Kasten yaralama suçu ve cezası, sokakta yaşanan bir kavga, trafikte atılan yumruk, işyerinde fiziksel saldırı veya aile içi şiddet sonrasında gündeme gelebilir. Darp raporunda yazan tespitler, kullanılan araç ve taraflar arasındaki ilişki, uygulanacak hükmü değiştirir. Bir tokat ile kemik kırığına yol açan saldırıda farklı hükümler gündeme gelebilir.
Güncel TCK 86’ya göre suçun temel şeklinin cezası bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralamada ise altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörülür. Bu ikinci durumda suç kadına karşı işlenmişse cezanın alt sınırı dokuz aydır. Silah kullanılması, eşe veya boşanılan eşe saldırı ve ağır yaralanma sonuçları ayrıca değerlendirilir.[1]
Kasten Yaralama Suçu Nedir?
Kasten yaralama; bir başkasının vücuduna bilerek ve isteyerek acı verilmesi, sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olunmasıdır. Kanun yalnızca kanama, kırık veya açık yara oluşmasını cezalandırmaz. Dışarıdan belirgin iz bırakmayan bir darbe de vücuda acı vermişse bu suç bakımından incelenebilir.
Suçun Maddi Unsurları
Failin davranışı ile mağdurun vücudundaki acı, sağlık bozukluğu veya algılama yeteneğindeki bozulma arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Yumruk, tokat, tekme, itme veya bir cisimle vurma gibi hareketler olayın oluşuna göre yaralama sayılabilir. İtme sonucunda kişinin düşerek yaralanması da yalnızca “doğrudan vurulmadığı” gerekçesiyle değerlendirme dışında kalmaz.
Savcılık ve mahkeme, yaralanmayı kimin meydana getirdiğini de araştırır. Kalabalık bir kavgada olay yerinde bulunmak, herkesi bütün yaralanmalardan kendiliğinden sorumlu kılmaz. Birlikte hareket etme ve suça katkı iddiası varsa iştirak hükümleri bakımından da somut deliller aranır.
Suçun Manevi Unsuru
Kasten yaralamada kişinin fiili ve sonucunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Olası kast hükümleri de koşulları varsa uygulanabilir. Dikkatsizlik sonucu gerçekleşen yaralanma ile bilerek yapılan saldırı birbirinden ayrılır. “Şakalaşıyorduk” veya “sadece korkutmak istedim” savunması, hareketin niteliği ve diğer delillerle birlikte incelenir.
Ağır bir sonuç meydana geldiğinde TCK 23 de önem taşır. Failin, kastettiğinden daha ağır sonuçtan sorumlu tutulabilmesi için bu sonuç bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir. Her ağır tıbbi bulgu, bu koşullar araştırılmadan faile yüklenemez.
Ruhsal Sağlığın Bozulması da Yaralama Sayılır mı?
TCK 86, yalnız fiziksel acıyı değil, sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulmasını da kapsar. Bu nedenle ruhsal sağlık üzerindeki etkiler de olayın özelliklerine göre araştırılabilir. Bir tartışma nedeniyle üzülmek veya korkmak ile tıbben saptanabilen bir sağlık bozukluğu aynı şey değildir. Fiilin niteliği, ortaya çıkan etki ve aralarındaki bağlantı delillerle açıklığa kavuşturulmalıdır.
Kast, Olası Kast ve Taksir Arasındaki Fark
Bilerek yumruk atan kişi ile dikkatsizce yaptığı bir hareket sonucunda başkasını yaralayan kişinin durumu farklıdır. Doğrudan kastta kişi suçun unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirir. Olası kastta ise gerçekleşebileceğini öngördüğü sonucu kabullenerek hareket eder. Bilinçli taksirde kişi sonucu öngörür, ancak gerçekleşmesini istemez; bunlar TCK 21 ve 22 kapsamında ayrılır.
Bu ayrımı yalnızca failin olay sonrasında kullandığı sözler belirlemez. Hareketin nasıl yapıldığı, ortam, kullanılan araç ve saldırı öncesiyle sonrasındaki davranışlar da önem taşır. Örneğin bir eşyanın kalabalığa doğru fırlatılmasında, kimin neyi öngördüğü ve kabullendiği somut olayın delilleri üzerinden değerlendirilir.
TCK 86, 87 ve 88: Tam Kanun Metni
Aşağıda yürürlükteki maddelerin tüm fıkraları yer almaktadır. Kanun değişikliklerine ilişkin tarih notları, metindeki hükümlerin ardından ayrıca açıklanmıştır.[1]
TCK 86 — Kasten Yaralama
(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.
TCK 87 — Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
b) Konuşmasında sürekli zorluğa,
c) Yüzünde sabit ize,
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.
(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.
(3) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/4 md.) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.
(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
TCK 88 — Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi
(1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.
İhmali davranış bakımından yalnızca yardım edilmemiş olmasıyla yetinilmez; kişinin sonucu önlemeye ilişkin hukuki yükümlülüğü ve TCK 83’teki koşullar araştırılır. TCK 88’deki indirim de otomatik değildir.
Kasten Yaralama Suçunun Cezası Ne Kadar?
| Durum | Güncel Kanuni Yaptırım |
|---|---|
| Temel yaralama (TCK 86/1) | 1 yıl 6 ay–3 yıl hapis. |
| Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama (TCK 86/2) | 6 ay–1 yıl 6 ay hapis veya adli para cezası; kadına karşı işlenirse alt sınır 9 ay. |
| Nitelikli hâller (TCK 86/3) | Belirlenen ceza yarı oranında artırılır; canavarca hisle işlenmede artırım bir kattır. |
| Sürekli zayıflama, yüzde sabit iz, hayati tehlike ve diğer belirtilen sonuçlar (TCK 87/1) | Ceza bir kat artırılır; kanundaki hâle göre en az 4 veya 6 yıl. |
| Organ işlevinin yitirilmesi ve diğer belirtilen ağır sonuçlar (TCK 87/2) | Ceza iki kat artırılır; kanundaki hâle göre en az 6 veya 9 yıl. |
| Kemik kırığı veya çıkığı (TCK 87/3) | Hayat fonksiyonlarına etkisine göre ceza yarısına kadar artırılır. |
| Yaralama sonucunda ölüm (TCK 87/4) | TCK 86/1 kapsamındaki hâllerde 10–14 yıl; TCK 86/3 kapsamındaki hâllerde 14–18 yıl hapis. |
Bunlar kanuni sınırlar ve artırım kurallarıdır. Mahkeme, temel cezayı ve uygulanacak artırımları belirledikten sonra varsa tahrik, takdiri indirim, yaş küçüklüğü gibi hükümleri değerlendirir. Sonuç ceza, tabloda tek bir satıra bakılarak hesaplanamaz.
2025’te Yapılan Ceza Artışı Eski Olaylara Uygulanır mı?
4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanun’un 9 ve 10. maddeleriyle TCK 86 ve 87’de bazı ceza sınırları yükseltildi. Temel yaralamada önceki bir yıllık alt sınır bir yıl altı aya çıkarıldı. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralamanın ve bazı ağır sonuçların ceza sınırları da değişti.
TCK 7 gereğince suç tarihinde yürürlükteki kanun ile sonraki kanun farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır. Bu nedenle eski bir olaya, yalnızca yargılama bugün sürüyor diye artırılmış yeni ceza sınırları doğrudan uygulanmaz. Dosyadaki fiil tarihi ve lehe kanun karşılaştırması birlikte ele alınır.
Mahkeme Neden Alt Sınırdan Uzaklaşabilir?
Kanunda bir ceza aralığı bulunması, her dosyada en düşük cezanın verilmesini gerektirmez. TCK 61; suçun işleniş biçimini, kullanılan araçları, zaman ve yeri, zararın veya tehlikenin ağırlığını, kusuru, amaç ve saiki temel cezanın belirlenmesinde ölçüt kabul eder. Mahkeme seçtiği miktarı olayın delilleriyle bağlantılı biçimde gerekçelendirmelidir.
Bununla birlikte suçun unsurunu oluşturan bir husus, temel ceza belirlenirken ayrıca yeniden değerlendirilmez. Kanundaki artırım ve indirim nedenlerinin uygulama sırası da önemlidir. Bu nedenle ceza hesabı, yalnız yaralanmanın adına veya rapordaki tek bir ifadeye dayanmaz.
Emsal Karar: Üst Sınırdan Temel Ceza Belirlenmesinde Orantılılık
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.12.2025 tarihli, 2024/3983 E., 2025/9709 K. sayılı kararında, Gebze’de görülen ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesince incelenen yaralama dosyası ele alınmıştır. Mağdurda hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyen kemik kırığı bulunmasına rağmen temel cezanın üç yıllık üst sınırdan belirlenmesi ve kırık nedeniyle üçte bir artırım yapılması, somut olayda orantısız bulunmuştur. Daire, kırık yönünden altıda bir yerine üçte bir artırım uygulanmasını da fazla ceza nedeni sayarak kararı temel ceza ve artırım oranı yönlerinden bozmuştur.[10]
Kararda olay tarihinde uygulanan ceza sınırları esas alınmıştır. Güncel ceza sınırları yukarıdaki tabloda yer almaktadır; bu kararın burada ele alınan yönü, temel cezanın ve kırık artırımının somut olayla orantılı gerekçelendirilmesidir.
İyi Hâl İndirimi Otomatik mi?
TCK 62, yaralama bakımından da koşulları varsa cezanın altıda birine kadar indirim yapılmasına imkân tanır. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, pişmanlığını gösteren davranışları ve cezanın geleceğine etkisi değerlendirilebilir. Mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışlar ise kanuna göre indirim nedeni değildir. Mahkeme, takdiri indirim gerekçesini kararında göstermelidir.
Darp Raporu Ne İşe Yarar? BTM Ne Demektir?
Günlük dilde “darp raporu” denilen adli muayene raporu, yaralanmaya ilişkin tıbbi bulguları kayda geçirir. Yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte olup olmadığı, kırık bulunup bulunmadığı ve yaşamı tehlikeye sokup sokmadığı gibi tespitler suçun hukuki niteliğini etkiler.
BTM, basit tıbbi müdahalenin kısaltmasıdır. Bu değerlendirme, yalnız hastanede kaç dakika kalındığına veya dikiş atılıp atılmadığına göre yapılamaz. Yaralanmanın tıbbi niteliği belirleyicidir. Acil serviste verilen ilk rapor da her zaman bütün kalıcı sonuçları göstermez; iyileşme sonrasında ek değerlendirme gerekebilir.
Darp Raporu Alınca Karşı Taraf Kesin Ceza Alır mı?
Rapor yaralanmayı belgeleyebilir; fakat darbeyi kimin vurduğunu, kavganın nasıl başladığını ve savunma şartlarının bulunup bulunmadığını tek başına belirlemez. Kamera, tanık, taraf anlatımları ve diğer tıbbi kayıtlar birlikte incelenir. Raporda yaralanma bulunması ile o yaralanmanın sanığın fiilinden kaynaklandığının ispatı farklı konulardır.
Rapor Hafif Çıkarsa Dosya Kapanır mı?
Hafif yaralanmada da suç oluşabilir. Ayrıca silah veya TCK 86/3 kapsamındaki başka bir nitelikli hâl varsa, yaralanmanın BTM ile giderilebilir olması şikâyet ve uzlaştırma yönünden aynı sonucu doğurmaz. Özellikle bıçakla yüzeysel kesi ile silahsız hafif yaralama bu noktada ayrılır.
Bıçak, Sopa veya Bir Cisimle Vurmanın Cezası
TCK 86/3-e, yaralamanın silahla işlenmesini ceza artırımı nedeni sayar. Buradaki silah kavramı ateşli silahla sınırlı değildir. TCK 6’daki tanıma göre saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli başka araçlar da kullanım biçimlerine göre silah sayılabilir. Sopa, kırık şişe veya bir ev eşyası bakımından cismin niteliği ve olayda nasıl kullanıldığı araştırılır.
Silahla yaralamada şikâyet aranmaz. Yaralanma hafif olsa bile yalnızca mağdurun vazgeçmesine dayanılarak dosyanın kapanacağı düşünülmemelidir. Silahın ele geçirilememesi de kullanım iddiasının diğer delillerle araştırılmasını engellemez.
Emsal Karar: Bıçakla Hafif Yaralamada Vazgeçme ve Uzlaştırma
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.02.2026 tarihli, 2025/8563 E., 2026/1186 K. sayılı kararında, bıçakla bacakta yüzeysel kesi oluşan olay incelenmiştir. Daire, yaralanma hafif olsa da eylemin silahla gerçekleştirildiğini; bu nedenle takibinin şikâyete bağlı olmadığını ve uzlaştırma kapsamında bulunmadığını kabul etmiştir. Şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırmaya ilişkin kanun yararına bozma talepleri reddedilmiştir. Gerekçede silah kullanıldığı kabul edildiği hâlde hükümde silah artırımının uygulanmaması ise çelişki sayılmış ve karar bu yönden kanun yararına bozulmuştur.[4]
Kemik Kırığı, Yüzde Sabit İz ve Hayati Tehlike
Kemik kırığı veya çıkığı, TCK 87/3 uyarınca hayat fonksiyonları üzerindeki etkisine göre cezada artırıma yol açar. Kırığın hangi kemikte olduğu ve etkisinin derecesi tıbbi incelemeyle belirlenir. “Burun kırığı kaç yıl ceza?” sorusunun tek bir karşılığı yoktur; olayın silahla işlenmesi, başka ağır sonuçlar ve indirim nedenleri de hesaba katılır.
Yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği de kanunda farklı sonuçlara bağlanmıştır. Her çizik veya geçici morluk yüzde sabit iz sayılmaz. İzlerin iyileşme sonrasındaki durumu değerlendirilmelidir. Organ işlevinin sürekli zayıflaması ile tamamen yitirilmesi arasındaki fark da ceza açısından önemlidir.
Yaşamı tehlikeye sokan yaralanma TCK 87/1 kapsamında ağır bir sonuçtur. Hastaneden taburcu edilmiş olmak, yaralanmanın başta hayati tehlike yaratmadığını tek başına göstermez. Buna karşılık ağır sonucun varlığı, fiille bağlantısı ve failin bu sonuç bakımından sorumluluğu araştırılmalıdır.
Emsal Karar: Hafif Derecedeki Kırıkta En Yüksek Artırım
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09.09.2025 tarihli, 2024/4855 E., 2025/5785 K. sayılı kararında, olası kastla yaralama sonucu meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi hafif (1) derece olarak raporlanmıştır. Daire, buna rağmen TCK 87/3 uyarınca yarı oranında artırım uygulanmasını orantılılık ilkesine aykırı bulmuştur. Hesap hataları ve önceki hükümden doğan ceza miktarına ilişkin kazanılmış hakkın gözetilmemesi de bozma nedenleri arasında yer almıştır. Sonuçta mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.[11]
Kırığın varlığı ile yapılacak artırımın oranı ayrı aşamalardır. TCK 87/3’teki yarıya kadar artırım, her kırıkta en yüksek oranın uygulanmasını gerektirmez; rapordaki etki derecesi ve olayın koşulları değerlendirilir.
Önceden Var Olan Hastalık veya Eski Yaralanma Sonucu Etkiler mi?
Mağdurun daha önce geçirdiği ameliyat, mevcut görme kaybı veya kronik hastalığı varsa, olaydan sonraki her sağlık sorunu doğrudan yeni saldırıya bağlanamaz. Önceki kayıtlar ile olay sonrasındaki bulguların karşılaştırılması gerekebilir. Saldırının eski bir rahatsızlığı ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı da tıbbi incelemenin konusudur.
Ceza sorumluluğu için hem fiille sonuç arasındaki bağlantı hem de ağır sonuç bakımından TCK 23’teki kusur koşulu araştırılır. “Zaten hastaydı” savunması tek başına sorumluluğu kaldırmadığı gibi, hastalık bulunması da her ağır sonucun otomatik olarak saldırgana yüklenmesini sağlamaz. Hastane kayıtları ve uzman incelemesi bu ayrımda önem taşır.
TCK 86/3’teki Diğer Nitelikli Hâller
Kendisini Savunamayacak Durumdaki Kişiye Saldırı
TCK 86/3-b, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi korur. Bu değerlendirme kişinin olay sırasındaki durumu üzerinden yapılır. Bir hastalık veya engel adının bulunmasıyla yetinilmeden, bunun saldırıya karşı savunma imkânını nasıl etkilediği araştırılır. Kişinin durumu ile failin bunu bilip bilmediği de dosyada açıklığa kavuşturulmalıdır.
Kamu Görevi Nedeniyle Yaralama
TCK 86/3-c bakımından önemli olan saldırının kişinin yerine getirdiği kamu göreviyle bağlantısıdır. Sırf mağdurun memur olması, kişisel bir anlaşmazlığı bu nitelikli hâle dönüştürmez. Buna karşılık görev nedeniyle gerçekleşen saldırıda, olayın mesai dışında yaşanması tek başına bu bağlantıyı ortadan kaldırmaz.
Kamu Görevlisinin Nüfuzunu Kötüye Kullanması
TCK 86/3-d’de saldırıyı gerçekleştiren kamu görevlisinin, görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanması söz konusudur. Kamu görevlisinin her özel kavgası bu bent kapsamında değildir. Yetki ve görevle bağlantı, nüfuzun kullanılması ve varsa zor kullanma yetkisine ilişkin özel hükümler birlikte incelenmelidir.
Canavarca Hisle Yaralama
Kanun, canavarca hisle yaralamada cezayı bir kat artırır. Bu bent, TCK 86/3’teki diğer hâllerin yarı oranındaki artırımından farklıdır. Saldırının ağırlığı ile failin bu özel hisle hareket edip etmediği ayrı ayrı değerlendirilir; ağır bir yaralanmanın meydana gelmesi, tek başına bendin uygulanması için yeterli kabul edilmemelidir.
Eşe, Boşanılan Eşe veya Kadına Karşı Yaralama
TCK 86/3-a; üstsoy, altsoy, eş, boşanılan eş ve kardeşe karşı yaralamayı nitelikli hâl olarak düzenler. Bu ilişkilerde şikâyet aranmaz ve kanundaki artırım uygulanır. Evlilik devam ederken ayrı yaşanması veya boşanma davası açılmış olması, eş sıfatını kendiliğinden sona erdirmez. Boşanmanın kesinleştiği durumda da boşanılan eş hükümde ayrıca sayılmıştır.
Kadına karşı BTM ile giderilebilir yaralamada TCK 86/2’deki dokuz aylık alt sınır dikkate alınır. Bunun yanında silah veya eşe karşı işleme gibi nitelikli bir hâl varsa TCK 86/3 de uygulanabilir. Kadına karşı işlenme ile eşe karşı işlenme aynı düzenleme değildir. Kadın mağdur bulunması, tek başına TCK 86/3’te sayılan bütün sonuçları doğurmaz.
Şiddet devam ediyorsa ceza soruşturmasının yanında koruyucu ve önleyici tedbirler de gündeme gelebilir. Acil bir saldırıda güvenli yere geçilmesi ve kolluktan yardım istenmesi önemlidir. Mesajla sürdürülen tehditler varsa tehdit suçu yönünden de ayrı değerlendirme yapılır.
Karşılıklı Kavgada İki Taraf da Ceza Alır mı?
Karşılıklı kavga, her iki tarafın cezasının birbirini ortadan kaldırdığı bir durum değildir. Her kişinin eylemi, neden olduğu yaralanma ve savunması ayrı incelenir. Taraflardan biri hem şikâyetçi hem şüpheli veya sanık olabilir.
Kavganın değerlendirilmesinde ilk haksız hareket, saldırının devamı ve verilen karşılığın niteliği önem taşır. İlk yumruğu atan kişi ile yalnız devam eden saldırıyı önlemek için hareket eden kişi aynı durumda olmayabilir. Buna karşılık kavga sona erdikten sonra geri dönerek saldırmak farklı değerlendirilir.
Emsal Karar: Kavganın Başlangıcı Belirlenemiyorsa
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.12.2025 tarihli, 2024/6998 E., 2025/9120 K. sayılı kararında, tarafların olayın başlangıcını farklı anlattığı ve başlangıcı gören tanık bulunmadığı belirlenmiştir. Daire, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı konusundaki şüphenin sanıklar lehine değerlendirilerek haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Haksız tahrik indirimi yapılmadan fazla ceza belirlenmesi nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararı bozulmuştur.[5]
Bu durumda önemli olan sadece “önce o vurdu” demek değil, olayın başlangıcına ilişkin bütün delilleri ortaya koymaktır. Kamera kaydının yalnız son kısmı yerine tartışmanın başladığı bölümü de kapsaması, ilk hareketin anlaşılmasını sağlayabilir.
Kavgada Bulunmak veya Tarafları Ayırmaya Çalışmak Yeterli mi?
Bir kişinin olay yerinde bulunması ile yaralamaya katılması farklıdır. TCK 37–39 çerçevesinde fiili birlikte gerçekleştirme, azmettirme veya yardım etme iddiasının dayanakları araştırılır. Kimin vurduğu, kimin saldırıyı kolaylaştırdığı ve kişilerin birlikte hareket edip etmediği belirlenmelidir.
Birlikte suç işleme iddiası varsa yalnız hangi yumruğun kime ait olduğuna bakılmaz; ortak hareket ve her kişinin katkısı da incelenir. Buna karşılık saldırıya katılmayıp yalnız tarafları ayırmaya çalıştığını söyleyen kişi bakımından bu savunmayı destekleyen görüntüler ve tanıklar önem taşır. Herkesi aynı cümleyle suçlamak yerine kişilerin davranışlarını somutlaştırmak gerekir.
Aynı Kavgada Birden Fazla Yumruk Ayrı Suç mu?
Aynı kişiye, kesintisiz bir saldırı içinde arka arkaya vurulan darbeler hukuken tek yaralama fiili oluşturabilir. Darbe sayısı ise olayın ağırlığının ve kastın değerlendirilmesinde önemini korur. Ayrı zamanlarda yeniden başlayan saldırılar veya birden fazla mağdur bulunduğunda suç sayısı ayrıca belirlenir.
TCK 43/3, kasten yaralamada zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça belirtir. Bu nedenle ayrı yaralama suçlarını yalnız “aynı amaçla yapıldı” diyerek zincirleme suç içinde birleştirmek doğru olmaz. Tek saldırının kapsamı ile ayrı fiillerin varlığı birbirinden ayrılmalıdır.
Kendimi Korumak İçin Vurdum: Meşru Savunma mı, Haksız Tahrik mi?
TCK 25/1 uyarınca kişinin kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş haksız saldırıyı, o andaki koşullara göre orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla hareket etmesi meşru savunma kapsamında olabilir. Gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan saldırı ile savunmanın zaman ve ölçü bakımından bağlantısı araştırılır.
Meşru savunma bir hukuka uygunluk nedenidir; şartları oluşursa beraat kararı verilir. TCK 27/2’deki mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaş nedeniyle sınırın aşılması ise ayrı bir düzenlemedir ve şartları varsa ceza verilmesine yer olmadığı kararı doğurur. Bu iki karar türü birbirinden farklıdır.[2]
Saldırı Bittikten Sonra Karşılık Vermek
Haksız tahrikte, haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi söz konusudur. TCK 29, yaralama bakımından cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmesine imkân verir. Bu, fiili hukuka uygun hâle getiren genel bir izin değildir.
Emsal Karar: Öfkeyle Verilen Karşılık ile Savunmanın Ayrılması
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2023 tarihli, 2023/170 E., 2023/599 K. sayılı kararında, silahlı çatışma sonucunda gerçekleşen öldürme eylemi yönünden meşru savunma, sınırın aşılması ve haksız tahrik ayrımı incelenmiştir. Çoğunluk, babasına yönelik saldırı tamamlandıktan sonra sanığın verdiği karşılığı saldırıyla eş zamanlı savunma olarak kabul etmemiş; eylemin şiddetli elem ve öfkenin etkisiyle haksız tahrik altında işlendiğini değerlendirmiştir. Meşru savunmada sınırın aşılması gerektiğine ilişkin Başsavcılık itirazı reddedilmiştir.[6]
Karar, öldürme dosyasına ilişkindir; buradaki açıklama savunma ile tahrikin ayrıldığı noktadır. Kavgada karşılık verildiğinde de hareketin devam eden saldırıyı durdurmaya mı, yoksa bitmiş saldırının ardından öfkeyi gidermeye mi yöneldiği delillerle belirlenir.
Kasten Yaralama ile Öldürmeye Teşebbüs Nasıl Ayrılır?
Mağdurun hayatta kalması, olayın mutlaka yaralama suçu olduğu anlamına gelmez. Failin kastı öldürmeye yönelmişse, ölüm gerçekleşmemesine rağmen öldürmeye teşebbüs gündeme gelebilir. Kullanılan aracın niteliği, hedef alınan vücut bölgesi, darbeler, olayın gelişimi ve eylemin neden sona erdiği birlikte değerlendirilir.
Tek darbe her zaman yaralama, çok sayıda darbe her zaman öldürmeye teşebbüs sayılmaz. “Öldürmek isteseydim devam ederdim” savunmasının da olayın delilleriyle karşılaştırılması gerekir. Müdahale edilmesi veya silahın çalışmaması nedeniyle eylemin durması ile kişinin kendi iradesiyle vazgeçmesi aynı değildir.
Emsal Karar: Tek Atışa Rağmen Öldürmeye Teşebbüs
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.05.2026 tarihli, 2026/2020 E., 2026/3942 K. sayılı kararında, tabancayla bir kez ateş edilerek mağdurun karın bölgesinden ağır yaralanması incelenmiştir. Daire; aracın elverişliliğini, hedef bölgeyi, yaralanmanın boyutunu ve mağdurun müdahalesi sonucu şarjörün düşmesiyle eylemin sürdürülememesini dikkate almıştır. Eylemin öldürme kastıyla gerçekleştirildiği kabul edilerek mahkûmiyet hükmü, ceza tayinine ilişkin eleştiriyle onanmıştır.[7]
Emsal Karar: Öldürme Kastı İspatlanamayan Bıçaklı Kavga
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.04.2026 tarihli, 2025/4672 E., 2026/3429 K. sayılı kararında, parkta çıkan kavgada suça sürüklenen çocuğun çakıyı rastgele savurarak mağduru yaralaması değerlendirilmiştir. Daire; yaralanmaların hayati tehlike oluşturmamasını, öldürmeyi gerektirir ciddi husumet bulunmamasını, hedef gözetilmemesini ve eyleme kendiliğinden son verilmesini birlikte dikkate almıştır. Öldürme kastı şüphede kaldığından, silahla kasten yaralama yerine öldürmeye teşebbüsten hüküm kurulmasını hatalı bulmuş ve istinaf kararını bozmuştur.[9]
Bıçak İsabet Etmezse veya Yumruk Hedefi Bulmazsa Suç Oluşur mu?
Yaralanmanın gerçekleşmemesi, olayın her durumda cezasız kalacağı anlamına gelmez. TCK 35’e göre kişi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlar ve elinde olmayan bir nedenle tamamlayamazsa teşebbüsten sorumlu olabilir. Yaralama bakımından teşebbüs indirimi, meydana gelen zarar veya tehlikeye göre dörtte birden dörtte üçüne kadardır.
Bıçağı yalnız göstermek, belirli bir sözü söylemek ve yaralamaya elverişli biçimde doğrudan saldırmak birbirinden farklıdır. İcra hareketinin başlayıp başlamadığı ve failin hangi sonucu amaçladığı belirlenmelidir. Tehdit ile yaralamaya teşebbüs arasındaki ayrım da bu nedenle yalnız “bıçak vardı” bilgisiyle yapılamaz.
Saldırıyı Kendiliğimden Bırakırsam Ne Olur?
TCK 36’da gönüllü vazgeçme düzenlenmiştir. Fail icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabasıyla suçun tamamlanmasını ya da sonucun gerçekleşmesini önlerse teşebbüsten cezalandırılmaz. Ancak o ana kadar tamamlanan hareket ayrıca suç oluşturuyorsa bundan sorumluluk devam eder.
Örneğin gerçekleşmiş bir yaralama, sonraki saldırıdan vazgeçilmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmaz. Başkalarının kişiyi tutması, mağdurun kaçması veya kullanılan aracın işe yaramaması nedeniyle saldırının durması ile gönüllü olarak bırakılması aynı değildir. Olayın neden ve nasıl sona erdiği delillerle ortaya konulmalıdır.
Günlük Hayatta Sık Karşılaşılan Yaralama Olayları
Trafikte Araçtan İnerek Yumruk Atmak
Trafikteki tartışma sonrasında bilerek vurmak, yaralamanın kastla işlenmesi bakımından değerlendirilir. Olayın yolda yaşanması, saldırıyı trafik kazasına dönüştürmez. Araç kamerası, işyeri görüntüsü ve görgü tanıkları önem taşıyabilir. Sözlü tartışma ile fiziksel saldırının sırası açıkça belirlenmelidir.
Ev Sahibi, Kiracı veya Komşuyla Kavga
Kira, tahliye, gürültü veya ortak alan uyuşmazlığı fiziksel saldırıda bulunma hakkı vermez. Taraflar arasındaki hukuki anlaşmazlık ile yaralama eylemi ayrı incelenir. Apartman kamerasının kayıt yeri ve olay saati başvuruda belirtilmeli; kaydın silinmeden yetkili makamlarca temini istenmelidir.
İşyerinde Yönetici veya Çalışan Tarafından Darp Edilmek
İşyerindeki fiziksel saldırı ceza sorumluluğu yanında iş ilişkisi ve tazminat yönünden de sonuç doğurabilir. Olayın işyerinde yaşanmış olması, ceza soruşturmasını işverenin iç incelemesine bağlı hâle getirmez. Başvuruda tanıkları, vardiya bilgilerini ve kamera kayıtlarının bulunduğu yerleri belirtin. Küfür veya aşağılayıcı sözler de varsa hakaret suçu ve cezası ayrıca incelenebilir.
Borcunu Ödemeyen Kişiyi Darp Etmek
Bir alacağın gerçekten var olması, alacaklıya fiziksel şiddet veya tehdit kullanma hakkı vermez. TCK 150/1, hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla kullanılan tehdit veya cebir bakımından tehdit ya da kasten yaralama hükümlerine atıf yapar. Alacağın dayanağı, istenen miktar, amaç ve kişilerin olaya katılma biçimi önemlidir.
Emsal Karar: Alacaklıya Yardım Eden Arkadaşın Durumu
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.05.2025 tarihli, 2024/528 E., 2025/200 K. sayılı kararında, araç zararının karşılanması için borçlunun işyerine gidilerek darp ve tehditte bulunulması incelenmiştir. Kurul, alacaklının yaralama eylemine yakın arkadaşlığı nedeniyle ve kişisel menfaat elde etmeden katılan kişi bakımından da TCK 150/1’in uygulanma şartlarının oluştuğunu kabul etmiştir. Direnme hükümleri bu hususun ve tehdit eylemlerine ilişkin içtima kuralının gözetilmemesi nedeniyle bozulmuştur.[8]
Bu karar şiddet kullanarak tahsilatı hukuka uygun saymamaktadır. Hukuki alacak iddiasının suçun niteliğine etkisini ele almaktadır. Alacaktan bağımsız kazanç için hareket eden veya tahsilat işini menfaat karşılığı üstlenen kişilerin durumu aynı kabulle açıklanamaz.
Kasten Yaralama Şikâyete Bağlı mı? Süre Ne Kadar?
TCK 86/2 kapsamındaki BTM ile giderilebilir yaralama, nitelikli bir hâl bulunmadığında şikâyete bağlıdır. TCK 73’e göre süre, zamanaşımı sınırı içinde, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu süreyi darp raporunun alındığı tarihten başlatmak her olayda doğru değildir.
TCK 86/1 kapsamındaki temel yaralama ile TCK 86/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde şikâyet aranmaz. Ağırlaşmış sonuçlar da ayrıca değerlendirilir. Başvuruda bulunan kişinin sonradan “şikâyetçi değilim” demesi, re’sen takip edilen bir suçu ortadan kaldırmaz.
Şikâyetten Vazgeçersem Dava Düşer mi?
Şikâyete bağlı suçta hüküm kesinleşmeden önce vazgeçme, TCK 73’teki koşullarla davanın düşmesini sağlayabilir. Kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, bunu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Silahla veya eşe karşı yaralamada şikâyet aranmadığından aynı sonuç doğmaz.
Altı Aylık Şikâyet Süresi ile Dava Zamanaşımı Aynı mı?
Hayır. Altı aylık süre, şikâyete bağlı suçta başvuru hakkıyla ilgilidir. Dava zamanaşımı ise TCK 66–67’deki ayrı kurallara göre hesaplanır. Örneğin yetişkinler bakımından TCK 86/1 ve 86/2 kapsamındaki yaralamada olağan dava zamanaşımı sekiz yıldır; bu, şikâyet için sekiz yıl beklenebileceği anlamına gelmez.
TCK 87 kapsamındaki sonuçlar, yaş küçüklüğü, sürenin durması veya kesilmesi hesabı değiştirebilir. Zamanaşımı süresi suçun kanuni cezasına ve uygulanacak hükümlere göre belirlenir. Bütün yaralama dosyalarına tek bir süre uygulanmamalıdır.
Yaralama Suçunda Uzlaştırma Var mı?
CMK 253’e göre TCK 86’nın üçüncü fıkrası dışındaki yaralama hâlleri ve TCK 88, kanundaki diğer koşullar da gözetilerek uzlaştırma kapsamında bulunur. Böylece TCK 86/1 şikâyete bağlı olmadığı hâlde uzlaştırma kapsamında olabilir. Şikâyete bağlılık ile uzlaştırma aynı şey değildir.
Yetişkinler bakımından silahla, eşe veya boşanılan eşe karşı yaralama gibi TCK 86/3 hâlleri uzlaştırma dışında kalır. TCK 87 kapsamındaki ağırlaşmış yaralama da yetişkinler yönünden uzlaştırma kapsamında değildir. Aynı mağdura karşı birlikte işlenen başka bir suç bulunması, CMK 253/3 uyarınca ayrıca incelenir; güncel düzenlemedeki önödeme kapsamındaki suçlara ilişkin istisna da dikkate alınır.
Uzlaşma sağlandığında, edimin yerine getirilme zamanı ve dosyanın aşaması verilecek kararı etkiler. Bu nedenle uzlaşma belgesi, ödeme ve diğer yükümlülükler dikkatle incelenmelidir. Uzlaştırma, karakolda yalnızca “birbirimizden şikâyetçi değiliz” denmesiyle aynı işlem değildir.
Çocukların Dosyalarında Uzlaştırma Kapsamı Farklı mı?
CMK 253/1-c, adli süreçteki çocuklar için ek bir düzenleme içerir. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına girebilir. Bu nedenle yetişkinler için uzlaştırma dışında kalan bazı yaralama hâllerinde, çocuk bakımından ayrıca inceleme gerekir.
Burada yalnız temel suçun adına bakılmaz; nitelikli hâllerle birlikte kanuni cezanın üst sınırı ve CMK 253’teki diğer koşullar kontrol edilir. Şikâyet koşulu ise ayrı bir konudur: uzlaştırma imkânı bulunması, şikâyet aranmayan bir suçu şikâyete bağlı hâle getirmez.[2]
Yaralama Suçunda HAGB, Erteleme ve Para Cezası
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Güncel CMK 231’e göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasıysa HAGB değerlendirilebilir. Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, mahkemede yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve kanundaki zarar giderme koşulu da aranır. Zararın denetim süresince taksitlerle giderilmesine ilişkin 231/9 hükmü saklıdır.
Yetişkinlerde denetim süresi beş yıldır. Bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden HAGB verilmesine ilişkin sınırlama bulunur. Kanundaki özel istisnalar da gözetilir; kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB uygulanmaz.
Hapis Cezasının Ertelenmesi
TCK 51’e göre kural olarak iki yıl veya daha az hapis cezası ertelenebilir. Fiil tarihinde on sekiz yaşından küçük veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde sınır üç yıldır. Daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapse mahkûm olmama ve yargılama sürecinde gösterilen pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede kanaat oluşması da gerekir. Ertelemede mahkûmiyet hükmü vardır; HAGB ile hukuki sonuçları aynı değildir.
Yaralama Cezası Paraya Çevrilir mi?
TCK 86/2’de hapis ile adli para cezası seçimliktir. Mahkemenin doğrudan adli para cezasını seçmesi mümkündür. Ancak seçimlik ceza öngörülen bir durumda hapis tercih edildikten sonra TCK 50/2’ye aykırı biçimde aynı cezanın adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir.
Yalnız hapis öngörülen yaralama hâllerinde ise sonuç cezanın kısa süreli olması ve TCK 50’deki şartlar çerçevesinde seçenek yaptırımlar incelenebilir. Her yaralama dosyasının para cezasıyla sonuçlanacağı söylenemez. Adli para cezası Devlet Hazinesine ödenir; mağdura verilecek tazminat değildir.
Darp Nedeniyle Tutuklama Olur mu?
Tutuklama ceza değil, yargılama sırasında uygulanan bir koruma tedbiridir. CMK 100 ve 101 uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedeni ve ölçülülük değerlendirilir. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da gerekçelendirilmelidir.
Silahla yaralama, TCK 87 kapsamındaki ağırlaşmış yaralama ve kadına karşı yaralama gibi kanunda belirtilen suçlar bakımından tutuklama nedeni varsayılabilmesine ilişkin düzenlemeler vardır. Buna rağmen yalnız suçun adı nedeniyle otomatik tutuklama kararı verilemez. Konuya ilişkin ayrıntılar tutuklama kararına itiraz ve adli kontrol yazısında yer almaktadır.
Darp Edilen Kişi Nereye Başvurmalı, Hangi Delilleri Sunmalı?
Öncelikle sağlık kuruluşuna başvurarak gerekli tedaviyi alın ve yaralanmanın tıbbi kaydını oluşturun. Ardından Cumhuriyet başsavcılığına, polise veya jandarmaya başvurabilirsiniz. Başvuruda olayın tarihini, yerini, gelişimini, saldırıyı gerçekleştiren kişiyi ve bildiğiniz tanıkları açıkça belirtin.
- Adli muayene raporu ile muayene, görüntüleme ve tedavi kayıtları.
- Olay saatini ve yeri gösteren kamera kayıtlarının bulunduğu işletme veya kurum bilgileri.
- Olayı doğrudan gören tanıkların adları ve ulaşılabilecek bilgileri.
- Yaralanmaların tarih bilgisi korunmuş fotoğrafları.
- Olay öncesi veya sonrasındaki tehdit, özür ve olayı açıklayan mesajların asılları.
Görüntülerin bütününü ve mesajların öncesiyle sonrasını koruyun. Delil elde etmek için başkasının hesabına izinsiz erişmeyin. Delillerin hukuka uygun biçimde toplanması ve değerlendirilmesi gerekir.
İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Bursa’da yaşanan olaylarda aynı ceza hükümleri uygulanır; dosyanın görüleceği yer olayın niteliği ve yetki kurallarına göre belirlenir. Kartal/İstanbul’daki büromuza ilişkin bilgiler iletişim sayfasında, çalışma alanına ilişkin bilgiler ise ceza hukuku sayfasında bulunmaktadır.
Darp Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat İstenebilir mi?
Bedensel bütünlüğün hukuka aykırı biçimde zedelenmesi, ceza sorumluluğunun yanında tazminat sorumluluğu doğurabilir. TBK 54 kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden kaynaklanan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılması incelenir. TBK 56 uyarınca manevi tazminat da talep edilebilir.[3]
Tazminat miktarı için her yaralanmaya uygulanacak sabit bir tarife yoktur. Yaralanmanın etkisi, zarar kalemlerinin ispatı, kusur ve olayın koşulları değerlendirilir. Ceza dosyasında uzlaşma veya başka bir anlaşma yapılmışsa bunun özel hukuk taleplerine etkisi ayrıca incelenmelidir. Ayrıntılı bilgi için tazminat hukuku sayfasına bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir Tokat Atmak Suç mu?
Vücuda acı veren bir tokat, başka bir görünür iz bulunmasa da kasten yaralama kapsamında değerlendirilebilir. Uygulanacak fıkra tıbbi bulgulara ve olayın nitelikli hâllerine göre belirlenir.
İttim, Düştü ve Yaralandı. Sorumlu Olur muyum?
İtme ile yaralanma arasındaki bağlantı ve failin kastı araştırılır. Doğrudan yumruk atılmamış olması sorumluluğu kendiliğinden kaldırmaz.
BTM ile Giderilebilir Yaralamanın Cezası Kaç Ay?
Güncel TCK 86/2’de altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezası vardır. Kadına karşı işlenmede alt sınır dokuz aydır. Nitelikli hâller ve indirimler ayrıca değerlendirilir.
Bıçak Yaralanması Hafifse Uzlaşabilir miyiz?
Yetişkinler bakımından silahla işlenen TCK 86/3 kapsamındaki yaralama, hafif olsa da uzlaştırma kapsamında değildir. Çocuklar için CMK 253/1-c ayrıca incelenir. Tarafların kendi aralarında anlaşması ceza dosyasını kendiliğinden sona erdirmez.
Eşimden veya Eski Eşimden Şikâyetçi Olmazsam Dosya Kapanır mı?
Eşe veya boşanılan eşe karşı yaralama TCK 86/3-a kapsamındadır ve şikâyet aranmaz. Vazgeçme tek başına davanın düşmesini sağlamaz.
İlk Kez Kavga Ettim, Kesin HAGB Verilir mi?
İlk kez suç isnadıyla karşılaşmak tek başına yeterli değildir. Sonuç ceza ve CMK 231’deki diğer koşullar birlikte incelenir.
Karşı Taraf Bana Küfrettiği İçin Vurdum. Ceza Alır mıyım?
Hakaret, delillere ve olayın gelişimine göre haksız tahrik bakımından değerlendirilebilir. Bununla birlikte fiziksel saldırıyı kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
İlk Vuran Belli Değilse İkimiz de Beraat Eder miyiz?
Hayır. Yaralama eylemlerinin ispatı ile ilk haksız hareketin belirlenmesi ayrı konulardır. Başlangıca ilişkin giderilemeyen şüphe, koşulları varsa haksız tahrik değerlendirmesinde sanık lehine sonuç doğurabilir.
Darp Raporu Yoksa Şikâyet Edemez miyim?
Başvuru yapılabilir ve diğer delillerin toplanması istenebilir. Bununla birlikte tıbbi kaydın bulunmaması veya gecikmesi yaralanmanın ve olayla bağlantısının ispatını güçleştirebilir.
Karşı Tarafa Para Ödersem Ceza Dosyası Biter mi?
Tazminat ödemesi, şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırma farklı işlemlerdir. Suçun kapsamı ve usul şartları değerlendirilmeden yalnız ödeme yapılmasına dayanılarak dosyanın kapanacağı söylenemez.
Şikâyet Süresi Rapor Tarihinden mi Başlar?
Şikâyete bağlı yaralamada esas olan fiilin ve failin öğrenilmesidir. Raporun daha sonra alınması, altı aylık sürenin her durumda yeniden başlamasını sağlamaz.
Adli Para Cezasını Darp Edilen Kişi mi Alır?
Hayır. Adli para cezası Devlet Hazinesine ödenir. Mağdurun maddi ve manevi tazminat talebi ayrı değerlendirilir.
Aynı Olayda Birkaç Kişi Yaralandıysa Tek Ceza mı Verilir?
Her mağdura yönelik fiil ve sonuç ayrı incelenir. Kasten yaralama, TCK 43’teki zincirleme suç uygulamasının dışında kalır. Mağdur sayısı ile eylemlerin hukuki niteliği birlikte belirlenmelidir.
Eski Hastalık Varsa Yeni Saldırıdan Sorumluluk Kalkar mı?
Kendiliğinden kalkmaz. Yeni fiilin sağlık durumunu etkileyip etkilemediği, ağır sonuçla bağlantısı ve failin kusuru araştırılır. Önceki tıbbi kayıtlar bu inceleme için önem taşır.
Yaralamada Her Zaman En Düşük Ceza mı Verilir?
Hayır. Mahkeme TCK 61’deki ölçütlerle temel cezayı belirler; ardından ilgili artırım ve indirimleri uygular. Alt sınırdan uzaklaşmanın da dosyaya dayanan gerekçesi bulunmalıdır.
Çocuk Sanık İçin de Silahla Yaralamada Uzlaştırma Her Zaman Kapalı mı?
Hayır. CMK 253/1-c’de çocuklar için öngörülen ek kapsam ayrıca değerlendirilir. Suçun nitelikli hâlleri dâhil kanuni üst sınırı ve diğer koşullar belirleyicidir.
Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu; özellikle m. 6–7, 21–23, 25, 27, 29, 35–44, 50–51, 61–62, 66–67, 73, 83, 86–88 ve 150/1. TCK 86–87’deki 7550 sayılı Kanun değişiklikleri dâhil güncel metin. ↩
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu; özellikle m. 100–101, 158, 217, 223, 231 ve 253–254. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 54 ve 56. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 23.02.2026, 2025/8563 E., 2026/1186 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 17.12.2025, 2024/6998 E., 2025/9120 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.2023, 2023/170 E., 2023/599 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 13.05.2026, 2026/2020 E., 2026/3942 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.05.2025, 2024/528 E., 2025/200 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29.04.2026, 2025/4672 E., 2026/3429 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29.12.2025, 2024/3983 E., 2025/9709 K. — Kararın tam metni. ↩
- Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 09.09.2025, 2024/4855 E., 2025/5785 K. — Kararın tam metni. ↩
Kaynak kontrol tarihi: 26 Ekim 2026.
Yasal Uyarı: Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya sonuç garantisi niteliğinde değildir. Her somut olay, kendi koşulları, delilleri ve uygulanacak hukuk çerçevesinde değerlendirilir. Kanunen izin verilen kullanımlar saklı kalmak üzere, makalenin özgün metninin izinsiz çoğaltılması ve yayımlanması yasaktır.
