İş kazası sonrasında belirlenen maluliyet oranı düşükse veya rapor kazanın bıraktığı kayıpları tam değerlendirmiyorsa itiraz edilebilir. Ancak itirazın dayanağı yalnızca “oran az çıktı” düşüncesi olmamalıdır. Kazaya bağlı kalıcı bulgular, işçinin yaptığı iş, uygulanan cetveller ve önceki raporlarla çelişkiler birlikte incelenmelidir. SGK’nın oran kararına itiraz ile mahkemedeki bilirkişi raporuna itirazın yolları da birbirinden farklıdır.[1][2][3]
Bu yazıda, uygulamada maluliyet raporu olarak anılan raporların iş kazası dosyalarında nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ve Yargıtayın hangi eksiklikleri bozma nedeni saydığını ele aldık. Genel çerçeve için İş Kazası Bilgi Merkezi sayfamızı inceleyebilirsiniz. Anlatım, ağırlıklı olarak iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin sürekli iş göremezlik ve tazminat uyuşmazlıklarına yöneliktir.
İçindekiler
- Maluliyet oranı, iş göremezlik oranı ve engellilik oranı aynı mı?
- İş kazasında maluliyet oranı nasıl tespit edilir?
- Raporda hangi hususlara dikkat edilmeli?
- Meslek grup numarasının yanlış seçilmesi oranı etkiler mi?
- Kazadan önceki hastalık veya ameliyat nasıl değerlendirilir?
- SGK’nın belirlediği maluliyet oranına nasıl itiraz edilir?
- Yüksek Sağlık Kurulu kararı kesin mi, Adli Tıp incelemesi yapılabilir mi?
- Mahkemedeki maluliyet raporuna itiraz süresi ne kadar?
- Rapora itiraz etmemek sonraki hesabı etkiler mi?
- Maluliyet oranı sonradan artarsa yeniden değerlendirme yapılır mı?
- Maluliyet raporu hakkında sık sorulan sorular
Maluliyet oranı, iş göremezlik oranı ve engellilik oranı aynı mı?
Günlük kullanımda “maluliyet oranı” denilse de SGK’nın iş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik geliri bakımından belirlediği oran, meslekte kazanma gücü kaybı oranıdır. Malullük aylığına esas malul sayılma koşulları ise 5510 sayılı Kanun m. 25’te ayrıca düzenlenir. Bu nedenle iş kazası sonucu kalıcı kayıp bulunması, kişinin mutlaka malullük aylığı koşullarını taşıdığı anlamına gelmez.[1]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.01.2026 tarihli, 2025/11956 E., 2026/277 K. sayılı kararı bu ayrımı açıkça gösterir. İş kazasına bağlı ayak bileği hareket kısıtlılığı nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının yeniden tespiti istenen davada Daire, hükümdeki “malul” ifadesini isabetsiz bulmuş; bu ibarenin “sürekli iş göremezlik oranının” şeklinde düzeltilmesi suretiyle kararı düzelterek onamıştır.[4]
Engellilik raporundaki yüzde de doğrudan bu oranın yerine geçirilemez. Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik m. 2/3, 5510 sayılı Kanun kapsamındaki sürekli iş göremezlik geliri ve malullük aylığı için istenen durum bildirir raporları kapsam dışında tutar. Yönetmeliğin m. 9/1 hükmü de iş kazası ve meslek hastalığı dışındaki kaza ve yaralanmaları ayrıca belirtir. Raporun hangi hak için ve hangi mevzuata göre düzenlendiği baştan belirlenmelidir.[5]
İş kazasında maluliyet oranı nasıl tespit edilir?
SGK yönünden süreç, yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucusunun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgelerin Kurum Sağlık Kurulunca değerlendirilmesine dayanır. 5510 sayılı Kanun m. 19’a göre, meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azaldığı tespit edilen sigortalı sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır. Hastaneden alınmış bir yüzde ile Kurumun bu değerlendirmesi aynı işlem değildir.[1]
SGK’nın açıklamasına göre oran tespiti için primin yattığı sosyal güvenlik il veya merkez müdürlüğündeki iş kazası servisine başvurulur. Dosyada ilk işe giriş sağlık raporu veya bulunmadığına ilişkin beyan, olayın iş kazası niteliğini gösteren kayıtlar, tedavi ve ameliyat belgeleri ile son durumu gösteren raporlar yer almalıdır. Askerlikten muafiyet varsa buna ilişkin sağlık belgeleri de istenir.[6]
Kalıcı kayıp değerlendirmesi, tedavi tamamlanıp bulgular sekel hâlini aldıktan sonra yapılır. Kazaya bağlı bulgular ile ilgisiz rahatsızlıklar ayrılır; muayene ve tedavi kayıtları değerlendirilir. Bütün iş kazaları için tek bir sabit bekleme süresi öngörmek yerine yaralanmanın seyri incelenmelidir.[7]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.12.2025 tarihli, 2025/10139 E., 2025/17662 K. sayılı kararında olayın SGK tarafından iş kazası kabul edilmesine rağmen sürekli iş göremezlik oranı hakkında Kurum kararı bulunmadığı görüldü. Daire, önce bu oranın Kurum tarafından tespit edilmesi gerektiğini belirterek diğer eksikliklerle birlikte hükmü bozdu. Olayın iş kazası sayılması, oran incelemesinin de tamamlandığı anlamına gelmez.[8]
SGK olayın iş kazası niteliğini henüz kabul etmiyorsa önce bu uyuşmazlık ele alınır. Bu süreci SGK iş kazasını kabul etmezse izlenecek yollar yazımızda açıkladık.
Raporda hangi hususlara dikkat edilmeli?
Rapora itiraz hazırlarken sonuç yüzdesinden önce şu sorulara cevap aranmalıdır. Bu kontrol, eksikliği belirlemek içindir; tıbbi oran hesabı ilgili uzmanlık değerlendirmesiyle yapılır.[6][2][9][10][7][3]
- Raporun amacı ve dayanağı: Sürekli iş göremezlik, engellilik veya malullük değerlendirmelerinden hangisi yapılıyor? Kullanılan düzenleme, kaza tarihi ve geçiş hükümleriyle uyumlu mu?
- Kazaya bağlı bütün bulgular: Hareket kısıtlılığı, sinir hasarı veya diğer kalıcı bulgular değerlendirilmiş mi? Muayene sonuçları ile raporun gerekçesi birbiriyle uyumlu mu?
- Tıbbi belgeler: İlk başvuru, ameliyat, epikriz, görüntüleme ve diğer tetkikler dosyada mı? Başka hastanelerdeki tedaviler de görülmüş mü?
- Meslek ve yaş: İşçinin kazada yaptığı gerçek iş ve meslek grup numarası doğru mu? Yaşa ilişkin cetvel doğru tarihe göre uygulanmış mı?
- Önceki rahatsızlıklar: Kazadan önceki hastalık veya ameliyatın etkisi ayrılmış mı? Kazaya bağlı kayıp gerekçeli olarak belirlenmiş mi?
- Birden fazla kayıp: İlgili cetvel ve birleştirme yöntemi uygulanmış mı? Aynı arızanın doğal sonuçları ayrıca sayılarak tekrar hesap yapılmış mı?
- Raporlar arasındaki fark: Önceki ve sonraki raporların farklı sonuçlara ulaşmasının nedeni açıklanmış mı?
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin m. 21–24 hükümleri; arıza, meslek grubu ve yaşın birlikte değerlendirilmesini öngörür. Kaza tarihi ve geçiş hükümleri de kontrol edilmelidir.[7]
Meslek grup numarasının yanlış seçilmesi oranı etkiler mi?
Evet. Meslekte kazanma gücü kaybı belirlenirken işçinin kaza tarihinde yaptığı iş önemlidir. Meslek adının dosyada farklı yerlerde farklı yazılması, raporun ve ücret hesabının birbirinden farklı mesleklere dayanmasına yol açabilir.[2]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.04.2026 tarihli, 2025/10573 E., 2026/3731 K. sayılı kararında eli iki iş makinesi arasında sıkışan işçinin operatör mü, yağcı mı olduğu tartışmalıydı. Adli Tıp İkinci Üst Kurulu, şoför meslek grubu üzerinden yüzde 34,2 oran belirlemiş; tazminat hesabındaki ücret ise yağlayıcı mesleğine göre araştırılmıştı. Daire, yapılan iş ve meslek grup numarası tam belirlenmeden sonuca gidilmesini hatalı buldu.[2]
Karar, denetmen raporundaki beyanlar, tanık anlatımları ve özlük dosyasıyla gerçek işin araştırılması; gerekli hâlde Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan buna uygun rapor alınması için bozuldu. Bu nedenle itirazda sadece hastane evrakını değil, işin niteliğini gösteren belgeleri de ortaya koymak gerekir.[2]
Kazadan önceki hastalık veya ameliyat nasıl değerlendirilir?
İş kazası dosyasında kişinin bütün rahatsızlıklarının toplamı ile kazanın neden olduğu kayıp ayrılmalıdır. Önceden bulunan arızanın etkisi ve kazayla bağlantısı tıbben açıklanmalıdır.[9]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 16.04.2026 tarihli, 2025/19141 E., 2026/4881 K. sayılı kararında Kocaeli 1. İş Mahkemesinde görülen bir dosya incelendi. İşveren, üretim işçisinin kazadan önce aynı elinden ameliyat geçirdiğini belirterek oranın tespitini istemişti. SGK Sağlık Kurulunun yüzde 3,2 olarak belirlediği kayıp, yargılamada Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu ve çelişki üzerine İkinci Üst Kurul tarafından yüzde 0 değerlendirildi. Dosyanın istinaf incelemesi Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinde yapıldı. Yargıtay, yüzde 0 oranının tespitine ilişkin karara karşı verilen istinaf kararını onadı.[9]
Bu dosya, itirazın mutlaka daha yüksek oranla sonuçlanmadığını da gösterir. Önceki ameliyatın varlığı tek başına bütün kaybın kazadan bağımsız olduğu anlamına gelmez; belirleyici olan tıbbi kayıtlarla yapılan incelemedir.[9]
SGK’nın belirlediği maluliyet oranına nasıl itiraz edilir?
Kurumun oran kararına karşı, bağlı bulunulan sosyal güvenlik il veya merkez müdürlüğüne dilekçe verilerek dosyanın Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesi istenir. Bu yolun dayanağı 5510 sayılı Kanun m. 95’tir. Dilekçede itiraz edilen kararın tarih ve sayısı, eksik değerlendirilen bulgular, dayanak tıbbi belgeler ve varsa raporlar arasındaki farklar açıkça gösterilmelidir.[1][6]
Başvuruda, örneğin “rapora itiraz ediyorum” demekle yetinmek yerine hangi ameliyat kaydının incelenmediği veya hangi işin yanlış kabul edildiği belirtilmelidir. Önceki başvuruların ve dilekçenin alındığını gösteren kaydın saklanması da dosyanın takibini kolaylaştırır.
Yüksek Sağlık Kurulu kararı kesin mi, Adli Tıp incelemesi yapılabilir mi?
Yargıtay uygulamasında Yüksek Sağlık Kurulu kararı SGK’yı bağlasa da diğer ilgililer bakımından aynı bağlayıcılıkta kabul edilmez. Mahkemede bu karara itiraz edildiğinde Adli Tıp Kurumu incelemesi yapılması; Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu arasında oran yönünden görüş ayrılığı varsa çelişkinin Adli Tıp İkinci Üst Kurulunda giderilmesi gerekir.[10]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.05.2026 tarihli, 2025/16414 E., 2026/6145 K. sayılı kararında yüksekten düşen işçinin sürekli iş göremezlik oranı Kurum Sağlık Kurulunca yüzde 16 belirlenmişti. Davalı bu orana itiraz ettiği hâlde gerekli inceleme tamamlanmamıştı. Daire, yukarıdaki inceleme sırasını açıkladı ve sürekli iş göremezlik oranının usulünce belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak hükmü bozdu.[10]
Dosyada iki farklı yüzde bulunması hâlinde raporlardan birini yalnızca daha yeni veya daha yüksek olduğu için seçmek yeterli değildir. Farkın dayanağı ortaya konulmalı ve usulüne uygun incelemeyle çelişki giderilmelidir.[10]
Mahkemedeki maluliyet raporuna itiraz süresi ne kadar?
HMK m. 281’e göre bilirkişi raporuna ilişkin talepler, raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkemeye bildirilir. Rapordaki eksikliklerin tamamlanması, belirsizliklerin açıklanması veya yeni bilirkişi atanması istenebilir. İtirazın hazırlanması çok zor ya da imkânsızsa veya özel yahut teknik çalışma gerektiriyorsa, yine bu iki haftalık süre içinde başvurularak bir defaya mahsus, en çok iki haftalık ek süre istenebilir. Mahkemece verilirse bu ek süre, ilk sürenin bitiminden itibaren işler.[3]
Bu süre, mahkemede tebliğ edilen bilirkişi raporuna ilişkindir. SGK’nın oran kararına karşı Yüksek Sağlık Kuruluna başvuru yoluyla aynı işlem gibi anlatılmamalıdır. Mahkemedeki itirazda eksik inceleme ile bunun oranı nasıl etkileyebileceği açıklanmalı; gerekli ek rapor veya yeniden inceleme talebi somutlaştırılmalıdır. Hâkim raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir.[3][1]
Rapora itiraz etmemek sonraki hesabı etkiler mi?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2026 tarihli, 2024/10597 E., 2026/354 K. sayılı kararında yüzde 20,2 oranına göre düzenlenen hesap raporuna davacı itiraz etmemiş, talebini rapordaki maddi hatayı düzelterek artırmıştı. Davalının itirazıyla yürütülen sağlık incelemesinde oran yüzde 30,2’ye çıktı. Buna rağmen Daire, davacının önceki rapora ve talebine ilişkin usul işlemleri nedeniyle davalı lehine oluşan usulî kazanılmış hakkın gözetilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.[11]
Bu karar, sonradan alınan yüksek oranlı raporun her dosyada kendiliğinden daha yüksek tazminat sağlayacağını söylemenin yanlış olduğunu gösterir. Raporlara yapılan itirazlar, talep artırımı ve kanun yolu başvurularının kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.[11]
Maluliyet oranı sonradan artarsa yeniden değerlendirme yapılır mı?
Kalıcı kaybın sonradan artması ayrıca değerlendirilir. 5510 sayılı Kanun m. 94, sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış sigortalının durumundaki artma veya sürekli bakım ihtiyacı nedeniyle değişiklik istemesine imkân verir. SGK da artma iddiasında rahatsızlığın geçirilen iş kazasıyla ilgili olması gerektiğini belirtir.[1][6]
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.11.2019 tarihli, 2017/21-2337 E., 2019/1200 K. sayılı kararında yüksekten düşen işçinin yüzde 63 olarak değerlendirilen kaybının, zaman içinde ağırlaşan nörolojik ve ruhsal bulgularla yüzde 100’e ulaşması ele alındı. Kurul çoğunluğu gelişen durum bulunduğunu kabul ederek usulî kazanılmış hak yönünden direnmeyi uygun buldu; miktar ve diğer temyiz itirazları incelenmek üzere dosyayı Özel Daireye gönderdi.[12]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarihli, 2020/9918 E., 2024/1860 K. sayılı kararında ise önce yüzde 0 belirlenmiş kaybın sonradan artma kaydıyla yüzde 81 değerlendirilmesi üzerine açılan fark tazminat davası incelendi. Daire; artışın gerçekten kazaya bağlı gelişmeden mi, kurulların değerlendirme farkından mı kaynaklandığının ve başka etkenlerin bulunup bulunmadığının raporla araştırılmasını istedi. Kesin hüküm gerekçesiyle ret kararını bozdu.[13]
Dolayısıyla sağlık durumunun ilerleyerek ağırlaşması ile aynı durum hakkında farklı bir oran verilmesi ayrı sorunlardır. Yeni raporun tarihi ve yüzdesi kadar, değişen bulgunun ne olduğu ve kazayla bağlantısı da açıklanmalıdır. Fark tazminat talebi, bu araştırmanın sonucuna göre değerlendirilir.[13]
Maluliyet raporu hakkında sık sorulan sorular
Yüzde 10’un altında oran çıkarsa hiç tazminat alınamaz mı?
Yüzde 10 eşiği, 5510 sayılı Kanun m. 19’daki sürekli iş göremezlik geliri koşuludur. Bunu işverene karşı ileri sürülebilecek bütün zarar kalemleri için genel bir alt sınır gibi yorumlamak doğru olmaz. Kalıcı kayıp, geçici dönem zararı ve diğer talepler kendi koşullarına göre değerlendirilir. Yaralanmalı iş kazasında tazminat hakları yazımızda bu ayrımı ayrıca ele aldık.[1][14]
Birden fazla yaralanmanın oranları doğrudan toplanır mı?
İlgili Yönetmelik m. 23–24 uyarınca Balthazard yöntemi uygulanır; oranlar basitçe toplanmaz. Bir arızanın doğal sonuçları da bağımsız arızalar gibi tekrar hesaplanmaz. Ayrı değerlendirilecek bulgular uzmanlık incelemesiyle belirlenir.[7]
Psikolojik ve nörolojik kayıplar da incelenir mi?
Değerlendirme yalnız görünür ortopedik kayıplarla sınırlı tutulmamalıdır. Uygulanacak cetvelde nörolojik ve psikiyatrik arızalar da bulunur. Kazayla bağlantı, kalıcılık ve tıbbi bulgular ilgili uzmanlık incelemesiyle ortaya konulmalıdır.[7]
İtiraz dilekçesinde ne talep edilmeli?
İtiraz edilen karar veya rapor tanımlanmalı; eksik incelenen tıbbi kayıtlar, yanlış meslek bilgisi ya da açıklanmayan çelişki ayrı ayrı belirtilmelidir. Sonuçta, eksikliğin giderilmesi ve oranın uygun usulle yeniden değerlendirilmesi istenir. Mahkemedeki dilekçede ek rapor, yeni inceleme veya çelişkinin giderilmesi talebi dosyadaki soruna göre kurulmalıdır.[1][3]
İlk başvurudan dava aşamasına kadar raporların ve tebliğ kayıtlarının tarih sırasıyla tutulması, hangi bulgunun ne zaman ortaya çıktığının anlaşılmasını kolaylaştırır. Bildirim ve rapor sürecinin genel anlatımı için iş kazası bildirimi ve rapor rehberini de inceleyebilirsiniz.
Resmî kaynaklar ve emsal kararlar
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 19, 25, 94 ve 95 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.04.2026, 2025/10573 E., 2026/3731 K. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 281 ve 282 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 21.01.2026, 2025/11956 E., 2026/277 K. ↩
- Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, m. 2/3 ve 9/1; RG 20.02.2019, 30692 ↩
- SGK, İş Kazası: meslekte kazanma gücü kaybı tespiti, başvuru, dosya belgeleri, artma ve itiraz ↩
- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, iş kazasına ilişkin m. 6, 21–24 ve Geçici m. 1; RG 11.10.2008, 27021 (Adalet Bakanlığı nüshası) ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 18.12.2025, 2025/10139 E., 2025/17662 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 16.04.2026, 2025/19141 E., 2026/4881 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 04.05.2026, 2025/16414 E., 2026/6145 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.01.2026, 2024/10597 E., 2026/354 K. ↩
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26.11.2019, 2017/2337 E. (kararda anılan biçimiyle 2017/21-2337 E.), 2019/1200 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 27.02.2024, 2020/9918 E., 2024/1860 K. ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 54 ve 56 ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
