SGK’nın bir olayı iş kazası olarak kabul etmemesi, işçinin bu konuda dava açamayacağı anlamına gelmez. Önce Kuruma yapılan başvuru ve ret gerekçesi incelenir. Uyuşmazlık devam ediyorsa olayın iş kazası olduğunun tespiti için dava açılması gerekir. İşverenin kazayı bildirmemesi, hastane kaydındaki eksiklik ve sigortasız çalışma ise birbirinden farklı sorunlardır.[1][2][3]
Bu yazıda SGK’nın ret kararı sonrasında izlenecek yolu, tespit davasının taraflarını ve tazminat davasıyla ilişkisini Yargıtay kararlarıyla birlikte ele aldık. Genel çerçeve için İş Kazası Bilgi Merkezi sayfamızı da inceleyebilirsiniz. Yazı, ağırlıklı olarak iş sözleşmesiyle çalışan işçilerin durumuna yöneliktir.
İçindekiler
- SGK’nın ret gerekçesi neden önemli?
- SGK’ya nasıl başvurulur?
- SGK cevap vermezse 60 gün ne anlama gelir?
- İş kazasının tespiti davası kime karşı, hangi mahkemede açılır?
- Hastanede iş kazası yazmıyorsa yine de ispatlanabilir mi?
- İşveren kazayı bildirmediyse veya sigorta girişim yoksa ne yapabilirim?
- İşyeri dışında veya mesai bittikten sonra geçirilen kaza iş kazası olabilir mi?
- Başka şirketin işyerinde çalışırken kaza geçirirsem ne olur?
- SGK’nın ret kararı tazminat davasını nasıl etkiler?
- SGK dava sırasında olayı iş kazası kabul ederse ne olur?
- SGK başvurusu ve dava hakkında diğer sorular
- Başvuru hazırlığı
SGK’nın ret gerekçesi neden önemli?
Olayın iş kazası sayılmaması ile kazanın kabul edilmesine rağmen sürekli iş göremezlik oranına veya gelir bağlanmasına ilişkin uyuşmazlık çıkması aynı şey değildir. Ret yazısında hangi talebin değerlendirildiği, varsa inceleme raporu ve Kurum kararı birlikte okunmalıdır.[1][4]
İş kazasının varlığı tartışılıyorsa olayın yeri, zamanı, çalışma ilişkisi ve 5510 sayılı Kanun m. 13’teki durumlardan hangisine girdiği araştırılır. İş göremezlik oranına itirazda ise sağlık raporları ve sağlık kurulu değerlendirmeleri öne çıkar. SGK, oran itirazlarının ilgili il veya merkez müdürlüğü aracılığıyla Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunda incelenmesini isteme yolunu ayrıca açıklamaktadır.[1][4]
SGK hangi gerekçelerle iş kazasını kabul etmeyebilir?
İncelenen kararlarda uyuşmazlıklar özellikle şu noktalarda toplanıyor: kişinin o işyerinde çalışıp çalışmadığı, kazanın evde mi işyerinde mi gerçekleştiği, başka yerde bulunmasının görevle bağlantısı ve kullanılan aracın işverence sağlanıp sağlanmadığı. Bir başka tartışma da işçinin başka bir şirkete gönderildiğinde hangi çalışma ilişkisi içinde bulunduğudur. Aşağıdaki kararlar, bu sorunların hangi delillerle ele alındığını gösteriyor.[3][5][6][7][8]
SGK’ya nasıl başvurulur?
7036 sayılı Kanun m. 4, sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, kanundaki istisna saklı olmak üzere, dava öncesinde SGK’ya başvurulmasını zorunlu tutar. İş kazasının tespiti talebi ile hizmet akdine bağlı zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi bu açıdan karıştırılmamalıdır; ikinci talep için kanunda açık istisna bulunmaktadır.[2]
Başvuru hazırlığında kaza tarihi, işyeri, yapılan iş ve olayın oluşunu açıklayan kısa bir dilekçe ile eldeki belgelerin bir araya getirilmesi yararlı olur. Daha önce başvuru yapılmışsa başvurunun kapsamı, evrak kayıt bilgisi ve verilen cevap da dosyaya eklenmelidir. Başvurunun alındığını gösteren kayıt saklanmalı; yalnızca sözlü görüşmeyle yetinilmemelidir.
- Çalışma kayıtları: İşe giriş ve hizmet kayıtları, ücret ödemeleri, vardiya veya görev belgeleri.
- Olay kayıtları: İşyeri tutanağı, kolluk veya savcılık dosya bilgileri, mevcut fotoğraflar ve kamera kayıtlarının bulunduğu yer.
- Sağlık belgeleri: İlk muayene, acil servis, epikriz, ameliyat ve istirahat raporları.
- Tanık bilgileri: Olayı veya çalışma düzenini bilen kişilerin kimlik ve ulaşılabilirlik bilgileri.
- Kurum evrakı: Önceki dilekçeler, ret yazısı, inceleme raporu ve tebliğe ilişkin kayıtlar.
Elinizdeki belgelerle birlikte eksik kayıtların nerede bulunduğunu da belirlemek yararlı olur. Aşağıda ele aldığımız 06.01.2025 tarihli karar, mahkemenin farklı delilleri birlikte nasıl değerlendirdiğine bir örnektir.[3]
SGK cevap vermezse 60 gün ne anlama gelir?
Altmış gün, bu düzenlemede genel bir dava açma süresi değildir. 7036 sayılı Kanun m. 4’e göre başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılması için talebin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması gerekir. Kanun, diğer kanunlardaki süreleri saklı tutar; Kuruma başvuruda geçen sürenin zamanaşımı ve hak düşürücü süre hesabında dikkate alınmayacağını da belirtir.[2]
Bu nedenle başvuru, yazılı ret ve tebliğ tarihleri ayrı ayrı belirlenmelidir. “Her durumda altmış gün içinde dava açılmalı” ya da “SGK cevap vermedikçe süresiz beklenebilir” şeklindeki genellemelerden kaçınılmalıdır.
Kurumun cevap süresi beklenmeden dava açılırsa ne olur?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 26.02.2025 tarihli, 2024/12199 E., 2025/2965 K. sayılı kararında işçi 6 Kasım’da SGK’ya başvurmuş, 9 Kasım’da tespit davası açmıştı. Kurum daha sonra olayı iş kazası kabul etti. Dava konusuz kaldı; SGK’nın cevap süresi beklenmeden dava açıldığı için Kurumun yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği kabul edildi. Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını onadı. Karar, başvuru sırasının giderler bakımından da önem taşıdığını gösterir.[9]
İş kazasının tespiti davası kime karşı, hangi mahkemede açılır?
Olayın iş kazası olup olmadığına ilişkin uyuşmazlıkta hem SGK’nın hem işverenin hak alanı etkilenir. Bu nedenle işçinin veya hak sahiplerinin açtığı tespit davasında Kurum ile işverenin birlikte yer alması gerekir. Bu dava, yalnızca işverenden para istenen tazminat davasından farklıdır.[10]
İş sözleşmesiyle çalışan işçi bakımından bu sosyal güvenlik uyuşmazlığında görevli mahkeme iş mahkemesidir; iş mahkemesi bulunmayan yerde asliye hukuk mahkemesi uyuşmazlığı iş mahkemesi sıfatıyla inceler. Yetkili yer belirlenirken davalıların yerleşim yeri, işin veya işlemin yapıldığı yer ve ilgili özel hükümler değerlendirilir. Tazminat davası için öngörülen bütün yetki seçenekleri tespit davasına kendiliğinden aktarılmamalıdır.[2]
Hastanede iş kazası yazmıyorsa yine de ispatlanabilir mi?
İlk sağlık kaydı önemlidir; ancak olayın niteliği yalnızca bu kayıttaki ifadeye bakılarak belirlenmez. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.01.2025 tarihli, 2024/7807 E., 2025/57 K. sayılı kararındaki uyuşmazlıkta işçi, işyerinde düşmesine rağmen işten çıkarılma korkusuyla bunu hastanede söylemediğini ileri sürmüştü. İşveren ve SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmiyordu. Mahkeme, çalışma ilişkisini, tedavi belgelerini, bordro tanıklarının beyanlarını ve tüm dosyayı değerlendirerek iş kazasını tespit etti. Yargıtay bu sonucu onadı.[3]
İlk kayıtla sonraki açıklama arasında fark varsa bunun nedeni açıklanmalı; olayın işyerinde gerçekleştiğini gösteren belgeler ve tanık bilgileri sunulmalıdır.
İşveren kazayı bildirmediyse veya sigorta girişim yoksa ne yapabilirim?
İş sözleşmesiyle çalışanlarda sigorta hak ve yükümlülükleri, kanundaki koşullarla çalışmaya başlanan tarihten itibaren doğar. 5510 sayılı Kanun m. 23 de işe giriş bildirimi yapılmadan önce meydana gelen olaylarda, maddede belirtilen koşullarla gelir ve ödeneklerin Kurumca ödenmesini düzenler. Dolayısıyla bildirimin bulunmaması tek başına bütün hakların kaybedildiği anlamına gelmez; fiilî çalışma ve kaza araştırılmalıdır.[1]
İş kazasının tespiti ile sigortalılık sürelerinin tespiti taleplerinin kapsamı, tarafları ve süreleri ayrıca değerlendirilir. Konunun kayıt dışı çalışma yönünü sigortasız işçinin iş kazası yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Sigorta kaydı ve hastanede iş kazası bildirimi yoksa dava nasıl değerlendirilir?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.11.2024 tarihli, 2024/10071 E., 2024/12028 K. sayılı kararında depodaki camın düşmesiyle yaralanan çalışanın kazası incelendi. SGK; kaza tarihinde sigorta kaydı, iş kazası bildirimi ve olayı doğrulayan yazılı kayıt bulunmadığı gibi nedenlerle talebi kabul etmemişti. Mahkeme ise tedavi kayıtlarını ve olayı doğrulayan tanık anlatımlarını birlikte değerlendirerek kazanın işyerinde gerçekleştiğini kabul etti. Hastanedeki farklı anlatımın koşulları da araştırıldı. Yargıtay, iş kazasının tespitine ilişkin kararı onadı.[5]
Bu dosyada çalışma ilişkisi ve kazanın oluşu tanıklar ve sağlık kayıtlarıyla ortaya konuldu. Mahkeme, sigorta bildirimi bulunmamasını işçinin orada çalışmadığı şeklinde değerlendirmedi.
İşyeri dışında veya mesai bittikten sonra geçirilen kaza iş kazası olabilir mi?
İşyerinin dışında gerçekleşen her olay kapsam dışında olmadığı gibi, işe gidip gelirken yaşanan her olay da kendiliğinden iş kazası sayılmaz. 5510 sayılı Kanun m. 13; iş nedeniyle başka yere görevlendirme ile işverence sağlanan taşıtla ulaşım gibi durumları ayrıca düzenler. Bu yüzden önce olayın hangi kanuni durumla bağlantılı olduğu belirlenir.[1]
Görevle başka şehre gönderilen işçinin yemek sırasında geçirdiği kalp krizi iş kazası mıdır?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli, 2024/7168 E., 2024/8655 K. sayılı kararında ürün kontrolü için başka şehre gönderilen çalışanın akşam arkadaşlarıyla yemek yerken rahatsızlanıp kalp krizi nedeniyle ölümü incelendi. SGK olayı iş kazası kabul etmemişti. Mahkeme, görevle gönderildiği yerde asıl işini yapmaksızın geçirdiği zamanın 5510 sayılı Kanun m. 13/1-c kapsamında olduğunu kabul etti. Yargıtay, olayın iş kazası olduğunun tespitini onadı. Kararda, çalışanın başka şehirde bulunmasının işverenin görevlendirmesine dayanması belirleyiciydi.[6]
Servis aracı mı, çalışanların kendi ayarladığı araç mı?
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.05.2016 tarihli, 2016/4183 E., 2016/7321 K. sayılı kararında 2004 yılında mesai sonrası minibüsle dönüşte gerçekleşen trafik kazası ele alındı. Aracın işverence sağlanan servis mi, çalışanların kendi aralarında ayarladığı ulaşım mı olduğu tartışmalıydı. Daire; güzergâhın, servis ödemelerinin, asıl servisin çalışıp çalışmadığının ve yerine başka araç temin edilip edilmediğinin araştırılmasını istedi. Eksik incelemeyle verilen ret kararını bozdu; kazanın iş kazası olduğunu doğrudan kesinleştirmedi.[7]
Güncel başvuruda da taşıma düzenini gösteren sözleşme, ödeme kayıtları, güzergâh ve çalışan beyanları önem taşır. Servis kazalarının diğer yönlerini işçi servisi kazası yazımızda bulabilirsiniz.[1]
Başka şirketin işyerinde çalışırken kaza geçirirsem ne olur?
Kazanın başka bir şirkete ait işyerinde olması, çalışma ilişkisinin araştırılmasını gerektirir. Kimin görevlendirdiği, ücretin kimden alındığı, işin sürekliliği ve talimat ilişkisi, işin bağımsız bir bakım işi mi yoksa iş ilişkisi kapsamında mı yapıldığının belirlenmesinde önemlidir.[8]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.11.2025 tarihli, 2025/6088 E., 2025/15625 K. sayılı kararında başka bir işyerinde makine bakımı yaparken kolunu kaybeden çalışanın davası incelendi. Mahkeme ilişkiyi eser sözleşmesi sayarak davayı reddetmişti. Daire; işçinin kendi işvereninin bilgisiyle düzenli olarak gönderildiğini ve ücretini de gönderen işverenden aldığını değerlendirerek geçici iş ilişkisi bulunduğunu kabul etti. Olayın iş kazası sayılması ve davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle hükmü bozdu.[8]
Dolayısıyla yalnızca “bizim işçimiz değil” savunmasına veya sözleşmenin adına bakmak yeterli olmaz; fiilî çalışma düzeni incelenir. Asıl işveren ve taşeron ilişkisini ise taşeron işçinin iş kazası yazımızda ayrı olarak ele aldık.[8]
SGK’nın ret kararı tazminat davasını nasıl etkiler?
Tazminat davası açılmış olması, iş kazası niteliğine ilişkin uyuşmazlığı ortadan kaldırmaz. Mahkeme, Kurumun olay hakkındaki değerlendirmesini araştırır. Olay kabul edilmemişse tespit davası açılması için süre verilmesi ve o davanın sonucunun beklenmesi gündeme gelir. HMK m. 165, başka bir dava veya idari tespit sonucuna bağlı uyuşmazlıklarda bekletici sorun yolunu düzenler.[11][12]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, 2025/7035 E., 2026/193 K. sayılı kararında araç içinde kalp krizi geçirerek ölen şoförün yakınlarının tazminat davası incelendi. Dosyada iş kazası yönünde denetmen raporu bulunmasına rağmen Kurumun ünite kararı ve yazışmaları açıklığa kavuşturulmamıştı. Daire, önce SGK’dan olayın iş kazası sayılıp sayılmadığının sorulmasını; kabul edilmezse Kurum ve işverene karşı tespit davası açılması için usulüne uygun kesin süre verilmesini ve açılırsa sonucunun beklenmesini istedi. Eksik inceleme nedeniyle hüküm bozuldu.[12]
Bu karar, Kurum raporu ile nihai işlem arasındaki farkın dosyada netleştirilmesi gerektiğini gösterir. İş kazasının tespiti ise tek başına kusur oranını veya ödenecek tazminat tutarını belirlemez; bunlar tazminat incelemesinin ayrı konularıdır.[12]
SGK dava sırasında olayı iş kazası kabul ederse ne olur?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2025 tarihli, 2023/970 E., 2025/118 K. sayılı kararında yurt dışında görevlendirilen çalışanın gaz zehirlenmesi sonucu ölümüyle ilgili süreç incelendi. Önceki tespit davası sırasında SGK olayı iş kazası kabul etmiş; dava konusuz kaldığı için esas hakkında karar verilmemişti. İşveren şirketler bu kararı temyiz etmemişti. Kurul, önceki davada verilen karar ve kanun yolu sürecini dikkate alarak kararın işverenler yönünden bağlayıcı olduğunu kabul etti; diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı 10. Hukuk Dairesine gönderdi.[10]
Dolayısıyla dava sırasında gelen kabul yazısının etkisi, tarafların talepleri ve verilen kararın kapsamıyla birlikte değerlendirilir. Her SGK raporunun tek başına bütün taraflar için kesin hüküm oluşturduğu söylenemez.[10]
SGK başvurusu ve dava hakkında diğer sorular
İşveren üç iş günü içinde bildirmediyse hakkım biter mi?
5510 sayılı Kanun m. 13’te işveren için düzenlenen bildirim süresi, işçinin bütün haklarını üç iş günü içinde kullanması gerektiği anlamına gelmez. Bildirim yapılmamış olması ile olayın iş kazası koşullarını taşımaması farklıdır. Ancak tespit, hizmet ve ödeme taleplerinin süreleri aynı olmayabileceğinden başvuru geciktirilmemelidir.[1][2]
Önce arabulucuya başvurmak gerekir mi?
7036 sayılı Kanun m. 3/3, iş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuk dışında bırakır. Bu istisna, SGK’ya ön başvuru koşuluyla aynı şey değildir. Ücret veya işe iade gibi farklı talepler ayrıca değerlendirilir.[2]
İş kazasının tespiti için mutlaka tanık gerekir mi?
Her dosya için tek bir delil listesi yoktur. Çalışma ve sağlık kayıtları, olay tutanakları ve diğer belgeler birlikte değerlendirilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.01.2025 tarihli, 2024/7807 E., 2025/57 K. sayılı kararında da tespit, yalnızca tek bir kayda değil, tedavi belgeleri, bordro tanıkları ve tüm dosyaya dayanmıştır.[3]
Kamera kaydı silinmek üzereyse SGK’nın cevabı beklenmeli mi?
Kaybolma riski bulunan delillerin korunması ayrıca ele alınmalıdır. HMK m. 400, hukuki yarar koşuluyla, ileride açılacak davada kullanılacak vakıalar için de delil tespiti istenebilmesini düzenler. Bu nedenle Kurum başvurusunun sürmesi, delilin korunması ihtiyacının göz ardı edilmesini gerektirmez.[11]
İş kazası kabul edilirse hemen gelir bağlanır mı?
Olayın iş kazası sayılması ile belirli bir gelir veya ödeneğin koşullarının oluşması ayrı değerlendirmelerdir. SGK’nın açıklamasına göre sürekli iş göremezlik geliri için Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azaldığının tespiti aranır. Oran ve sağlık kurulu uyuşmazlığı, olayın iş kazası niteliğinin reddinden ayrılmalıdır.[4]
Başvuru hazırlığı
İlk adım, ret yazısını ve mevcut dosyayı bir araya getirerek hangi konuda uyuşmazlık bulunduğunu netleştirmektir. Kaza, başvuru, cevap ve tebliğ tarihlerini sıralayın; eksik delilleri ve kayıtların nereden temin edilebileceğini belirleyin. Başvurulacak birim ve yetkili mahkeme dosyanın koşullarına göre belirlenir.
Sağlık raporları ve bildirim sürecinin genel anlatımı için iş kazası bildirimi ve rapor rehberini; belgenin imzalanması veya ödeme alınması söz konusuysa iş kazası ibranamesi ve ödeme yazısını inceleyebilirsiniz.
Resmî kaynaklar
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m. 7, 13 ve 23 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 2, 3/3, 4, 5 ve 6 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 06.01.2025, 2024/7807 E., 2025/57 K. ↩
- SGK, İş Kazası: meslekte kazanma gücü kaybı tespiti, başvuru ve sağlık kurulu itirazları ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 28.11.2024, 2024/10071 E., 2024/12028 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 18.09.2024, 2024/7168 E., 2024/8655 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 03.05.2016, 2016/4183 E., 2016/7321 K. (2004 tarihli trafik kazası) ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 18.11.2025, 2025/6088 E., 2025/15625 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 26.02.2025, 2024/12199 E., 2025/2965 K. ↩
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.03.2025, 2023/970 E., 2025/118 K. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 165 ve 400 ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.01.2026, 2025/7035 E., 2026/193 K. ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
