İskele çökmesi veya iskeleden düşme nedeniyle yaralanan işçi, iş kazasına bağlı SGK haklarının yanında, sorumluluk koşulları oluştuğunda maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Sorumlu yalnız işçiyi çalıştıran taşeron olmayabilir. İskeleyi kuran veya kiraya veren firmanın üstlendiği iş, ana yüklenicinin hukuki konumu, güvenlik kontrolleri ve kazanın oluşumu birlikte araştırılır. [1][2]
Bu yazı, cephe iskelesi ve çalışma platformu kazalarında özellikle kurulum, bağlantı, kontrol ve delil sorunlarına odaklanır. Diğer şantiye kazaları için inşaat ve şantiyede iş kazası rehberine; genel başvuru adımları için İş Kazası Bilgi Merkezi’ne geçebilirsiniz.
İçindekiler
- İskeleden düşme hangi durumlarda iş kazası sayılır?
- Sabit cephe iskelesi, asma iskele ve hareketli platform neden ayrılmalı?
- İskele çökmesini ve düşmeyi önlemek için hangi kurallar uygulanır?
- İskele kazasında müteahhit, taşeron ve kurulum firması nasıl değerlendirilir?
- İskele kazalarına ilişkin emsal Yargıtay kararları
- Emniyet kemeri takmayan veya tecrübeli işçiye bütün kusur verilir mi?
- İskele sökülmeden hangi deliller korunmalı?
- İskele kazasından sonra SGK ve tazminat başvurusu nasıl ilerler?
- İskele kazaları hakkında diğer sorular
- İskele kazasında incelemeye nereden başlanmalı?
İskeleden düşme hangi durumlarda iş kazası sayılır?
Hizmet akdiyle çalışan işçinin işyerinde veya yürütülen iş nedeniyle iskeleden düşerek bedensel ya da ruhsal zarara uğraması, 5510 sayılı Kanun m. 13 kapsamında incelenir. Boya, sıva, mantolama ve cephe yenileme işleri de bu değerlendirmeye girebilir. İskelenin tamamen çökmesi şart değildir; platformdan kayma, ulaşım sırasında düşme veya kurulumda bağlantının ayrılması da ayrı ayrı araştırılır. [1]
Sigorta girişi yapılmamış olması fiilî çalışmanın tespitini engellemez. Kaza günü hangi firma için, kimin talimatıyla ve hangi işte çalışıldığı; saha giriş kayıtları, ödemeler, mesajlar ve tanıklarla açıklığa kavuşturulur. İş kazası niteliği, belirli bir şirketin tazminat borcu bulunduğu sonucuyla aynı şey değildir. [1][2]
Sabit cephe iskelesi, asma iskele ve hareketli platform neden ayrılmalı?
Günlük dilde hepsi “iskele” diye anılsa da güvenlik düzenleri aynı değildir. Dosyada yalnız “yüksekten düştü” yazması teknik inceleme için yetersiz kalabilir. Ekipmanın türü, marka ve modeli, kurulum biçimi ve kazanın hangi aşamada meydana geldiği belirlenmelidir. Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, bu sistemler için farklı hükümler içerir. [3][4]
| Sistem | İncelemenin odak noktaları |
|---|---|
| Ön yapımlı cephe iskelesi | Zemin, taban plakaları ve altlıklar; çaprazlar, yapı ankrajları, platform, yan koruma, güvenli erişim ve kontrol raporları. |
| Halatlı asma iskele / asılı erişim donanımı | Taşıyıcı halatlar ve bağlantılar, motor-fren düzeni, platform yükü, işe başlamadan önce kontroller ve çalışanlara ait dikey yaşam hatları. |
| Sütunlu cephe çalışma platformu | Sütun ve yapı bağlantıları, zemin ve destekler, güvenlik donanımları, üretici talimatları ve her kullanım öncesi gözle muayene. |
| Tekerlekli seyyar erişim ve çalışma kulesi | Denge, düz platform, frenler ve taşıma güzergâhı; üzerinde çalışan varken hareket ettirilip ettirilmediği. |
Örneğin sabit cephe iskelesinin haftalık kontrol hükmünü asma iskelenin günlük işe başlama kontrolünün yerine koymak uygun değildir. Yönetmelik Ek-4/B-II m. 37, asılı erişim donanımlarındaki taşıyıcı halat, mekanik tesisat, motor, fren, platform ve güvenlik teçhizatının her gün işe başlamadan önce kontrolünü öngörür. [3]
İskele çökmesini ve düşmeyi önlemek için hangi kurallar uygulanır?
Kurma ve sökme planında neler bulunmalı?
Ön yapımlı cephe iskelesinde kurma, kullanma ve sökme planı; yük ve boyut bilgilerini, ankraj düzenini, zemin ile çevre koşullarını ve işlem sırasını kapsamalıdır. Kurulum-söküm tehlikeleri, malzemelerin güvenli taşınması ve acil kurtarma düzeni de planın parçasıdır. Üretici talimatı ile sahadaki kurulumun birbirini karşılaması gerekir. [4]
İskele için uygunluk belgesi bulunması, her kurulumun güvenli olduğunu tek başına göstermez. Dayanıklılık hesapları, hasarlı parçaların kullanılıp kullanılmadığı, çapraz ve ankrajların eksiksizliği, platformların sabitliği ve güvenli erişim ayrıca incelenir. Cephe iskelesi platformunun yan koruması ana korkuluk, ara koruma ve topuk levhasını içerir. İşin hızlandırılması için bağlantı çıkarılması veya geçişin malzemeyle kapatılması da inceleme konusu olmalıdır. [4]
Cephe iskelesi ne zaman ve kim tarafından kontrol edilmeli?
Yönetmelik Ek-5/A m. 10 uyarınca cephe iskelesi, işverenin görevlendirdiği ehil kişi tarafından kullanılmaya başlanmadan önce ve haftada en az bir kez kontrol edilir. Üzerinde değişiklik yapıldığında, belli bir süre kullanılmadığında veya kuvvetli rüzgâr, sismik sarsıntı ve sağlamlığını etkileyebilecek başka koşullara maruz kaldığında da kontrol gerekir. Hazırlanan kontrol raporunda güvenli olduğu tespit edilmeyen iskelede çalışma yapılamaz. [4]
Bir dosyada yalnız genel bir “periyodik kontrol belgesi” sunulması yeterli cevap olmayabilir. Belgenin kazadaki iskeleye ait olup olmadığı, kontrol tarihi, sonraki değişiklikler ve hangi parçaların incelendiği açıklanmalıdır. Örneğin kaza öncesinde ankrajlar sökülmüş veya iskeleye branda eklenmişse önceki raporun bu değişikliği karşılayıp karşılamadığı önem kazanır. [4]
Rüzgârda veya branda kaplı iskelede çalışılabilir mi?
Bütün iskeleler ve bütün işler için tek bir rüzgâr hızı söylemek doğru değildir. Ekipmanın türü, üretici talimatları, örtünün rüzgâr yüküne etkisi ve mevcut koşullar değerlendirilir. Ek-5/A m. 12, cephe iskelesinin file veya brandayla kaplanmasında ankraj sayısının rüzgâr yükü dikkate alınarak üretici talimatları doğrultusunda artırılmasını düzenler. Güvenli ortam sağlanamayan olumsuz hava koşullarında cephe iskelesi kurulum ve sökümü yapılmaz. [4]
Sütunlu platformlarda ise rüzgâr yükünü etkileyen branda, levha ve benzeri kaplamalar üretici onayı olmadan kullanılamaz; güvenli çalışma ortamının sağlanamadığı hava koşullarında kurulum, kullanım ve söküm durdurulur. “Rüzgâr çıktı” açıklamasının yanında hava kayıtları, uyarılar, ankraj düzeni ve işi sürdürme talimatı da korunmalıdır. [4]
İskelede emniyet kemeri takmak her durumda zorunlu mu?
Cevap iskelenin türüne ve çalışma aşamasına bağlıdır. Toplu korunma önceliklidir. Standartlara uygun ve eksiksiz cephe iskelesinde kişisel düşme koruması ihtiyacı; yapılan iş, çevre ve kalan risklere göre değerlendirilir. Kurulum-söküm sırasında ya da toplu koruma yetersizse uygun ankraj veya yaşam hattıyla birlikte tam vücut kemer sistemi gerekebilir. Bakanlığın 120 numaralı soruya verdiği açıklama da bu ayrımı esas alır. [5][3][6]
Asma iskelede özel hüküm vardır: Ek-4/B-II m. 43, çalışan sayısı kadar dikey yaşam hattı oluşturulmasını ve bağlantı aparatları ile halat tutucularını içeren tam vücut kemer sistemlerinin verilerek kullanılmasının sağlanmasını ister. Yaşam hatlarının üst uçları uygun ankraj noktasına güvenli biçimde sabitlenir. Bu nedenle “kemer verildi” savunması; bağlanılabilecek uygun hat, bağlantı tertibatı, eğitim ve denetimden ayrı değerlendirilemez. [3][5]
İskele kazasında müteahhit, taşeron ve kurulum firması nasıl değerlendirilir?
İskeleyi kiraya veren veya kuran firma tazminattan sorumlu olabilir mi?
Olabilir; ancak yalnız fatura veya iskelenin mülkiyeti üzerinden karar verilmez. Firmanın yalnız ekipman mı sağladığı, kurulum ve sökümü de mi üstlendiği, bakım-kontrol ve eğitim yükümlülükleri, ekipmana kimin müdahale ettiği ve kazaya etkisi araştırılır. Kendi hatalı kurulumu veya güvenli olmayan ekipman sağlaması varsa sorumluluğun hukuki dayanağı ayrıca kurulmalıdır. İşveren zincirindeki yeri de fiilî çalışma ve sözleşmelerle belirlenir. [2][7]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, E. 2025/8019, K. 2026/131 sayılı kararında da görüldüğü üzere, kurulum ve kullanım aşamalarının ayrı değerlendirilmesi önem taşır. Bu durumda kullanıma teslim tutanağı kadar montaj iş emri, ekibi gönderen şirket, yardımcı personeli sağlayan taraf ve işe başlama talimatı önemlidir. Kullanım aşamasındaki sorumluluğu düzenleyen bir kira maddesi, montaj kazasına düşünmeden uygulanmamalıdır. [8]
Müteahhit “işi taşerona verdim” diyerek sorumluluktan kurtulur mu?
4857 sayılı Kanun m. 2 kapsamındaki asıl işveren–alt işveren ilişkisinin koşulları varsa birlikte sorumluluk gündeme gelir. İşçinin bordrosunda yalnız taşeronun adı bulunması ana yüklenici incelemesini ortadan kaldırmaz. Buna karşılık her ekipman kirası ya da bağımsız iş görme sözleşmesi kendiliğinden alt işverenlik oluşturmaz. Kimin hangi işi yürüttüğü ve çalışanları hangi organizasyonda kullandığı belirlenmelidir. [7]
Sözleşmede işin başka taşerona verilmesinin yasaklanması veya kazalardan yalnız bir firmanın sorumlu tutulması, zarar gören işçiye karşı her durumda sonuç doğurmaz. Firmaların kendi aralarındaki gider paylaşımı ile işçiye karşı sorumluluk ayrılır. Aynı sahada farklı ekiplerin çalışması ayrıca güvenlik koordinasyonunu gerektirir; koordinatör atanması işveren ve alt işverenlerin kendi yükümlülüklerini kaldırmaz. [8][3]
İskele kazalarına ilişkin emsal Yargıtay kararları
Kurulum sırasında ölüm: kira sözleşmesi ve taşeron zinciri
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.01.2026, E. 2025/8019, K. 2026/131. Dış cephe platformunun kurulumu sırasında meydana gelen ölümlü kazada; müteahhit, mantolama yüklenicisi, platformu kiraya veren firma ve montaj işini alan kişi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Kira sözleşmesinde kurulum ve sökümün kiraya verene, kaldırma ekipmanı ve yardımcı personel temininin kiracıya bırakılması uyuşmazlığın önemli unsurudur. [8]
Önceki bozma sonrasında bölge adliye mahkemesi, kendi kusuru bulunmadığı ileri sürülen şirketlerin asıl işveren sıfatına dayanan sorumluluğunu gerekçelendirmiştir. İşin yeniden taşerona verilmemesi yönündeki sözleşme hükmünün üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, firmalar arasındaki rücu ilişkisinde değerlendirilebileceğini kabul etmiştir. Yargıtay, sorumluluğa ilişkin diğer temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. [8]
Kararın sonuçları taleplere göre ayrıdır: eş ve çocuklar lehine manevi tazminatın azlığı nedeniyle hüküm bozulmuş, bazı maddi ve manevi tazminat başvuruları ise miktar sınırı nedeniyle reddedilmiştir. Böylece kurulum işini kimin üstlendiğiyle birlikte şirketlerin hukuki sıfatının da açıklanması gerektiği görülür; karardaki eski parasal tutarlar bugünkü kazalar için tarife değildir. [8]
İstanbul’daki asma iskele kazası: taşıyıcı bağlantı ve kontrol
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.03.2026, E. 2025/14418, K. 2026/2626. İstanbul 18. İş Mahkemesinden gelen dosyada, hastane inşaatında cephe yalıtımı sırasında asma iskeleyi taşıyan halatın destek bağlantısının çıkmasıyla bir işçi yaralanmış, bir işçi ölmüştür. İncelenen dava yaralanan işçinin tazminat talebidir. [9]
Bölge adliye mahkemesi, kullanılan iskelenin kime ait olduğunu, güvenli kurulup kurulmadığını, bakım-kontrol ile saha organizasyonunu birlikte incelemiştir. Güvenli olmayan bağlantı, ortak ekipman ve taşeron zinciri; yalnız işçinin hangi firmada kayıtlı olduğuna bakılmasının yetersizliğini gösteren somut unsurlardır. Yargıtay, davalıların maddi tazminat itirazlarını reddederek bu yönden onama kararı vermiştir. Davacının temyizi ile davalıların manevi tazminata ilişkin başvuruları miktar yönünden reddedilmiştir. [9]
İşçi üzerindeyken hareket ettirilen iskelenin devrilmesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30.05.2023, E. 2021/4105, K. 2023/1917. Fabrikadaki boya işinde, üzerinde işçi bulunan tekerlekli demir iskele hareket ettirilmiş; ayağının su tahliye kanalına takılmasıyla devrilmiş ve işçi ölmüştür. İş sahibi, kazada kendi kusuru olmadığını savunmuştur. [10]
Daire; güvenli olmayan ekipmanın işyerinde bulundurulması ve kullanılmasının engellenmemesi üzerinden yapılan tali kusur değerlendirmesini isabetli bulmuş, taksirle öldürmeye ilişkin mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Bu bir ceza kararıdır; aynı tutarda tazminata hükmedildiği şeklinde okunmaz. Bugünkü güvenlik kuralı da açıktır: Yönetmelik Ek-4/B-II m. 36 uyarınca seyyar erişim ve çalışma kuleleri, üzerinde çalışan varken hareket ettirilmez. [10][3]
Kararlardaki kazalar geçmiş tarihlidir. Yukarıda açıklanan güncel teknik hükümler ile her kazanın gerçekleştiği tarihte uygulanacak düzenleme ayrı incelenmelidir.
Emniyet kemeri takmayan veya tecrübeli işçiye bütün kusur verilir mi?
İşçinin kendi davranışı önemlidir; ancak “tecrübeli ustaydı” veya “kemeri takmadı” açıklaması tek başına tam kusur sonucu doğurmaz. Hangi korumanın gerekli olduğu, kullanılabilir durumda sağlanıp sağlanmadığı, uygun bağlantı noktası, verilen eğitim ve denetim araştırılır. İşçinin kendisine verilen güvenli ekipmanı ve koruyucuları doğru kullanma, talimatlara uyma ve tehlikeyi bildirme yükümlülüğü de vardır. [5][2]
Örneğin bir kemerin teslim edildiğini gösteren imza, kazanın olduğu seviyede bağlanılabilecek uygun yaşam hattının da bulunduğunu kanıtlamaz. Tersine, güvenli sistem kurulmuş ve işçi bunu talimatlara aykırı biçimde devre dışı bırakmışsa bu davranışın kazaya etkisi incelenir. Teknik rapor; önlemi, ihlali ve nedensel bağlantıyı açıklamalıdır. Raporun değerlendirilmesi mahkemeye aittir. [3][11]
İşçiye verilen kusurun tazminata etkisi, hukuki sorumluluk ve nedensellik çerçevesinde değerlendirilir. SGK incelemesindeki oranla ceza veya hukuk dosyasındaki raporlar arasında çelişki varsa bunun somut gerekçesi ele alınmalıdır. Ayrıntılar iş kazasında kusur raporuna itiraz rehberindedir. [2][11]
İskele sökülmeden hangi deliller korunmalı?
Önce sağlık müdahalesi ve alan güvenliği sağlanır. Delil almak için çökmüş iskeleye yaklaşılmamalı veya yükseğe çıkılmamalıdır. Mevcut fotoğraf, video, mesaj ve belgeler özgün hâlleriyle saklanır; kazanın hangi noktada ve aşamada gerçekleştiği not edilir. Tanıkların yalnız düşme anını mı, önceki kurulumu ve uyarıları da mı gördüğü ayrılır.
| Kayıt | Açıklığa kavuşturabileceği soru |
|---|---|
| Kazadan önceki ve sonraki fotoğraflar, kamera kayıtları | Bağlantı, korkuluk, platform ve ankrajların durumu; kazadan sonra değişiklik yapılıp yapılmadığı. |
| Kira, montaj-söküm ve bakım sözleşmeleri; iş emirleri | İskeleyi kimin kurduğu, değişiklik ve kontrol yetkisinin kimde olduğu, montaj ekibinin işvereni. |
| Kurma-kullanma-sökme planı, üretici talimatı, hesaplar ve teslim belgeleri | Kurulumun öngörülen sisteme uygunluğu, yük sınırı, kullanım aşamasına geçilip geçilmediği. |
| Kullanım öncesi, haftalık ve olay sonrası kontrol raporları | Kazadaki ekipmanın ne zaman ve kim tarafından incelendiği; tespit edilen eksikliğin giderilip giderilmediği. |
| Risk değerlendirmesi, eğitim, donanım ve saha uyarı kayıtları | Düşme riskinin nasıl yönetildiği, işçinin eğitimi ve kullanılabilir koruma sistemi. |
| Hastane, ücret, puantaj ve SGK kayıtları | Yaralanmanın etkileri, fiilî çalışma, gerçek kazanç ve SGK işlemleri. |
Bu belgelerin hepsinin işçinin elinde bulunması beklenmez. Mahkemeden, işverenin veya üçüncü kişinin elindeki hangi kaydın hangi vakıa için istendiği açıklanarak getirtilmesi talep edilebilir. Kamera kaydının süresiz saklandığı varsayılmamalı; kayıt yeri ve zaman aralığı olabildiğince somutlaştırılmalıdır. Hukuka aykırı yöntemle delil elde edilmemelidir. [11]
İskele hemen sökülecekse delil tespiti istenebilir mi?
HMK m. 400–403 kapsamında, delilin kaybolması veya daha sonra ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimalinde hukuki yarara dayalı delil tespiti istenebilir. İskelenin söküleceği, parçaların değiştirileceği veya bağlantı yerlerinin kapanacağı somut biçimde belirtilmelidir. Tespit talebinde ekipmanın yeri, incelenecek parçalar ve bilirkişiye yöneltilecek teknik sorular açıklanır. [11]
“Kazayı kim yaptı?” gibi genel bir soru yerine; hangi bağlantının ayrıldığı, kurulumun plan ve talimatla uyumu, koruma sisteminin kullanılabilirliği ve görülen hasarın oluşla ilişkisi üzerinde durulabilir. Delil tespiti, tek başına kusurun kesinleşmesi veya tazminat kazanılması değildir. Savcılık incelemesi bulunması da hukuk dosyasında gerekli bütün delillerin kendiliğinden toplanacağını göstermez. [11]
İskele kazasından sonra SGK ve tazminat başvurusu nasıl ilerler?
4/a kapsamındaki işçiyi çalıştıran işveren, kazayı yetkili kolluğa derhal ve SGK’ya kazadan sonraki en geç üç iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. İşverenin kontrolü dışındaki yerde olan kazada kanundaki öğrenme başlangıcı gözetilir. İşveren bildirmemişse işçi, çalışma ve kaza belgeleriyle Kuruma başvurabilir. Üç iş günlük bildirim süresi, işçinin bütün hakları için tek dava süresi değildir. [1]
İskeleden düşme tazminatında tedavi ve kazanç kaybı, çalışma gücündeki azalma, ekonomik gelecekteki zarar ve koşulları varsa bakım ihtiyacı değerlendirilir. Manevi tazminat ayrıca ele alınır. Ölümde ise destekten yoksun kalma ve yakınların manevi tazminat talepleri kendi şartlarına tabidir. SGK ödemesi ile özel hukuk tazminatının koşulları ve hesaba etkileri farklıdır. [2][1]
İşçi–işveren uyuşmazlığında görevli mahkeme ile dava yeri 7036 sayılı Kanun m. 5–6 uyarınca belirlenir. İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında m. 3/3 gereği arabuluculuk dava şartı değildir. İşveren sıfatı taşımayan üçüncü kişilere yöneltilecek taleplerde görev ayrıca incelenir; bütün firmalar için aynı yol otomatik kabul edilmez. [12]
İlk değerlendirme için kaza tarihi ve yeri, ekipmanın türü, çalışma ilişkisindeki firmalar, mevcut sağlık evrakı, bildirim ve tebligatlar bir araya getirilmelidir. Hesap ayrıntıları yaralanmalı iş kazası tazminatı yazısında; başvuru sürelerinin ayrımı ise zamanaşımı rehberinde açıklanmaktadır.
İskele kazaları hakkında diğer sorular
İskeleden düşme tazminatı ne kadar olur?
Sabit bir iskele kazası tarifesi yoktur. Gerçek kazanç, yaş, yaralanmanın geçici veya kalıcı etkileri, bakım ihtiyacı, kusur ve hesaba etkili ödemeler birlikte değerlendirilir. Kırık veya belirli bir yükseklik bilgisiyle kesin tutar verilemez; eski karardaki tazminat rakamı bugünkü zarar hesabına aynen taşınmaz. [2]
Ceza davası açıldıysa ayrıca tazminat istenebilir mi?
Ceza yargılaması ile maddi ve manevi tazminat farklı konulara ilişkindir. Ceza dosyasındaki maddi olgu tespitleri ve deliller önem taşır; ancak ceza hukuku kusur değerlendirmesi ile zarar hesabı birbirinin aynısı değildir. TBK m. 74 kapsamında ceza kararının etkisi ayrıca incelenir. Ceza davasının bulunması tüm tazminat sürelerini kendiliğinden korumaz. [2]
İskelenin güvenli olmadığını görürsem çalışmayı bırakabilir miyim?
6331 sayılı Kanun m. 13, ciddi ve yakın tehlikede kurul veya işverene başvuru ve koşulları oluştuğunda çalışmaktan kaçınma hakkını düzenler. Ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumda çalışan, bu başvuru usulünü beklemeden tehlikeli bölgeden ayrılarak belirlenen güvenli yere gider; bu nedenle hakları kısıtlanamaz. Tehlikeyi bildiren mevcut yazışma ve tutanaklar da korunmalıdır. [5]
İskele kazasında incelemeye nereden başlanmalı?
Sağlıklı inceleme için önce iskelenin türü ve kazanın aşaması belirlenir; ardından kurulum, kiralama, kontrol ve fiilî çalışma ilişkileri ortaya konulur. Ekipman sökülmeden korunabilen kayıtlar teknik değerlendirmeyi güçlendirir. SGK başvurusu, kusur incelemesi ve zarar hesabı bu bilgiler üzerinden, her talebin kendi koşulları gözetilerek yürütülmelidir.
Resmî kaynaklar
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 7–8, 13, 16 ve 19 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 49, 51–56, 61–62, 74 ve 417 ↩
- Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, m. 5–6, 8, 11 ve 14; Ek-4/A ve Ek-4/B-II ↩
- Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, güncel Ek-5: A/1–12, 16–26; C/4–5, 12–13, 17–22; Ç/1–4 ↩
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m. 4–5, 10, 13–14, 17, 19 ve 23 ↩
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İSG Genel Müdürlüğü Sıkça Sorulan Sorular, soru 120: cephe iskelesinde emniyet kemeri ↩
- 4857 sayılı İş Kanunu, m. 2: asıl işveren–alt işveren ilişkisi ve birlikte sorumluluk ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.01.2026, E. 2025/8019, K. 2026/131 — cephe platformunun kurulumunda ölüm ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.03.2026, E. 2025/14418, K. 2026/2626 — asma iskele bağlantısının çıkması ↩
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30.05.2023, E. 2021/4105, K. 2023/1917 — hareket ettirilen tekerlekli iskelenin devrilmesi ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 189, 194–195, 199, 281–282 ve 400–403 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3/3, 5 ve 6 ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
