İş kazasında hayatını kaybeden işçinin ailesi için SGK ölüm geliri, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ayrı haklardır. Birinin bağlanması veya ödenmesi, diğer taleplerin kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Eşin, çocukların, anne-babanın ve diğer yakınların durumu, istenen hakkın koşullarına göre ayrı ayrı incelenmelidir.[1][2]
Bu yazı, ağırlıklı olarak hizmet sözleşmesiyle çalışan, 4/a kapsamındaki işçinin iş kazası nedeniyle ölümü sonrasında ailesinin başvurularına yöneliktir. Genel kaza bildirimi ve sorumluluk çerçevesi için İş Kazası Bilgi Merkezi sayfamızı inceleyebilirsiniz. Bağımsız çalışanlar ve kamu görevlilerinde sigorta statüsüne özgü koşullar ayrıca değerlendirilir.
İçindekiler
- Ölümlü iş kazasında aile hangi hakları isteyebilir?
- İşçinin prim günü azsa SGK ölüm geliri bağlanır mı?
- Eş ve çocuklara ölüm geliri hangi koşullarla bağlanır?
- Ayrı yaşıyorduk veya boşanma davamız vardı; eş olarak hakkım biter mi?
- İş kazasından sonra yeniden evlenirsem bütün tazminat hakkım kaybolur mu?
- Engelli çocuğun destek tazminatı da 18 yaşında mı sona erer?
- Anne ve babaya SGK ölüm geliri bağlanmasının şartları neler?
- SGK anne-babaya gelir bağlamazsa tazminat da istenemez mi?
- Anne-baba emekli veya gelir sahibi olsa da tazminat isteyebilir mi?
- Kardeşler maddi veya manevi tazminat isteyebilir mi?
- Ölümlü iş kazasında manevi tazminat nasıl belirlenir?
- Tazminat davası yalnız bordroda adı yazan işverene mi açılır?
- Ölen işçiye de kusur verilirse aile hiç tazminat alamaz mı?
- SGK ölüm geliri alırken işverene dava açılabilir mi?
- Tazminat bordrodaki ücrete göre mi, gerçek kazanca göre mi hesaplanır?
- Fazla mesai, yemek ve yol ödemeleri hesapta nasıl değerlendirilir?
- İşveren para ödedi; bu ödeme yardım mı, tazminat mı sayılır?
- İbraname veya sulh protokolü imzalarsak dava hakkımız biter mi?
- Ceza dosyasındaki kusur raporu tazminat davasını da belirler mi?
- İşçi tecrübeliydi denilmesi işverenin sorumluluğunu kaldırır mı?
- Ölümlü iş kazasında zamanaşımı kaç yıl; ceza davası sürüyorsa beklenebilir mi?
- Cenaze ödeneğine nasıl başvurulur, 2026 tutarı ne kadar?
- Aile başvuruyu nereden yapmalı, hangi belgeleri hazırlamalı?
- Ailenin sık sorduğu diğer sorular
- SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmiyorsa ne yapılır?
- Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
- Hesap raporuna itiraz ederken hangi noktalar kontrol edilmeli?
- İlk rapora göre talep artırılmışsa sonraki hesap mutlaka aynı mı kalır?
- Tazminat miktarı baştan bilinmiyorsa dava nasıl açılır?
- Yeni mevzuat eski kazalara da uygulanır mı?
Ölümlü iş kazasında aile hangi hakları isteyebilir?
İlk adım, bütün talepleri tek bir “ölüm parası” başlığı altında toplamamaktır. SGK’ya yapılacak başvuru ile işveren ve diğer sorumlulara yöneltilecek tazminat talepleri farklı hukuki dayanaklara sahiptir.[1][2]
- SGK ölüm geliri: İş kazası sigortasından, kanundaki hak sahipliği koşullarını taşıyan kişilere bağlanır.
- Destekten yoksun kalma tazminatı: Ölenin sağladığı veya sağlaması beklenen desteğin kaybından doğan zararla ilgilidir.
- Manevi tazminat: Ölüm nedeniyle yakınların yaşadığı manevi zarar için, olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
- Cenaze ve diğer giderler: SGK cenaze ödeneği ile TBK m. 53 kapsamındaki cenaze gideri talebi ayrılmalıdır. Ölüm hemen gerçekleşmemişse ilgili tedavi ve çalışma kaybı kalemleri de gündeme gelebilir.
İşçinin prim günü azsa SGK ölüm geliri bağlanır mı?
İş kazası sonucu ölüm nedeniyle bağlanan ölüm geliri için asgari prim günü veya sigortalılık süresi koşulu aranmaz. SGK’nın resmî açıklamasına göre işçi, sigortalı olarak ilk çalıştığı gün iş kazasında hayatını kaybetmiş olsa bile hak sahiplerine ölüm geliri bağlanabilir. Aile üyelerinin kendi hak sahipliği koşulları ise ayrıca incelenir.[3][1]
Bu gelir, uzun vadeli ölüm sigortasından bağlanan ölüm aylığıyla karıştırılmamalıdır. Ölüm aylığının 5510 sayılı Kanun m. 32’de düzenlenen koşulları farklıdır. “Prim günü yetmiyor” denildiğinde, başvurunun hangi sigorta hakkı yönünden değerlendirildiği açıklığa kavuşturulmalıdır.[1]
Eş ve çocuklara ölüm geliri hangi koşullarla bağlanır?
Eş bakımından ölüm tarihinde yasal evlilik bağının bulunması gerekir. Dul eşe bağlanacak payın belirlenmesinde çocukların hak sahipliği, çalışma ve kişinin kendi sigortalılığına bağlı gelir veya aylık durumu önem taşır. 5510 sayılı Kanun m. 34’teki genel eş payı yüzde 50’dir; yüzde 75 pay için aynı maddedeki özel koşulların gerçekleşmesi gerekir.[1][3]
Çocuklarda yaş, öğrenim, medeni durum, çalışma ve malullük koşulları birlikte değerlendirilir. Kanunda öğrenime göre 18, 20 ve 25 yaş sınırları; kız çocukları ve malul çocuklar için farklı hükümler bulunur. Bu yaş sınırlarının altındaki hak sahibi çocukların 4/a kapsamında çalışması da m. 34’teki istisna uyarınca tek başına aylığa engel oluşturmaz. Bir çocuğun durumunu yalnız yaşına veya yalnız çalışmasına bakarak değerlendirmek yeterli değildir.[1]
SGK’daki hak sahipliği payları, işverenden istenen destekten yoksun kalma tazminatının paylarıyla aynı kabul edilmemelidir. İlki sosyal sigorta hükümlerine; ikincisi somut destek kaybının belirlenmesine dayanır.[1][2]
Ayrı yaşıyorduk veya boşanma davamız vardı; eş olarak hakkım biter mi?
Ölüm tarihinde evliliğin devam edip etmediği önemlidir. Ayrı yaşamak veya boşanma davasının açılmış olması, eşin destekten yoksun kalma talebini tek başına ortadan kaldırmaz. SGK ölüm geliri yönünden de ölüm tarihinde yasal evlilik bağının bulunması ayrıca aranır.[4][3]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.11.2025 tarihli, 2025/5618 E., 2025/15836 K. sayılı kararında iş kazasında ölen işçi ile eşi birbirlerine karşı boşanma davaları açmış ve ayrı yaşamaktaydı. Yerel mahkeme destek ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle eşin maddi tazminat talebini reddetti. Daire, evliliğin boşanmayla değil ölümle sona erdiğini ve evlilik sürerken ayrı yaşayan eşlerin de birbirlerinin desteği sayıldığını belirterek kararı bozdu. Mahkemenin ayrıca manevi tazminat talepleri hakkında da karar vermesi istendi.[4]
İş kazasından sonra yeniden evlenirsem bütün tazminat hakkım kaybolur mu?
Yeniden evlenme, eşin destekten yoksun kalma tazminatında destek süresini etkileyebilir. Bunun, ölümden yeniden evlenmeye kadar geçen dönemdeki zararın da kendiliğinden yok olması şeklinde anlaşılmaması gerekir. Çocukların kendi talepleri ve SGK gelirinin kesilmesi koşulları ayrıca değerlendirilir.[5][1]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.01.2024 tarihli, 2023/12223 E., 2024/461 K. sayılı kararında iş kazasında ölen sigortalının eşinin yargılama sırasında yeniden evlendiği dosya incelendi. Önceki bozma doğrultusunda destek süresi yeniden evlenme tarihine kadar ele alındı. Eşin maddi tazminatına ilişkin hüküm, uyulan bozma ve dosyada oluşan usulî haklar çerçevesinde onandı. Karar, her dosyada tazminatın tümüyle sıfırlanacağı anlamına gelmez; hesap dönemi, indirilecek ödemeler ve önceki usul işlemleri belirleyicidir.[5]
Engelli çocuğun destek tazminatı da 18 yaşında mı sona erer?
SGK gelirinin yaş ve malullük koşulları ile özel hukuk tazminatında destek süresinin belirlenmesi ayrı incelemelerdir. Çalışamayacak derecede engelli veya sürekli bakıma muhtaç olduğu ileri sürülen çocuk için yalnız yaş üzerinden bir sonuca gidilmemelidir. Sağlık durumu ve destek ihtiyacı araştırılmalıdır.[6][1]
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarihli, 2017/3651 E., 2018/7429 K. sayılı kararında işverene ait araçta yolcu olan işçinin iş kazası niteliğindeki trafik kazasında ölümü ele alındı. Çocukların sürekli başkasının bakımına muhtaç olduğu ileri sürüldüğü hâlde hesap yalnız 18 yaşına kadar yapılmıştı. Daire, engellilik durumunun araştırılmasını ve destek süresinin buna göre değerlendirilmesini istedi; eksik inceleme nedeniyle hükmü bozdu.[6]
Bu nedenle dosyaya yalnız öğrenci belgesi veya nüfus kaydı sunmakla yetinilmemeli; destek süresini etkileyen sağlık ve bakım belgeleri de gösterilmelidir. Her çocuk için aynı süreyi kullanmak doğru olmayabilir.[6]
Anne ve babaya SGK ölüm geliri bağlanmasının şartları neler?
5510 sayılı Kanun m. 34/d’ye göre anne ve baba için eş ve çocuklardan artan hisse, gelir düzeyi ve başka gelir veya aylık bulunup bulunmadığı yönünden koşullar aranır. Her türlü kazanç ve irattan elde edilen gelirin net asgari ücretin altında olması; diğer çocuklardan hak kazanılan gelir ve aylıklar dışındaki gelir veya aylık durumunun da kanundaki koşulu sağlaması gerekir. Anne-baba için toplam pay yüzde 25’tir.[1]
Anne ve babanın 65 yaşın üzerinde olması hâlinde artan hisse koşulu aranmaz; diğer koşullar devam eder. Bu nedenle yalnızca “eş ve çocuklar var” veya “anne-baba emekli” bilgisiyle bütün başvuru ve tazminat hakları hakkında tek sonuç çıkarılmamalıdır. SGK gelirine ilişkin inceleme ile özel hukuk tazminatı ayrılmalıdır.[1][7]
SGK anne-babaya gelir bağlamazsa tazminat da istenemez mi?
SGK’nın gelir bağlamaması, anne-babanın destekten yoksun kalma tazminatı talebinin tek başına reddedilmesi için yeterli değildir. Ancak destek ilişkisinin varlığı ile kaybedilen desteğin kapsamı ve tutarı da birbirinden ayrılmalıdır.[7]
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarihli, 2019/4202 E., 2019/5260 K. sayılı kararında iş kazasında ölen işçinin annesinin maddi tazminat talebi, SGK ölüm geliri bağlanmadığı gerekçesiyle reddedilmişti. Daire, anne-baba ile çocuk arasındaki destek ilişkisi yönünden SGK geliri şartı aranamayacağını açıkladı ve ret hükmünü bozdu. Bunun yanında gerçek destek gücü, ihtiyaç ve yardımın kapsamının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.[7]
Başvuruda çocuğun yaptığı para transferleri, karşıladığı giderler, birlikte yaşamaya ilişkin bilgiler ve diğer destek belgeleri bu nedenle önemlidir. Yalnız akrabalık sıfatı üzerinden herkes için aynı zarar veya aynı pay hesaplanmamalıdır.[7]
Anne-baba emekli veya gelir sahibi olsa da tazminat isteyebilir mi?
Gelir sahibi olmak, SGK hak sahipliği ve destek tazminatı bakımından aynı sonucu doğurmaz. Ayrıca tazminat talep edilebilmesi ile tazminatın hangi yöntemle belirleneceği de ayrılmalıdır.[7][8]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 18.12.2025 tarihli, 2025/5986 E., 2025/17660 K. sayılı kararında annenin gelirinin net asgari ücretten yüksek olduğu, babanın emekli aylığı aldığı ve SGK’dan ölüm geliri bağlanmadığı bir dosya incelendi. Önceki bozmada, hesap edilebilir sürekli desteğin ispatlanamadığı bu durum için TBK m. 50 kapsamında makul bir maddi tazminat değerlendirmesi istenmişti. Mahkemenin buna rağmen aktüerya hesabıyla hüküm kurması, bozma gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle yeniden bozma konusu oldu.[8]
Karar, SGK gelirine hak kazanma koşullarının ve hesaplanabilir fiilî desteğin araştırılmasının önemini gösterir. Anne-babanın gelir belgesi, SGK’nın bağlamama gerekçesi ve çocuğun sağladığı desteğe ilişkin deliller birlikte incelenmelidir. Tazminatın belirlenmesine ilişkin bu değerlendirme, manevi tazminat talebiyle karıştırılmamalıdır.[8]
Kardeşler maddi veya manevi tazminat isteyebilir mi?
Destekten yoksun kalma tazminatında belirleyici olan, ölüm nedeniyle kaybedilen destektir. Kardeşin bu talebi, sadece kardeşlik bağından hareketle otomatik bir paya dönüştürülemez; destek ilişkisi ve zarar ortaya konulmalıdır. Manevi tazminat ise TBK m. 56’daki yakınlık ve olayın özellikleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.[2][7]
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 10.10.2011 tarihli, 2011/1591 E., 2011/7861 K. sayılı kararında iş kazasında ölen işçinin kardeşlerinin manevi tazminat talepleri doğrudan incelendi. Daire, yakınlığın yalnız nüfus kaydına değil duygusal bağa dayandığını; kardeşler bakımından ana-baba bir olmanın zorunlu olmadığını açıkladı. Ancak işçinin ölümünden sonra doğan iki kardeşle ölen arasında bu bağın kurulmadığını belirterek onlar lehine tazminata hükmedilmesini bozma nedeni saydı.[9]
Bu eski tarihli karar, olay tarihinde yürürlükteki 818 sayılı Kanun üzerinden verilmiştir. Burada yararlanılan nokta, kardeşin manevi zararının ve fiilî yakınlığının değerlendirilmesidir. Güncel yasal dayanak TBK m. 56’dır.[9][2]
Ölümlü iş kazasında manevi tazminat nasıl belirlenir?
Manevi tazminatın sabit bir tarifesi veya maddi tazminata bağlı değişmez bir yüzdesi yoktur. Olayın ağırlığı, kusur durumu, yakınların durumu, ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü gibi unsurlar değerlendirilir.[2][10]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 20.01.2026 tarihli, 2025/8019 E., 2026/131 K. sayılı kararında dış cephe platformunun kurulumu sırasında meydana gelen ölümlü iş kazası ele alındı. Daire, eş ve çocuklar lehine takdir edilen manevi tazminatları az bularak bu yönden kararı bozdu.[10]
Eski bir dosyada hükmedilen tutarı bugünkü dosya için tarife gibi kullanmak yerine kararın değerlendirme ölçütlerine bakılmalıdır. Mahkemenin hangi nedenlerle o tutarı uygun gördüğü veya Yargıtayın hangi yönden bozma yaptığı önemlidir.[10]
Tazminat davası yalnız bordroda adı yazan işverene mi açılır?
Gerçek işveren ilişkisi, işin kim tarafından yürütüldüğü ve kazayla bağlantılı sorumlular araştırılmalıdır. Asıl işveren–alt işveren ilişkisi veya başka bir kişinin sorumluluğu bulunuyorsa taleplerin muhatabı değişebilir. Konunun genel ayrımını taşeron işçi ve asıl işveren sorumluluğu yazımızda açıkladık.[11]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.03.2026 tarihli, 2025/5167 E., 2026/3308 K. sayılı kararında asfalt çalışması sırasında kamyonun çarpmasıyla ölen işçinin yakınlarının talepleri incelendi. Daire, belediyenin işi ihale etmiş olmasının somut sözleşme ve denetim düzeni karşısında sorumluluk incelemesini sona erdirmediğini belirtti. Belediyenin asıl işveren konumunu ve kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gereğini değerlendirerek kararı bozdu.[11]
Bu dosyada işçiye de kusur verilmiş olması incelemeyi ortadan kaldırmadı. Ancak her kaza için aynı kusur oranı veya aynı sorumlu listesi kabul edilemez; raporlar, iş organizasyonu ve sözleşmeler birlikte incelenir.[11]
Ölen işçiye de kusur verilirse aile hiç tazminat alamaz mı?
İşçiye bir miktar kusur verilmesi, diğer sorumluların kusur ve sorumluluğu araştırılmadan ailenin bütün taleplerinin reddedilmesini gerektirmez. Kusurun aidiyeti ve oranı doğru belirlenmeli; maddi tazminat hesabı ile manevi tazminatın takdirine etkisi ayrı ele alınmalıdır.[11][10]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, 2025/5315 E., 2025/6606 K. sayılı kararında güvenlik ağı montajı sırasında platformun kopması sonucu düşerek ölen işçinin anne-babasının ve kardeşinin talepleri incelendi. Daire, şirketlerin hukuki ilişkilerinin, ceza dosyalarındaki maddi olguların ve kazada görev alan kişilerin durumlarının yeterince araştırılmadığını belirtti. Farklı bir bilirkişi kurulundan kusurun oranını ve kime ait olduğunu açıklayan rapor alınmasını istedi ve hükmü bozdu.[12]
Bu tür bir dosyada “işçi kemer takmadı” iddiası kadar kullanılan platformun güvenliği, çalışma yöntemi, verilen talimatlar ve denetim de incelenir. Rapora itirazda hangi önlemin kim tarafından alınması gerektiği ve eksikliğin kazayı nasıl etkilediği somutlaştırılmalıdır.[12]
SGK ölüm geliri alırken işverene dava açılabilir mi?
SGK geliri ile tazminat farklı haklara dayandığından, gelir bağlanmış olması ayrıca tazminat talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Hesapta ise TBK m. 55 gereğince sosyal güvenlik ödemesinin rücu edilebilir kısmı önem taşır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri zarar veya tazminattan indirilemez.[2][7]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.02.2026 tarihli, 2025/11264 E., 2026/1732 K. sayılı kararında iş kazasında ölen işçinin anne ve babasının talepleri incelendi. Önceki bozma üzerine SGK’dan gelir kayıtları istendi; yalnız anneye gelir bağlandığı anlaşıldı. Annenin hesabında gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmı gözetildi. Daire, bozma doğrultusunda yapılan bu incelemeyle kurulan hükmü onadı. Aynı aile içindeki iki kişinin SGK durumunun farklı olması, hesaplarının da ayrı ele alınmasını gerektirebilir.[13]
Bu nedenle SGK’nın bağlama kararı, paylar ve ilk peşin sermaye değeri gibi kayıtlar temin edilmelidir. Ailenin eline geçen bütün SGK ödemelerini doğrudan toplayıp tazminattan düşmek doğru bir inceleme yöntemi değildir. Önceden yapılan işveren ödemelerinde de ödemenin amacı ve hangi talebi karşıladığı belirlenmelidir. İbra ve ödeme belgelerini iş kazasında ibraname ve ödeme yazımızda ayrıca ele aldık.[1][2]
Tazminat bordrodaki ücrete göre mi, gerçek kazanca göre mi hesaplanır?
Ailenin destek kaybı hesaplanırken ölenin gerçek kazancı belirlenmelidir. Bordronun imzalı olup olmadığı, bankaya yatan tutar, yapılan iş, meslek ve işyeri kıdemi birlikte değerlendirilir. Ücretin tartışmalı olduğu dosyada yalnız düşük bir kayıt üzerinden hesap yapılması, destek zararının da eksik belirlenmesine yol açabilir.[14]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.02.2026 tarihli, 2025/20470 E., 2026/1266 K. sayılı kararında işyerinin yemekhanesinde kalp krizi geçirerek ölen işçinin ailesinin talepleri incelendi. Çerkezköy 1. İş Mahkemesindeki dosyada hesap, işçinin imzasını taşımayan bordrodaki ve dönemin asgari ücretinin altında kalan tutar üzerinden yapılmıştı. Daire, işçinin yaşı, yaptığı iş ve kıdemi belirtilerek emsal ücret araştırılması gerektiğini açıkladı; maddi tazminat hükmünü bu eksiklik nedeniyle bozdu. Manevi tazminata ilişkin temyizler ise miktar sınırı nedeniyle reddedildi.[14]
Aynı kararda kalp krizi olayına ilişkin kusur incelemesi de değerlendirildi. İşverenlerin kusuru ile işçinin kişisel sağlık etkenleri ayrı ele alınmıştı. Bu nedenle işyerinde ölümün iş kazası sayılması ile işverenden istenebilecek tazminatın koşulları aynı soru değildir; çalışma koşulları ve tıbbi bulgular birlikte incelenmelidir.[14]
Fazla mesai, yemek ve yol ödemeleri hesapta nasıl değerlendirilir?
Banka hesabına yatan toplam tutarı doğrudan sürekli aylık kazanç kabul etmek de hatalı olabilir. Ana ücret, ücret ekleri ve fazla mesai ayrıştırılmalı; aynı kalemin hesapta iki kez yer alması önlenmelidir.[15]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.04.2026 tarihli, 2026/216 E., 2026/5983 K. sayılı kararında havalimanı şantiyesindeki ölümlü iş kazası sonrasında eş ve çocuğun tazminat hesabı incelendi. Önceki bozma, fazla mesai ve o dönemde uygulanan asgari geçim indiriminin ücret hesabında ayrıştırılmasını; sosyal yardımlar ile ücret eklerinin ayrıca belirlenmesini istemişti. Bu esaslar ve bozma kapsamındaki usulî sınırlar gözetilerek verilen hüküm, oy çokluğuyla onandı.[15]
Karardaki AGİ kalemi, ilişkin bulunduğu geçmiş ücret dönemi içinde değerlendirilmelidir. Ailenin dosyasında hangi dönemin kazancının hesaplandığı ve her ödemenin niteliği açıkça gösterilmelidir. Gerçek ücret araştırmasının ayrıntılarını iş kazasında gerçek ücret ve hesap hataları yazımızda ele aldık.[15]
İşveren para ödedi; bu ödeme yardım mı, tazminat mı sayılır?
Ödemenin yalnız adına bakılmaz. Yardım veya bağış niteliğindeki ödeme ile tazminat borcunu karşılama amacıyla yapılan ödeme farklıdır. TBK m. 55, ifa amacı taşımayan ödemelerin tazminattan indirilmesini yasaklar. Ödeme belgesi, banka açıklaması, aile üyelerinin beyanları ve ödemenin hangi zararı karşıladığı birlikte değerlendirilmelidir.[2][16]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.02.2026 tarihli, 2025/11272 E., 2026/1981 K. sayılı kararında inşaattan düşerek ölen işçinin ailesine yapılan ödeme ele alındı. Makbuzda “yardım” denilmesine rağmen, aile tarafından savcılığa sunulan dilekçede maddi ve manevi zararların karşılandığı da belirtilmişti. Daire, belgeleri birlikte değerlendirerek ödemenin yardım niteliğini aşan, ifa amaçlı bir ödeme olduğunu kabul etti. İncelenen maddi tazminat talebi yönünden ödemenin kapsamı ve karşıladığı zarar oranı araştırılmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saydı.[16]
Daire, ödeme tarihindeki gerçek zararın belirlenmesini, ödeme ile zarar arasındaki oranın incelenmesini ve açık oransızlık varsa kalan zarar hesabının yapılmasını istedi. Aynı kararda bazı aile üyelerinin taleplerine ilişkin temyizler miktar sınırı nedeniyle reddedildi; ödeme yönündeki bozma, esastan incelenen maddi tazminat talebiyle sınırlıdır. Olay tarihi eski olan bu dosyadaki değerlendirme, yeni kanunun geçiş hükmünden ayrı okunmalıdır.[16]
İbraname veya sulh protokolü imzalarsak dava hakkımız biter mi?
Belgenin başlığından önce içeriği ve hukuki niteliği incelenmelidir. Bir ödeme makbuzu, ibra ve sulh sözleşmesi aynı sonucu doğurmaz. Hangi kişinin hangi talep için imza attığı, belgenin hangi davalıları kapsadığı ve imza koşulları açıklığa kavuşturulmalıdır.[17][18]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.02.2026 tarihli, 2025/12662 E., 2026/1356 K. sayılı kararında elektrik çarpması sonrasında hayatını kaybeden işçinin yakınlarının davası incelendi. Dosyadaki “ibraname” başlıklı belge sulh sözleşmesi olarak değerlendirilmiş; sulhun tarafı olan davalılar yönünden ayrıca karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişti. Daire, önceki bozmaya uyularak verilen bu hükmü onadı.[17]
Bu karar, imzalanan her belgenin geçerli sayılacağına ilişkin genel bir kabul değildir. Somut dosyada sulhun kapsamı ve önceki yargılama işlemleri etkili olmuştur. Belgenin sonuçlarını iş kazasında ibraname ve ödeme yazımızdaki ayrımlarla birlikte değerlendirmek gerekir.[17]
Ceza dosyasındaki kusur raporu tazminat davasını da belirler mi?
Ceza dosyası, kazanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin önemli deliller içerir. Ancak TBK m. 74 uyarınca hukuk hâkimi, ceza hâkiminin kusur değerlendirmesi ve zarar belirlemesiyle bağlı değildir; beraat kararı da tazminat talebini tek başına ortadan kaldırmaz. Kesinleşmiş ceza kararındaki maddi olgular ile kusur yüzdesi birbirinden ayrılmalıdır.[2][12]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli, 2025/5315 E., 2025/6606 K. sayılı kararında güvenlik ağı montajındaki ölüm için birden fazla ceza dosyasının durumu, şirketlerin görevleri ve kusur raporları birlikte ele alındı. Daire, kesinleşen ceza dosyası ile sonradan açılan ceza dosyasının içeriklerinin gözetilmesini ve farklı bir bilirkişi kuruluyla inceleme yapılmasını istedi. Bu nedenle aile, ceza soruşturması ve dava numaralarını tazminat dosyasına bildirmeli; çelişen raporlardaki somut farkları göstermelidir.[12]
İşçi tecrübeliydi denilmesi işverenin sorumluluğunu kaldırır mı?
İşçinin deneyimli olması, güvenli çalışma yöntemi oluşturma, eğitim ve denetim yükümlülüklerinin yerine getirildiğini tek başına göstermez. Çalışanın davranışı da işverenin aldığı ve alması gereken önlemlerle birlikte incelenir.[19]
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 02.07.2026 tarihli, 2022/1274 E., 2026/6945 K. sayılı kararında mermer atölyesinde işçinin makine ile plakalar arasında sıkışarak ölümü incelendi. Daire; güvenli kullanım yönteminin, talimatların, eğitimin ve etkin denetimin sağlanmamasını değerlendirdi. Neticenin öngörülmesine rağmen gerçekleşmeyeceği düşüncesiyle hareket edildiği gerekçesiyle bilinçli taksir hükümleri uygulanmadan eksik ceza verilmesini hukuka aykırı buldu ve hükmü bozdu.[19]
Bu bir ceza kararıdır; ailenin destek tazminatının miktarını belirlemez. Burada açıklanan, kazanın nedenlerinin yalnız “tecrübeli işçi dikkatsiz davrandı” cümlesiyle geçiştirilemeyeceğidir. Tazminat yönünden kusur, destek kaybı ve ödeme hesabı ayrıca yapılır.[19][2]
Ölümlü iş kazasında zamanaşımı kaç yıl; ceza davası sürüyorsa beklenebilir mi?
İş kazası sonucu ölümden doğan maddi ve manevi tazminat davalarında kural, ölüm tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımıdır. Ancak talebin hukuki dayanağı, davalının sıfatı, süreyi kesen işlemler ve ileri sürülen savunmalar ayrıca değerlendirilmelidir. Ceza davasının sürmesine güvenerek bütün talepler için aynı uzun sürenin geçerli olduğu varsayılmamalıdır.[20][2]
Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.07.2025 tarihli, 2025/242 E., 2025/11284 K. sayılı kararında elektrik çarpmasıyla ölen işçi için daha önce maddi tazminat davası açılmış, manevi tazminat ise ölümden on yılı aşkın süre sonra ayrı davaya konu edilmişti. Yerel mahkeme on beş yıllık ceza zamanaşımını esas aldı. Daire, temyize gelen şirketler yönünden tüzel kişilik ve fail sıfatı ayrımının gözetilmediğini belirterek zamanaşımı değerlendirmesini hatalı buldu ve hükmü bozdu. Şirketlerden birinin zamanaşımı itirazını istinafta sürdürmemiş olması da ayrıca değerlendirildi.[20]
Ailenin ilk başvuruda maddi ve manevi taleplerini, her bir davalıyı ve önceki davaların kapsamını birlikte inceletmesi gerekir. Daha önce bir talep için dava açılmış olması, yıllar sonra ileri sürülecek bütün diğer taleplerin süresini kendiliğinden koruduğu anlamına gelmez.[20]
Cenaze ödeneğine nasıl başvurulur, 2026 tutarı ne kadar?
SGK’nın resmî açıklamasına göre 2026 yılı cenaze ödeneği 6.398 TL’dir. İş kazası sonucu ölüm, bu yardımın verilmesini sağlayan durumlardan biridir. Ödeme sırası eş, çocuklar, anne-baba ve kardeşler şeklindedir. Bu kişilere ödenememesi ve cenazenin başkası tarafından kaldırılması hâlinde belgelendirilen giderler, tarife sınırında masrafı yapana ödenebilir.[21][1]
Başvuruda Gelir/Aylık/Ödenek Talep Belgesi kullanılır; SGK’nın açıkladığı özel durumlarda dilekçeyle başvuru da kabul edilir. Cenaze ödeneği için hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı açıklanmıştır. Bu süre, işverene karşı açılacak bütün tazminat davalarının süresi olarak kullanılmamalıdır.[21]
Aile başvuruyu nereden yapmalı, hangi belgeleri hazırlamalı?
Ölüm geliri için sigortalının dosyasının bulunduğu sosyal güvenlik il veya merkez müdürlüğüne Gelir/Aylık/Ödenek Talep Belgesiyle başvurulur. e-Devlet üzerinden de başvuru olanağı vardır. Vasi tayin edilmişse vasi ilamı, malul çocuk yönünden ilgili sağlık kurulu raporu gibi ekler gerekir.[3]
- Olay ve ölüm kayıtları: Kaza tutanağı, soruşturma dosya bilgisi, ölüm belgesi ve varsa hastane kayıtları.
- Çalışma ve kazanç: İşveren bilgileri, SGK hizmet kayıtları, bordrolar, banka ödemeleri ve fiilen yapılan iş.
- Aile ve destek: Nüfus kayıtları, öğrenim ve çalışma bilgileri, destek ödemelerini ve karşılanan giderleri gösteren belgeler.
- Başvuru ve ödeme: SGK başvuru/ret kararları, gelir bağlama belgeleri, ödeme ve varsa ibra veya sulh kayıtları.
Liste, dosyanın ilk incelemesini kolaylaştırır; bütün belgelerin ailede bulunması beklenmez. Eksik kayıtların ilgili kurum veya mahkemeden temini değerlendirilir. Gerçek ücret araştırmasının ayrıntıları için gerçek ücret ve hesap hataları yazımıza bakabilirsiniz.[7][11][3]
Ailenin sık sorduğu diğer sorular
SGK olayın iş kazası olduğunu kabul etmiyorsa ne yapılır?
Ölüm geliri talebi ile olayın iş kazası niteliğine ilişkin uyuşmazlık birlikte değerlendirilmelidir. Kurumun ret gerekçesi ve çalışma-kaza kayıtları incelenerek başvuru ve gerektiğinde tespit yolu belirlenir. Bu süreci SGK iş kazasını kabul etmezse izlenecek yollar yazımızda açıkladık.[1][22]
Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?
7036 sayılı Kanun m. 3/3, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuğun dışında tutar. Aynı aileye ait kıdem veya başka işçilik talepleri varsa onların başvuru koşulları ayrıca incelenmelidir.[22]
Hesap raporuna itiraz ederken hangi noktalar kontrol edilmeli?
Ölenin gerçek ücreti, her aile üyesinin destek süresi ve payı, kusur oranları, SGK’nın rücu edilebilir ödemeleri ile önceki işveren ödemeleri ayrı ayrı kontrol edilmelidir. HMK m. 281’e göre rapora itiraz süresi, raporun tebliğinden itibaren iki haftadır. Süresinde hazırlanması çok zor veya imkânsız olan yahut özel veya teknik çalışma gerektiren itirazlarda, yine bu süre içinde başvurularak kanundaki koşullarla bir defaya mahsus, iki haftayı geçmeyen ek süre istenebilir. Mahkeme raporu diğer delillerle birlikte değerlendirir.[18][14][13][16]
İlk rapora göre talep artırılmışsa sonraki hesap mutlaka aynı mı kalır?
Raporun tebliği, tarafların beyanları, hükme karşı kanun yoluna kimin başvurduğu ve varsa uyulan bozmanın kapsamı birlikte okunmalıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 30.04.2026 tarihli, 2026/216 E., 2026/5983 K. sayılı kararında aile ilk hükmü temyiz etmediğinden, önceki bozmayla belirlenen hesap sınırları korunarak verilen karar oy çokluğuyla onandı. Bu dosyadaki sonuç, rapora sessiz kalan herkesin bütün haklarından vazgeçtiği şeklinde genelleştirilemez.[15]
Tazminat miktarı baştan bilinmiyorsa dava nasıl açılır?
Davanın açıldığı tarih önemlidir. 7589 sayılı Kanunla HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmış; daha önce açılan davalarda bu maddenin uygulanmasına devam edilmesi öngörülmüştür. Güncel HMK m. 109/4 ise kısmi davada talebin tahkikatın sonuna kadar, aynı davada bir defaya mahsus artırılmasını ve artırılan kısım yönünden zamanaşımının dava tarihinden kesilmiş sayılmasını düzenler. Eski bir karardaki “belirsiz alacak” veya “ıslah” anlatımı, yeni açılacak davanın yöntemi olarak aynen kullanılmamalıdır.[23][18]
Yeni mevzuat eski kazalara da uygulanır mı?
Her yeni hüküm bütün eski dosyalara aynen uygulanmaz. Örneğin 7589 sayılı Kanun ile TBK m. 55’e eklenen faiz ve ifa amaçlı ödemenin mahsubuna ilişkin hükümler için Geçici m. 1/9, 31.07.2026’daki yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olayları esas alır. Önceki olaylarda eski hüküm uygulanmaya devam eder.[23][2]
Bu nedenle 2026’da verilmiş bir kararın eski bir iş kazasını incelemesi mümkündür. Karar tarihi, kaza tarihi ve davadaki usul işlemleri ayrı okunmalıdır. Başvuru ve dava süreleri de talebin dayanağına göre dosya üzerinden hesaplanmalıdır; ölüm gerçekleşmesi bütün talepler için tek bir süre doğurmaz.[11][22]
Resmî kaynaklar ve emsal kararlar
- 5510 sayılı Kanun, m. 16, 20, 21, 32, 34, 35 ve 37 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 50, 52, 53, 55, 56, 74 ve 146 ↩
- SGK, Ölüm Geliri: koşullar ve başvuru ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.11.2025, 2025/5618 E., 2025/15836 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 23.01.2024, 2023/12223 E., 2024/461 K. ↩
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 16.10.2018, 2017/3651 E., 2018/7429 K. ↩
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 19.09.2019, 2019/4202 E., 2019/5260 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 18.12.2025, 2025/5986 E., 2025/17660 K. ↩
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 10.10.2011, 2011/1591 E., 2011/7861 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 20.01.2026, 2025/8019 E., 2026/131 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.03.2026, 2025/5167 E., 2026/3308 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 22.04.2025, 2025/5315 E., 2025/6606 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 19.02.2026, 2025/11264 E., 2026/1732 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 11.02.2026, 2025/20470 E., 2026/1266 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.04.2026, 2026/216 E., 2026/5983 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 25.02.2026, 2025/11272 E., 2026/1981 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 12.02.2026, 2025/12662 E., 2026/1356 K. ↩
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 109, 281, 282, 313 ve 315; mülga m. 107 yönünden geçiş hükmü ↩
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 02.07.2026, 2022/1274 E., 2026/6945 K. ↩
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 03.07.2025, 2025/242 E., 2025/11284 K. ↩
- SGK, Cenaze Ödeneği: başvuru, ödeme sırası ve 2026 tutarı ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m. 3/3, 5, 6 ve 7 ↩
- 7589 sayılı Kanun, m. 18–20, Geçici m. 1/9–10 ve m. 26; TBMM resmî kanun metni ↩
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
