İş Kazasında Kusur Raporuna İtiraz: İşçiye Verilen Kusur Oranı Nasıl Değerlendirilir?

İş kazası dosyasında işçiye kusur verilmesi, rapordaki oranın mutlaka doğru veya değiştirilemez olduğu anlamına gelmez. Kazanın oluşu eksik araştırılmışsa, alınmayan önlemler açıklanmamışsa ya da raporlar arasında çelişki varsa bunlar somut delillerle ortaya konulmalıdır. Mahkemedeki bilirkişi raporuna itiraz süresi, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır.[1]

Bu yazı, ağırlıklı olarak işverene karşı açılan maddi ve manevi tazminat davalarındaki kusur incelemesini ele alır. Maluliyet oranına itiraz ve gerçek ücretin belirlenmesi ayrı konulardır. Başvuru sürecinin bütünü için İş Kazası Bilgi Merkezi sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Kusur raporu neyi belirler; maluliyet raporundan farkı nedir?

Kusur raporu, kazanın nasıl gerçekleştiğini ve hangi davranış veya önlem eksikliğinin kazaya etkili olduğunu teknik yönden inceler. Maluliyet raporu kazanın bıraktığı sağlık kaybıyla, hesap raporu ise zararın parasal karşılığıyla ilgilidir. Bu raporların birbirinin yerine kullanılması doğru değildir. Kusur yüzdesine itiraz ederken tıbbi kaybın azlığını ileri sürmek, kusur incelemesindeki eksikliği tek başına açıklamaz.[2][1]

İşçiye yüklenen kusur maddi tazminat hesabını etkileyebilir; manevi tazminatın değerlendirilmesinde de tarafların kusuru önem taşır. Bu nedenle yalnız sonuç bölümündeki yüzdeye değil, o yüzdeyi doğuran olay anlatımına ve teknik gerekçeye bakılmalıdır.[3][4]

İşveren “Kendi hatanla yaralandın” derse tazminat hakkı biter mi?

Bu söz tek başına yeterli değildir. İşverenin güvenli çalışma düzeni kurma ve denetleme yükümlülüğü ile çalışanın davranışı birlikte değerlendirilir. İşçiye bir miktar kusur verilmesi, işverenin bütün sorumluluğunun ortadan kalkmasıyla aynı değildir. Öte yandan işçinin davranışı da görmezden gelinemez; kazanın nedenleri ve zarar üzerindeki etkisi araştırılmalıdır.[5][3]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.02.2026 tarihli, 2025/7202 E., 2026/1985 K. sayılı kararında balkonda alüminyum profille çalışırken elektrik hattına temas ederek ölen işçinin yakınlarının talepleri incelendi. Daire, işçinin yakındaki elektrik hattını gözetmeden yaptığı hareketin mevcut kusur değerlendirmesinde yeterince dikkate alınmadığını belirtti. Rücu dosyası da araştırılarak çelişkileri gideren yeni bir uzman heyeti raporu alınması için hükmü bozdu.[6]

Dolayısıyla itiraz, her dosyada işçinin kusurunu azaltan bir işlem değildir. Deliller işçinin daha fazla kusurlu olduğunu da gösterebilir. Amaç, olayın gerçek oluşuna uygun ve gerekçeli bir değerlendirme yapılmasıdır.[6]

SGK raporu ile mahkeme raporu farklıysa hangisi esas alınır?

Raporlardan birinin daha yeni olması veya SGK tarafından düzenlenmesi, aradaki somut çelişkiyi açıklama gereğini ortadan kaldırmaz. Aynı olayın neden farklı anlatıldığı, hangi delilin hangi raporda değerlendirilmediği ve kusur dağılımının hangi teknik gerekçeye dayandığı incelenmelidir.[2]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2025/16901 E., 2026/837 K. sayılı kararında kaygan zeminde düşen işçinin ayağının üzerinden forklift geçmesi ele alındı. Mahkemenin esas aldığı raporlarda işçiye yüzde 20, daha sonra dosyaya getirilen SGK denetmen raporunda yüzde 45 kusur verilmişti. Daire, maddi olguları açıklayan ve bu çelişkiyi gideren üç kişilik A sınıfı iş güvenliği uzmanı heyeti raporu alınmasını istedi; hükmü bozdu.[2]

Zeminin durumu, yaya ve araç yollarının düzeni, görüş, iş organizasyonu ve çalışanın hareketi her olayda ayrı incelenir. Forklift kazaları ve yük düşmesine ilişkin ayrıntılı açıklamalar, ilgili makalemizde yer almaktadır.[2]

Raporda yalnız “dikkatsizlik” veya “talimata aykırılık” yazması yeterli mi?

Bu ifadelerin somut olayla bağlantısı kurulmalıdır. Hangi talimatın verildiği, işin güvenli yönteminin ne olduğu, işverenin ve işçinin hangi tedbirleri alması gerektiği ve bunlardan hangisinin alınmamasının kazaya yol açtığı açıklanmalıdır.[7]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli, 2025/15510 E., 2026/1927 K. sayılı kararında uluslararası tır şoförünün yük boşaltma sırasında parmağını kaybetmesi incelendi. İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesindeki dosyada SGK denetmen raporuyla mahkemenin kusur raporu arasındaki çelişki giderilmemişti. Daire; kazanın tam oluşunun, tarafların alması gereken önlemlerin ve alınmayan tedbirlerin kazaya etkisinin açıklanmasını istedi. İşçinin kıdeminin de değerlendirilmesini belirterek hükmü bozdu.[7]

İstanbul Anadolu’daki bu dosyada olduğu gibi, işçinin deneyimi tek başına sonuca götürmez. Deneyim, eğitim, ekipman ve çalışma yöntemiyle birlikte değerlendirilmelidir. Olayın eski tarihli olması hâlinde de kaza tarihinde uygulanacak düzenlemeler ayrıca belirlenir; güncel kanun geçmiş olaya açıklamasız biçimde taşınmamalıdır.[7]

Eğitim belgesi imzalanmışsa işveren kusursuz sayılır mı?

İmzalı bir eğitim belgesi, güvenli çalışma yönteminin fiilen oluşturulup uygulanıp uygulanmadığı sorusunu tek başına cevaplamaz. Verilen eğitimin yapılan işle bağlantısı ve tedbirlere uyulmasının denetlenmesi de önemlidir.[5][8]

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 02.07.2026 tarihli, 2022/1274 E., 2026/6945 K. sayılı kararında mermer atölyesinde makine ile plakalar arasına sıkışarak ölen işçiye ilişkin ceza dosyası incelendi. Daire; güvenli kullanım yöntemleri, talimatlar, yeterli eğitim ve etkin denetim yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini değerlendirdi. Bilinçli taksir hükümleri uygulanmadan eksik ceza belirlenmesini hukuka aykırı bularak hükmü bozdu.[8]

Görevim olmayan bir işte çalıştırıldım; yine de bana kusur verilebilir mi?

Görevlendirme, o işe uygun eğitim ve koruyucu donanım araştırılmalıdır. İşverenin bu yönden kusuru bulunması, işçinin somut davranışının hiç incelenmeyeceği anlamına gelmez.[9]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.03.2026 tarihli, 2025/11883 E., 2026/2803 K. sayılı kararında kayıtlarda puantör görünen, fiilen etiketleme bölümünde koli açarken falçatayla elini kesen işçi ele alındı. Raporda, yeni işe ilişkin eğitim ve koruyucu eksikliği nedeniyle işveren tam kusurlu kabul edilmişti. Daire, işverenin eksikliklerinin yanında işçinin aldığı genel eğitimi ve kişisel güvenliği için gösterebileceği dikkat ve özeni de değerlendirdi. İşçinin de kusurunun araştırılması için yeni heyet raporu alınmasını isteyerek hükmü bozdu.[9]

Bu karardan, eğitim verilmeyen her işte çalışanın mutlaka kusurlu veya mutlaka kusursuz sayılacağı sonucu çıkmaz. İtirazda o gün fiilen yapılan iş, verilen talimat, işe özgü eğitim, koruyucu donanım ve kazaya yol açan hareket birlikte açıklanmalıdır.[9]

İşveren “Kaza kaçınılmazdı” derse raporda ne araştırılmalı?

Kaçınılmazlık, bütün gerekli önlemler alınsa bile önlenemeyecek durumlarla ilgilidir. İşçinin önceden var olan hastalığı veya sağlık durumu ise aynı kavram değildir. Sağlık bulgularının, çalışma koşullarının ve işverenin sağlık gözetiminin olay üzerindeki etkisi ayrıca incelenmelidir.[10]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.04.2026 tarihli, 2026/1293 E., 2026/5243 K. sayılı kararında işyeri sahasında ölü bulunan gece bekçisinin yakınlarının davası incelendi. Yenişehir 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesinden gelen dosyada işveren yüzde 20 kusurlu, olay yüzde 80 kaçınılmaz kabul edilmişti. Daire; tıbbi durum, bünyesel etkenler, çalışma koşulları ve sağlık gözetimi yeterince açıklanmadan bu sonuca gidilmesini hatalı buldu. İş güvenliği uzmanlarıyla ilgili tıp dallarından hekimlerin katıldığı yeni bir heyet raporu alınması için hükmü bozdu.[10]

Dolayısıyla raporda yalnız bir “kaçınılmazlık yüzdesi” bulunması yeterli değildir. Hangi önlemlerin alınabileceği, bunların alınıp alınmadığı ve alınsa da olayın neden önlenemeyeceği açıklanmalıdır.[10]

Ceza dosyasındaki kusur oranı hukuk mahkemesini bağlar mı?

TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlemesiyle bağlı değildir; beraat kararı da tazminat davasını kendiliğinden sona erdirmez. Bununla birlikte kesinleşen ceza kararındaki maddi olguların etkisi ile kusur yüzdesinin etkisi birbirinden ayrılmalıdır.[3][4]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, 2025/5315 E., 2025/6606 K. sayılı kararında güvenlik ağı montajında platformun kopması sonucu işçinin ölümü ele alındı. Daire, kesinleşen ve sonradan açılan ceza dosyalarının içerikleriyle şirketler arasındaki hukuki ilişkilerin birlikte incelenmesini istedi. Montaj yöntemine ilişkin iddia ve savunmaların açıklığa kavuşturulması, farklı bir bilirkişi kuruluyla kusurun oran ve aidiyetinin belirlenmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu.[4]

Taşeron veya başka şirket varsa kusur kime verilir?

Önce herkesin işteki rolü belirlenmelidir. İşveren, asıl işveren, alt işveren ve üçüncü kişi aynı kavramlar değildir. Şirketlerin kendi aralarındaki sözleşme ile kazanın fiilî çalışma düzeni birlikte incelenmelidir.[11]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.03.2026 tarihli, 2025/5167 E., 2026/3308 K. sayılı kararında asfalt çalışması sırasında kamyonun çarpmasıyla ölen işçinin yakınlarının davasında belediyenin konumu, sözleşmeler ve çelişkili kusur raporları değerlendirildi. Daire, sorumluluk ilişkisinin ve raporlardaki çelişkilerin açıklığa kavuşturulması için hükmü bozdu. Davalıların hukuki sıfatı belirlenmeden yalnız bir kusur toplamıyla sonuca gidilmemelidir.[11]

Bu ayrımı taşeron işçi ve asıl işveren sorumluluğu yazımızda ayrıca açıkladık. Ölümlü kazalarda aile üyelerinin talepleri için ailenin tazminat hakları rehberine bakabilirsiniz.

Kusur raporuna kaç gün içinde, nereye itiraz edilir?

Mahkemece alınan bilirkişi raporuna itiraz, raporu alan mahkemeye yapılır. HMK m. 281’e göre süre, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. İtirazın bu sürede hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel veya teknik çalışma gerektirmesi hâlinde, yine bu süre içinde başvurularak sürenin bitiminden başlayacak, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmeyen ek süre istenebilir. Ek süre kendiliğinden doğmaz.[1]

Bu açıklama mahkemedeki bilirkişi raporuna ilişkindir. SGK’nın kurum işlemi veya ceza dosyasındaki rapor için başvuru yolu ve aşama ayrıca belirlenmelidir. Raporun tarihi ile tebliğ tarihi karıştırılmamalı; dosyadaki tebliğ kaydı üzerinden süre hesabı yapılmalıdır.[1]

İtiraz dilekçesinde hangi eksiklikler gösterilmeli?

Yalnız “kusur oranını kabul etmiyoruz” demek yerine, raporun hangi tespitinin hangi belgeyle çeliştiği açıklanmalıdır. İncelemenin aşağıdaki sorulara cevap verip vermediği kontrol edilebilir.[1][7][4]

  • Kazanın yeri, işin aşaması, kullanılan ekipman ve tarafların hareketleri doğru anlatılmış mı?
  • Kamera, fotoğraf, olay yeri tutanağı ve tanık anlatımları arasındaki farklar açıklanmış mı?
  • Alınması gereken önlem, bu önlemi almakla yükümlü kişi ve önlem eksikliğinin kazaya etkisi gösterilmiş mi?
  • SGK, ceza ve varsa rücu dosyasındaki raporlarla çelişkinin nedeni açıklanmış mı?
  • Bilirkişi heyetinin uzmanlığı, kazanın teknik özelliklerini incelemeye elverişli mi?

Talep, eksikliğe göre kurulmalıdır: belirli soruların bilirkişiye yöneltilmesi, ek rapor alınması, başka uzmanlardan yeni rapor istenmesi veya eksik dosya kayıtlarının getirtilmesi talep edilebilir. HMK m. 293 kapsamındaki uzman görüşünden yararlanılması da değerlendirilebilir; bu görüş mahkemenin delil değerlendirmesinin yerine geçmez.[1]

İlk rapora itiraz etmezsem bütün tazminat hakkım kaybolur mu?

Süresinde itiraz etmemek ile hakkı açıkça sona erdiren bir beyanda bulunmak aynı değildir. HMK’daki süre, tarafın itiraz işlemi yönünden önem taşır; mahkemenin eksik raporu tamamlatma ve diğer delillerle birlikte değerlendirme yetkisi ayrıca vardır.[1][12]

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.05.2026 tarihli, 2026/129 E., 2026/299 K. sayılı kararında iş kazasında yaralanan işçinin ilk hesap raporuna sessiz kalması incelendi. Daha sonra asgari ücret değişikliğini yansıtan rapor üzerinden talep artırılmıştı. Kurul çoğunluğu, sessiz kalmanın raporu kabul anlamına gelmediğini ve bu nedenle davalı lehine usulî kazanılmış hak oluştuğunun kabul edilemeyeceğini belirtti. Direnmeyi uygun buldu; diğer temyiz itirazları için dosyayı 10. Hukuk Dairesine gönderdi.[12]

Kararda hesap raporuna itiraz edilmemesi değerlendirilmiştir. Açık kabul beyanı, kanun yolu başvurularının kapsamı, kesinleşen kısımlar ve uyulan bozma ayrı incelenir. Hak kaybı tartışması yaşamamak için kusur ve hesap raporları tebliğ edildiğinde gerekçeli itirazlar süresinde sunulmalıdır.[12][1]

Kusur raporuna itiraz hakkında sık sorulan sorular

İtiraz edince mutlaka yeni bilirkişi atanır mı?

Hayır. Mahkeme eksikliğin niteliğine göre aynı bilirkişiden açıklama veya ek rapor alabilir; gerekli görürse yeni bilirkişiyle inceleme yaptırabilir. İtirazda neden mevcut raporla sonuca gidilemeyeceği somutlaştırılmalıdır.[1]

Kusur raporuna yapılan her itiraz kabul edilir mi?

Hayır. İtirazın gerekçeleri değerlendirilip kararın dosyaya uygun bulunduğu durumlarda hüküm onanabilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.02.2026 tarihli, 2025/19694 E., 2026/609 K. sayılı kararında pres makinesinde parmak kaybına ilişkin davada işveren, kendisine verilen yüzde 80 kusura ve işçinin davranışının değerlendirilmesine itiraz etti. Daire, itirazların istinaf incelemesinde gerekçeleriyle karşılandığını ve bozma nedeni bulunmadığını belirterek hükmü onadı.[13]

SGK kusur raporu düzenlememişse tazminat davasında inceleme yapılamaz mı?

SGK inceleme raporunun bulunmaması, mahkemenin kusuru bilirkişiyle araştırmasına tek başına engel değildir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.03.2026 tarihli, 2025/11883 E., 2026/2803 K. sayılı kararında sürekli iş göremezlik oranı yüzde 10’un altında olduğu için müfettiş raporu düzenlenmediği belirtilmişti. Buna rağmen mahkeme kusur raporu almış; Daire de incelemenin yeni heyetle tamamlanmasını istemiştir.[9]

Her iş kazasında üç kişilik A sınıfı uzman heyeti şart mı?

İncelenen kararlarda böyle bir heyet istenmiş olması, her olay için değişmez bir kural bulunduğu anlamına gelmez. Uzmanlık ihtiyacı kazanın teknik konusuna göre belirlenir. HMK m. 266 uyarınca bilirkişilik, hukuk dışındaki özel veya teknik bilgi gerektiren konular içindir.[1][2]

Maluliyet oranı ile kusur oranı aynı yüzde mi?

Hayır. Kusur kazanın nedenleri ve davranışlarla, maluliyet değerlendirmesi sağlık kaybıyla ilgilidir. İki orana itirazın dayanakları da farklıdır. Sağlık incelemesini maluliyet raporu ve oranına itiraz yazımızda ele aldık.[2]

Yeni kusur raporu tazminatı nasıl etkiler?

Yeni değerlendirme maddi zarar hesabına ve manevi tazminatın takdirine etkili olabilir. Ancak yalnız kusur oranı yeterli değildir; gerçek ücret, sağlık kaybı, ilgili ödemeler ve dosyanın usul durumu da incelenir. Hesap unsurları için gerçek ücret ve hesap hataları yazımızı inceleyebilirsiniz.[3][4]

Resmî kaynaklar ve emsal kararlar

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir