol edilmelidir. [9]

Sonuç: boşluğun durumu ve çalışma düzeni birlikte belirlenmeli

Şantiyedeki boşluğa düşme dosyasında ilk olarak kazanın yeri ve oluşu, mevcut korumalar ve güvenli geçiş düzeni açıklığa kavuşturulmalıdır. Ardından işveren ve taşeron ilişkileri, sağlık durumu, bakım ihtiyacı ve ücret kayıtları incelenmelidir. Böylece SGK başvurusu ve tazminat talepleri, kazanın somut koşullarına göre hazırlanabilir. Diğer başvuru yollarına İş Kazası Bilgi Merkezi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Resmî kaynaklar ve emsal kararlar

  1. 5510 sayılı Kanun, m.7, 13, 18–19 ve 92 ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩
  2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.49, 52–56, 61, 74, 76 ve 417 ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩
  3. Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, m.5–6, 8, 11 ve 14; Ek-4/A/1–2, 7 ve 40 ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩ ↩
  4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m.4–5, 13, 17 ve 19 ↩ ↩ ↩ ↩ ↩
  5. 4857 sayılı İş Kanunu, m.2 ↩
  6. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.03.2026, E.2025/14418, K.2026/2626 ↩ ↩
  7. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.02.2025, E.2024/513, K.2025/1954 ↩ ↩
  8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.04.2024, E.2023/5015, K.2024/4688 ↩ ↩ ↩ ↩
  9. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.189, 199, 281–282 ve 400–403 ↩ ↩ ↩
  10. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m.3/3, 5–6 ↩

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir