İş Kazasında Bakıcı Gideri

İş kazası nedeniyle başkasının bakımına ihtiyaç duyan işçi, bakım giderinin tazminini isteyebilir. Bakımı eşinin, annesinin veya başka bir aile üyesinin üstlenmesi bu zararı ortadan kaldırmaz. Yargıtay, aile içi dayanışmayı gerekçe göstererek hesaplanan bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasını hatalı bulmaktadır. Talebin değerlendirilmesinde bakım ihtiyacının kazayla bağlantısı, ne kadar sürdüğü ve hesaplamanın dayanakları önem taşır.[1][2]

Bakıcı gideri, ağır yaralanmalı iş kazalarında işçinin ve ailesinin günlük yaşamını doğrudan ilgilendiren bir tazminat kalemidir. Bakımı yakınların üstlenmesi, bakım ihtiyacının tespiti ve hesap raporuna itiraz konuları aşağıda güncel Yargıtay kararlarıyla açıklanmaktadır. Diğer tazminat kalemlerine ilişkin genel açıklamalar İş Kazası Bilgi Merkezi sayfamızda yer almaktadır.

İş kazasında bakıcı gideri nedir?

Bakıcı gideri, kazanın yol açtığı bedensel zarar nedeniyle kişinin başkasının yardımına ihtiyaç duymasından doğan bakım zararını karşılamaya yöneliktir. Çalışma gücü kaybından kaynaklanan gelir zararıyla birlikte ileri sürülebilse de bakım ihtiyacı ve bakımın maliyeti ayrıca değerlendirilir. Türk Borçlar Kanunu m. 54 bedensel zararları; m. 55 bu zararların hesaplanmasına ilişkin esasları düzenlemektedir. İşverenin işçinin kişiliğini koruma ve iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü ise m. 417’de yer almaktadır.[3][4]

Tazminat hesabında kazanın neden olduğu bakım ihtiyacı, sorumluluk ve kusur birlikte değerlendirilir. İşçinin çalışamamasından doğan kayıp ile bakım için gereken yardımın maliyeti ayrı kalemler olarak hesaplanır.[2][4]

Eşi veya annesi bakıyorsa bakıcı tazminatı alınabilir mi?

Aile üyesinin bakım vermesi, bakıcı giderinden indirim yapılmasının tek başına gerekçesi olamaz. Ailenin yardımı, kazadan sorumlu kişinin ödemesi gereken tazminatı azaltan bir yükümlülük olarak değerlendirilemez. Türk Borçlar Kanunu m. 55/1 de hesaplanan tazminatın yalnızca hakkaniyet düşüncesiyle artırılıp azaltılmasını yasaklamaktadır.[3][1]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.12.2025 tarihli, 2025/5485 E., 2025/16537 K. sayılı kararında iş kazası sonucu yüzde 100 sürekli iş göremezliğe uğrayan ve başkasının bakımına muhtaç kalan işçinin talebi incelenmiştir. İşçi kazada kusursuz kabul edilmiş; buna rağmen hesaplanan bakıcı giderinden yüzde 30 hakkaniyet indirimi yapılmıştır. Daire, aile içi bakım ve dayanışmanın sorumlular lehine, işçi ve ailesi aleyhine yorumlanmasını TBK m. 55’e aykırı bulmuş ve hükmü bozmuştur.[1]

İşçiye yakını bakıyorsa da kazaya bağlı yardım ihtiyacının ve bunun süresinin tıbbi belgelerle ortaya konulması gerekir.[1][2]

Bakım ihtiyacı nasıl tespit edilir?

Bakım talebinin dayanağı, işçinin kazadan sonra hangi yardıma ihtiyaç duyduğunun tıbben belirlenmesidir. Tedavi kayıtları ve sağlık kurulu raporları birlikte incelenmeli; bakımın başlangıcı, devam edip etmediği ve sona ermişse bitiş tarihi açıklanmalıdır. Meslekte kazanma gücü kaybının yüzdesi ile başkasının bakımına duyulan ihtiyaç ayrı değerlendirme konularıdır.[2]

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2025 tarihli, 2024/665 E., 2025/836 K. sayılı kararına konu Çorlu’daki iş kazası dosyasında, işçinin yüzde 100 oranında sürekli iş göremez olduğuna ilişkin raporlar bulunmaktaydı. Davalılar ise fotoğraflar sunarak işçinin bakıma muhtaç olmadığını savunmuştur. Mahkemenin bu savunmayı araştırmadan bakım giderine hükmetmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.[2]

Kurul, işçinin bakıma muhtaç olup olmadığının, bu durumdan çıkmışsa hangi tarihte çıktığının Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulundan, gerektiğinde üst kuruldan alınacak raporla belirlenmesini istemiş; bakıcı gideri yönünden direnme kararını bozmuştur.[2]

Maluliyet raporunun düzenlenmesi ve raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi hakkında ayrıntılı bilgi, iş kazasında maluliyet raporu ve oranına itiraz makalemizde açıklanmaktadır.

Bakıcı gideri nasıl hesaplanır, hangi hususlara itiraz edilebilir?

Hesap raporu, sağlık incelemesiyle belirlenen bakım süresine dayanmalıdır. Bakım ihtiyacının sona erdiği bir tarih varsa hesapta bu tarih dikkate alınır. Raporda kullanılan ücret verileri, hesap dönemi, sorumluluk oranları ve yapılan indirimler açıkça gösterilmeli; tarafların önceki raporlara ilişkin itirazları ve kanun yolu başvuruları da incelenmelidir.[2][4]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.02.2026 tarihli, 2025/20151 E., 2026/1360 K. sayılı kararında İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinde görülen bir inşaat kazası ele alınmıştır. Beton dökümü sırasında hortumun çarpmasıyla yaralanan işçi için iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri hesaplanmıştır. Dosyanın önceki temyiz incelemesinde hem hesap raporundan doğan usulî kazanılmış haklar hem aile içi bakım nedeniyle yapılan indirim bozma konusu olmuştur.[4]

Bozma sonrasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi, bozma kararında belirtilen hesap raporunu esas almış ve bakıcı giderinden aile içi dayanışma indirimi yapmadan hüküm kurmuştur. Yargıtay, maddi tazminata ilişkin bu hükmü onamıştır.[4]

Hesap raporunu kontrol ederken özellikle şu noktalar üzerinde durulmalıdır:[2][4][3]

  • Bakım dönemi: Başlangıç ve bitiş tarihleri tıbbi değerlendirmeyle uyumlu mu? Bakım ihtiyacının devamına ilişkin itirazlar araştırılmış mı?
  • Hesabın dayanağı: Kullanılan ücret verileri ve dönemler açıklanmış mı? Önceki raporlara ilişkin usul işlemleri dikkate alınmış mı?
  • İndirimin gerekçesi: Aile bakımına dayanılarak ayrıca hakkaniyet indirimi yapılmış mı? Kusur veya zararın artmasına katkı gibi somut nedenlerle yapılan değerlendirmeler bundan ayrılmış mı?

Türk Borçlar Kanunu m. 51 ve 52’deki somut koşullara dayanan değerlendirmeler ile yalnızca “ailesi bakıyor” denilerek yapılan indirim farklıdır. Dosyada kusur ve sorumluluğun doğru belirlenmesi de hesaplamayı etkiler. Bu incelemenin ayrıntıları iş kazasında kusur raporuna itiraz makalemizde yer almaktadır.[3][4]

Bakıcı gideri hakkında sık sorulan sorular

Yüzde 100 maluliyet raporu bakım gideri için yeterli mi?

Bakım ihtiyacının da raporla değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2025 tarihli, 2024/665 E., 2025/836 K. sayılı kararında yüzde 100 sürekli iş göremezlik raporları bulunmasına rağmen bakım ihtiyacına ilişkin itirazların araştırılması ve bu konuda Adli Tıp raporu alınması istenmiştir.[2]

Bakım ihtiyacı sonradan sona ererse ne olur?

Bakım ihtiyacının sona erdiği tarihin belirlenmesi hesaplanacak dönemi etkiler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2025 tarihli, 2024/665 E., 2025/836 K. sayılı kararı, bu tarihin tıbbi incelemeyle açıklığa kavuşturulmasını istemektedir.[2]

Aile bakımında mutlaka yüzde 30 indirim yapılır mı?

Hayır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.12.2025 tarihli, 2025/5485 E., 2025/16537 K. sayılı kararında aile içi dayanışmaya dayanılarak yapılan yüzde 30 indirim hatalı bulunmuştur. Bakımı yakınların üstlenmesi, tek başına böyle bir indirime dayanak oluşturmaz.[1]

Hesap raporunu kabul etmek sonraki hesabı etkiler mi?

Evet. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.02.2026 tarihli, 2025/20151 E., 2026/1360 K. sayılı kararına konu dosyada, önceki rapora ilişkin kabul ve talep artırımı nedeniyle davalılar lehine oluşan usulî kazanılmış haklar gözetilmiştir. Buradaki usulî kazanılmış hak, bu dosyada kabul edilen önceki hesap verilerinin davalı yararına korunması ve sonraki hesapta bunların aşılamaması anlamına gelmektedir. Rapor tebliğ edildiğinde hesap dönemi, kullanılan veriler ve indirimler birlikte değerlendirilmelidir.[4]

Resmî kaynaklar ve emsal kararlar

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir