İşyerinde yemek zehirlenmesi, sigortalı çalışanın işyerinde veya işyeri sayılan yemekhanede yaşadığı olayın sağlık zararına yol açması hâlinde iş kazası kapsamında değerlendirilebilir. Yemekten sonra rahatsızlanılması, gıdanın kaynağı ve ileri sürülen zararla bağlantısının araştırılmasını gerektirir. SGK hakları, işverenden istenen tazminat ve yemek firmasının sorumluluğu ayrı başvuruların konusu olabilir. [1]
Bu rehber, iş sözleşmesiyle çalışan kişinin yemekhanede, fabrikada veya dışarıdan getirilen yemek nedeniyle yaşadığını ileri sürdüğü zehirlenmeye odaklanır. Olayın ispatı, toplu rahatsızlanmada kayıtların korunması ve sorumluların belirlenmesi üzerinde durur. Diğer kaza türleri ve hak arama yolları İş Kazası Bilgi Merkezi üzerinden birlikte incelenebilir.
İçindekiler
- İşyerinde yemek zehirlenmesi ne zaman iş kazası sayılır?
- Yemek ile rahatsızlık arasındaki bağlantı nasıl ispatlanır?
- Zehirlenmeden sonra başka bir rahatsızlık gelişirse
- İşverenin ve dışarıdan yemek getiren firmanın sorumluluğu
- Toplu zehirlenmede numune ve analiz kayıtları neden önemlidir?
- Hangi belgeler toplanmalı?
- Ceza davası ile tazminat talebi aynı sonuca mı bağlıdır?
- İş kazası bildirimi ve SGK ret kararında izlenecek yol
- Geçici rahatsızlanmada ve kalıcı zararda hangi haklar doğabilir?
- Sık sorulan sorular
İşyerinde yemek zehirlenmesi ne zaman iş kazası sayılır?
5510 sayılı Kanun m.13, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen ve kendisini hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olayı iş kazası kapsamında düzenler. Kanunun m.11 hükmünde yemek yerleri de işyeri eklentileri arasındadır. Bu nedenle üretim alanından yemekhaneye geçilmiş olması veya olayın yemek arasında gerçekleşmesi, tek başına sigorta korumasını sona erdirmez. [1]
İncelemede önce gerçekten bir zehirlenme olayı yaşanıp yaşanmadığı, bu olayın nerede ve hangi gıdayla bağlantılı olduğu belirlenir. İlk sağlık kaydında belirtilen yemek ve saat, o günkü menü, yemek hizmetinin kaynağı, tanıklar ve varsa inceleme raporları aynı olay anlatımını kurmalıdır. Rahatsızlığın sonradan başlaması hâlinde de yemeğin tüketildiği zaman ile sağlık başvurusunun zamanı ayrı kaydedilir. [1]
İşyerindeki yemek ve dinlenme alanlarının kapsamı ile işyeri dışındaki lokantada geçen olayların ayrıntılı karşılaştırması yemek ve dinlenme molasında iş kazası makalemizde açıklanmaktadır. Her öğle yemeği başvurusunu aynı koşullarda değerlendirmek yerine gidilen yerin işyeriyle ve varsa görevle bağlantısı belirlenmelidir. [1]
Yemek ile rahatsızlık arasındaki bağlantı nasıl ispatlanır?
Olayın yeri, tüketilen gıda, sağlık sonucu ve çalışma ilişkisi birbirini tamamlayan delil konularıdır. Yalnızca “yemekten sonra hastalandım” açıklamasıyla bütün tazminat koşullarının ispatlandığı kabul edilemez. Tıbbi kayıtlar ile olay ve gıda incelemesi kayıtları birlikte değerlendirilir. Hangi kaydın hangi iddiayı desteklediğini göstermek, dosyanın eksik kalan bölümünü de görünür kılar.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.03.2025 tarihli, E.2024/2300, K.2025/1504 sayılı kararında, yabancı bayraklı bir gemide çalışan kişi kahvaltıda yediği sucuklu yumurtadan zehirlendiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istedi. İlk derece mahkemesi, SGK incelemesi ve bilirkişi değerlendirmeleri doğrultusunda gıdayla ileri sürülen zarar arasında bağlantı kurulamadığı gerekçesiyle davayı reddetti. Daire; geminin yabancı bayraklı oluşunu, sigorta kapsamına ilişkin tespitleri ve olayla zarar arasında nedensellik bağı kurulamamasını dikkate alarak ret kararını onadı. [2]
Dosyanın bu özelliği, çalışma statüsünün ve sigorta kapsamının da başlangıçta açıklanması gerektiğini gösterir. Fabrikada 4/a kapsamında çalışan kişi ile yabancı bayraklı gemideki çalışanın sigorta koşulları aynı varsayımla ele alınmaz. Sağlık başvurusunun varlığı yanında hangi yemek, hangi olay ve hangi zarardan söz edildiği somutlaştırılır. [1][2]
Zehirlenmeden sonra başka bir rahatsızlık gelişirse
Zehirlenme iddiasıyla birlikte sonradan ortaya çıkan farklı bir rahatsızlık için de tazminat isteniyorsa her sağlık sonucunun olayla bağlantısı incelenir. Raporlardan biri bağlantıyı kabul ederken diğeri reddediyorsa çelişkinin hangi tıbbi kayıt ve gerekçelerle giderildiği açıklanmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.10.2008 tarihli, E.2008/3238, K.2008/13037 sayılı kararında, Sağlık Bakanlığında memur olarak çalışan davacı, kuruma yemek sağlayan şirketten tazminat istedi. Davacı, öğle yemeği sonrasındaki zehirlenme tedavisinden sonra yeniden hastalandığını ve farklı bir tanıyla tedavi gördüğünü ileri sürmüştü. Dosyadaki iki rapor, sonraki hastalık ile gıda zehirlenmesi arasındaki ilişki konusunda farklı sonuçlara ulaşıyordu. Daire, Adli Tıp Kurumundan yeni rapor alınarak bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek kısmen kabul hükmünü bozdu. Uyuşmazlık, yemek sağlayan şirkete yöneltilen tazminat talebiydi. [3]
Bedensel zarar, tedavi gideri ve kazanç kaybının kapsamı Türk Borçlar Kanunu m.54 çerçevesinde; zarar ve kusurun ispatı m.50 çerçevesinde ele alınır. Önceki sağlık kayıtları, ilk tedavi ve takip belgeleri bu nedenle bir arada değerlendirilmelidir. Raporlar arasındaki farkı çözmeden yalnız daha yüksek zarar hesabı istemek, uyuşmazlığın tıbbi temelini tamamlamaz. [4]
İşverenin ve dışarıdan yemek getiren firmanın sorumluluğu
Türk Borçlar Kanunu m.417, işverenin işçiyi koruma ve işyerinde sağlıklı, güvenli çalışma koşullarını sağlama yükümlülüğünü düzenler. Yemek hizmetinin kimden alındığı kadar işyerindeki hazırlama, saklama, taşıma ve servis organizasyonunda kimin hangi işi üstlendiği de araştırılmalıdır. İşverenden tazminat istenirken yerine getirilmediği ileri sürülen yükümlülük ile zararın bağlantısı gösterilir. [4]
6331 sayılı Kanun m.4–5 ve 10; risklerin değerlendirilmesini, gerekli önlemleri, organizasyonu ve denetimi düzenler. Acil durum ve ilk yardım organizasyonu ise m.11 kapsamındadır. Dışarıdan yemek satın alınması, işverenin kendi çalışma ortamına ilişkin bu yükümlülüklerinin incelenmesini ortadan kaldırmaz. Bunun yanında yemek firmasının üretim, taşıma veya sunumundaki bir davranışın zarara etkisi varsa o kişinin sorumluluk dayanağı ayrıca belirlenir. [5][4]
Yemek firmasına yöneltilecek taleplerde kusurlu ve hukuka aykırı davranışla verilen zarara ilişkin TBK m.49 ve koşulları varsa adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin m.66 önem taşır. Aynı zarardan birden fazla kişinin farklı sebeplerle sorumlu olduğu belirlenirse TBK m.61 uyarınca müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir. Sırf yemek alım sözleşmesi bulunduğu için bütün tarafların kendiliğinden aynı kapsamda sorumlu olduğu varsayılmaz. [4]
Açıklayıcı örnek: Dilovası’ndaki bir fabrikada aynı öğle yemeğini yiyen çalışanların rahatsızlandığını düşünelim. Dışarıdaki mutfakta üretim, taşıma aracındaki süreç ve fabrikadaki servis düzeni farklı kişiler tarafından yürütülmüş olabilir. Menü, teslim saati, servis kayıtları ve sağlık başvuruları bir araya getirilerek olayın hangi aşamayla bağlantılı olduğu araştırılır. Bu, gerçek bir dosyaya dayanmayan örnektir; sorumluluk sonucu varsayılmamaktadır. [4][5]
Toplu zehirlenmede numune ve analiz kayıtları neden önemlidir?
Birden fazla kişinin aynı yemekten sonra rahatsızlanması durumunda kimlerin ne yediği, sağlık başvurularının ne zaman yapıldığı ve incelemeye hangi gıdaların alındığı kayıt altına alınmalıdır. Numune veya analiz varsa hangi öğüne ve ürüne ait olduğunun açık olması gerekir. Bu bilgilerin tıbbi ve teknik değerlendirmeyle birlikte ele alınması, ortak olay iddiasının araştırılmasına yardımcı olur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 11.10.2023 tarihli, E.2023/2820, K.2023/3878 sayılı kararında, okul ve yurtta yemek yiyen öğrencilerin rahatsızlanması üzerine yürütülen ceza davası incelendi. Dosyada tavuk sote ve pudinge ilişkin resmî analiz sonuçları ile gıda mühendisi raporu bulunuyordu. Yerel mahkeme yemek hizmetini veren işletmenin sorumlusu hakkında mahkûmiyet kararı vermişti. Daire ise mağdurun soruşturmadaki şikâyetçi olmadığı beyanı ve sonradan şikâyetçi olmasının etkisi üzerinde durdu; şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü kanun yararına bozdu. [6]
Bu dosyada hem gıda incelemesi hem de ceza sürecindeki şikâyet beyanı somut uyuşmazlık konusuydu. Analiz raporlarının bulunması, başvurunun diğer koşullarının da yerine getirildiği anlamına gelmez. TCK m.89/5 uyarınca taksirle yaralamada şikâyet koşulu; yaralanmanın niteliği ve bilinçli taksir bakımından hükümdeki istisna gözetilerek incelenir. [7]
Hangi belgeler toplanmalı?
Başvuru hazırlığında olayın kısa zaman çizelgesini oluşturun: yemeğin yenildiği saat, ilk rahatsızlık, sağlık başvurusu ve işverene bildirim. Aşağıdaki kayıtlar, incelenen kararlar ve sorumluluk hükümleri doğrultusunda dosyanın farklı sorularını aydınlatabilir. [2][3][4][6]
| Belge veya kayıt | Açıkladığı konu |
|---|---|
| İlk sağlık kaydı, epikriz ve istirahat raporu | Başvuru zamanı, bildirilen olay ve sağlık sonucu |
| Menü, yemek hizmeti sözleşmesi ve teslim kaydı | Hangi yemeğin, kim tarafından ve ne zaman sağlandığı |
| Resmî numune alma tutanağı ve analiz sonucu | İncelenen ürün, öğün ve teknik bulgular |
| Yemek ve vardiya listeleri, doğrudan bilgisi olan tanıklar | Yemeği kimlerin tükettiği ve olayın zamanı |
| Önceki ilgili tedavi kayıtları ve sonraki tetkikler | İleri sürülen sağlık sonuçlarının birbirleriyle bağlantısı |
| SGK başvurusu, işveren bildirimi ve tebliğ belgeleri | Bildirilen olay, işlem tarihleri ve ret gerekçesi |
Çalışma ve sağlık kayıtlarını kişi bazında düzenlemek önemlidir. Toplu bir olay ileri sürülse bile herkesin tedavisi, iş göremezlik süresi ve zararı aynı olmayabilir. Elinizde olmayan numune, kamera veya teslim kaydının hangi kurumda ya da işletmede bulunduğunu da belirtin. Teknik inceleme bulunmadığında kayıt yokluğunu gizlemek yerine mevcut delillerin neyi gösterebildiğini açıklayın. [2][3][4]
Ceza davası ile tazminat talebi aynı sonuca mı bağlıdır?
Ceza incelemesinde hangi kişinin hangi davranışla yaralanmaya neden olduğu ve suçun koşulları araştırılır. Türk Borçlar Kanunu m.74 ise hukuk hâkiminin kusur ve zararı değerlendirirken ceza hukukunun sorumluluk hükümleriyle ve beraat kararıyla bağlı olmadığını düzenler. Ceza dosyasındaki deliller ve kararın gerekçesi, özel hukuk talebinin koşullarıyla birlikte ele alınmalıdır. [4][7]
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.09.2021 tarihli, E.2019/12403, K.2021/5875 sayılı kararında, marketten alınan yoğurdu yedikten sonra rahatsızlanan çocuklarla ilgili olarak mağaza müdürü ve gıda reyonu sorumlusu hakkında açılan ceza davası incelendi. Daire, yüklenen suçun bu kişiler tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirledi; yerel hükümdeki beraat gerekçesini düzelterek hükmü onadı. Bu karar, ceza sorumluluğunun kişiye ve ispatlanan eyleme göre incelendiği bir dosyaya ilişkindir. [8]
İş kazası nedeniyle ceza soruşturması, beraat ve tazminatın ilişkisine ilişkin daha geniş açıklamalar iş kazasında ceza davası makalemizde yer almaktadır. Şikâyet, SGK başvurusu ve tazminat talebinin birbirinden farklı işlemler olduğu başvuru hazırlığında gözetilmelidir.
İş kazası bildirimi ve SGK ret kararında izlenecek yol
4/a kapsamında çalışan işçinin iş kazasını işveren, yetkili kolluğa derhâl ve SGK’ya en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmelidir. İşverenin kontrolü dışındaki yerde gerçekleşen kazada SGK bildirim süresi öğrenme tarihinden başlar. Sonradan rahatsızlanma iddiasında yemeğin tüketilmesi, sağlık başvurusu ve işverene haber verilmesi tarihleri başvuruda ayrı ayrı açıklanmalıdır. [1]
İşverenin bildirim yapmaması durumunda işçi veya yakınlarının çalışma ve olay belgeleriyle SGK’ya başvurusu değerlendirilir. Kurum olayın iş kazası niteliğini kabul etmezse 7036 sayılı Kanun m.4’teki dava öncesi SGK başvurusu koşulu ve ret gerekçesi incelenir. Altmış gün içinde cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır; bu, bütün tazminat taleplerine uygulanan ortak bir dava açma süresi değildir. [9]
Bildirim eksikliğinde işveren iş kazasını bildirmezse; Kurumun ret kararında SGK iş kazasını kabul etmezse rehberlerindeki başvuru hazırlığı dikkate alınabilir. İşçi ile işveren arasındaki iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat ile ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları, 7036 sayılı Kanun m.3/3 uyarınca dava şartı arabuluculuğun dışındadır. Yemek şirketine yöneltilecek ayrı bir talebin görev ve başvuru koşulları ise ilişkinin niteliğine göre ayrıca belirlenir. [9]
Geçici rahatsızlanmada ve kalıcı zararda hangi haklar doğabilir?
5510 sayılı Kanun m.16 ve 18 kapsamında, yetkili hekim veya sağlık kurulunun istirahat raporuna bağlı geçici iş göremezlik ödeneği gündeme gelebilir. Sürekli iş göremezlik geliri için m.19’daki meslekte kazanma gücünün en az yüzde 10 azalması koşulu aranır. Bu eşik bütün gider ve tazminat taleplerinin ortak alt sınırı değildir. [1]
İşverenden veya diğer sorumlulardan istenebilecek tedavi gideri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybının etkileri ve manevi tazminat kendi dayanaklarıyla değerlendirilir. Ölüm hâlinde destek kaybı ve yakınların manevi zarar talepleri gündeme gelebilir. Tutar, yalnız zehirlenen kişi sayısına veya tanıya göre belirlenmez; sorumluluk, sağlık sonucu ve belgelenen zarar önemlidir. Tedavi giderlerinin ayrıntıları iş kazasında tedavi giderleri makalemizde açıklanmaktadır. [4]
Sık sorulan sorular
Yalnız bir kişi rahatsızlandıysa başvuru yapılamaz mı?
5510 sayılı Kanun m.13, iş kazası için belirli sayıda kişinin aynı anda zarar görmesini şart koşmaz. Tek kişinin başvurusunda da olayın gerçekleşmesi, sigortalılık ve ileri sürülen sağlık sonucu incelenir. Başkalarının rahatsızlanmamış olması tek başına bütün incelemenin yerine geçmez. [1]
Numune bulunmaması davanın mutlaka reddedileceği anlamına mı gelir?
Numune yokluğunun etkisi, somut uyuşmazlıkta ispatlanması gereken konu ve eldeki diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Sağlık belgeleri, tüketim ve teslim kayıtları, tanıklar ve uzman değerlendirmeleri dosyanın bütünü içinde ele alınır. Gıdayla bağlantısı kurulamayan zararın talep edilmesi ile sağlık raporları arasındaki çelişkinin henüz giderilmemiş olması aynı durum değildir. [2][3]
Resmî kaynaklar ve emsal kararlar
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, m.11, 13 ve 16–19 ↩
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 11.03.2025, E.2024/2300, K.2025/1504 ↩
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 30.10.2008, E.2008/3238, K.2008/13037 ↩
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.49–50, 53–56, 61, 66, 74 ve 417 ↩
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, m.4–5, 10 ve 11 ↩
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 11.10.2023, E.2023/2820, K.2023/3878 ↩
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.89 ↩
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 15.09.2021, E.2019/12403, K.2021/5875 ↩
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, m.3/3, 4 ve 5 ↩
Resmî mevzuat ve karar tam metinleri 30 Ekim 2026 tarihinde kontrol edilmiştir. Eski kararların olay tarihindeki düzenlemeleri ile güncel mevzuat ayrı değerlendirilmiştir. Hazırlayan: Av. Fırat Köksoy.
Yasal Uyarı ve Bilgilendirme
Bu makale, Köksoy Hukuk & Danışmanlık tarafından genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçerik, belirli bir kişi veya uyuşmazlık için verilmiş hukuki görüş ya da danışmanlık niteliğinde değildir; somut dosyanın incelenmesinin ve kişiye özgü hukuki değerlendirmenin yerine geçmez.
Mevzuat ve yargı uygulaması zaman içinde değişebilir. Makalede yer verilen kararlar, ilgili olayın koşulları ve kararın verildiği dönemdeki düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Benzer görünen uyuşmazlıklarda deliller, tarafların hukuki durumu ve usul işlemleri farklı sonuçlara yol açabilir. Açıklamalar ve emsal kararlar, belirli bir sonucun elde edileceğine ilişkin taahhüt veya garanti oluşturmaz.
Bu sayfaya erişilmesi veya içeriğin okunması tek başına avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Site üzerinden mesaj gönderilmesi, ilgili kuruma veya mahkemeye yapılması gereken başvurunun yerine geçmez. Başvuru, itiraz, dava, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler somut olayın özelliklerine göre ayrıca incelenmelidir. Hak kaybı yaşanmaması için süreye bağlı işlemlerde genel açıklamalarla yetinilmemeli; başvuru ve tebliğ kayıtları ile dosya belgeleri üzerinden hukuki yardım alınmalıdır.
