İş Kazası Sonrası İbraname ve Ödeme: İmza Atınca Tazminat Hakkı Biter mi?

İş kazasından sonra bir belge imzalamak veya ödeme almak, her durumda bütün tazminat haklarının bittiği anlamına gelmez. Belgenin içeriği, iş sözleşmesinin sona erip ermediği, ödemenin türü ve tutarı ile banka kaydı birlikte incelenir. Geçerli bir ibraname ile yalnızca kısmi ödemeyi gösteren makbuz farklı hukuki sonuçlar doğurur. Davadan feragat, mahkeme huzurunda sulh ve manevi tazminat ödemesi ise ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle imzalanan belgenin hiçbir sonuç doğurmayacağı da varsayılmamalıdır.[1]

İş kazasından sonra imzalanan belgelerin ve yapılan ödemelerin tazminat hakkına etkisini, ilgili kanun hükümleri ve Yargıtay kararlarıyla birlikte ele aldık. Başvuru sürecinin genel çerçevesini iş kazası bilgi merkezinde, zarar kalemlerini yaralanmalı iş kazası tazminatı rehberinde bulabilirsiniz.

İbraname, makbuz, sulh ve feragat arasındaki fark

İnceleme belgenin başlığıyla sınırlı tutulmamalıdır. “Paramı aldım”, “bütün haklarımı aldım” ve “açtığım davadan feragat ediyorum” ifadeleri aynı anlama gelmez ve aynı hukuki sonucu doğurmaz. Türk Borçlar Kanunu ibra ve ödeme belgelerini düzenler. Davaya son veren feragat ve sulh ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ayrıca düzenlenmiştir.[1][2]

  • İbraname: İşverenden olan alacağın ibra yoluyla sona ermesine ilişkin belgedir; TBK m. 420’deki özel koşullar incelenir.
  • Ödeme makbuzu: Koşulları varsa yalnızca belgede belirtilen tutarın ödendiğini gösterir; borcun tamamının sona erdiği anlamına gelmez.
  • Özel protokol: Tarafların mahkeme dışında düzenlediği anlaşmadır. Belgenin başlığında “sulh” yazması, onu tek başına HMK anlamında mahkeme huzurunda yapılmış bir sulh hâline getirmez.
  • Davadan feragat: Davacının mahkemeye yönelttiği talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Usulüne uygun feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur.

İş kazası ibranamesi hangi şartlarda geçerlidir?

TBK m. 420’ye göre işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra için aşağıdaki koşullar birlikte aranır. Düzenleme, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarını; destekten yoksun kalanların ve işçinin diğer yakınlarının isteyebileceği tazminatları da kapsar.[1]

  1. İbra sözleşmesinin yazılı olması.
  2. İbra tarihinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden başlayarak en az bir ayın geçmiş olması.
  3. İbra edilen alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi.
  4. Ödemenin gerçek hak tutarına göre eksiksiz yapılması.
  5. Ödemenin banka aracılığıyla yapılması.

Bir aylık süre kaza tarihinden başlamaz. Kanun iş sözleşmesinin sona ermesini esas alır. Kazadan bir ay geçmesi, çalışmaya devam eden işçinin işverene verdiği ibrayı tek başına geçerli hâle getirmez. Koşulları taşımayan ibra kesin hükümsüzdür. Ancak belgenin ibra olarak geçersiz olması, gerçekten yapılmış bir ödemenin hiç yapılmamış sayılacağı anlamına da gelmez; ödeme etkisi ayrıca incelenir.[1]

Yargıtay iş kazası ibranamesinin geçerliliğinde nelere bakıyor?

Belge değerlendirilirken öncelikle şu ayrım yapılır: Belge, borcu sona erdiren geçerli bir ibraname mi, yalnızca yapılan ödemeyi gösteren bir makbuz mu, yoksa geçerliliği ve ödeme içeriği henüz açıklığa kavuşmamış bir belge mi? Yalnızca belgenin başlığına veya imzaya bakılarak bu ayrım yapılamaz. Yargıtayın iş kazası dosyalarındaki değerlendirmelerinde şu noktalar öne çıkar:[1][3][4]

  1. Belgenin tarihi ve uygulanacak hukuk: 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren TBK ile önceki dönem ayrılır. 2011 tarihli, noter onaylı ibranameyi inceleyen Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli, 2018/1651 Esas ve 2019/3758 Karar sayılı kararı açıkça eski kanun dönemini esas almıştır. Karar tarihi 2019 olsa bile belge 2011 tarihlidir; güncel banka ve süre şartları bu eski olayın sonucuyla karıştırılmamalıdır.[5]
  2. İşten ayrılış, yazılılık, tür ve tutar: TBK m. 420 kapsamındaki ibra için belgenin yazılı olması, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmesi, alacağın türü ile miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin eksiksiz olarak banka yoluyla yapılması birlikte aranır. “Bütün haklarımı aldım” cümlesi bu koşulların yerine geçmez.[1]
  3. Gerçek zarar ile ödeme arasındaki ilişki: Ödenen tutar, ödeme tarihindeki veriler esas alınarak hesaplanan maddi zararla karşılaştırılır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.06.2025 tarihli, 2024/14720 Esas ve 2025/9361 Karar sayılı kararında bu araştırma yapılmadan ve ödeme kalemleri ayrılmadan karar verilmesi hatalı bulunmuştur. Bu karşılaştırma, TBK m. 420’deki eksiksiz ödeme şartının göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.[3][1]
  4. Maddi–manevi tazminat ayrımı: Toplam paranın hangi kısmının hangi zarara ait olduğu belirlenir. Daire, 30.000 TL’nin tamamının kendiliğinden maddi tazminata sayılmasını hatalı bulmuştur. Manevi tazminatın bölünemezliğine ilişkin değerlendirme ayrıca yapılır.[3]
  5. Her hak sahibi için ayrı inceleme: Ölümlü iş kazasında eşe ve çocuklara ödenen tutarların ayrı belirlenmesi gerekir. Belgede yalnızca toplam tutarın yazılması, her hak sahibinin zararının bütünüyle karşılandığını göstermez.[6]
  6. Belgenin kapsamı ve saklı tutulan haklar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli, 2015/1323 Esas ve 2019/128 Karar sayılı kararında ödeme tutarıyla sınırlı ibra ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutan kayıt da incelenmiş; açık oransızlık nedeniyle belge kısmi ifa makbuzu kabul edilmiştir. Bu, sonradan eklenecek her kaydın her belgeyi etkisizleştireceği anlamına gelmez.[4]

İbranamenin kanuni geçerlilik koşulları ile yapılan ödemenin zararı ne ölçüde karşıladığı ayrı ayrı incelenir. Eski tarihli belgeler hakkında verilen kararlar değerlendirilirken de belgenin düzenlendiği tarih ve o tarihte uygulanacak hükümler dikkate alınmalıdır.[1][5]

Ödeme aldım: Kalan maddi tazminatı isteyebilir miyim?

Eksik ödeme içeren ibra veya ibra beyanlı ödeme belgesi, TBK m. 420’deki koşullar çerçevesinde yalnız içerdiği miktar bakımından makbuz niteliğinde olabilir. Kanun bu durumda da banka yoluyla ödeme arar. Bu nedenle “ibraname geçersizse alınan para hiç hesaba katılmaz” veya “bankaya para yatmışsa tüm zarar kapanmıştır” şeklindeki iki genelleme de doğru değildir.[1]

Mahkeme dışındaki protokol davayı sona erdirir mi?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.05.2025, 2024/10561 E., 2025/8629 K. Bir çimento fabrikasındaki iş kazasından doğan davada, yargılama sırasında özel bir ibra ve sulh protokolü düzenlenmişti. Belgede maddi tazminat için 130.000 TL, manevi tazminat için 20.000 TL ve ayrıca yargılama giderlerine ilişkin ödeme öngörülüyordu. İlk derece mahkemesi, sulh nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verdi; bölge adliye mahkemesi bu sonucu uygun buldu.[7]

Yargıtay ise somut protokolün HMK m. 313–315 anlamında mahkeme huzurunda sulh koşullarını taşımadığını belirtti. Maddi tazminat yönünden ödeme tarihindeki gerçek zararın hesaplanmasını, yapılan ödeme ile zarar arasında açık oransızlık bulunup bulunmadığının araştırılmasını istedi ve hükmü bozdu. Bozma kararıyla işçiye doğrudan ek tazminat verilmedi; ödeme ile zararın karşılaştırılması için eksik incelemenin tamamlanması istendi.[7]

Ödeme tazminattan nasıl düşülür?

TBK m. 55, ifa amacı taşımayan ödemeler ile kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerinin bu zarar veya tazminatlardan indirilemeyeceğini düzenler. Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatları için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal mahsubuna ilişkin fıkra ise 7589 sayılı Kanun m. 18 ile eklenmiştir.[1]

Zaman bakımından uygulama: Değişiklik 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. 7589 sayılı Kanun’un geçici m. 1/9 hükmüne göre TBK m. 55 değişikliği, yürürlüğe girişten sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylara uygulanır; önceki olaylarda değişiklik öncesi hükümler uygulanmaya devam eder. Bu nedenle belirleyici olan yalnız ödeme ya da dava tarihi değildir. Yazıdaki 2025 tarihli emsaller eski olayları incelemektedir; bunların hesap açıklamaları ile yeni hükmün uygulama alanı ayrı değerlendirilmelidir.[8][1]

Doğrudan iş kazası ibranamesine ilişkin emsal kararlar

Pres makinesi kazasında maddi ve manevi tazminat ayrımı

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.06.2025, 2024/14720 E., 2025/9361 K. Pres makinesine elini kaptırarak parmağını kaybeden işçinin dosyasında, kazadan dört gün sonra düzenlenen 09.06.2014 tarihli protokolde maddi ve manevi tazminat için toplam 30.000 TL kararlaştırılmıştı. Yargıtay, 5.000 TL’nin elden ve kalan 25.000 TL’nin banka yoluyla ödendiğini belirten dosya içeriğini aktardı; imzaya itiraz bulunmadığını da kaydetti.[3]

İlk derece mahkemesi toplam ödemenin tamamını maddi tazminattan düşmüş, ayrıca manevi tazminata hükmetmişti. Yargıtay, taraflara ödemenin ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminat için olduğunu açıklattırmadan bu sonuca gidilmesini hatalı buldu. Maddi zarar için ödeme tarihindeki gerçek zarar ve açık oransızlık araştırmasını istedi; manevi tazminat yönünden de ödemenin kabulü ve bölünemezlik ilkesini değerlendirdi. Hüküm bozuldu. Karar, protokolün bütün maddi tazminat borcunu kesin olarak bitirdiğine hükmetmemiştir.[3]

İmzaya itiraz edilmemesi veya protokolde hem maddi hem manevi tazminat yazması, ödeme kalemleri ile zarar hesabının araştırılmasını gereksiz kılmaz. Resmî metinde 2014 tarihli protokol anlatılırken eski kanun dönemine ilişkin genel açıklama da bulunmaktadır; bu açıklamadan hareketle 2014 belgesine otomatik olarak eski kanunun uygulanacağı sonucu çıkarılamaz.[3]

Ölümlü iş kazası: “İbraname” başlıklı belge yalnız kısmi ödeme makbuzu sayıldı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.02.2019, 2015/1323 E., 2019/128 K. Kampüs içinde eşya taşınması sırasında kamyondan düşerek ölen işçinin eşi ve çocukları için sigorta şirketinden 91.367,22 TL alınmış; 06.02.2012 tarihli belgeye fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı olduğu kaydı eklenmişti. Uyuşmazlık doğrudan iş kazasından kaynaklanıyordu. Kurul, belge ile ödeme tarihindeki gerçek zarar arasında açık oransızlık bulunduğu için ödemenin kısmi ifa makbuzu olarak ele alındığını belirledi ve direnme kararını onadı.[4]

Burada belgedeki ibra ifadelerine dayanılarak aileye ait bütün maddi tazminatın bittiği kabul edilmedi. HGK ayrıca Özel Dairenin, yerel mahkemenin belgeyi tam ibra saydığı yönündeki kabulünün maddi hataya dayandığını açıkladı. Bu nedenle karar yalnız ilk bozma gerekçesi okunarak aktarılmamalıdır. Belge 1 Temmuz 2012 öncesine aittir; güncel TBK koşullarıyla zaman bakımından ayrımı korunmalıdır.[4]

2011 tarihli, noter onaylı ibranamenin değerlendirildiği karar

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 14.05.2019, 2018/1651 E., 2019/3758 K. İnşaatta düşme sonucu %55 oranında iş göremezliğe uğrayan işçinin dosyasında, 14.02.2011 tarihli noter tasdikli belgede 199.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın nakden alındığı yazıyordu. İşçi imzaya itiraz etmiyor; belgede yazılı paranın tamamının ödenmediğini ileri sürüyordu. Bölge adliye mahkemesi belgeyi yalnız kabul edilen ödeme kadar makbuz sayarak maddi tazminata hükmetmişti.[5]

Yargıtay, belgenin TBK yürürlüğünden önce düzenlendiğini özellikle vurguladı. İmzaya itiraz edilmemesi, noter onaylı belgedeki nakden alma beyanı ve hesap raporundaki zarar tutarı karşısında maddi tazminat davasının reddi gerektiğini belirterek kararı bozdu. Bu karar, noter onaylı her ibranamenin bugün de geçerli olduğu anlamına gelmez; 2011 tarihli belgeye ilişkin bu sonuç, güncel TBK m. 420’deki banka ve diğer koşulları kaldırmaz.[5][1]

Ölümlü iş kazasında eşe ve çocuklara yapılan ödemeler

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, 2025/4968 E., 2025/14046 K. Ölümlü iş kazasında eş ve çocuklara makbuz/ibraname karşılığı toplam 108.312,86 TL ödenmişti. Mahkeme maddi tazminat taleplerini reddetmişti. Yargıtay, önce ödemenin niteliğinin, manevi tazminat içerip içermediğinin ve her bir davacıya düşen tutarın netleştirilmesini istedi. Ödeme tarihindeki zarar ile karşılama oranının dosyadaki hesap verilerine uygulanmasını açıklayarak eksik inceleme nedeniyle hükmü bozdu.[6]

Aile için tek bir toplam tutar belirtilmesi, eş ve her çocuğun maddi tazminat alacağının ayrı ayrı sona erdiğini göstermeye yetmez. Kararda ağırlıklı olarak, ibraname veya makbuz karşılığında yapılan ödemenin kapsamı ve tazminata etkisi incelenmiştir. Karardaki hesaplama açıklamaları değerlendirilirken TBK m. 55’teki değişikliğin hangi olaylara uygulanacağı da dikkate alınmalıdır.[6][1]

Manevi tazminat ödemesi sonradan ek talepte bulunmayı etkiler mi?

Maddi tazminata ilişkin “ödeme azsa bakiye incelenir” açıklaması, manevi tazminata otomatik olarak taşınmamalıdır. Yukarıdaki 22.05.2025 tarihli kararda Yargıtay, manevi tazminatın bölünemezliği gerekçesiyle protokoldeki manevi tazminat ödemesini ayrıca ele aldı ve bu talebin önceki hükümde olduğu gibi reddedilmesi gerektiğini belirtti. Maddi tazminat yönünden araştırma istemesi, manevi talebin de yeniden kabul edileceği anlamına gelmedi.[7]

İmza atmadan önce ödemenin amacı açıkça belirlenmelidir: Para yalnız maddi zarara karşılık mı, manevi tazminata karşılık mı, yoksa ikisine birden mi veriliyor? Genel bir “tüm haklar” cümlesi yerine kalemleri ve ödeme belgelerini ayrı incelemek gerekir. Karar, her banka transferinin otomatik olarak manevi tazminatı bitirdiği biçiminde yorumlanamaz; incelenen olayda manevi ödeme ve ibra içeren belirli bir protokol vardır.

İşverenin yaptığı yardım tazminattan düşülür mü?

Her ödeme, tazminat borcunu karşılamak amacıyla yapılmış olmayabilir. Dekont, açıklamalar, tarafların yazışmaları ve davadaki beyanları bu nedenle önem taşır. TBK m. 55, ifa amacı taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini düzenler.[1]

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.01.2025, 2024/15074 E., 2025/1034 K. Asansör düşmesi sonucu yaralanan işçinin davasında bölge adliye mahkemesi, sunulan makbuz–ibraname fotokopisinin tarihsiz olduğunu ve davalının kendi cevap dilekçesinde ödemelerin yardım amacı taşıdığını ileri sürdüğünü değerlendirdi; bu somut dosyada hesaplanan zarardan indirilecek tutar bulunmadığı sonucuna vardı. Yargıtay, temyiz sebeplerini değerlendirerek kararı onadı.[9]

Kararda, belgenin tarihsiz bir fotokopi olması ile işverenin ödemenin yardım amacı taşıdığına ilişkin beyanı birlikte değerlendirilmiştir. Bu nedenle yardım, ücret, tedavi gideri ve tazminat ödemesinin birbirinden ayrılması; dekont ve yazışmaların saklanması önemlidir.

Davadan feragat ve mahkeme huzurunda sulh

HMK m. 307–311 uyarınca feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır; kayıtsız ve şartsız olmalı, kısmi ise vazgeçilen bölüm açıkça gösterilmelidir. Karşı tarafın veya mahkemenin onayına bağlı olmaksızın kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğunda iptali istenebilir; ancak yalnız sonradan pişman olmakla feragatin ortadan kalkacağı varsayılmamalıdır.[2]

HMK m. 313–315’teki sulh ise görülmekte olan davada mahkeme huzurunda yapılan sözleşmedir. Davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Kanun, irade bozukluğu veya aşırı yararlanma hâlinde sulhun iptalinin istenebilmesini düzenler. Özel ibra belgesinin geçerlilik incelemesiyle mahkemedeki sulh veya feragat aynı işlem gibi ele alınmamalıdır.[2]

İbraname SGK haklarını ortadan kaldırır mı?

5510 sayılı Kanun m. 92, bu Kanundaki sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldıran, azaltan, bunlardan vazgeçiren veya bunları devreden sözleşme hükümlerini geçersiz sayar. İşverene verilen özel bir belge ile SGK kapsamındaki sigorta haklarından geçerli biçimde vazgeçildiği kabul edilemez. Bununla birlikte belirli bir gelir veya ödeneğe hak kazanma koşulları ayrıca incelenir; bu hüküm tek başına otomatik gelir bağlanacağı anlamına gelmez.[10]

Arabuluculuk anlaşması aynı şekilde mi değerlendirilir?

7036 sayılı Kanun m. 3/3, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuk dışında bırakır. Kıdem, ihbar veya ücret gibi başka talepler aynı kapsamda varsayılmamalıdır.[11]

“Dava öncesinde zorunlu değil” demek, imzalanmış bir arabuluculuk anlaşmasının önemsiz olduğu anlamına gelmez. 6325 sayılı Kanun, tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları için uygulanır; m. 18/5, anlaşmaya varılan hususlarda dava açılamayacağını düzenler. Belgenin konusu, anlaşmanın gerçekten hangi talepleri kapsadığı ve geçerliliği ayrı incelenmelidir. İhtiyarî arabuluculuk belgesine sıradan ödeme makbuzu gibi yaklaşmak veya her iş kazası anlaşmasının kendiliğinden geçerli olduğunu söylemek doğru olmaz.[12]

Arabuluculuk anlaşması varsa mahkeme neyi inceler?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 23.01.2025, 2022/11554 E., 2025/1127 K. İş kazası nedeniyle malul kaldığını belirten işçinin tazminat davası, ilk derece mahkemesinde dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmiş; istinaf başvurusu da esastan reddedilmişti. Yargıtay, ihtiyarî arabuluculuk anlaşmasının geçerliliği incelenmeden yalnız anlaşma bulunduğu ve dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddini hatalı buldu ve hükmü bozdu.[13]

Daire, anlaşmanın sözleşme niteliği üzerinde durarak emredici hükümler ile aşırı yararlanma, yanılma, aldatma ve korkutma iddiaları bakımından değerlendirilebileceğini açıkladı. Bu sonuç, anlaşmanın kesin olarak iptal edildiği veya işçinin istediği tazminata hak kazandığı anlamına gelmez; somut geçerlilik itirazlarının esasının incelenmesini gerektirir.

Kazadan 17 gün sonra yapılan anlaşmada hangi araştırmalar gerekir?

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.07.2025, 2024/15140 E., 2025/11206 K. İnşaatta malzeme indirirken yüksekten düşen işçinin davasında, kazadan 17 gün sonra ihtiyarî arabuluculuk tutanağı düzenlenmişti. İşçi, anlaşma sırasında okuma yazma bilmediğini ve sağlık sonuçlarının henüz belirli olmadığını ileri sürdü. Davalılar ise anlaşma uyarınca 120.000 TL’nin banka aracılığıyla ödendiğini savundu. Bu hususlar kararda tarafların iddia ve savunmaları olarak yer almaktadır.[14]

Yargıtay, yalnız anlaşmaya dayanılarak verilen ret hükmünü bozdu. İşçinin SGK’ya başvurusunun sağlanmasını, iş kazası tahkikat dosyasının getirtilmesini, sürekli iş göremezlik oranı, kusur ve zarar yönünden inceleme yapılmasını; tutanağa bağlı olarak gerçekte ne kadar ödeme yapıldığının belirlenmesini ve maddi tazminat hesabına girişilirse ödemenin hukuki etkisinin değerlendirilmesini istedi. Karar, yalnız “kazadan 17 gün sonra imzalandı” diye anlaşmanın otomatik iptaline hükmetmemiştir.[14]

İmzadan önce ve imzadan sonra belge kontrolü

Belgeyi imzalamadan önce veya imzalanmış bir belgenin sonuçlarını değerlendirirken şu kayıtları birlikte incelemek yararlı olur:

  1. Tam metin: İmzalanacak veya imzalanmış belgenin bütün sayfalarını ve eklerini bir araya getirin. Tarih, taraf, kaza ve dosya bilgilerini karşılaştırın.
  2. Zaman çizelgesi: Kaza, işten ayrılış, protokol, banka ödemesi ve varsa duruşma tarihlerini ayrı yazın.
  3. Ödemenin amacı: Maddi zarar, manevi tazminat, tedavi gideri, ücret veya yardım açıklamalarını ve bunlara ilişkin yazışmaları saklayın.
  4. Ödeme kayıtları: Dekontu, göndereni, alıcıyı, açıklamayı ve taksitleri kontrol edin; belge üzerindeki tutarla fiilen alınan tutarı ayırın.
  5. Zararın belirlenmesi: Sağlık raporlarını, gerçek ücreti gösteren kayıtları ve varsa kusur raporlarını bir araya getirin. Sadece karşı tarafın teklifine bakarak zararın tamamen karşılandığını varsaymayın.
  6. Dava işlemleri: Mahkemeye verilmiş feragat dilekçesi, sulh tutanağı veya arabuluculuk anlaşması varsa bunları özel ibranameden ayrı değerlendirin.

Belge zaten imzalanmışsa yeni bir metin düzenleyerek veya yalnız ihtirazî kayıt göndererek bütün sonuçların ortadan kalktığını varsaymayın. Hangi işlemin yapıldığı, ileri sürülen geçersizlik veya iptal sebebi ve ilgili süreler belirlenmelidir. Taşeron ya da sigorta şirketi ödeme yaptıysa belgedeki diğer sorumlulara ilişkin ifadeler de incelenmelidir. Çalışma ilişkisini taşeron işçi ve asıl işveren sorumluluğu yazımızda ayrıca açıklıyoruz.

İş kazası ibranamesi hakkında sık sorulan sorular

İbraname, ödeme ve anlaşmalar hakkında sık sorulan soruların yanıtlarını ilgili iş kazası kararlarıyla birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

İbraname imzaladım; artık iş kazası tazminatı isteyemez miyim?

Her imza bütün hakları sona erdirmez; belgenin türü ve geçerlilik koşulları araştırılır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarihli, 2024/10561 E., 2025/8629 K. sayılı kararında protokole rağmen maddi zarar ve ödeme arasındaki oransızlığın araştırılması istenmiştir. Bu bir bozma kararıdır; işçinin bakiye tazminatının kesin kabulü değildir.[7]

Tazminatın bir kısmını aldım. Kalanını isteyebilir miyim?

Ödemenin bütün zararı karşılayıp karşılamadığı ve geçerli ibra bulunup bulunmadığı incelenir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarihli, 2024/10561 Esas ve 2025/8629 Karar sayılı kararı, ödeme tarihindeki maddi zarar ile ödeme arasındaki ilişkinin bilirkişiyle araştırılmasına örnektir. Güncel TBK m. 55’in ödeme mahsubu düzenlemesi de ayrıca dikkate alınmalıdır.[7][1]

Sigorta şirketinden ödeme aldım; işverene karşı hakkım da biter mi?

Ödemenin kapsamı ve protokolde hangi sorumluların ibra edildiği belirlenmelidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.05.2025 tarihli, 2024/10561 E., 2025/8629 K. sayılı kararında sigorta şirketinin ödeme yapmış olmasına rağmen maddi tazminat yönünden araştırma istemiştir. Sigortadan para alınması tek başına her işveren ve her zarar kalemi için aynı sonucu doğurmaz.[7]

Belgede “sulh protokolü” yazıyorsa dava otomatik olarak biter mi?

Belgenin başlığı tek başına HMK anlamında mahkeme huzurunda sulh oluşturmaz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarihli, 2024/10561 Esas ve 2025/8629 Karar sayılı kararı, mahkeme dışında düzenlenen protokolün HMK m. 313–315 koşullarını taşımadığı gerekçesiyle davanın sulh nedeniyle sona erdirilmesini hatalı bulmuştur. Buna karşılık usulüne uygun mahkeme sulhünün etkisi ayrıdır.[7][2]

İşveren tedavi sürecinde yardım yaptı. Tazminatım azalır mı?

Yardım ile tazminat borcunu ödeme amacı ayrılmalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarihli, 2024/15074 E., 2025/1034 K. sayılı kararında yardım amacı taşıdığı davalı tarafından da ileri sürülen ödemelerin indirilmemesine ilişkin hüküm onanmıştır. Yalnız “yardım” sözcüğünü kullanmak her dosyada sonucu belirlemez; gerçek amaç ve deliller incelenir.[9]

Tarihsiz bir makbuz veya ibraname dosyayı kapatır mı?

Belgenin tarihi, düzenlendiği koşullar ve ödemeye ilişkin kayıtlar araştırılmalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarihli, 2024/15074 Esas ve 2025/1034 Karar sayılı kararında tarihsiz fotokopi ile ödemelerin yardım amacı birlikte değerlendirilmiştir. Kararı, tek başına tarihsizliğin her ödeme belgesini etkisiz kıldığı biçiminde okumamak gerekir.[9]

Banka ödemesi bulunmayan bir ibranameye dayanılarak bütün haklarımın bittiği söylenebilir mi?

TBK m. 420, ibra ve ibra beyanlı ödeme belgeleri için banka şartını düzenler. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin doğrudan iş kazasından kaynaklanan 23.01.2025 tarihli, 2022/11554 E., 2025/1127 K. sayılı kararı da bu koşulu açıklamıştır. Bununla birlikte bu kararın somut bozma sebebi yalnız banka eksikliği değil, arabuluculuk anlaşmasının geçerliliği incelenmeden davanın reddedilmesidir. Belgenin türü, gerçek ödeme ve kapsam birlikte araştırılmalıdır.[1][13]

Okuma yazma bilmeden imzalanan anlaşmada ne araştırılır?

İddia, anlaşmanın yapılma koşulları ve dosyadaki delillerle değerlendirilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.07.2025, 2024/15140 E., 2025/11206 K. sayılı iş kazası dosyasında işçi bu iddiayı ileri sürmüş, davalılar buna karşı çıkmıştır. Yargıtay, yalnız anlaşmaya dayanılarak verilen ret hükmünü bozarak SGK, iş göremezlik, kusur, zarar ve ödeme araştırması istemiştir. Karar, okuma yazma bilmeme iddiasını tek başına ispatlanmış saymamıştır.[14]

Arabuluculuk bedeli bankaya yatırıldıysa gerçek zararın araştırılmasına gerek kalmaz mı?

Banka kaydı, ödemenin yapıldığının belirlenmesi açısından önemlidir; anlaşmanın geçerliliği ve zararın karşılanmasıyla ilgili bütün soruları tek başına çözmez. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 02.07.2025 tarihli, 2024/15140 Esas ve 2025/11206 Karar sayılı kararında davalılar 120.000 TL’nin bankayla ödendiğini savunmuş olmasına rağmen, Yargıtay gerçek ödeme, SGK dosyası, kusur ve zarar incelemesi yapılmasını istemiştir. Bu nedenle belirli bir ödeme yapılmış olması tazminat borcunun tamamının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.[14]

Manevi tazminat için az para aldım; sonradan fazlasını isteyebilir miyim?

Maddi tazminattaki bakiye açıklaması buraya otomatik olarak taşınamaz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarihli, 2024/10561 Esas ve 2025/8629 Karar sayılı kararında belirli protokoldeki manevi tazminat ödemesi, manevi tazminatın bölünemezliği nedeniyle farklı ele alınmıştır. Bu nedenle ödeme kaleminin ve manevi ibra iradesinin imzadan önce açıklığa kavuşturulması gerekir; karar her banka transferinin manevi hakkı bitirdiğini söylemez.[7]

Davadan feragat dilekçesi verdim; yalnız pişman olduğum için geri alabilir miyim?

HMK m. 311, feragate kesin hüküm gibi sonuç bağlar; irade bozukluğunda iptal istenebilir. Feragat dilekçesine sıradan ibraname gibi yaklaşılmamalı; ileri sürülen iptal sebebi ve işlemin kapsamı incelenmelidir.[2]

Hâlâ çalışırken veya kazadan bir ay sonra verilen ibraname yeterli mi?

TBK m. 420’deki bir ay, kazadan değil iş sözleşmesinin sona ermesinden başlar. Çalışmanın sürmesi bu koşul bakımından önemlidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarihli, 2024/10561 Esas ve 2025/8629 Karar sayılı kararı da ibra koşullarını bu yasal çerçevede açıklar. Bir ayın geçmesi ayrıca alacağın türü ile miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin eksiksiz yapılması ve banka aracılığıyla ödenmesi koşullarının yerine geçmez.[1][7]

Noterde imzalanan her ibraname geçerli midir?

Noter onayı tek başına bütün geçerlilik koşullarının yerine geçmez. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli, 2018/1651 E., 2019/3758 K. sayılı iş kazası kararında noter onaylı ibranameye hukuki sonuç bağlanarak maddi tazminat davasının reddi gerektiği belirtilmiştir. Ancak incelenen belge 14.02.2011 tarihlidir ve Daire eski kanun dönemini özellikle vurgulamıştır. Bu karardan güncel TBK m. 420’deki banka, süre ve eksiksiz ödeme şartlarının gereksiz olduğu sonucu çıkarılamaz.[5][1]

İşçinin yakınlarının imzaladığı belgeler de aynı koşullara tabi mi?

TBK m. 420, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının tazminat alacaklarını da kapsar. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2025/4968 E., 2025/14046 K. sayılı kararında ölümlü iş kazasında eş ve çocuklara yapılan toplam ödemenin, her kişi ve maddi–manevi tazminat kalemi bakımından açıklığa kavuşturulması istenmiştir.[1][6]

İbraname imzaladıysam SGK’ya başvuramaz mıyım?

5510 sayılı Kanun m. 92’ye göre sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldıran veya azaltan sözleşme hükümleri geçersizdir. Özel ibra belgesi SGK hakkından geçerli biçimde vazgeçildiği sonucunu doğurmaz. Talep edilen gelir veya ödeneğin koşulları ise ayrıca araştırılır.[10]

Arabuluculuk anlaşması imzaladıysam artık iş kazası davası açılamaz mı?

Anlaşmanın kapsamı ve geçerliliği birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.01.2025 tarihli, 2022/11554 E., 2025/1127 K. sayılı iş kazası kararında anlaşmanın geçerliliği araştırılmadan yalnız dava açılamayacağı gerekçesiyle ret kararı verilmesi hatalı bulunmuştur. Karar, geçerli anlaşmaların sonuçsuz olduğunu söylemez; geçersizlik iddiasının yargısal incelemeden bütünüyle dışlanamayacağını gösterir.[13]

İbranamede yalnız toplam para yazıyor; maddi ve manevi ayrımı önemli mi?

Evet. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.06.2025, 2024/14720 E., 2025/9361 K. sayılı pres makinesi kazası dosyasında toplam 30.000 TL’nin tamamının, taraflara hangi zarar için ödendiği sorulmadan maddi tazminattan düşülmesini hatalı bulmuştur. Kalem ayrımı, manevi tazminatın ayrıca değerlendirilmesi için de önemlidir.[3]

İbraname hangi durumda yalnız ödeme makbuzu sayılabilir?

Geçerli tam ibra ile kısmi ödeme ayrılmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli, 2015/1323 E., 2019/128 K. sayılı ölümlü iş kazası kararında 2012 tarihli belgedeki ödeme ile gerçek zarar arasındaki açık oransızlık nedeniyle kısmi ifa makbuzu değerlendirmesi onanmıştır. Güncel TBK m. 420 de gerçek tutarda ödeme yapıldığını göstermeyen ibra beyanlı belgelerin, banka yoluyla ödeme koşuluyla, içerdikleri tutarla sınırlı olarak makbuz niteliği taşımasını düzenler.[4][1]

Eski tarihli iş kazası ibranamesine güncel banka şartı aynen uygulanır mı?

Önce belgenin düzenlendiği tarihteki hukuk belirlenmelidir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli, 2018/1651 Esas ve 2019/3758 Karar sayılı kararındaki belge 2011 tarihlidir. Karar, TBK öncesi döneme ait olduğu için ayrı değerlendirme yapmıştır. Bu örnek, bugün elden ödeme karşılığında alınacak her ibranamenin geçerli olacağı şeklinde kullanılamaz.[5][1]

Resmî kaynaklar

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 55, 56 ve 420 (güncel metin) ↩
  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 281, 307–311 ve 313–315 ↩
  3. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.06.2025, 2024/14720 E., 2025/9361 K. (iş kazası; ibra ve ödeme kalemleri) ↩
  4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.02.2019, 2015/1323 E., 2019/128 K. (ölümlü iş kazası; kısmi ifa makbuzu) ↩
  5. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 14.05.2019, 2018/1651 E., 2019/3758 K. (2011 tarihli noterli iş kazası ibranamesi) ↩
  6. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, 2025/4968 E., 2025/14046 K. (ölümlü iş kazası; kişi ve zarar kalemine göre ödeme) ↩
  7. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.05.2025, 2024/10561 E., 2025/8629 K. ↩
  8. 7589 sayılı Kanun, m. 18, geçici m. 1/9 ve m. 26 (TBMM resmî kanun metni) ↩
  9. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.01.2025, 2024/15074 E., 2025/1034 K. ↩
  10. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 92 ↩
  11. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3/3 ↩
  12. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m. 1 ve 18 ↩
  13. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 23.01.2025, 2022/11554 E., 2025/1127 K. (iş kazası ve arabuluculuk anlaşması) ↩
  14. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.07.2025, 2024/15140 E., 2025/11206 K. (iş kazası; anlaşmanın ve ödemenin araştırılması) ↩

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.

Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.

Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir