İş kazası tazminatı davası kazanıldığında, para ödenmesine ilişkin hüküm kural olarak kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilebilir. İşverenin istinaf veya temyiz başvurusu tek başına icrayı durdurmaz; ancak icranın geri bırakılması, hükmün kapsamı ve özel koşullar ayrıca incelenir. Dava kazanılmasıyla paranın hesaba geçmesi aynı aşama değildir. [1] [2]
Bu rehber; iş kazası tazminatının karar sonrasında nasıl tahsil edileceğini, ödemenin neden bekleyebileceğini ve faiz hesabında hangi ayrımlara dikkat edileceğini ele alır. SGK rapor parası veya gelir bağlanması süreciyle mahkeme hükmüne dayalı tahsil birbirinden ayrılmaktadır.
İçindekiler
- İş kazası davasını kazandım: İlk olarak ne yapılmalı?
- İş kazası tazminatı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
- İşveren istinafa veya temyize giderse tahsil durur mu?
- İlamlı icra takibi nasıl ilerler?
- İş kazası tazminatına hangi tarihten itibaren faiz işler?
- İş kazası tazminatı ne zaman ödenir?
- Tazminat tahsil edildikten sonra karar bozulursa ne olur?
- İşveren ödemezse başka şirketten tahsil edilebilir mi?
- İşveren kısmi ödeme veya taksit teklif ederse neye bakılmalı?
- Tahsil için hangi belgeler hazırlanmalı?
- Tahsil sürecinde sık sorulan diğer sorular
- Sonuç: Kararı ve tahsil hesabını birlikte inceleyin
İş kazası davasını kazandım: İlk olarak ne yapılmalı?
Mahkemenin davayı kabul ettiğini öğrenmek, tahsil hazırlığına başlamak için önemlidir. Ancak duruşmada açıklanan sonuçla gerekçeli kararın hüküm bölümü birbirine karıştırılmamalıdır. Hangi davacıya ne kadar ödeme yapılacağı, borçlular, faiz ve giderler ilam üzerinden kontrol edilir. HMK m.301–302, ilamın alınmasını ve bakiye harcın takibe engel olmamasını düzenler. [1]
- Hüküm fıkrası: Maddi ve manevi tazminatın ayrı tutarlarını, davacıları ve ödeme yükümlülerini belirleyin.
- Kanun yolu: İstinaf veya temyiz başvurusu, başvurunun kapsamı ve varsa geri bırakma kararını inceleyin.
- Hesap: Hükümdeki faiz başlangıcı, faiz türü ve önceki ödemelerle güncel bakiye hesabını karşılaştırın.
- İletişim ve dosya: Gerekçeli karar, tebligat, banka dekontları ve varsa icra dosyası numarasını bir arada tutun.
Örneğin aileden birden fazla kişi lehine tazminata hükmedilmişse, tek bir toplam tutar üzerinden hareket etmek karışıklığa yol açabilir. Her hak sahibinin alacağı ve yapılmış ödemesi ayrı satırda izlenmelidir. Bu, dosyayı değerlendirirken önerdiğimiz bir hazırlık yöntemidir; bütün aile bireylerinin aynı miktarda hak sahibi olduğu anlamına gelmez.
İş kazası tazminatı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?
İş kazasından doğan para ödenmesine ilişkin tazminat hükmü, kural olarak kesinleşmeden ilamlı icraya konulabilir. HMK m.350 ve 367’ye göre istinaf ve temyiz başvurusu tek başına icrayı durdurmaz. Bununla birlikte hükmün niteliği, özel bir kesinleşme şartı ve icranın geri bırakılması kararı bulunup bulunmadığı incelenir. [1]
Burada “iş kazası kararı” denilerek bütün kararlar aynı grupta değerlendirilemez. Olayın iş kazası olduğunun tespitine ilişkin karar ile belirli kişilere belirli bir paranın ödenmesini emreden tazminat hükmü farklıdır. Tahsil için dayanılan belgenin icraya elverişli olup olmadığına bakılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.03.2023, E.2022/692, K.2023/264 sayılı kararında, ilamlı icrada hüküm bölümünün önemini ve kesinleşmenin kural olarak aranmadığını açıkladı. Uyuşmazlık iş kazasından değil, taşınmaz satış vaadiyle başlayan ve para alacağına dönüşen bir davadan doğuyordu. Kurul çoğunluğu, takipteki hükmün tapu kaydını değiştirmediğini gözeterek direnme kararını onadı. Bu karar burada iş kazasına özgü emsal olarak değil, hükmün niteliğine göre icra edilebilirlik ayrımını açıklamak için kullanılmaktadır. [3]
İş kazası tazminatını takip etmek için gereken kontrol, yalnız kararın başlığını okumak değildir. Hükmedilen edimin, tarafların ve varsa istisnanın birlikte incelenmesi gerekir. Bu nedenle bir başka dava türündeki kesinleşme zorunluluğu, iş kazasındaki para hükmüne kendiliğinden taşınmamalıdır.
İşveren istinafa veya temyize giderse tahsil durur mu?
İşverenin “Dosyayı istinafa götürdüm” demesi, tek başına takibin durduğunu göstermez. Başvurunun yanı sıra İİK m.36 kapsamındaki işlemler ve verilmiş kararlar incelenir. “Tehir-i icra” olarak da anılan icranın geri bırakılması, kanun yolu başvurusundan ayrı bir süreçtir. [2]
Güncel İİK m.36’da, koşulları sağlayan borçluya takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar almak üzere süre verilmesi düzenlenir. Depo veya uygun teminat ve mevcut haciz durumu bu kapsamda önem taşır. Bu nedenle eski metinlerden hareketle her başvurunun doğrudan Yargıtay veya bölge adliye mahkemesine yapılacağı söylenmemelidir. [2]
Dosyada yalnız başvuru dilekçesi mi, icra müdürlüğünün verdiği süre mi, yoksa icra mahkemesi kararı mı bulunduğu netleştirilmelidir. Bunların tarih ve kapsamlarını görmek, paranın hangi aşamada beklediğini anlamayı sağlar. İşçiye aktarılabilecek tutar hakkında sözlü bir açıklama yerine dosyadaki güncel işlem esas alınır.
İlamlı icra takibi nasıl ilerler?
İlam icra dairesine sunularak takip başlatılır. Para borcuna ilişkin takipte borçluya icra emri tebliğ edilir. İİK m.32’deki yedi günlük ödeme süresi mahkemenin karar verdiği günden değil, icra emrinin tebliğinden hareketle değerlendirilir. Sürenin bitmesi, paranın o gün mutlaka işçinin hesabına geçeceği anlamına gelmez. [2]
Ödeme yapılmaz ve icranın devamına engel bulunmazsa haciz ve gerektiğinde paraya çevirme aşamaları gündeme gelir. Haciz istemi, malvarlığı araştırması, dosya giderleri ve diğer alacaklıların durumu tahsilin ilerleyişini etkileyebilir. Haciz konulması ile satış bedelinin alacaklıya ödenmesi farklı aşamalardır. [2]
Kararda hükmedilen para alacağına dayalı ilamlı takip, ilamsız takibin ödeme emrine itiraz sistemiyle aynı değildir. Borçlunun ödeme, süre verme veya zamanaşımı iddiaları bakımından İİK m.33 ve devamındaki yol ve belge koşulları ayrıca değerlendirilir. “İşveren itiraz etti, dava baştan başlayacak” şeklindeki genel bir anlatım doğru değildir. [2]
Hangi aşamada olduğunu anlamak isteyen işçi; icra emrinin tebliğini, varsa geri bırakma işlemini, yapılan tahsilatı ve güncel dosya hesabını birlikte sormalıdır. Yalnız dosyanın açılmış olması, borçluda tahsile elverişli mal bulunduğunu kanıtlamaz.
İş kazası tazminatına hangi tarihten itibaren faiz işler?
Tahsil hesabının başlangıç noktası mahkemenin hüküm fıkrasıdır. Faiz türü, başlangıcı ve hangi tutara uygulanacağı kontrol edilmeden bütün kalemler tek oranla hesaplanmamalıdır. İcra dairesi, mahkemenin yerine geçerek hükme yeni bir tazminat veya farklı bir faiz başlangıcı ekleyemez. Hükümdeki belirsizlik ve hukuka aykırılık iddiasının uygun usul yoluyla ele alınması gerekir. [3]
3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi 7589 sayılı Kanun’la değişmiştir. Güncel düzenleme kanuni faizi TCMB reeskont oranına bağlı bir hesapla belirler. Bu nedenle önceki yıllardan alınan sabit bir yüzdeyi bütün dönemler için kullanmak uygun değildir. Faiz dönemi ve yürürlükteki düzenleme esas alınmalı; temerrüt faizi ile bileşik faiz de ayrı değerlendirilmelidir. [4]
31 Temmuz 2026 değişikliği: TBK m.55’e eklenen hüküm, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi ile destekten yoksun kalma kayıplarında, kazancın bilindiği dönemin tazminatına olay tarihinden; kazancın bilinemediği dönemin tazminatına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz öngörür. Bu ayrımı her zarar kalemine ve manevi tazminata otomatik biçimde uygulamak doğru değildir. [5]
7589 sayılı Kanun’un geçici m.1/9 hükmü, TBK m.55 değişikliğinin yürürlükten sonra meydana gelen olaylarda uygulanacağını belirtir. Değişiklikten önceki olaylarda önceki hükümler uygulanmaya devam eder. Dolayısıyla yalnız davanın veya kararın 2026 tarihli olmasından hareketle yeni faiz başlangıcına geçilemez. Somut hesapta olay tarihi, hüküm ve dönemler birlikte incelenmelidir. [6]
Örneğin bir hüküm iki farklı tutar için iki ayrı faiz başlangıcı belirlemişse, bunları tek bir toplam altında aynı tarihten işletmek yerine ayrı satırlar hâlinde izlemek gerekir. Bu örnek bir tutar hesabı değildir; hesaplamada hangi verilerin ayrılması gerektiğini gösterir.
İş kazası tazminatı ne zaman ödenir?
Bütün iş kazası tazminatı dosyaları için “Karardan sonra şu kadar günde para yatar” denilemez. Gönüllü ödeme, tebligat, icranın geri bırakılması, malvarlığının durumu ve satış gerekip gerekmediği farklı süreler doğurabilir. Mahkeme aşamasının tamamlanmasıyla tahsil aşamasının tamamlanmasını ayrı izlemek gerekir.
İcra dosyasına yatırılmış para da her durumda hemen dağıtılabilir tutar değildir. Borcu ödemek için yatırılan para ile kanun yolu sürecinde verilen teminat birbirinden ayrılmalıdır. Teminatın alacaklıya ödenmesi ve geri bırakma kararının etkisi İİK m.36’daki koşullara bağlıdır. [2]
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 27.12.2023, E.2023/8168, K.2023/9340 sayılı kararında teminatın alacaklıya ödenmesine yönelik şikâyetle, borçlunun yaptığı bütün ödemelerin iadesi talebini ayırdı. Kanun yolu süresi ve önceki bozmanın kapsamı tartışıldı; hükümdeki çelişki düzeltilerek karar onandı. İş kazasına özgü olmayan bu karar, teminat ile tüm tahsilatın aynı hukuki işlem sayılmaması bakımından önemlidir. Her ödeme veya teminatın koşulsuz iade edileceği sonucu çıkarılamaz. [7]
Tazminat tahsil edildikten sonra karar bozulursa ne olur?
Kesinleşmeden tahsil imkânı, tahsil edilen tutarın her koşulda elde tutulabileceği anlamına gelmez. İİK m.40/1, ilamın kaldırılması veya bozulmasının icra işlemlerini olduğu yerde durdurmasını düzenler. Ödenmiş paranın geri alınması bakımından ise ikinci fıkradaki koşulların oluşup oluşmadığı ayrıca incelenir. [2]
Kanun, takip borçlusunun hiç veya o kadar borçlu olmadığının kesin bir ilamla ortaya çıkması hâlinde tamamen veya kısmen eski hâle iadeyi öngörür. Bu sebeple yalnız “Yargıtay bozdu” bilgisinden hareketle bütün paranın aynı anda geri verilmesi gerektiği söylenmemelidir. Bozmanın kapsamı, sonraki hüküm ve önceki takip işlemleri okunmalıdır. [2]
İşçi açısından bunun pratik karşılığı, kanun yolu devam ederken alınan paraya ilişkin iade ihtimalinin baştan değerlendirilmesidir. Tahsil edilen tutar, ödeme tarihi ve hangi alacağa ilişkin olduğu açık şekilde saklanmalıdır. Kesinleşme öncesi tahsil ile kesinleşmiş hükme dayalı tahsil arasındaki fark, ödeme sonrasında da önemini korur.
İşveren ödemezse başka şirketten tahsil edilebilir mi?
İlamlı takipte, hükmün kimler hakkında ve hangi yükümlülükle kurulduğu esas alınır. Aynı şantiyede bulunmak veya bir şirketin davadan haberdar edilmiş olması, o şirketi mevcut para hükmünün borçlusu yapmaz. Başka bir işletmenin sorumluluğu ileri sürülecekse hukuki ilişki ve uygun talep yolu ayrıca belirlenmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.04.2026, E.2025/13907, K.2026/4369 sayılı kararında vinç bomuna elini sıkıştıran işçinin, işverene karşı kesinleşen davasından sonra başka bir şirkete yönelttiği talebi inceledi. Sakarya BAM 12. Hukuk Dairesinden gelen dosyada şirketler arasındaki sözleşme ve asıl işveren–alt işveren ilişkisinin yeterince araştırılmadığı belirlendi. Daire, BAM kararını kaldırıp ilk derece hükmünü bozdu; diğer şirketin sorumluluğunu kesin olarak kabul etmedi. [8]
Bu emsal, “İlk işveren ödemediğine göre diğer firma otomatik öder” yaklaşımının yeterli olmadığını gösterir. İncelenecek belgeler ve sorumluluk koşulları için taşeron işçi ve asıl işveren sorumluluğu rehberine bakabilirsiniz. Şirketin kapanması, tasfiye veya iflası ise tahsil yolunu ayrıca etkileyebilecek farklı durumlardır; bu yazı şirket kapanmasının bütün sonuçlarını ele almamaktadır.
İşveren kısmi ödeme veya taksit teklif ederse neye bakılmalı?
Önce ödemenin hangi borca yapıldığını belirlemek gerekir. Aynı dosyada maddi tazminat, manevi tazminat, faiz ve giderler varsa, banka dekontundaki açıklamayla dosya hesabı birlikte incelenmelidir. TBK m.100, faiz ve giderlerde gecikme bulunan borçlarda kısmi ödemenin anaparadan indirilmesine ilişkin sınırı düzenler. Bu nedenle her ödemeyi doğrudan anaparadan düşmek doğru olmayabilir. [5]
Birden fazla sorumluya karşı aynı zarar takip ediliyorsa ödemeler ortak bir çizelgede izlenmelidir. TBK m.166 kapsamında borcun sona ermesinin diğer müteselsil borçlulara etkisi gözetilir; aynı zararın iki kez tahsili amaçlanamaz. İlamdaki borçluların yükümlülükleri farklıysa bu farklılık ayrıca korunur. [5]
Taksit görüşmesinde toplam tutarın yanında ödeme tarihleri, faiz, mevcut icra dosyası ve belgede kalan taleplere ilişkin ifadeler de okunmalıdır. Ödeme dekontu ile bütün taleplerden vazgeçildiğini belirten bir belge aynı şey değildir. Belgenin hukuki etkileri iş kazasında ödeme ve ibraname rehberinde ayrıca açıklanmaktadır.
Tahsil için hangi belgeler hazırlanmalı?
Yeni bir kaza dosyası kurmaktan farklı olarak burada öncelik, verilmiş hükmü ve ödeme geçmişini doğru okumaktır. Aşağıdaki tablo ilk incelemede dosyanın eksik kalan tarafını belirlemeye yardımcı olur.
| Belge | Kontrol edilecek konu |
|---|---|
| Gerekçeli karar ve sonraki kanun yolu kararları | Borçlu, hak sahibi, tutar, faiz ve hükmün güncel durumu |
| Tebligat ve başvuru kayıtları | İcra emri, kanun yolu ve süre başlangıçları |
| Geri bırakma kararı ve teminat belgeleri | Takibin hangi kapsamda beklediği; ödemenin teminat niteliği |
| Banka dekontları ve dosya tahsilatları | Ödemenin tarihi, açıklaması ve güncel bakiye |
| Güncel icra dosyası hesabı ve gider belgeleri | Anapara, faiz, masraf ve tahsil edilen tutarın karşılaştırılması |
Kaza tutanağı ve sağlık raporları sorumluluk veya kanun yolu tartışması devam ediyorsa yine önem taşıyabilir. Ancak tahsilin geciktiği her durumda baştan maluliyet hesabı yapmak gerekmez; önce dosyanın hangi işlem nedeniyle beklediği belirlenmelidir.
Tahsil sürecinde sık sorulan diğer sorular
İşçinin aldığı tazminata kendi borcu nedeniyle haciz konulabilir mi?
İİK m.82/11, vücut veya sağlık zararları için zarar görene veya ailesine toplu ya da gelir biçiminde verilen veya verilmesi gereken paralar hakkında haczedilmezlik düzenler. Ancak bir hesaptaki her paranın bu kapsama girdiği varsayılmamalıdır. Ödemenin kaynağı, türü ve haciz işlemi belgelerle incelenmeli; uygulanacak başvuru yolu ve süresi geciktirilmeden değerlendirilmelidir. [2]
Bakiye karar harcı ödenmediği için takip yapılamaz mı?
HMK m.302/2’ye göre bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması hükmün takibe konulmasına engel değildir. Bu kural, takipteki bütün masrafların ortadan kalktığı anlamına gelmez. İstenen icra işleminin gideri ve adli yardım durumu ayrıca incelenir. [1] [2]
Takip giderlerini ilk aşamada kim karşılar?
İİK m.59, alacaklının istediği işlemin giderini avans olarak peşin ödemesini düzenler. Giderin başlangıçta avans verilmesiyle sonuçta kime yükleneceği farklıdır. Başvuru imkânları için iş kazası dava masrafları ve adli yardım rehberini inceleyebilirsiniz. [2]
Dava sürerken tahsili korumak için ne yapılabilir?
Henüz hüküm yokken değerlendirilecek koruma yolları ile verilmiş ilamın takibi aynı süreç değildir. Önceki aşamaya ilişkin koşullar iş kazasında ihtiyati haciz rehberinde ele alınmaktadır. Bu yazı ise para ödenmesine ilişkin karar verildikten sonraki tahsil adımlarına odaklanır.
Sonuç: Kararı ve tahsil hesabını birlikte inceleyin
İş kazası tazminatının tahsilinde ilk soru yalnız “Karar kesinleşti mi?” değildir. Hükmün icraya elverişliliği, kanun yolu ve geri bırakma durumu, faiz, ödeme geçmişi ve borçlunun malvarlığı birlikte kontrol edilmelidir. Dosyadaki her aşamayı ayırmak, hem gereksiz beklemeyi hem de yanlış tutar üzerinden işlem yapılmasını önlemeye yardımcı olur.
İlk başvuru, SGK hakları ve dava öncesi hazırlık için İş Kazası Bilgi Merkezi’ne; tazminatın esas hesabı için yaralanmalı iş kazası tazminatı rehberine geçebilirsiniz.
Resmî kaynaklar
Mevzuat ve kararlar 31 Ekim 2026 tarihinde resmî kaynaklardan kontrol edilmiştir. Kararlar kendi olay ve dönemleriyle sınırlı değerlendirilmelidir.
- [1] 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — m.297, 301–302, 305, 350 ve 367 ↩
- [2] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu — m.9, 32–40, 59, 78 ve 82/11 ↩
- [3] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.03.2023, E.2022/692, K.2023/264 ↩
- [4] 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun — m.1–3 ↩
- [5] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu — m.55, 61–62, 100 ve 166 ↩
- [6] 7589 sayılı Kanun — m.10, 18, geçici m.1/9 ve m.26; 31.07.2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete ↩
- [7] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 27.12.2023, E.2023/8168, K.2023/9340 ↩
- [8] Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 13.04.2026, E.2025/13907, K.2026/4369 ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
